🔴 #SONDAKİKA | BirGün muhabiri Ebru Çelik, kendisine gelen bir mesaj üzerine figüran olarak kayıt yaptırıp Kemal Kılıçdaroğlu’nun rozet törenine katıldığını aktardı.
Çelik’in haberine göre, Kemal Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’da katıldığı CHP üye katılım törenine, üç farklı cast ajansı aracılığıyla kişi başı 950 TL karşılığında yüzlerce figüran getirilmiş.
Haberde, figüranların sabah Trump AVM önünde toplanarak yaklaşık 20 servisle Rauf Denktaş Kültür Merkezi’ne götürüldüğü, aralarında işsizler, emekliler, atanamayan öğretmenler ile İran, Özbekistan ve Mısır uyruklu kişilerin de bulunduğu iddia edildi.
Ayrıca etkinlik öncesinde figüranlara hangi sloganları atacakları ve ne zaman alkışlayacakları konusunda prova yaptırıldığı, bazı kişilere CHP Gençlik Kolları yelekleri giydirildiği ve konuşmalar sırasında alkış ile sloganların cast direktörleri tarafından yönlendirildiği öne sürüldü.
Haberde, bazı figüranların siyasi amaçla değil ücret karşılığında geldiklerini söylediği, etkinlik boyunca salondan çıkışlara izin verilmediği ve konuşmaların ardından figüranların ücretlerini almak üzere ajans ofisine götürüldüğü iddia edildi.
🔵 Bir vatandaş, Rusya'da kızına cinsel istismarda bulunan kişiyi öldüren baba hakkında verilen dikkat çekici kararı anlattı:
▪️"Rusya'da adamın bir tanesi kızına bir pedofilin sarkıntılık ettiğini, tacizde bulunduğunu fark edince herifi takip ediyor ve adamı sırtından 30 küsur kere, 38 kere, 37 kere bıçaklayıp sonra, çok affedersiniz, takımlarını da kesip açık bir çukura, bir mezara atıyor."
▪️"Sonra da gidiyor, teslim oluyor. Savcı adamı serbest bırakıyor."
▪️"Basın açıklaması şöyle: 'Bu bir cinayet vakası değil, bu bir pedofilin intihar vakası' diyorlar."
▪️"'Bize göre bu pedofil kendini o mezara atmış, sırtından kendine 37-38 kere bıçaklamış, kendi fazlalıklarını ihtiyacı olmadığı için kesmiş ve intihar etmiştir. Adamı niye tutuklayalım ki?' diyor."
▪️"Bence gayet güzel bir çözüm yani, mantıklı. Adam intihar etmiş bariz bir şekilde. Niye başkasını suçlayacaksınız ki?"
🎥 (chefkaandemirel)
İlahiyat Profesörü Yaşar Nuri Öztürk'ün gusül abdestini anlattığı konuşması:
🔸Bütün vücudu yıkayacaksınız.
🔸”Ordan başlayacak, şurası 3 defa yıkanacak burası 5 defa yıkanacak” bunların hepsi hikaye.
🔸Hatta fıkıh kitapları diyor ki: “Bir adam cünüp, yıkanmak için bir yere gidiyor. O ara ayağı takıldı denize veya nehire düştü. Battı çıktı. Gusül abdesti tamamdır”, bu kadar.
🔸Yok “niyet ettim, yok şu tarafa döndüm” bunların hepsi yahudilikten geçme.
🔸İslam'da bunların yeri yoktur.
🔸Vücudunu yıkayacaksın kardeşim bu kadar basit ya.
🔸Adam gibi gir yıkan, ne gak guk edip duruyorsun?
🔸Bizim bu yahudilik fıkhından çektiğimiz nedir ya? Paçamızı bin senedir bırakmadı!
🔸Mesela Kur'an okuyacaksın. Yok “diz çök”, yok “abdest al”, yok “kıbleye dön, başını ört”.
🔸Bunların hepsi safsata. Böyle bir şey peygamberin hayatında yok!
Bitlis'in Düzköy Erikli Köyü İlköğretim Okulunda görev yapan sınıf öğretmeni Yasemin Tekin, sosyal bilgiler öğretmeni olan eşi Bayram Tekin ve 3 yaşındaki kızları Betül Tekin, 25 Ekim 1993'te PKK'lı teröristler tarafından şehit edildi.
Köy okulunun lojmanında akşam yemeğini yerken sofra başında şehit edildiler!
Betül şehit edildiğinde ellerinin arasında ekmek kırıntıları vardı!
Anne Yasemin, şehit edildiğinde 8 aylık hamileydi!
Kurşunlar karnını delik deşik etmiş, doğmamış bebeği bile parçalanarak şehit olmuştu!
Baba ise tüm bunları gördükten sonra şehit edildi.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir ulus devlettir ve Misakı Milli sınırları içindeki toprakları bölünmez bir bütündür. Türkiye Cumhuriyeti'nin her ilinde ilçesinde aynı anayasa ve aynı kanunlar geçerlidir.
Anayasaya göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin resmi dili Türkçedir.
Türkiye'nin bir ilinde, ilçesinde veya bölgesinde Türkçe yerine başka bir dili fiilen veya resmen "resmi dil" ilan etmeye kalkmak anayasaya aykırıdır.
İkincisi; böyle bir girişim "ana dilini konuşmak" isteğinin çok ötesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin içinde ayrı bir ulus inşası girişimidir.
Osmanlı'nın son 150 yılında özerkliğe ve ayrışmaya giden yolun kilometre taşlarının nasıl döşendiğini iyi biliyoruz. Bu kararlar, özerkliğe giden yolu açar.
Bu kararlar, etnik kökeni, dini mezhebi farklı Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının birleşmesine değil, ayrışmasına zemin hazırlar.
Gerçek şu ki, Türkiye Cumhuriyeti geri dönüşü olmayan bir yola sürüklenmek isteniyor. Bu süreci yürütenler dillerinin altındaki baklayı çıkarmalıdır. Türk ulusu neyle karşı karşıya olduğunu açık seçik bilmelidir.
Kültürel devrimi yapamadınız, kaybettiniz!
Atatürk düşmanlarının büyük çoğunluğunun çocukları Atatürkçü olacak!
Senin gözlerinden öpüyorum canım kardeşim benim ❤️
Sözde Açılım 2.0 yükleniyor.. 1. sinin hesabını bu millet sormadığı için 2.sine cesaret ediyorlar. Bir terör örgütünü muhatap alıp bu saçmalıklara göz yummak, “devlet aklı” palavralarıyla kendini inandırmak, sonucu vatanı kaybetmeye gidecek akış tutulmasıdır.
Türk milletinin en büyük pişmanlığı; senin gibi cani bebek, katillerini cezaevlerinde beslemesi! asılması gereken teröristler sokaklarda, meydanlarda millete meydan okuyor. bu teröristleri salanlar şımartanlar neyi amaçlıyor?
25 Aralık 1991...
İstanbul'un göbeği, Bakırköy...
Alışveriş yapmak için mağazaya gelen insanlar...
İşine gitmiş çalışanlar...
Çocuğuna kıyafet almaya çıkan anneler...
İki yaşındaki bir bebek...
Hiçbirinin elinde silah yoktu.
Hiçbiri çatışmanın tarafı değildi.
Hiçbiri o gün öleceğini bilmiyordu.
Öğle saatlerinde yüzlerini kaşkollarla gizleyen yaklaşık 100 kişilik bir grup, "Yaşasın Başkan Apo", "Yaşasın PKK", "Vur gerilla vur, Kürdistan'ı kur" sloganlarıyla Çetinkaya Mağazası'nın önüne geldi.
İlk yaptıkları şey mağazanın girişini kapatmaktı.
Ardından 50'den fazla molotof kokteyli mağazaya ve vitrinlere atıldı.
Bir anda her yer alev aldı.
İçeride bulunan insanlar panikle üst katlara kaçtı.
Çıkış kapısı alevler içindeydi.
Son umut olarak yangın merdivenine yöneldiler.
Fakat o kapı kilitliydi...
Arkanızdan alevler yükseliyor...
Duman nefes aldırmıyor...
Yanınızda çığlık atan çocuklar var...
Ve sizi hayatta tutacak tek çıkış kapalı...
İtfaiye geliyor ama merdivenleri terasa yetişemiyor.
Bazıları ipe tutunarak kurtuluyor.
Bazıları ise yangın merdiveninin önünde dumandan boğularak can veriyor.
O gün hayatını kaybedenler:
• Ahmet Çetinkaya
• Hasan Dervişoğlu
• Merve Gül Bakkal (2 yaşında)
• Sezer Bakkal
• Hatice Çelik
• Habibe Çelik
• Zübeyde Nadir
• Şadiye Nadir
• Rezzan Seda Kızılkırmızı
• Süheyla Kızılkırmızı
• Yaver Ağabeyli
• Şengül Aras
Şimdi bir an durup düşünün...
Böyle bir terör eyleminin içinde yer alıyorsunuz.
Sonucunda 12 masum insan hayatını kaybediyor.
Aralarında iki yaşında bir bebek var.
Yıllar sonra cezaevinden çıkıyorsun
Ama zerre pişmanlık göstermiyorsun
Normalde sessizce kenara çekilmen gerek değil mi?
Ama yoook!
Üstten tehdit etmeye devam ediyor!
Sonra da çıkıp barıştan, demokrasiden ve kardeşlikten söz ediyor!
Üstelik bugün, devletin buna izin vermesiyle miting miting dolaşıp bunu adeta bir gövde gösterisine dönüştürebiliyor.
Allahım biz ne yaşıyoruz?
Adam ülkenin Türklük yükünü tek başına sırtlıyor resmen. Gittiği her yerde Türkiye’yi ve Türk dünyasının kardeşliğini en güzel şekilde temsil ediyor. 🇹🇷🇰🇿
Cihat Yaycı :
⁉️ BU NASIL BİR TEZATTIR?
Bebek dahil 12 masum insanı yakarak katleden terör örgütü mensubu bugün meydanlarda “barış”, “demokrasi” ve “insan hakları” üzerine nutuk atabiliyor.
Daha da vahimi, bunu hiçbir pişmanlık emaresi göstermeden yapıyor. Aksine, bu ve bunun gibiler “Biz pişman değiliz.” diyerek işledikleri suçları reddetmediklerini, benimsediklerini ve meşru gördüklerini açıkça ilan ediyorlar.
Hakkında da hiç bir işlem yapılmıyor!
Peki sormak gerekmez mi?
Bebek katilleri vicdan dersi verebilir mi?
Masum insanları diri diri yakanlar insan haklarından söz edebilir mi?
Terörü yöntem olarak benimseyenler demokrasi adına konuşabilir mi?
Silahla, bombayla, cinayetle hafızalara kazınmış bir örgütün mensupları barışın temsilcisi olabilir mi?
Elbette olamaz.
İşte asıl tezat budur.
Bir tarafta evlatlarını kaybetmiş ailelerin hiç dinmeyen acısı, binlerce şehidimizin aziz hatırası ve gazilerimizin fedakârlığı dururken; diğer tarafta bunlardan hiçbir pişmanlık duymayan kişilerin meydanlarda kahraman gibi karşılanması ve propaganda yapabilmesi, hukuk devleti ve toplumsal vicdan açısından üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur.
Hiç kimse düşüncesinden dolayı suçlanamaz. Ancak şiddeti öven, terör suçlarını meşrulaştıran veya bunları haklı göstermeye çalışan söylemler ile ifade özgürlüğü aynı şey değildir. Demokratik toplumlarda da ifade özgürlüğünün sınırları, başkalarının hakları ve kamu düzeni çerçevesinde belirlenir.
Devletin görevi; şehit ailelerinin vicdanını yaralayan, terörü meşrulaştıran ve toplumsal huzuru zedeleyen söylemlere karşı hukukun gereğini kararlılıkla uygulamaktır.
Çünkü terörün normalleştiği yerde ne gerçek demokrasi olur, ne gerçek özgürlük, ne de gerçek barış.
🔺1991 yılında, beşi çocuk 12 insanımızı yakarak öldüren pekakalı katil Çetin Arkaş,
Pişman değilmiş ve hiçbir pekakalı da pişman değilmiş‼️‼️
🔺Bu mu terörsüz Türkiye yeni apocccular?
🔺İhanetin nedeni olmaz, er ya da geç bedeli olur .
Evet zurnanın zırt dediği yer. Türk Milleti (buna alt kökeni farklı olan herkes dahil) bunlara göz yummaz.Vücut bunları kabul etmez.Buradan kardeşlik türküsü çıkmaz. Vücut için bu yabancı isimdir. Ben söyleyeyim de ileride daha büyük sıkıntılar çıkmasın.Türk ün katili lan bu it!
Dünyanın hiçbir ülkesinde müebbet hapis yemiş 55 bin kişinin katili bir terör örgütü lideri için böyle bir gösteri yapılamaz.
Esprileri ile insanları güldüren sanatçıyı tutukla, hakkını arayan öğretmeni ve madenciyi copla bu rezilliğe ve provokasyona göz yum!
Yazık ki ne yazık!!
Bu insanın katilleri için mi af istiyorsunuz?
Devlet aklı işte vardır bir bildikleri, bir daha yaşanmasın diye bu gerekiyor gibi söylemlerle kamuoyunu ikna etmeye çalışıyorsunuz.
Peki çözüm bir daha kimseyi öldürmesin diye katile meşruiyet kazandırmak gönlünü hoş tutmak mıdır?
Hukukun ve adaletin yerini taviz alırsa bunun adı çözüm değil teslimiyettir. Türk milletini aptal yerine koymayın. Bu söylemlerle ancak kendi kitlenizi ikna edebilirsiniz.
Serap Eser kardeşimize rahmet diliyor katillerini ve onun şakşakçılarını affetmeyip her zaman mücadele edeceğime söz veriyorum!
@zaferpartisi@umitozdag
#SerapEser #abdullahöcalankatildir
Arkadaşlar biz boşuna uğraşıyoruz galiba!
Selahattin Demirtaş'ın twit yorumlarına bakın; tam bir akıl tutulması! Profilinde Atatürk resmi olanlar, Atatürk yaşasa vatan hainliğinden asacağı adama sempati besliyor! Atatürk'ün üniter devletiyle kavgalı bu bölücü zihniyete stepne olmak cehalet değilse düpedüz ihanettir!