Martin Luther King’in de dediği gibi: Benim bir hayalim var.
Tüm farklılıklarımız ve aidiyetlerimizle ortak vatan paydasında; eşit, özgür, demokratik bir ülkenin vatandaşı olmak istiyorum.
İnsanların kimlikleri ve değerleri üzerinden yapılan söylemler; toplumsal barışa ve insan onuruna zarar vermektedir. En az bu ifadeler kadar vahim olan ise, ortamda bulunan siyasi aktörlerin bu sözler karşısında sessiz kalması ve gülüşmelerle bu saygısızlığa eşlik etmesidir.
Tüm liderlik zaaflarına, stratejik yetersizliklerine ve toplum nezdinde karşılık üretmekteki başarısızlıklarına rağmen ‘diretmeleri’, yalnızca bir siyasal tükenmişliğe değil, aynı zamanda demokratik erdemlerden uzaklaşmış ciddi bir ahlaki savrulmaya işaret etmektedir.
Bugün “arınacağız”, “temizleneceğiz” söylemlerine sığınmaları, oynadıkları rolü değiştirmiyor. Amaçları adalet, hak ya da hukuk değil; toplumsal muhalefeti güçlendirmek de değil. Asıl amaçları, yenilmiş ve iflas etmiş pirocu anlayışı yeniden siyaset sahnesine ikame etmek…
Sistem içinde kontrollü ve sınırları çizilmiş bir muhalefet üretilmesine hizmet eden tüm aktörler, sistemin sürekliliğine dolaylı biçimde hizmet etmektedirler. Bu gün gibi ortadadır.
Kılıçdaroğlu çok konuşulduğu gibi 13 seçim kaybetmedi aslında. Kaybetmek onun "devlet görevi" olmalıydı ve kaybettirmeyi hedefleyerek 13 seçimi de kazandı aslında.
O hala aynı yerde.
Kurtuluş Savaşı’nda İstanbul Hükûmeti ile Ankara arasındaki ayrım yalnızca hukukî değil, meşruiyet meselesiydi. Tarih, her zaman yasal olanla toplumsal iradeden güç alanı aynı yerde değerlendirmedi. Çünkü her yasal olan, aynı ölçüde meşru kabul edilmez.
Ülkenin her alanına sirayet eden çürümenin oluşumunda pay sahibi olup, yıllarca yetersizlikleri ile buna zemin hazırlayanların bugünki mutlak butlan hâlleri sadece siyasi değil; aynı zamanda ahlaki bir çöküşe işarettir. Hafızası olan toplumlar bu ikiyüzlülüğü not eder.
Olağanüstü hâl psikolojisinin, toplumsal gerilimin ve kutuplaşmanın sıradanlaştırıldığı bu siyasal iklim mide bulandırıcı olmaya başladı. Çünkü sürekli gerilim üreten bu düzenin normal kabul edilmesi, en az düzenin kendisi kadar ürkütücü…
Uzun süredir kriz, gerilim ve kutuplaşmanın olağanlaştırıldığı bir siyasal atmosferde yaşıyoruz. Mevcut düzenin devamlılığı adına siyaset, eğitim ve sivil toplum alanlarının benzer reflekslerle şekillendirilmesi zaten ağır aksak işleyen demokratik kapasiteyi aşındırıyor.
“CHP’nin genel başkanının kim olacağı CHP üyelerinin, delegelerinin ve seçmenlerinin meselesidir. Fakat ana muhalefet partisinin mahkeme kararlarıyla dizayn edilmesi demokrasiyi askıya almaktır. Bu da bütün Türkiye demokrasisinin meselesidir.“
“Ne var yani Kürtler kendilerini bir futbol takımıyla özdeşleştiriyorsa? Ama bir kesime göre Kürtler Türklüğe tam asimile olacak ve Kürtlüklerine dair kamusal alanda en ufak bir varlık göstermeyecek. Böyle bir şey mümkün değil. 100 yıldır olmadı, bundan sonra da olmaz.”
“Yaşam şartlarının ağırlaşması, korku ve baskı atmosferi de insanların "neşe"sini, heyecanını yok ediyor.
Ne yazık ki sosyal dokumuz bozuluyor, ağırlaşan yaşam koşullarıyla birlikte Türkiye daha neşesiz, daha mutsuz, daha heyecansız, daimi bir taşra sıkıntısının merkezi oluyor.”
“Rejimler otoriterleştikçe milli birlik zayıflıyor, iç cephe parçalanıyor. Demokrasi sadece bir seçme-seçilme süreci değil aynı zamanda bir milli güvenlik rejimidir.”
İran’a karşı saldırının saldıranlar açısından hiçbir meşru gerekçesi yok! Küresel haydutluk kendi ezberinden ilerliyor. İran’da rejimin karakterini ya da kendi halkına karşı günahlarını bombaların gölgesinde konuşmak, saldırganın meşruiyet safsatasına yarıyor.
Ez cümle: Amerika'nın veya bir başka gücün "satması" bir ihanet değil, rasyonel bir sonuçtur. Dağınık, çok merkezli ve sürekli iç çekişme yaşayan bir yapı, güvenilir bir "partner" değil, yük olmaya başlayan bir "maliyet" kalemidir.
Siz masaya "Ulus devlet çöptür, biz kantonlarla dünyayı değiştireceğiz" diyerek oturduğunuzda, karşınızdaki devlet aklı sizinle stratejik bir gelecek kuramaz. Çünkü devletler, muhataplarının devletleşebilecek veya devlet gibi davranabilecek bir ciddiyette olmasını bekler.