Bu sene 15.661 sınıf öğretmeni AGS'ye girdi. Platformumdaki atanan öğretmenlerden 825'i AGS'ye de girdi. 1.143 de girmeyen var. Ulaşamadıklarımıza oranlarsak 1.835 kişinin atanmasına rağmen sınava girdiğini düşünüyorum. Her sene yaklaşık 4 bin sınıf öğretmeni mezun oluyor. Bunların da yaklaşık olarak %25'i 3.sınıfken sınava giriyor. Özetle AGS'ye giren 15.661 sınıf öğretmeninden 1.835'i atanmış, yaklaşık 1.000 civarı ise 3.sınıf öğrencisi. Yani atama bekleyen sınıf öğretmeni sayısı yaklaşık 13.000. Bu sene de 4.000 gibi bir sayı alınırsa atama bekleyen sınıf öğretmeni sayısı 10.000'in altına düşecek. Ülkede sınıf öğretmeni ihtiyacı ise 15.000'in üzerinde. 2025 AGS kontenjan artırımı, 2026 iyi bir kontenjan ve 2027'de seçim atamasını düşünürsek ülkedeki tüm sınıf öğretmenliği açığının kapanmasını ve atama bekleyen tüm sınıf öğretmenlerinin atanmasını bekliyorum.
Değerli öğretmenlerim gönül ister ki her öğretmen atansın. 2015 yılında 67 bin öğretmen atanırken neden 100 bin değil diye tepki gösteren bir mücadeleciydim. Tüm öğretmenler TARAF tutmadan tek bir amaç için birleşiyorduk: Mevcut atamayı artırmak! Fakat 2016 yılından sonra işler öyle olmadı. Her yaz 40 bin öğretmen atanırken bir anda sayı 15 bine düşürüldü ve mülakat getirildi. Öyle haksızlıklar yapıldı ki kontenjanda olan 15 bin kişiden sadece 5 bini atanabildi. Atama sayısıyla mı mücadele edelim mülakatla mı mücadele edelim derken sonrasında 20.000 atama verildi ve hakkı yenen mülakat mağdurlarının çoğu hakkını yiyenleri ve hakkı yenilenleri unuttu. Koskoca sene ilk kez 35 bin atamayla kapatıldı ve mülakat mağdurlarının sayısı azaldığı için artık sesini duyuramaz oldular. Bir sonraki sene ilk defa bir atama sınavdan 1 yıl sonra yapıldı: 20.000! O kadar çok tepki oldu ki koskoca seneyi 20.000 ve tek atamayla mı kapatacaksınız diye çözümü karma alımla bulabildiler. Karma alım işin içine girdikten sonra o seneden kaç kişi atanıyordu, atamalar ne zaman oluyordu biz bile takip edemiyorduk. Sürekli 20.000 öğretmen atama haberi medyada dolanıyordu. Üst üste tam 7 kez 20.000 atama yapılmış. Bu sayıyı ezberden sayabilen kimse yok. Bu 7 tane 20.000 atama 5 yılda 6 KPSS dönemini kapsayarak yapıldı. Sonrasındaki atama son karma alımdı ve sayı 15.000'e düşürüldü (31 Ocak 2022) Karma alımlar sona erdikten sonra hop bir atama daha. Sizce kaç bin? Yine 20 bin. Sürekli 20.000 atama yapılıyor algısı vardı. Her ay akrabalar 20.000 öğretmen daha atanıyor diye soru sorup duruyordu. Oysa o 20 binler ısıtılıp ısıtılıp önümüze koyuluyordu. Peki sonra ne oldu? CUMHURBAŞKANLIĞI seçimi geldi çattı. 45 bin öğretmen atandı :) Peki sonra kaç bin kişi atandı. Tahmin etmekte zorlanmazsınız. Yine 20 bin. Bu 20 bin atamaya daha tepki gösteremeden MÜLAKAT MAĞDURİYETİ! Seçim geliyor belki mağduriyetler giderilir derken YEPYENİ MAĞDURİYETLER: İKİ KOSKOCA YILA SADECE YİRMİ BEŞ BİN ATAMA! İlki 2024 KPSS ile 15.000. (nispeten daha fazla) Bitmedi! 15 bin atamada da lise branşlarına verilen 29 gibi gülünç sayılar. Yine bitmedi. Şimdi AGS alımları geldi. 2 yıl sonra göreve başlayacak öğretmenlere sadece 10.000 atama.
ÖZETLE; BİR MAĞDURİYET GİDERİLMEDEN YENİSİ GELDİ. YENİSİNİ ÇÖZMEDEN DAHA KÖTÜSÜ GELDİ. GELDİKÇE GELDİ.
@Yusuf__Tekin Bu mesajları okuyunca insanlar ne düşünecek biliyor musunuz? Bu kadar da olmaz gerçekten, öğretmenlerin hakkı yenmiş diyecekler.
Biz öğretmenler bölünmüş gibi gözüksek de konu birlik olmak olunca da bir anda büyük bir orduya dönüşürüz.
Bu mesajı okuyacağınızı, en azından bir tanıdığınızın karşısına çıkıp bu yazıyı size okutacağını biliyorum. Umarım bu öğretmenlerin atamalarını artırırsınız. Mülakat mağduru, 2024 KPSS, 2025 AGS... Resmen mağduriyet tutulması yaşıyoruz. Tüm bu sorunları çözecek bir atamayı bu hafta bütçe görüşmesinde talep ediniz, bu haklı isteğinizde sayısı 2 milyonu bulan öğretmen camiası (atanmış, atanmamış, mezun olmamış) olarak arkanızdayız.
Son 12 yıla baktığımızda yılda ortalama 5 binden fazla sınıf öğretmeni atanmıştır. Emekli olanlara baktığımızda yüzde 30'undan fazlasının sınıf öğretmeni olduğunu görürüz. 10 bin 15 bin gibi sayılarda verilebilecek 5.000 altında sınıf öğretmeni kontenjanı ülkedeki sınıf öğretmeni açığını kapatmayı geçtim bir ildeki (İstanbul) sınıf öğretmeni açığını bile kapatamayacaktır. Diğer branşların da düşük kontenjanlarla mağduriyet yaşamaması adına AGS ataması ilk alımda 20 bine çıkarılmalı ve sınıf öğretmeni atama sayısı minimum 5.000 olmalıdır. @tcmeb
#MaliyeAGSyeAdil20Bin
TÜM MESLEKLERİN EN GÜZELİ: SINIF ÖĞRETMENLİĞİ
Sizi muayene eden doktorunuzun adını hatırlıyor musunuz?
Peki, şu anda yaşadığınız şehirdeki valinin adını soyadını biliyor musunuz?
Sürekli gittiğiniz zincir marketteki kasiyerlerin adını?
Yolculuk esnasında canınızı emanet ettiğiniz pilotun ya da şoförün adını?
Oturduğunuz evin yapımında emeği geçen mühendisleri, mimarları?
Sürekli alışveriş yaptığınız mağazanın müdürünün adını?
Yoksa mahallenizde gördüğünüz, gerektiğinde sizleri koruyan polislerin adını da mı bilmiyorsunuz?
Büyük ihtimalle bu soruların çoğuna cevabınız “hayır”.
PEKİ SINIF ÖĞRETMENİNİZ KİMDİ?
İşte orada her şey değişiyor. Adını da hatırlıyorsunuz, soyadını da. Yıllar geçmiş olsa bile sesini, simasını, tebessümünü, hatta sınıfa ilk girdiği anı bile unutmuyorsunuz. Çünkü hayatınızda iz bırakan, sadece okuma-yazmayı değil; doğruyu, yanlışı, saygıyı, sevgiyi, hayata dair ilk kuralları öğreten bir meslek var:
TÜM MESLEKLERİN İÇİNDE EN ÇOK HATIRLADIĞIMIZ, EN ÇOK İZ BIRAKAN MESLEK: SINIF ÖĞRETMENLİĞİ!
Gelelim asıl can yakan soruya: HER ÖĞRENCİ SINIF ÖĞRETMENİ KONUSUNDA SİZLER KADAR ŞANSLI MI?
Cevabı hepimiz biliyoruz: DEĞİL!
Bir öğrencinin kaderi, çoğu zaman doğduğu semte, gittiği okula, o okula atanan ya da “bulunan” öğretmene bağlı. Bir sınıfta yıllardır aynı çocuklara emek veren, mesleğini aşkla yapan bir sınıf öğretmeni var. Diğerinde ise her yıl değişen, bazen alanı bile sınıf öğretmenliği olmayan, yarın devam edip etmeyeceği belli olmayan ücretli bir öğretmen. Düşünün, bir tarafta “ömrümün öğretmeni” diye anılan bir isim, diğer tarafta çocukların adı gibi bile ezberleyemediği bir yüz…
Eğitim böyle bir piyango oyunu olmamalı. “Şanslıysan iyi bir sınıf öğretmenine denk gelirsin, değilsen kusura bakma,” denecek bir konu değildir bu. Her çocuk; adı yıllar sonra bile saygıyla, sevgiyle anılacak bir sınıf öğretmenini hak eder. Her sınıf; mesleği öğretmenlik olmayan birine değil, gerçekten bu mesleğin eğitimini almış, emeğini bu işe adamış bir öğretmene emanet edilmelidir. Çünkü biz biliyoruz ki bir ülkenin kaderi, önce o ülkenin sınıflarına giren öğretmenle yazılır. Sınıf öğretmenine değeri vermeyen bir sistem, aslında kendi geleceğini değersizleştirir.
PEKİ SINIF ÖĞRETMENLİĞİNE HAK ETTİĞİ DEĞERİ VERMEK İÇİN NE YAPMALI?
Madem hepimizin hayatında bu kadar derin iz bırakan bir meslekten bahsediyoruz. “Yapacak bir şey yok.” deyip köşemize mi çekileceğiz yoksa gerçekten taşın altına elimizi mi koyacağız? Her şeyden önce şunu kabul etmek zorundayız: Sınıf öğretmenliği, geçici, idareten, “boş kalmasın” diye doldurulacak bir kadro değildir. Her sınıfa, alanı sınıf öğretmenliği olan, bu işin eğitimini almış, bu mesleği hayatının merkezine koymuş öğretmenler atanmalıdır. Ücretli öğretmenlik, her yıl değişen öğretmenler, alan dışı görevlendirmeler… Bunların tamamı, bir çocuğun hayatına vurulmuş pedagojik darbedir. Sınıf mevcutları 50’leri zorlarken bir yandan da öğretmenden her çocuğa tek tek dokunmasını bekliyoruz. Bu mümkün değil. Eğer gerçekten sınıf öğretmenine değer vermek istiyorsak, önce çocuk sayısını azaltıp öğretmen sayısını artırmak zorundayız. Kalabalık sınıf, ucuz eğitimin değil, pahalı bir geleceksizliğin habercisidir.
Sonra…
Sınıf öğretmenini sadece maaş bordrosunda bir memur gibi görmekten vazgeçmeliyiz. Ekonomik olarak tatmin olmayan, sürekli değersiz hissettirilen, her adımda baskı gören bir öğretmenden mucize beklemek, insafsızlıktır. Bu ülkenin bütçesi, geleceğini emanet ettiği öğretmenine insanca yaşayabileceği bir hayat sunamıyorsa, orada sorun öğretmende değil, önceliklerde demektir.
Ve elbette iş sadece devlette bitmiyor. Velinin de toplumun da kendine şu soruyu sorması gerekiyor: “Ben çocuğuma emek veren sınıf öğretmenine gerçekten gereken saygıyı, desteği, güveni veriyor muyum?” Her sorun çıktığında ilk suçlu “öğretmen” ilan edilirse, kimse bu mesleğe gönül koymak istemez. Önce öğretmene güveneceğiz ki, öğretmen de kendini güvende hissedip bütün enerjisini çocuğa verebilsin.
@tcmeb