Bugün Alparslan Hoca'nın koğuşuna baskın yapıldığını öğrendim!
Kendisine karşı açılan davalarla ilgili dosyaları iki güne bölerek kendisine teslim etmiştim. Dosyaları emanet eşyadan değil bizzat benim verebileceğimi söylemişlerdi. İlk gün teslim ettiğim dosyaları koğuşuna girerken almışlar, inceleyip öyle verelim demişler. İkinci gün verdiğim dosyaları koğuşa almalarına müsaade etmişler. Kendisi de içeri bırakmış.
Ertesi gün (bugün) koğuşuna baskın yapılarak her şey dağıtılmış. Arama bahanesiyle koğuşundaki bütün eşyaları dağıtmışlar. Hatta Alparslan Hoca'ya terliğini çıkarttırıp çorabının içini dahi incelemişler! Elbiselerini dedektörle aramışlar. Verdiğim dosya klasörlerini ve mavi dosyaları alıp bütün evrakları föyler halinde bırakmışlar.
Gerekçe ise mavi dosyalarda bulunan sabitleyici demir! Tehlike arz ediyormuş, bunun yerine kantinde satılan dosyalardan alınabilirmiş. Bıçak, çatal, jilete müsaade ediliyor fakat mavi dosya içindeki küçük demir tehlikeliymiş.
Bunların bahane olduğu ortadadır. Tutuklandığı günden itibaren Alparslan Hoca'ya sistemli şekilde yıldırma politikası uygulanıyor.
- Adana'da tutuklandı ve ailesi Adana'da ama Erzurum'a sürgün edildi.
- Eşi de aynı şekilde tutuklanarak Samsun'a sürgün edildi.
- Cezaevine ilk girdiğinde orta katta bulunan güneş almayan, gökyüzünün görünmediği ve avlusu olmayan koğuşta tutuldu. Sonrasında değiştirilmesini talep edince alt koğuşa alındı.
- Traş olması gerekiyor, berber hakkı verilmiyor. Bıyık makası dahi verilmiyor.
- Emekli maaşına bloke konuyor, zor durumda bırakılmaya çalışılıyor. İtirazlar da sürüncemede bırakılıyor.
- Havalar soğuk olduğu halde kendi eşyaları alınmıyor, kantinden almaya zorlanıyor.
- Avukat görüşü kısıtlanıyor, gece 23'ten sonra görüş yaptırılmıyor.
- Spor hakkı gibi çeşitli hakları var, hiç bahsedilmiyor bile.
- Ağırlaştırılmış müebbet alanlara dahi verilen görüntülü görüşme hakkı verilmiyor.
- Tüm bunlara ilaveten koğuşuna baskın yapıp saygısızca muamele yapılıyor.
Kısacası tutukluluk sürecinde her şey Alparslan Hoca için eziyet haline dönüştürülmüş. Bir insana bu kadar zulmetmek normal değildir.
Bu muamele derhal son bulmalı, hapishaneler işkence yerlerine dönüştürülmemeli.
Ne ara, ne kadar hızlı değişiyor bu kurallar ben anlamadım!
Şimdi her şeyi baştan satın almamızı istiyorlar. Tabi bu arada emekli maaşı hala bloke.
Babam 30 gündür aynı kıyafetlerle idare etmeye çalışıyor ve havalar soğudu. "Üşüyorum" demiş. Yeter artık! Patlatıyorsunuz insanı!
@omerhakseven2 "Zulmümüzü ayağındaki çoraba kadar ulaştırırız" mı dediniz nedir bu? Bir alimin koğuşunu talan edip çorabına kadar uzanmak güvenlik değil, bir zavallılıktır. Fikre güç yetiremeyip haysiyete saldıran bir acziyet ve ölçüsüzlük! Rezilsiniz!
Türkiye’nin en soğuk yerindeki babama 30 gündür kıyafet ulaştıramıyoruz! Tak etti artık!
Bakın madde madde anlatıyorum 1 aylık süreci.
1) Babam ilk sevk edildiğinde, avukat yola çıkacak diye hızlıca +
#YargıEliyleZulüm
Cezaevleri BacasızSanayi
AlparslanHocaya KıyafetZulmü
Erzurum gibi bir yerde "etiketi yok" diye kıyafet almamak güvenlik tedbiri değil keyfi bir zorbalıktır. Bu açık hukuksuzluğa, zorbalığa bir son verilmeli!
#YargıEliyleZulüm
Cezaevleri BacasızSanayi
AlparslanHocaya KıyafetZulmü
"Kuyu Tipi"
Erzurum Dumlu Cezaevinde tutuklu bulunan Alparslan Hoca'nın cezaevi koşullarından bahsetmek istiyorum.
Kaldığı cezaevi yüksek güvenlikli olup "kuyu tipi" olarak adlandırılan yapıya sahip. 3 katlı ve her katta ayrı koğuşlar bulunuyor. Avlusundaki duvarların yüksekliği 13 metre civarında. Dolayısıyla adeta kuyunun içinde gibi hissettiriyor. Güneşin en tepede olduğu esnada dahi güneş zemine ulaşmıyor. Güneşten istifade edebilmek için bazen sandalye üzerine çıkarak ellerini güneş ışıklarına doğru uzattığından bahsetti. Gökyüzünü ancak başını tamamen yukarı doğru kaldırdığında görebiliyor. Nezaretteyken 3 gün tahta üzerinde yattığı için boynu tutulmuş, bundan dolayı ilk günlerde gökyüzüne bakamamış.
F tipinde kalırken kuşlar avluya geliyormuş. Fakat burası o kadar derin ki avluya kuşlar bile inemiyor. Kuşlar için ekmeği biraz ıslatıp çatıya fırlatıyormuş. Çatı çok yüksek olduğu için kavuşturabilmek için epey çaba sarf ediyor. Hatta bir defasında kolu incinmiş. Geçen gün kuşlara ekmek atmayı geciktirince o gün ilk defa avlusuna bir kuş inip hemen geri uçmuş. "Adeta 'bugün geç kaldın' der gibiydi" dedi.
Allah'ı düşünerek söylediği şu cümlelerde gözleri doldu: "Hep konuşan ama işin içinde olmayan insanlar hiçbir zaman cennetin güzelliğini, davanın kıymetini anlamadılar. Halbuki Allah'tan güzeli yok."
Her namazlarında diğer cezaevinde olan talebeleri için dua ettiğinden bahsetti, "Beş vakit namazlarımda hep arkadaşlar için dua ediyorum. Kendimden çok onlara dua ediyorum. Eşime bile iki üç defa dua etmişimdir." dedi.
Saçları epey uzamış, rahatsız ediyor kendisini. Sakalları da aynı şekilde. "En azından makas verselerdi sakalımı düzeltirdim" diye düşünüyor.
Tüm bu sıkıntılara rağmen "Nasılsınız?" diye sorulduğunda hep "Taş gibiyim" diye cevap veriyor. Kendisini cezaevine gönderenler için de şunu söylüyor: "Biz cennet bahçesindeyiz. Allah 12 metrekarelik hücreyi bize cennet yaptı. Onlar bunu anlamıyorlar..."
5 çocuk arkada, karı koca içeride, sen onun emekli maaşına çöküyorsun. Yazıklar olsun. Mağduriyetten, mazlumiyetten gelen AK Partililer, “Bize darbe yapacaklardı, bize zulmediyorlar. 367 krizi yaptılar bize. Ayağımıza çelme takıyorlar.” diyen AK Parti iktidarı devleti ele geçirdi. Ordusuyla, polisiyle bürokrasisiyle her türlü bakanlığıyla, her şey elinde, medya elinde ve maalesef ki halkın da bir kısım insanının, kesiminin desteği elinde böyle olunca esip gürlüyor.
@meryemacelikten "gri profilli hesaplar silsilesi ve furkan gönüllülerinin yedek hesabın yedeğini açma çilesi" adlı tezimde bu konuyu detaylı bir şekilde ele almayı düşünüyorum✍🏻
AKP’DEN MUHALİF SESLERE DİJİTAL DARBE: SİSTEMATİK SANSÜRE KARŞI KAMUOYUNA AÇIKLAMA
AKP iktidarı döneminde baskı ve sansürün dozu her geçen gün artarken, bu gece bir kez daha organize bir operasyonla düğmeye basıldı. Daha önce engellenen 2.000’i aşkın hesabımızın ardından, tek bir merkezden verilen talimatla yüzlerce hesabımız daha aynı anda kapatıldı.
Bu durum sıradan bir erişim engeli değil; organize, hedef gözeten ve tahammülsüz bir dijital susturma operasyonudur!
Hakikati dile getiren, adaletsizlikleri teşhir eden ve halkı bilgilendiren mecraların düşmanca bir refleksle hedef alınması; ifade hürriyetine vurulmuş ağır bir darbedir.
Kamu gücü, AKP iktidarını eleştirenlerin tepesinde keyfî bir sopa gibi kullanılamaz!
Soruyoruz: Akp hükümeti vatandaşının attığı bir tweet’ten, kurduğu tek bir cümleden neden bu denli korkuyor?
Vatandaşın bir twitten korkanlar adaleti çiğnemektedir ve hakikatin konuşulmasını engellenmektedir.
Zamanlama tesadüf değildir. Erzurum Dumlu Cezaevinde 24 gündür tutuklu bulunan Alparslan Kuytul Hocaefendi’nin emekli maaşına dahi hukuksuz biçimde bloke konulmasını kamuoyuna duyurmamızın ve yükselen kitlesel tepkinin hemen ardından gelen bu engelleme dalgası, açık bir acziyet itirafıdır.
Verilmek istenen mesaj nettir: “Biz hukuku çiğneyelim, siz görmezden gelin. Biz zulmedelim, siz boyun eğin.”
Cevabımız da aynı netliktedir: Boyun eğmeyeceğiz, susmayacağız, geri adım atmayacağız!
Bir hesabı kapatırsanız, bin hesap açarız.
Bir sesi kısmaya çalışırsanız, milyonların vicdanında yankılanırız.
Bir platformu yasaklarsanız, hakikati meydanlarda, sokaklarda yine haykırırız!
Gerçekleri perdeleyerek hukuksuzluklarınızı gizleyemezsiniz. Sayfaları karartarak vicdanların sesini bastıramazsınız.
Bugün AKP eliyle susturulmak istenen yalnızca Furkan Hareketi değil; hakkı haykırma cesareti gösteren bu ülkenin tüm hür vicdanlarıdır.
Tüm kamuoyuna açık çağrımızdır: Zulmü duyurun, sansürü olağanlaştırmayın, hukuksuzluğu sessizlikle ödüllendirmeyin!
Furkan Hareketi
Xi SerbestBırakın
#FurkanaSistematikZulüm
AKPden MuhaliflereSansür
Hukuksuzca tutuklanan Furkan Gönüllüsü Recep Kardaş’ın eşi yaşadıkları mağduriyetleri anlatıyor:
“Eşim annesini çok merak ediyor. Çünkü görüntülü arama hakkı yok. Yatalak, eli-ayağı felçli götüremiyorum da. Eşimin yokluğuyla çok büyük bir boşluğa düştük…”
#YargıEliyleZulüm
FurkanGönüllülerine Ozgürlük