Dün Şanlıurfa'da bugün ise Kahramanmaraş’ta bir okulda yaşanan vahşet sadece bir öğrencinin eline silah alması değil; toplumun eline şiddeti tutuşturmasıdır. Dizilerde mafya romantize ediliyor, gündüz kuşağı programlarında kavga reytinge dönüştürülüyor, şarkıcılar şiddeti, madde kullanımını, ahlaksızlığı ‘cool ’ gösteriyor. Sonuçta ne oluyor? Çocuklarımız ve bu ülkenin geleceğini yetiştiren öğretmenlerimiz ölüyor!! Çocukların ikinci evi olan okullarda bile artık güvenlik yok. En basiti bir AVM’ye girerken bire cihazlardan geçiyoruz, çantalar aranıyor; peki ya çocuklarımızın en güvende olması gereken yerde okullarda ne yapılıyor? Neden öğrencilerimizin güvenliği için aynı hassasiyet gösterilmiyor? Okullarda güvenlik önlemleri artırılmalı, girişlerde kontroller yapılmalı. Çünkü eğitim yuvaları, geleceğimizin en güvenli alanları olmalıdır.
Ama mesele sadece güvenlik değil. Çocuklarımız akıl yönünden eğitilip sınavlarda derece yapmanın derdine düşülürken ahlak yönünden zayıf bırakılıyor. Evde ahlak dersi verilmeden, merhametli, saygılı ve vicdanlı bireyler yetiştirilmeden hiçbir eğitim sistemi başarılı olamaz. Bilinçli bireyler yetiştirmenin en önemli adımı, o insanı ahlaklı bir birey olarak yetiştirmektir. Çocuklarımızı sadece zeki değil, aynı zamanda merhametli ve saygılı kılmadıkça bu kısır döngü devam edecek. Bu ülke artık eğlence adı altında şiddet üretmeyi bırakmalı, okulları güvenli hale getirmeli ve evlerde ahlakı yeniden temel ders haline getirmelidir!
#kahramanmaraş
#4ölü
#korkunç
#çocuğun
#silah
#saldırı
#dünŞanlıurfa
#EğitimdeŞiddeteHayır
#Allah'tan
#sondakika
#gündem
Mezuniyet törenimizden önce sevgili @handaninciMSGSU hocamızı ziyaret edelim dedik. İyi ki de demişiz.♥️ Ziyaretimizi kabul ettiğiniz ve hoş sohbetiniz için çok teşekkür ederiz. ♥️🌸 Öğrencilerinize karşı beslediğiniz sevgiyi en derinlerde hissettik. İyi ki MSGSÜ, iyi ki siz.🦉♥️
Bir insanın ölümünün ardından bile ‘kayyum rektör’ diyerek karalama yapmak sadece saygısızlık değil, ahlâksızlıktır! Böyle bir unvan yoktur; bunu bilmeden konuşmak da, bilip söylemek de kötü niyettir. Ölümün arkasından bile kin kusmak, fikir değil seviyesizliktir.
Ahhh hocam 😔🥀Onun öğrencisi olmak benim için büyük bir onurdu… Bilgisi, bakış açısı, gülümsemesi, her daim öğrencilerini düşünmesi…. bana kattıklarını hiç bir zaman unutmayacağım canım hocamm ❤️🩹
Haftanın kitabı 📖🫠
“Aşk bir hulyâdır gözüm, buna aldananlar da budaladır.”
- Hüseyin Cahit Yalçın, Hayal İçinde, (Haz. Gökhan Tunç), Hitabevi, Ankara, 2021: s. 34.
İnsanlar tez sürecini abarttığımızı düşünüyorlar. Çok zorlandığımız için hep dilimizde sanıyorlar. Durum tam olarak öyle değil.
İlmi her uğraşının bir zorluğu vardır elbette. Fakat gördüğüm kadarıyla tez öğrencilerinin zorlanma sebepleri, bu dünyanın en büyük olayı olduğu için değil. Biz -maalesef- bilgileri hep tüketmeye alışkınız, genelde bize ne anlatılırsa o istenmişti. Şimdi 100-150 sayfalık akademik bir metin ortaya koymak, içeriğinden biçimine kadar hey şeye hakim olmak, belli kurallar eşliğinde öğrendiklerimizi sunmak.. bu yolda yaptığımız ilk “ciddi” şey bu.
Her şeyden önce özgüven istiyor. Hele ki yaptığı şeye özen gösteren biriyseniz stres seviyeniz artıyor. “Kim okuyacak niye bu kadar uğraşıyorsun?” diyen çıkıyor, “yaz geç işte kafaya takma” diye öğüt verenler oluyor.
Belki yazılan şeyi çok az kişi okuyacak. Belki yl tezi akademinin en önemli olayı değil. Ama öyle ya da böyle, bir şeyler üretmenin keyifli de olsa zorlayıcı bir tarafı söz konusu. Bu işi yapan herkes gelecekteki akademisyen versiyonu için bir temel atıyor :) Bir şekilde yeni bir kimlik oluşmaya başlıyor. Bu da haliyle gündelik sohbetlerimize, sosyal medya paylaşımlarımıza yansıyor. Çünkü duygular ortak. Konular farklı, belki bölümler bile farklı, ama üretme duygusu ortak.
Bir şeyler yapmaya çalışıyoruz, hakkını vermek için gayret ediyoruz, kendi kaygılarımızla yüzleşiyoruz. Dışarıdan önemsiz gözüken ama içeride büyük şeyler inşa eden bir süreç bu.
Velhasıl, tez öğrencileri için mesele yalnızca tezin kendisi değildir.🌿