BİZİM CEBİMİZDEN AĞALK YAPMAYIN
Beyim şimdi de en düşük emekli maaşı 70 bin TL olsa fena mı olurdu diye buyurmuş ve ardından da eklemiş: CHP iktidarında en düşük emekli maaşı sekiz küçük altın olacak.
Neyi nerede söylediğini ve hangi hesaba dayanarak söylediğini kendisi de bilmediği için bu açıklamasından sadece birkaç hafta evvel de CHP iktidarında en düşük emekli maaşını 56 bin, asgari ücretin de 50 bin TL olacağını duyurmuştu.
Eh, daha birkaç yıl evvel Aydın'dan yola çıkarak CHP'li tüm belediyelerde her çiftçiye traktör bedava diye kampanya yürütüyordu. Yürütüyordu yürütmesine lakin Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan oldu, şimdi Aydın da elinden çekti gitti.
Sonra bu vaadi kendisine sorulduğunda üzeri kapalı ifadelerle aslında konunun büyük bir kandırmacadan ibaret olduğunu lafı geveleyerek de olsa izah etmeye çalışmıştı.
Grup başkanlığı görevini yaptığı dönemdeki genel başkanı da muhtarlıklara evrak katipliği kadrosu açarak işsizlik sorununu çözeceğini açıkladığında bulunduğu koltuktan avuçları patlarcasına alkışlıyordu.
Yazdıkça kâbus gibi günler insanın aklına geliyor, bir ara da olası bir CHP iktidarında endüstriyel dönüşüm için ABD'den Jeremy Rifkin'i ithal ediyorlardı. Hatta Rifkin 'İkinci Yüzyıla Çağrı' isimli toplantıya görüntülü katılınca Kılıçdaroğlu keyfe gelmiş ve 'görsünler CHP'nin vizyonunu, görüntülü konferans teknolojisi' falan demişti.
Neyse dönelim Özgür Bey'e
Zekâ yumağı Genel Başkan Özgür Bey yine çıktığı bir programda hazinedeki altınları her bir aileye tam altın olarak dağıtacağını söylemişti. Merkez Bankası'nı dükkânı sanacak kadar dünyada olan biteni anlamaktan bihaberler maalesef.
Şimdi de yemedi içmedi kimin bankalara kredi kartı borcu varsa şu ana kadar birikmiş faizinin silineceğini ve bankalara olan ana para borcunun da taksitlendirileceğini duyurdu.
İnanamadım okudum, acaba çok düşük meblağlardan dolayı icra salonlarını dolduran miktarların düzenlenmesine dair bir konudan mı bahsediyor diye ama alakası yok.
Beyim her kimin bankalara ne kadar kredi kartı borcu varsa hepsine el atıyor.
Nesi fena işte adam kredi kartı borcu olanların borç faizlerini siliyor daha ne yapsın diyenler bile var yapılan yorumlarda.
Bankaya kuruş borcu olmayan vatandaşlarımızın suçu günahı ne?
O borçları banka silgi ile silmiyor, hazineden bu borçlar ilgili bankalara tıkır tıkır ödenerek siliniyor ve dürüst vatandaşın verdiği vergiler bu maksat için kullanılıyor.
Rakamlar ne diyor?
2025 yılı başlarında kredi kartı alacakları meblağ olarak 1,7 trilyon TL.
Yalnız bu rakam ödemesi gecikmiş borç miktarı değil, kredi kartları ile yapılmış harcama alacakları.
Peki bunun ne kadarı gecikmeye düşmüş borç?
BDDK verilerine göre, bireysel kredi kartı kullanıcılarının borçlarını ödemede gecikmeleri sonucu yasal takibe düşen alacak miktarı bu yılın başı itibarı ile yaklaşık 45 milyar TL.
Yani 1.7 trilyonluk harcamanın sadece 45 milyarı gecikmede.
Bu tablo bize vatandaşın kredi kartlara olan borcuna genel anlamda sadık olduğunu ve ödemesini yaptığını gösteriyor.
O zaman benim cebimdeki para ile borcunu ödemeyen vatandaşın birikmiş faizini neden ödeyecekmişsin?
İlla bankalarda birikmiş ve ödenmeyen bir borç silecekseniz İş Bankası'ndaki hisseleriniz ile mezkûr bankaya borcu olanların birikmiş faizlerini ödeyin de samimiyetinizi görelim.
Yoksa dürüst insanların parasıyla ağalık yapmayı bırakın.
Ne kadar uyuşturucu bağımlısı, sapkın, teşhirci ve devlet-millet düşmanı varsa sanatçı diye yutturmaya çalışıyorlar. Belki de sanatçı zırhı onlar için en güvenlisi.
Artık değişmeli.
Hodri meydan...
Var mısınız?
Madem, dürüstlük konusunda mangalda kül bırakmıyor, "hak, hukuk, adalet, halk" nutukları atıyorsunuz. Haydi, hep birlikte gereğini yapalım. Sezgin Baran Korkmaz'ın Paramount Oteli'nde kalan, ağırlanan "ünlü" gazeteciler açıklansın.
Kimmiş onlar, millet görsün.
Sivil toplum örgütleri, dernekler, cemiyetler, gazeteciler, hep beraber çağrı yapalım. Önce temizliğe kendi mahallemizden başlayalım.
Var mısınız?
(Türkiye Basın Federasyonu'nu ayrı tutuyorum. Federasyon zaten bunu istiyor ve bekliyor.)
“Kıskanır ulan kıskanır!..”
O dönem şansölye Olaf Scholz'du. Şimdiki şansölye "Friedrich Merz" gibi Scholz da "kippa" takardı.
Aynen Schröder'in, Helmut Kohl'ün taktığı gibi. (Merkel kadın olmasaydı o da takardı. Daha doğrusu taktırırlardı!..)
Garibim Alman, sormaz mı "bizim şansölyeler neden kippa takıyor?" diye...
Sormaz, daha doğrusu soramaz. "Antisemitik, ich kann nicht.., zart zurt" falan derken götürürler merkeze.
İşte holokost öyle bir cendere.
Çok acınası değil mi?
Almanya maalesef bağımsız bir ülke değil. Dış politikasını ABD, dolayısıyla Siyonistler belirler.
Alman gazeteci Julian Reichelt'in Mısır'daki Gazze Zirvesi'ne dair yaptığı paylaşımda ne diyordu?
"Hâlâ Almanya'nın dünyadaki yerinin neresi olduğunu merak eden varsa: Arkada.., saksı bitkisinin yanında!.."
Bir de 'Almanya bizi kıskanıyor' deyince çemkirirler.
Kadim medeniyet, derin kültür, edebiyat, sanat... Onca teknoloji, onca güç, onca para.., ama bağımsız değil Almanya.
1945'ten beri ABD mandası.
Olmuş Siyonistlerin kölesi.
Öder öder ama borcu bitmez.
"Kippa tak" deyince takar, "çıkar" deyince çıkarır, müstemleke şansölyesi...
Hür değil ki!..
Bu Almanya neden kıskanmasın bizi?..
Kıskanır ulan kıskanır!..
👇
.
https://t.co/rNv51NiH0Q
..
Ankara'yı bir tas çorbaya satan beyinsizlere gel de bunu anlat!
23 Senedir Tank palet fabrikasının neden sattınız o diyen öküzlere gel de bunu anlat!
Tank yapmayan sadece palet üreten farikanın yüzde 49'unu özelleştirdi diye Recep Tayyip Erdoğan'a havlayana itlere gel de bunu anlat!
Silah ve Bomba fabrikasını soba kumbara fabrikasına çeviren kriptoların eniklerine gel de bunu anlat!
Nuri Killigil'lerin, Vecihi Hürkuş'ların, Nuri Demirağ'ların önünü kesenlerin p.ççç torunlarına, gelde bunu anlat..