“Anyone who wants to thwart the establishment of a Palestinian state has to support bolstering Hamas and transferring money to Hamas,” Netanyahu told his Likud party’s Knesset members in March 2019. “This is part of our strategy"
https://t.co/7lTQs9E5Zf
On yıl geçti…
Oğlum, hiçbir suçu olmadığı hâlde müebbet hapis cezasıyla on yıldır cezaevinde.
Oğlumun gençliği demir parmaklıklar ardında tükendi. Yaşıtları evlendi, çocuk sahibi oldu, hayatlarını kurdu. Oğlum sadece kursiyer teğmen olduğu için, işlemediği bir suçun ağır yükünü taşımaya mahkûm edildi.
Hiç kimse, işlemediği bir suçun cezasını çekmemeli.
#AdaletNöbeti
#KHKZulmüneSon
Arada KHKlıların yaşadıkları çıkıyor karşıma.
Çin bizim ailemize, akraba ve yakınlarımıza tam da bunu yapmıştı diyorum.
Bize zulüm eden ALLAH’ın düşmanı Çin idi.
Anlıyorum.
Fakat, KHKlılara zulmedenler ve zulmü alkışlayanların Müslüman olması beni derinden sarsıyor.
Anlamıyorum.
Onlar için yapabileceğim hiçbir şey yok. En azından bu haksızlığa rıza göstermiyor ve onlara dua ediyorum.
Benim de dört çocuğum var. Ben onların yaşadıklarını yaşasaydım, eşim ne yapacaktı? Çocukların başlarına neler gelecekti acaba?
Bir birimize dua edelim.
ALLAH ne güzel vekildir. 🌱
Doğum tarihi, evlilik yıldönümü, gibi özel günlerinizi kaçırıyorsanız bu uygulama tam size göre. Eklenen özellikleri ile daha güçlü, daha eğlenceli. İndirin, kullanın, puan verin. Retweet yaparsanız memnun olurum. Uygulamanın bağlantısı aşağıdadır.
https://t.co/A6uA54ICSn
Doğum tarihi, evlilik yıldönümü, gibi özel günlerinizi kaçırıyorsanız bu uygulama tam size göre. Eklenen özellikleri ile daha güçlü, daha eğlenceli. İndirin, kullanın, puan verin. Retweet yaparsanız memnun olurum. Uygulamanın bağlantısı aşağıdadır.
https://t.co/A6uA54ICSn
Bunca yolsuzluk operasyonuna rağmen yolsuzluklar neden bitmiyor?
Ahlaksızlıklar nasıl meşru görülüyor ya da gösteriliyor?
Belediye başkanları nasıl bu kadar rahat davranıyor?
İşte iki örnek…
CHP’li Uşak ve AK PARTİ’li Adapazarı Belediye Başkanları…
İkisinin başı da cinsel mevzulardan dolayı belada…
Peki bunca şeye rağmen nasıl bu kadar “kontrolsüz” davranabiliyorlar?
Sebebi çok basit:
Çünkü ikisini de destekleyen medya ve gazeteciler var…
Çünkü ikisini de destekleyen “seçmen kitleleri” var…
Biri CHP karşıtlığını diğeri ise AK PARTİ karşıtlığını kullanarak kendi mahallelerinde bir konfor alanı yaratıyor .
CHP’li başkan arkasına genel merkez desteğini de aldığı için daha avantajlı…
AK PARTİ’li de iktidarda olduğu için yargı kurumundan çekinmiyor.
Karşı mahallenin ya da halkın ne düşündüğü ya da düşüneceği. bu tiplerin umurunda bile değil o yüzden..
Başlarına ne gelirse gelsin, onlar için kendilerini ateşe atacak “gazeteciler” de var nasıl olsa…
Gazeteciler, “Başkana siyasi operasyon yapıldı” diye yazıp konuşacakları için rahatlar…
Bu yüzden; bu ülkede yolsuzluklar bitmez.
Gazeteciler bu işlerin doğrudan ortağı haline geldi ne yazık ki..
Siyasetçilere verdikleri sınırsız ve kontrolsüz destek, siyasetçileri bu kadar pervasız hale getiriyor.
Haaa lafa gelince hiçbiri siyasetçi değil…
Ancak yazıp çizdikleri Parti Basın Bürosu bülteninden farksız değil ne yazık ki..
Sorsan; hepsinin bir de gerekçesi var..
Tabii yersen…
İran ve Irak 8 yıl süren bir savaşın taraflarıydı. Üstünden 40 yıl bile geçmedi. Buna rağmen Irak halkı İran'a yardım etmek için seferber oldu.
Biz İran ile 200 yıldır barış içinde yaşıyoruz. İran nüfusunun neredeyse yarısı Türk.
Buna rağmen İran'a yardım için çıt çıkmıyor...
“Eğitimin amacı bilgi değil, Allah korkusudur” diyen Hulusi Akar kendi kızına Allah korkusunu öğretmek için Amerika’yı seçmiş. Koskoca Hulusi Akar’ın kızı bu durur mu? ABD'de DePaul Üniversitesi Biyoloji Fakültesin’de okurken sahip olduğu üstün Allah korkusuyla yasalara aykırı şekilde Hacettepe üniversitesi Tıp fakültesine yatay geçiş yaparak doktor oldu.
Şu mübarek aileye bakar mısınız?
Sayın Hulusi Beyin saygıdeğer oğlu Selim Akar da Allah korkusunu öğrenmek için kendisine Chicago Üniversitesi, ekonomi bölümünü seçmiş. Sanırım İslamiyeti yaymak için olsa gerek kendisi İngiltere’de yaşamayı tercih ediyor.
ENSAR ÇETELERİ BAKIN NE YAPMIŞ?
1 Ekim 1965 sabahı…
Endonezya’nın başkenti Jakarta gün ağardıktan sonra bir grup subayın başlattığı bir darbe girişimine sahne oldu.
Kendilerini “30 Eylül Hareketi” olarak tanıtan darbeciler ordunun üst kademesinden 6 generali kaçırıp öldürdü.
Haberi olanlar varmış aslında mesala kanlı 1 Mayıs’ın tahrikçilerinden
Mehmet Şevket Eygi “Müslüman Endonezya milleti kızılları nasıl temizledi?” Başlıklı bir kitapçık yazmış.
İstanbul Başsavcılığı'nın 7 Mayıs'ta gözaltına alınan ev hanımları ve öğrenciler hakkındaki iddialarını okuyorum. Yöneltilen suçlamalar evlere şenlik:
"BOWLİNG OYNAMAYA GİTMEK, Youtube'ta Emine Eroğlu'nun Risale-i Nur sohbetlerini dinlemek, KHK'lılardan alışveriş yapmak, iftara davet etmek, dua paylaşmak, altın günü düzenlemek..."
DikkatKoğuşta BebekVar
https://t.co/3otEReaC8h
Markete giriyorum eski astsubay yeni satış elemanı ,petrole giriyorum eski polis yeni akaryakıt pompacısı, butiğe giriyorum eski öğretmen yeni mağaza sahibi ,emlakçıya giriyorum eski savcı yeni işyeri sahibi, adliyeye giriyorum eski hakim yeni stajyer avukat. #KHKlılarHerYerde
@ProfAtak Fiil varsa fail vardır, kitap varsa katip vardır. "Cam kırıldı" cümlesinde cama "sözde özne" diyoruz. Dikkat edin, dil bilgisi kaidesince bile cama gerçek özne demiyoruz. Biliyoruz ki cam kendi kendine kırılmaz. Hala, evrimdir, yok efendim tesadüftür diyenin aklından şüphe ederim
Herkesi Uyarıyorum, RTE'nin kendine verdiği seferberlik ve savaş başlatma yetkisinin korkunç ve önlenemez sonuçları olur.
Seferberlik ve Savaş hali yetkisinin Cumhurbaşkanı tarafından Bakanlar Kurulu'ndan alınarak, tek yetkili olarak yine Cumhurbaşkanı'na yani kendisine verilmesi Türkiye'nin felaketi olur.
Böyle saçma şey mi olur? Adam gece kararname yazıyor kendine savaş başlatma yetkisi verecek, ertesi gün dün kendi yazdığı ve kendine verdiği yetkiyi kullanacak yetkiye sahip oluyor. Muz Cumhuriyetlerinde bile böyle saçmalık olmaz. Hiç kimse kaynağını Anayasa'dan almayan bir yetkiyi kullanamaz.
RTE aynısını GEZİ'den önce de yapmıştı çünkü her şeyine karıştığı, yaşam tarzına müdahale ettiği, ülkesini yaşanmaz hale getirdiği iyi huylu ve sabırlı Türk milletinin eninde sonunda kendisine karşı baş kaldıracağını biliyordu.
Tam 8 yıl önce Sözcü'de yazdım, RTE GEZİ'yi biliyor ve bekliyordu. Bu nedenle geldikten sonra polis sayısını iki katından fazlaya çıkardı, ülkeyi hapishanelerle doldurdu, TOMA'ları yaptırdı, devasa miktarlarda biber gazı stokladı ve o gün geldiğinde de bunları acımasızca Türk milleti üzerinde kullandı.
Şimdi de ülkenin her yönden çivisinin iyice çıktığı bugünlerde, bizim bilmediğimiz bir şeyleri biliyor ve bekliyor, kendisini o güne hazırlıyor bu akıl dışı yetkiyi kendisine bağlayarak.
Büyük Türk Milleti, hepinizi uyarıyorum, buna asla müsaade edilmemelidir. Tek adama hele RTE gibi bir tek adama korkunç sonuçları olabilecek böylesi bir yetki asla verilmemelidir.
Çünkü RTE bu yetkiyi kullanmak üzere alıyor. Ne şekilde kullanacağını GEZİ'de yaşadınız, hepimiz yaşadık.
Federal Almanya Cumhuriyeti'nin ilk Şansölyesi Conrad Adenauer'in, Hitler'in ve Nazilerin II. Dünya Savaşında, Almanya'ya yaşattığı korkunç yıkım ve yenilgiden sonra dediği gibi;'UMARIM, İSA BILE GELSE BIR DAHA TÜM YETKILERI TEK KIŞIYE VERECEK KADAR APTAL OLMAYIZ.' sözünü biz de söylemek zorunda kalmayalım diye hepinizi ve bütün muhalefet partilerini uyarıyorum.
Bir araya gelin ve bu keyfi ve çok tehlikeli düzenlemeyi durdurun. Almanlardan 80 yıl sonra bu aptallığı sakın bize yapmayın, yaptırmayın.
https://t.co/dd1E8bw9Qo
MHP, AKP'den neden ayrılmaz sorusunun cevabı bu kısa videoda.
Bu rantı bi daha bulamazlar.
Dandik Ankara İl Yönetim Kurulu üyesinin hayatı böyle.
Devlette kapılar açık, ihaleler ballı, paraya para katılıyor...
AKP, Kürdistan'ı kendi eliyle kursun MHP ayrılmaz.