AKP’nin ağır bakım yalanı!
AKP diyor ki; “Boğaz köprülerinin ağır bakım masrafı çok yüksek! Biz bu masraf yükünden kurtulmak için köprüleri özelleştiriyoruz!”.
Bu kuyruklu bir yalan!
Zira 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsünün ağır bakımları 2024 yılı itibari ile tamamlanmış durumda.
Bir sonraki ağır bakım 30 yıl sonra!
Yani özelleştirme programı bitip, köprü ve otoyol işletmeleri yeniden devlete devredildikten sonra!
Bunun adı organize soygundur!
İşte ağır bakım belgeleri⬇️
(Büyük Onarım ve Yapısal Takviye İşi)
Kaynak: Karayolları Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporları
Ülkeyi sürükledikleri çok yönlü ekonomik ve siyasi krizin faturasını halka ödetmeye çalışan iktidar, talan siyasetinde sınır tanımıyor.
AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla bu iktidarın halk düşmanı karakteri bir kez daha gözler önüne serildi.
Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprüleri başta olmak üzere, toplam 2 köprü, 8 otoyol ve 2 çevreyolu özelleştirme kapsamına alındı.
Halkın vergileriyle yapılan, bu ülkenin emekçilerinin dişinden tırnağından artırarak kurduğu kamu varlıkları, bir kez daha sermayeye peşkeş çekilmek isteniyor.
Türkiye bugün tek adam rejiminin yarattığı güvensizlik, kuralsızlık, belirsizlik ve keyfilik ikliminde tarihinin en derin krizlerinden birini yaşamaktadır.
Bu rejimin sürdürülebilir bir yanı kalmamıştır. İktidar, ülkeyi getirdiği çıkmazdan yine halkın varlıklarını haraç mezat satarak kurtarmaya çalışmaktadır.
Ülkenin tüm kamu birikimleri talan edilmiş, halkın ortak serveti yabancı ve yerli rant çevrelerine sunulmuştur. Özelleştirmeler halka her seferinde daha yüksek zam, daha pahalı geçiş ücretleri ve sefalet olarak geri dönmüştür.
İçinde bulunduğumuz derin ekonomik krizden bu piyasa düzeni sürdürülerek, sermayenin çıkarları korunarak çıkılması asla mümkün değildir.
Şirketlerin kâr hırsına teslim edilen, halkın cebinden ve geleceğinden çalınan tüm kamu varlıklarını ve hizmetlerini bu düzenin ellerinden söküp alacağız.
Bu memleket krizler ülkesi olmaktan ancak kamucu bir dönüşüm etrafında kurulacak bir düzenle çıkarılabilir.
Yağma ve talan düzenini temsil eden tek adam rejimine karşı emeğe, ülkenin geleceğine ve kamusal varlıklarına sahip çıkmak ancak ve ancak toplumun tüm ilerici kesimleri ile vereceğimiz omuz omuza, birlikte mücadelemizden geçiyor.
Belediye Başkanını tutukla, belediye meclis üyelerini transfer et, ikna edemediğin meclis üyelerini gözaltına al. Bunun adı Üsküdar Belediyesi’ne çökme operasyonudur.
🚨 "ÜSKÜDAR'A ÇÖKECEKLER"
Özgür Özel:
🗣️ "Akılalmaz! Üç kişi gözaltındayken yapacakları seçimle Üsküdar'a çökecekler. Böyle bir hesabın içindeler.
İnsanları 4 gün gözaltına alıyorlar, vali hemen 3. güne seçimi koyuyor. 5'e koysa, 10'a koysa... Olmaz! Millet gözaltındayken seçim olacak ve Üsküdar'da kapkaç yapacaklar. Bunu milletimize şikayet ediyoruz"
18 aydır sevdikleri için mücadele eden, haksızlıklara ve hukuksuzluklara karşı omuz omuza duran ailelerimizin kurduğu Aile Dayanışma Ağı’nın X hesabına erişim engeli getirildi.
Ailelerden neden korkuyorsunuz?
Bir arada durmamızdan, birbirimize güç vermemizden, sesimizin duyulmasından neden bu kadar çekiniyorsunuz?
Biz, sevdiklerinin arkasında dimdik duran anneleriz, babalarız, eşleriz, kardeşleriz. Bizi bir araya getiren ne bir sosyal medya hesabı ne de bir platform. Bizi bir arada tutan; sevgimiz, dayanışmamız ve adalete olan inancımızdır.
Bu nedenle bizi yıldıramayacaksınız. Adalet arayışımızdan vazgeçiremeyeceksiniz.
Hesaplarımızı engelleyebilirsiniz ama dayanışmamızı engelleyemezsiniz. Sesimizi kısmaya çalışabilirsiniz ama adalet talebimizi susturamazsınız. Bir hesabı kapatabilirsiniz ama ailelerin vicdanını, umudunu ve mücadelesini kapatamazsınız.
Çünkü biz biliyoruz: Birlikteyken daha güçlüyüz. Ve adalet yerini bulana kadar birbirimizin yanında durmaya, sesimizi yükseltmeye, mücadelemizi büyütmeye devam edeceğiz.
Bu sabah Tuzla’da bir inşaatta bulunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Kültür A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Erhan Karaal’ın kaçırıldığı anlar ortaya çıktı.
Patron Bekir Kiremitçi’nin adamları tarafından işletme içerisinden direnen işçiler ve aileleri üzerine silahla üç el ateş edildi. Yaralımız yok. İşçiler ve ailelerle madeni işgal ettik. Buradan dönüş yok ölümse ölüm!
"Korkaklar izliyor, cesurlar Trakya havzasında tarih yazıyor."
Memleketin dört bir yanında haksızlığa uğrayan işçi kardeşlerimiz, korkmayın bir adım öne çıkın!
📌Erdoğan'a seslerini duyurmak istediler, gözaltına alındılar!
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Edirne'deki programına katılarak seslerini duyurmak isteyen Özşen Madencilik işçilerinin önü kolluk güçleri tarafından kesildi.
Kaymakamlık yürüyüşe yönelik yasak kararı çıkarırken, yaşanan müdahalede iki işçi gözaltına alındı.
https://t.co/4GoW8ib4f4
Erdoğan'a sesini duyurmak isteyen madenciye engel!
Gözaltına alınan bir maden işçisinin jandarma tarafından sürüklenerek alandan çıkarılmaya çalışıldığı görüldü
https://t.co/3dIGTWsj0n
Ekrem İmamoğlu, Anadolu Adliyesi'ne getirilirken yaşadıklarının "tarihi bir zulüm ve işkence" olduğunu söyledi:
"Saat 07.20’de koğuştan alındım ve 07.30’da cezaevinden çıkarıldım. 60 kilometre yol gittikten sonra araç durdu. Kaput açılıp kontrol edildi, daha sonra araç geri dönmeye başladı. Aracın arıza yaptığı ve bu nedenle geri dönüldüğü söylendi. Ben de 'Bir dakika, ne yapıyorsunuz? Arıza yaptıysa neden geri dönüyoruz? Arızalı bir araçla geri dönmek nasıl bir çözüm olabilir?’ dedim
Aracın gerçekten arızalı olduğuna inanmadığımı söyledim. 'Bu yapılan yanlışa ne Türk askerini ne de şoförü alet etmeyin' dedim. Bunun ayıp, yazık ve günah olduğunu söyledim. İtiraz ettim, sesimi yükselttim. Daha sonra kapıyı kapattılar ve beni tekrar araca bindirerek cezaevine geri götürdüler
Bir başsavcının egosu zedelenecek diye, bir başsavcının adil yargılanmamı engellemeye yönelik tutumu nedeniyle gece yarısı ya da sabah saatlerinde bir talimat verilmiş ve benim duruşma salonuna gelmemem için bir tezgâh kurulmuştur
Bu tezgâh işletilmiş ve ben ciddi anlamda psikolojik işkenceye maruz bırakılmış durumdayım. Bu ilk değildir, son da olmayacaktır. Bugün yaşanan tarihi bir zulümdür, işkencedir. Bu işkenceye sebep olanlar hakkında işlem yapılmasını mahkemenizden talep ediyorum. Bu konuda avukatlarımla acilen görüşmek istiyorum. Bu bilinçli bir işkencedir
Canlı canlı işkenceye tabi tutuluyorum. Ayrıca bana yalan söylendi. Araç arızası denilerek bu ülkenin askeri ve komutanları bir başsavcının talimatına alet edildi. Tarafıma gerçeğe aykırı bilgi verildi"
Bugün mezunu olduğum, kayyumun ve paraşütçülerinin usulsüzlüklerini ortaya çıkardığım @UniBogazici'de öğretim üyeliğinden "geliştirdiğim yazılımı paraşütçüye kullandırmayı reddettiğim için savunma hakkı verilmeden" çıkarıldım. +++
Gazeteci İsmail Arı, 71 gündür tutuklu.
Arı'ın yargılandığı davanın ilk duruşması, 5 Haziran'da Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde saat 14:00’te.
Gözaltına alındığı güne kadar dayanışmamıza destek veren arkadaşımızın yanındayız! Özgürlük istiyoruz!
#TalebimizTahliye
Danıştay, Akbelen’de acele kamulaştırma kararını durdurdu.
Şirket, kararın 676 parselin 194’ünü kapsadığını ve acele kamulaştırma ‘yöntemi’ne ilişkin olduğunu söyledi.
İkizköy muhtarı Nejla Işık kararın ardından tutuklu olan kızı Esra Işık'ın mektubunu okudu.
Mersin Mezitli'ye bağlı Anayurt’ta köylüler ektikleri bahçeler için direniyor.
Kadınlar, sabah saatlerinde yıkım için gelen iş makinelerini, önüne yatarak durdurmaya çalışıyor.
Yasa görüşülürken bize 'gazetecilere uygulanmayacak' masalı anlattıkları Sansür Yasası (TCK 217/A) ile bugün gazeteciler;
📌 Zafer Arapkirli’ye 2 yıl 6 ay
📌 Barış Pehlivan’a 1 yıl 3 ay
📌 Murat Ağırel’e 1 yıl 3 ay
📌 Timur Soykan’a 10 ay
hapis cezası verildi!
'Yanıltıcı bilgi' dedikleri şey ise iktidarın halkın bilmesini istemediği gerçeklerin ta kendisi.
Amaç, korku iklimi yaratarak halkın haber alma hakkını gasp etmek.
Gerçekleri hapsedemeyeceksiniz. Kalemini satmayan, boyun eğmeyen onurlu gazetecilerin yanındayız.
#GazetecilikSuçDeğildir