Buradaki İEL dezenformasyon kampanyasına bakılırsa İEL için bakanlığın radikal planları var. Özgür düşünen ve düşündüğünü ifade etmekten çekinmeyen gençleri kaldıramıyor bu ülke. Yahu ülkenin en zeki çocukları neden böyle yapıyor diye düşünen yok mu? Her şeyi dış güçlere bağlama kolaycılığından vaz geçmeyecek misiniz? Eğitimli kişiler özgürlüklerin kısıtlanmasına, zorbalığa ve adaletsizliğe karşı duruyorlar. Eğitimin bir amacı da bu değil mi? Vatandaşlık haklarının kullanımı...
Sayın Özgür Özel, 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Kurultay'da seçilmiş, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 8'inci Genel Başkanıdır.
YSK, bu mazbatayı iptal etmemiştir. Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi'nin hukuka aykırı kararı kesinleşmediği gibi tedbir kararı da geçicidir.
Dolayısıyla CHP'nin seçilmiş Genel Başkanı, halen Manisa Milletvekili Özgür Özel'dir.
Ayrıca; Türkiye Büyük Millet Meclisi, geçici tedbir kararıyla Genel Başkanlık koltuğuna oturan önceki Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu'nun milletvekili olmaması sebebiyle, Grup İç Yönetmeliğine göre seçilmiş Sayın Özgür Özel'i CHP Grup Başkanı olarak tanımaktadır. Resmi web sayfası da böyledir.
Siyasi ve hukuki gerçeklik bu olmasına rağmen hukuk dışı bir tehdit diliyle, Parti Sözcüsü sıfatını kullanarak bu açıklamaları yapmanız siyasi ahlakla bağdaşmadığı gibi CHP kültürüyle de bağdaşmaz.
Bu görevi; hukuka aykırı mutlak butlan ve tedbir kararı ile geçici olarak yürüttüğünüzü unutmamalısınız. Hukuk dışı tehdit içeren bu sözlerinizi de geri almanızı ve düzeltmenizi bekleriz.
@herkesicinCHP@eczozgurozel@kilicdarogluk@muslimsarichp@t24comtr
CHP'li Örsan Öymen:
"Kemal Bey beni aradı ve ona bazı sorular yönelttim. Benim oradan çıkardığım sonuç: Kılıçdaroğlu hem belediye başkanlarının tutuklanmasının hem de mutlak butlan meselesinin bizzat içinde."
Atamayla gelenlerin PM onayı almamış hukuksuz MYK'sının kararıyla, Gökhan Günaydın (@gunaydingokhan) ve Ali Mahir Başarır'ın (@alimahir) Grup Başkan Vekilliklerini düşürmeleri hukuksuzdur.
Bu kararı verecek olan yegane meşru yapı CHP TBMM Grubu'dur.
Buradan meşruiyet almayan hiç kimseyi de tanımayız.
Erdoğan’ın imajı ağır darbe aldı...
Evet şu anda pek kimse farkında değil ama yıllardır seçim kaybetmeyen, girdiği her seçimi kazanan muzaffer Erdoğan imajı CHP’ye karşı yürütülen bu mutlak butlan davası ile çok ama çok ağır bir darbe aldı...
Erdoğan’ın yıllar boyunca binbir emek ile yarattığı bu imaj Kılıçdaroğlu’nun yıllardır iktidar ile işbirliği içinde olduğunun, Erdoğan’ın kazandığı seçimlerin esasında bir danışıklı dövüş ya da tabiri caizse şikeli maç olduğunun anlaşılması ile bir anda yıkıldı...
Zaten bu güne kadar geniş muhalif kesimler düzenlenen bu seçimlerde hep bir şaibe olduğunu, sandıklarda oyun düzenlenip oyların çalındığına inanır ve bunu her fırsatta iddia ederlerdi.
Son yaşanan bu olaylar ise bize düzenlenen oyunun çok daha derin ve kompleks olduğunu, Kılıçdaroğlu’nun her seçimde kazanması mümkün olmayan adayları sahaya sürerek seçimleri adeta Recep Bey’e hediye ettiğini gösteriyor.
Bu danışıklı dövüşün anlaşılması, şikeli maçların ortaya çıkması ne yazık ki çok uzun sürdü.
Evet, çok uzun sürdü çünkü iyi insanların aklı havsalası bu kadar iğrenç bir danışıklı dövüşü algılayamadı.
https://t.co/Id0ecJS2in
Atatürk tıpkı Fatih Sultan gibi İstanbul'un suyu ve nefesi olan Belgrad Ormanı'nı en üst düzey koruma altına almış ve "Muhafaza Ormanı" ilan etmişti. Tarih mirasına, ecdat emanetine reva gördükleri aşağıdadır.
Önce Belgrad Ormanı Azizpaşa mevkilerimizin koruma kalkanı olan "muhafaza ormanı" statüsünü iptal ettiler. Şimdi bizim bakmaya kıyamadığımız ormanı kazıyıp dev bir kratere çeviriyorlar. Söyleyin Allah aşkına bunu kendi ormanına kim yapar.
Reza Zarrab'ın koluna 300.000 franklık Patek Philippe takıp iş yaptırdığı Zafer Çağlayan'dan, imam hatip parası diyerek evindeki ayakkabı kutularına 4.5 milyon dolar istifleyen Süleyman Aslan'dan, 800 milyon doları Anka Parka gömen İb. Melih Gökçek'ten, kocasının şirketi üzerinden kendi bakanlığına piyasa değerinin 4 katına dezenfektan satan Ruhsar Pekcan'dan, AKP döneminde İBB'den 85 bin dolar burs alarak New York'a giden Fatma Betül Sayan Kaya'dan, 5 maaş alan bürokratlardan, karısını defalarca Hacca götüren diyanet personelinden hesap sormayanların kamu zararını gözetiyormuş gibi ahkâm kesmesi boştur. Bu yüzden davaları da hukuki değil düpedüz siyasidir.
Böyle savunmacı idare beyanlarının hukuken bir anlamı yok.
F. P. Türker’in, savunmasında, idari ve adli işlemlerin yapılması sırasında gerçekleştiğini açıkladığı ağır insan hakları ihlâli iddialarının, ilgili memurlar hakkında bir soruşturma açılması, kayıtların incelenmesi dışında bir cevabı yoktur.
Bu bir yol ayrımıdır; üstelik sadece hukuki değil, ahlâki bir yol ayrımıdır.
Hukuken zamanaşımı olmayan, hatta uluslararası suç ağırlığında bir eylem iddiası karşısında hangi yol tercih edilecek?
“Mağdur” sesine kulakları tıkayıp görmezden gelmek, kişi ve kurumların kendilerini nasıl tanımladıklarının da göstergesi kabul edilir.
KURULTAY KONUSUNU SON KEZ HERKESİN ANLAYACAĞI ŞEKİLDE TEKRAR ANLATALIM.
CHP’nin 38. olağan, 21. ve 22. olağanüstü, 39. olağan kurultaylarının İstinaf mahkemesince mutlak butlan sebebiyle ve bütün sonuçlarıyla birlikte iptaline karar verildi.
Bu karar temyiz edildiği için kesinleşmedi. Tedbir kararında ise bu kurultaylar hakkında herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu duruma göre karar yargıtayca onanıp kesinleşinceye kadar 2025 yılı Kasım ayında yapılan olağan kurultay bütün sonuçlarıyla hukuki varlığını devam ettiriyor.
Öte yandan tedbir kararında olağan ya da olağanüstü kurultay yapılıp yapılmayacağı konusunda da bir sınırlama da yoktur.
Ancak 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 14. maddesi hükmüne göre büyük kongre (kurultay) son olağan büyük kongrenin yapıldığı tarihten itibaren iki yıl geçmedikçe büyük kongre yapılamaz.
CHP’de kurultay süreci başlatılmasında hiç bir hukuki engel yoktur. Ancak karar henüz kesinleşmediği için Kasım 2025 de yapılan kongre halen geçerli olduğundan yukarıdaki madde hükmü gereğince bu tarihten sonraki iki yıldan önce yani Kasım 2027 den önce kurultay toplanamaz.
Kasım 2027 yılına kadar Yargıtay, butlan kararını onarsa karar kesinleşir ve 2025 yılındaki kurultay hükümsüz kalacağından iki yıllık süre sınırı ortadan kalkar.
Olağanüstü kurultay toplamak için süre sınırı yoktur, hiç bir hukuki ve yasal engel de yoktur, tedbir kararında da bu konuda bir düzenleme bulunmamaktadır. Butlan kararının kesinleşmesini bekleme zorunluluğu da yoktur. İstenildiği zaman usulüne uygun çağrı yapmak suretiyle olağanüstü kurultay toplanabilir.
Konu bu kadar basit ve nettir.
Bugün vatandaşlık hakkımı kullanarak Ankara CBS’ye suç duyurusunda bulundum.
Kemal Kılıçdaroğlu, Berhan Şimşek, Müslim Sarı, Ahmet Uyanık, Hasan E. Uyar, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş hk.; TCK 309 ve siyasi parti faaliyetlerinin engellenmesi dahil sair soruşturma talep ettim.
@gurseltekin34 Siz ve @kilicdarogluk yıllarca başarısız olup şimdi başarılı olmuş seçilmiş yönetimin yerine atanıp o koltuklara oturup bir de ihraca nasıl kalkışıyorsunuz. Partiye zarar veren sizlersiniz. Halk da örgüt de sizi değil kendi seçtiğini istiyor
@gurseltekin34 Halk sizi istemiyor, parti sizi istemiyor. Mahkeme zoruyla gelip el koymaya çalışıyorsunuz. Siz ve @kilicdarogluk partiye ihanet içindesiniz.
İBB Medya AŞ Reklam Alanları Müdürü Elif Güven, yaklaşık 1,5 yıl sonra bugün ilk kez hakim karşısına çıktı.
Savunmasına kendisini anlatarak başladı.
Eczacı bir anne ve babanın kızı olduğunu söyledi. Reklam alanında ABD’de eğitim aldığını, kariyeri boyunca Türkiye’nin önde gelen kurumsal şirketlerinde yöneticilik yaptığını anlattı. Aile olarak maddi durumlarının iyi olduğunu söyledi. İBB’de göreve başladığında ise özel sektöre göre daha düşük gelirle çalışmayı kabul ettiğini ifade etti.
Hakkında gözaltı kararı verildiğinde annesiyle birlikte, İtalya’da eğitim gören yeğenlerini ziyaret etmek için yurt dışında bulunduğunu söyledi.
Buna rağmen bazı haberlerde kendisinden “firari şüpheli” olarak söz edildiğini hatırlattı.
Oysa kararın çıktığını öğrenir öğrenmez Türkiye’ye döndüğünü ve kendi iradesiyle adalete teslim olduğunu anlattı.
Ancak bu kez de bazı haberlerde “havalimanında gözaltına alındı” ifadelerinin yer aldığını belirtti.
Ve bütün bunlara şu sözlerle isyan etti…
“Türkiye'ye giren ilk uçağa binerek annemle beraber Türkiye'ye döndüm. Kaçmak aklımın ucundan dahi geçmedi. Açıkçası işlediğim hiçbir suç yoktu. Endişelenmemi gerektiren bir gün olduğunu da sanmıyorum. Kendi ayaklarımla yüce Türk adaletine teslim olmuştum. Bu sebeple içim çok rahattı. Emniyet müdürlüğünde kendimden en iyi şekilde soruları yanıtlayarak ifademi verdim. Tutuksuz yargılanmamızı beklerken sonuç tutuklandım. Tutuklanma evrakına baktığımda ‘kaçma şüphesi’ yazıyordu. Soruyorum Sayın Başkanım. Yurt dışındayken gözaltı kararını öğrenip, uçağa binip Yüce Türk adaletine teslim olan, adresi, yeri, yurdu belli olan, hayatı boyunca hiç suç işlememiş bir kişi olarak ben nasıl kaçma şüphesiyle tutuklandım? Buna isyan edilmez mi…”
Arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilere göre POLS340 zorunlu dersi ve POLS345 derslerini veren paraşüt hocaların ders materyalleri ve sınavlarını yapayzekaya hazırlattığı bu sınavları da kendilerinin kontrol etmedikleri ortayα cikti.
POLS 340 hocasın Yapayzekanın hazırlattığı soruların cevabının hep uzun şık olduğunu ve POLS 345 hocasının her dönem iki sayfalık ödev verip dönem sonuna kadar sunum yaptırdıyor. Ödevlerin de değerlendirmelerini yapayzekaya yaptırıp kopyala-yapıştır bir şekilde arkadaşlarımıza gönderdiyor. Yapayzeka dedektörlerine attığımız değerlendirmeler %100 Al çıktı.
AKP'li Naci ve paraşütleri okumuluzda kaliteli bir eğitim alma hakkımızı engelliyor! Lakaytlıklarınızı yanınıza bırakmayacağız!
abd-israil'in yeni ortadoğu projesi için ülkemize verdikleri rolü "türk milletinin" çıkarları uğruna üstleneceklerine inanmamızı bekliyorlar.. dahili bedhahlar kısmındayız..