Kanada’ya yaptığımız ilk ikili resmi ziyaret kapsamında Ottava ve Toronto’da iki gün boyunca son derece verimli temas ve görüşmeler gerçekleştirdik.
Kıymetli mevkidaşım, Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand’a ziyaretimiz boyunca gösterdiği sıcak misafirperverlik için içtenlikle teşekkür ediyorum.
Görüşmelerimiz, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin; Sayın Cumhurbaşkanımız ile Kanada Başbakanı Carney’nin ortaya koyduğu hedef doğrultusunda, giderek daha güçlü bir ortaklığa doğru ilerlediğini bir kez daha gösterdi.
Ticaret, yatırım, ulaştırma ve savunma sanayii başta olmak üzere pek çok alanda somut projeler yürütüyoruz. Ziyaretimiz vesilesiyle, devam eden çalışmalarımızı kapsamlı şekilde değerlendirdik.
Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması’nın en kısa sürede imzalanması için yoğun bir şekilde çalışıyoruz.
Sivil nükleer enerji de iş birliğimizi geliştirebileceğimiz önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor. Bu alanda teknik veri, bilgi ve deneyim paylaşımını önemsiyoruz. Nitekim, mevkidaşımla beraber, Toronto yakınlarındaki Darlington Nükleer Santrali’nde incelemelerde bulunarak nükleer enerji alanındaki iş birliğimizi kuvvetlendirmek için atılabilecek adımlar hakkında görüş alışverişi yaptık.
Toronto programımız kapsamında Kanada’daki iş insanlarımızla da bir araya geldik. Uluslararası Demokratlar Birliği’nin ev sahipliğinde Türk ve Müslüman toplumlarının temsilcileriyle buluştuk. Türkiye adına yürüttükleri yapıcı iş birliği ve iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesine yönelik samimi gayretleri dolayısıyla vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum.
Müttefikimiz Kanada’yla ilişkilerimize önümüzdeki dönemde stratejik bir perspektif kazandırma hedefimiz doğrultusunda üst düzey temaslarımızı sürdürecek ve iş birliğimizi her alanda daha da geliştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
Türk sinemasının usta aktörlerinden Kadir İnanır’ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Sayın Kadir İnanır’a Allah’tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Bir kez daha Türkiye’nin en çok ihracat yapan ilk 10 firması arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz.
Baykar olarak gelirlerimizin %90’ından fazlasını ihracattan sağlayan, bugüne dek hiçbir banka kredisi, nakit teşvik ve hibe kullanmadan tüm projelerimizi tamamen kendi öz kaynaklarımızla yürüterek büyüyen bir yüksek teknoloji firmasıyız.
Baykar'ın finansal ve teknolojik bağımsızlığa dayanan bu özgün modeli, kurumsal bir başarının ötesinde derin bir zihniyet dönüşümünü de gösteriyor.
Ülkemizin küresel rekabet gücü ancak yüksek teknoloji ve fikri sermayeyle şekillenir.
#MilliTeknolojiHamlesi 🌍🇹🇷
Çifte Vatandaş olup da İsrail ordusunda askerlik yapan, İsrailin savaş ve soykırım suçuna iştirak eden kişilerin ülkeye dönüşte savaş ve soykırım suçuyla yargılanmasını , vatandaşlık haklarının sonlandırılmasını talep ediyorum!
Bunu Gazze'de yakılarak şehit edilen masumlara borçlusunuz! Şehit İsmail Haniyye'ye borçluyuz
@TBMMresmi
Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.
Daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik.
Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu miktarı 5 milyar liraya çıkarıyoruz.
Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz.
Tüm ihracat ailemize hayırlı olmasını diliyorum.
Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisimizin 33’üncü Genel Kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyorum.
İhracatın Şampiyonları Ödülü’nü alan firma ve iş insanlarımızı tebrik ediyorum.
Türkiye, dünün kendi içine kapanık Türkiye’si değildir. Artık her alanda dünyayla bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye var.
Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde, 2025 yılında %3,6’lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise %2,5 oranında büyüme kaydettik; kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık.
Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız, artık millî motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda.
2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı.
İhracatta yakaladığımız bu ivme, hamdolsun 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor.
Türkiye’nin ihracatındaki artış sadece nicelik olarak değil, nitelik olarak da büyük bir gelişim gösteriyor.
2002 yılında 10 milyar dolar olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız, 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi.
Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır.
Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz.
Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek…
İhracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkânlar geliştirerek…
Artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikâyesini daha da ileriye taşıyacağız.
"Eğer bize Kudüs'ü verirsen, devletin tüm borçlarını sileriz" dediklerinde; "Vallahi tek bir parçasını bile vermem. Filistin benim değil, ümmetindir" diyen Cennet mekan Abdülhamid Han'ı, işte bu yüzden çok seviyoruz 🇵🇸🇹🇷🤲
Allah, senden razı olsun...
#AbdülhamidHan
🇺🇸Amerika’nın en ünlü medya şahsiyeti Tucker Carlson, İsrail’in Amerika ve kendi hükümetine en büyük tehdit olduğunu Trump’ın sonunda anladığını söyledi.
Ayrıca, Amerika’da yıllarca İslam’ın tehdit olarak aşılandığını fakat işin aslının öyle olmadığını anladığını da ekledi.
Bugün karnesini alan her bir evladımızı, sevgili gençlerimizi ve değerli ailelerimizi en kalbî duygularımla tebrik ediyorum.
Gözümüzün nuru yavrularımıza verimli ve keyifli bir yaz tatili diliyorum.
Büyük ihtimalle şu anda Avrupa'da yaşanan sıcaklar Türkiye'ye gelecek. Lütfen hazırlıklı olun. Korkunç bir şey. Klima, vantilatör, şimdiden kendinizi koruma yollarını bulun.
Sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda hem kamuda hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz.
Mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramı anlamını yitirmekte; görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak; insan onuru dâhil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir.
Ne pahasına olursa olsun gündem olma ve gündemde kalma kaygısı, bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir.
Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir.
Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldığına şahit oluyoruz.
Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum.