Benim kimseyle uğraşacak sabrım ve boş zamanım yok, tek önemsediğim şey düzgün bir gelecek ve huzurlu bir hayat. İnandığım, güvendiğim insanlarla sade ve kendi halinde bir hayat. Fazlasında gözüm yok.
son zamanlarda hiçbir yere sığamıyorum bilmiyorum sanki bu ortam benim bulunmam gereken bir yer değil bu insanlar aynı ortamda bulunmam gereken insanlar değil, ben bu değilim. ben kimim, kendimi nerde kaybettim..?
Kötü bir zaman geçiriyorum. Olduğum durumdan ne zaman sıyrılırım yaşadıklarımı ne zaman hallederim ya da bu mevzuları ne zaman kapatırım bilmiyorum ama içinde bulunduğum durumdan tertemiz çıktığımda hiçbirinizi görmek istemiyorum.
Canım çok şey anlatmak istiyor ama yorgunum. Beynim yorgun, bedenim yorgun, bunca şeyi affeden kalbim bile yorgun. Heveslerim yorgun, iyimserliğim yorgun, konuşarak anlaşmaya olan inancım bile yorgun. Benden sadece mecalsiz bir şey kaldı. Çok yorgunum..
“Küstürmeyin insanları hayata. Sonra her şeyden vazgeçiyorlar. Yaşamaktan, güzel olan her şeyden. Bir odada yalnızlığı; bir dağ başında kalmayı, bir adada mahsur kalmayı, nerede bir yalnızlık varsa onu istiyorlar. Küstürmeyin işte bazı insanları.”
böyle olması gerekiyormuş demeyi içim yana yana öğrendim. artık hiçbir şeyin yakasına tırnaklarım sökülürcesine yapışmıyorum. bu zamana kadar olacağı varsa olurdu zaten deyip pes ediyorum. emekse emek, zamansa zaman her şeyi gözü kapalı feda ettiğim hiçbir şey benim olmadı çünkü.
Bütün dünya sana sırtını dönüp gitse de ben, burda bir yerde sana sarılmak için bekliyor olacağım. Daha iyi, daha güzel, daha farklı birisi olmana gerek yok. Sen orda öylece, olduğun gibi güzelsin. Hayat seni incitecek gibi olacak bazen, kimsesiz hissedeceksin. Korkma, ben varım.
En derin yaralarla başlar en derin gülücükler. En yüksek uçurumlardan düşerken öğrenirsin uçmayı. En derin denizlerde boğula boğula becerirsin tek bir nefesle yaşamayı.