Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
Mutlak butlanı da iktidar icazetiyle CHP koltuğuna geçecek kişiyi de siyaseten tanımayacağız. Kararlılık büyürse karanlık dağılacak, içinizi ferah tutun. Memleketimiz için direneceğiz!
İBB davasında tahliye kararı verilen isimler ;
Iraz Bayrak, Engin Ulusoy , Cevat Kaya, Gökhan Köseoğlu, Seza Büyükçulha, Ahmet Şahin,Orhan Gazi Erdoğan,Hakan Aplak,Mustafa Keleş.
18 Haziran’da bir tutukluluk incelemesi daha yapılacak.
Timur Soykan: İstifa etmeyecek arkadaşlar. Bakın görüyorsunuz değil mi? Yine istifa olmayacak. Çünkü çok değersiziz. Çocuklarımız da çok değersiz. Onların koltuğu kadar değeri yok çocuklarımızın...
NE BİÇİM HERİFLERSİNİZ SİZ YAHU!
ROK diye anılan şahıs, bir YouTube kanalındaki röportajda, "Fatih Altaylı'nın siyasete atılacağı duyumundan" söz etmiş.
Olabilir. Doğru olsa da olmasa da, "ünlü" bir gazeteciyle ilgili "duyum" düzeyinde bir bilgi böyle dillendirilebilir. Buraya kadar sorun yok.
Ama bir şey daha söylüyor.
"Fatih'in hasta olduğunu da öğrendim" diyor. Hastalığın adını da koyuyor.
Sizde hiç vicdan, hiç utanma, hiç bir etik değer yok mu oğlum? Hastalık, böyle bir "haber malzemesi" olarak kullanılır mı? Yakınlarının haberi olup olmadığını bile bilmeden. Özel yaşamın gizliliği ilkesine ne oldu?
Erkan Baş 19 Mart'tan sonra en az 20 mitinge gelmiştir, ben 4-5 tanesinde bizzat gidip selamlaştım. Tek bir tanesinde bile kürsüye davet edilmedi, parti kortejiyle birlikte yürüyüşlere katıldı. Tek bir cümle bile sitem etmedi.
HalkTV ve CHP medyasında TİP tamamen sansürlü. Bunu da hiç sorun etmeden mücadeleye destek veriyorlar. HalkTV tutsak milletvekili Can Atalay'ın mektubunu bile sansürledi mitingi yayınlarken.
Şimdi de sosyal medyada CHP'li görünümlü hesaplar "Bizden başka muhalif yok, herkes AKP'li" yazmaya başladı. Anlamıyorum doğrusu.
Hay Allah ya üstelik daha birkaç yıl önce cumhuriyet tarihinin en büyük keşfini Doğu Karadenizde yapmış ve Lozan Antlaşmasının 100. yılının da bitmesiyle yeraltı kaynaklarımızı özgürce çıkarabiliyorken...
İBB özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu da tahliye oldu.
Peki, Kadriye hanım ile savcı arasında geçen diyalogu hatırlıyor musunuz?
Savcı : 2023’te ikinci el bir araç almışsınız. Bu araç 2022 yılında yurt dışına giriş çıkış yapmış. Neden?
KK: Ne bileyim. Aracı ben 2023'te aldım
Savcı: Neden aracın sahibine 1.3 milyon TL gönderdin?
KK: Adamın arabasını aldım parasını gönderdim.
İBB davasının özeti bu işte.
Kadriye hanımı 309 gün cezaevinde tuttular. Tek başına büyüttüğü çocuğundan uzak kaldı, babası demans oldu…
Yaşattığınızı yaşamadan sakın ölmeyin!
Tayfun Kahraman derhal tahliye edilmeli, ailesine, arkadaşlarına kavuşmalıdır.
Tüm Anayasa Mahkemesi ve AİHM kararları derhal uygulanmalı, bu Anayasa tanımaz saçmalık kesin olarak son bulmalıdır.
Yazılanları ben de okudum; yalan ya da yanlış bir şey yok.
İlber de insandı…
Onun da (herkes gibi, benim gibi) zaafları, eksikleri ve hataları vardı. Sağ kesimdekilerle ve iktidarla iyi geçinmeyi severdi. Ama bu özellikleri, tarihçi olarak yaptığı katkıları yok etmez ve değersizleştirmez.
Benim Ankara’dan çok eski arkadaşımdı. Çok severdim ve iyi yönleriyle anımsıyorum.
Ama arkadaşlığı, dostluğu olmayanlar, zaten ortada olan, belirgin nitelik taşıyan hatalarını, eksiklerini ve zaaflarını dile getirebilirler elbette.
Eleştiriler duygusal olmaktan çok objektif yani nesnel ve gerçeklere dayalı.
Zaten İktidarın ideolojik grupları kamplaştırdığı ve insanları birbirlerine düşmanlaştırdığı bir ortamda, bir akademisyeni herkesin sevmesi olanağı da yok.
İlber’in pek çok tutum ve davranışını ben de onaylamadım ama, tarihçi olarak saptamalarına ilişkin itirazım yok.
Bence birlikte, cehaletle ve cahillerle gır gır geçtiğimiz bir arkadaşımdı. Öldüğüne çok üzüldüm.
İBB davası ile ilgili haberleri en doğru kanaldan öğrenmek isteyenler bu arkadaşları takip edebilirler. Türkiye'nin gazetecilerine sonsuz minnetle...👏👏👏