....sahne de benim,yönetmen de, senaryoyu da ben yazarım, şu üç günlük oyunu da ben oynarım.... gişe yapmaya da gerek yok bir çift göz de yeter bazen...
@BtBanaLiz Yanlış anlamayın bu kadar tecrübeli ve eminken bunun baştan düşünülmesi gerekirdi diye düşünüyorum. Mağdur olduktan sonra diğer fenomen geçinenlerden fark kalmıyor.
Hocam boşa yormayın kendinizi, zira bu arkadaşlar görme, duyma , düşünme , anlama hatta zaman zaman konuşma yetilerini bile üzerine oturdukları uzuv ile gerçekleştiriyorlar , o yüzden konu Türkçe’den bağımsız …
Yemin ederim TÜRKÇE Anlama kapasitesi yok bu adamın.
Halbuki BİN KERE açıkladım:
1) Danışma kurulu akılları ile
2) Zenginler ekstra vergileri ile
3) Siyasetçiler tasarruf ile yardım etsin dedim.
Üstüne VİDEOLAR çektim. Ama bu arkadaş ve benzerleri: KELİME CIMBIZLAMASI ile algı yapıyor.
Buna tane tane siz anlatır mısınız?
@Sivasli_558 @Emrahsocial@rezan_epozdemir Anlamazlar kardeşim anlamazlar, Koç 5 yıldır böyle afyonluyor bunları.Bir aklı selim de çıkıp demiyor ki abi biz neden en başında kabul ettik bunu.Bir 20-30 sene daha şampiyonluk sayısı olarak yakalama ihtimalleri yok çünkü,her zaman olduğu gibi anca ALİ Cengiz oyunlarıyla belki
Eyy @kilicdarogluk@herkesicinCHP
Pazartesi günü en az 15 İl Başkanı’nı görevden alma hazırlığı içerisinde olduğunuzu ciddi kaynaklardan duyuyorum.
İnsanda bir utanma, bir sıkılma olur. Koltukta kalmak için bu ısrar niye?
Kongreler takvimi işlerken, bu kadar İl Başkanı’nı görevden almayı düşünmek hangi aklın ürünü?
Artık şunu kavrayın; halk size güvenmiyor, samimi bulmuyor. Doğru bile söyleseniz inanmıyor. Halka rağmen o koltukta oturmaya devam edemezsiniz.
Derhal istifa edin ve aday değilim diyerek Kurultay tarihini açıklayın.
@kilicdarogluk ve @faikoztrak sizin ipiniz kimin elinde , artık yeter . Farkında değil misiniz , başarısızsınız . Bir değil iki değil daha kaç kere yenileceksiniz. Mevcut durumdan siz de en az başımızdakiler kadar sorumlusunuz ve hala koltuk sevdasındasınız.
İplerimin sarayın elinde olduğunu iddia etmiş zavallı @faikoztrak
👉 Ben Atatürk’ün torunuyum, kimse benim boynuma ip geçiremez.
👉 Zaten siz Saray Rejimini değiştiremediğiniz için biz sizi değiştirmeye çalışıyoruz.
👉 Sizin boynunuzdaki ipin kimlerin elinde olduğu belli. Bu RTE bana 4,5 yıldır kan kusturuyor, sana 24 saat süre. Sarayla veya RTE ile benim herhangi bir irtibatımı ortaya koyarsan kendimi Kızılay Meydanı’nda yakarım.
👉 Eğer ispat edemezsen sen de dünyanın en namussuz ve şerefsiz adamı olmakla tarihe geçersin.
Öyle bir dönem yaşıyoruz ki Misak-ı Milli'nin dışında kalan kim varsa dışarıda kaldığına şükredercesine pasaportunu öpüp başına koyar oldu. Daha dün Türkiye Cumhuriyeti topraklarını öperek sınırdan giren soydaşlarımız, kabul edin ya da etmeyin bugün en şanslılarımız. Türk vatandaşıysan en kötü araca 4-5 kat fiyata biniyorsun. Türkiye'den başka hiçbir AB ülkesinde çalışamıyorsun. Seyahat edemiyor, etsen de gavur parasına dünya kadar para veriyorsun, onunla da kalitesiz ortamlarda kalitesiz bir tatil yapıyorsun...
Çünkü helal kazancın bu kadarına yetiyor. Helal kazanıp kendi ülkende adam yerine konmuyorsun ki gavurda değerin olsun. Bulgaristan'da aynı aracı 2.000 euroya alabiliyorken burada 10 bin euroya alıyorsun. inanmayan bakabilir (https://t.co/b7TqEZxLvu). Dünün uyduruk Gürcistan'ında sümüğünü silmeyeceğin Lari, TL'den daha değerli. Dubai'de otellerde turistlere masaj yapan filipinli göçmenlerden daha geleceksiz bir gelecek inşa ettik şu gençliğe.
Kaybedenlerin ülkesinde kazananlar kulübüne geçmezseniz geleceğiniz yoktur. Sistem de sizi o kulüpte yer almazsan hor görmeye veyahut hiç görmemeye şartlanır.
Bunlar işin en basit kısmı. İşin en zor kısmı ise topraklarımıza aldığımız insanlarla ne kadar yaşamak zorunda olduğumuzu bilemememiz. Az buz da değil. 1 milyon olsa dersin evet eritiriz, sindiririz ama milyonlarca. Ama görüyorum ki gelen kültürünü koruyor. Türkleşmeyi sağlayacak bir ideal, bir politika da yok. Ümmetçilik tam gaz. Kulamparalığa, sosyal eşitsizliğe, liyakatsizliğe, talana (arazi, mülk), kadına şiddete, gençliğin geleceksizliğine kayıtsız kalanlar türbelerde filan evliyanın mezarı önünde rol kesiyor. Bir de tutup Peygamber döneminde halkın hurmadan başka yiyeceği yoktu ama ittiba ediyorlardı (tabi oluyor, sorgulamadan itaat ediyordu) diyor. Bu tiplere hoca, alim diye saygı göstermeye alışık bir kısım toplumsa biz düz ve gelişine konuşunca bize tepki veriyor.
Şuursuz işte. Halbuki bilse onun ve ondan türeyecek nesil için konuşuyoruz... Bir yanda inşaatta amelelik eden adamı görüyorum, bir yanda üç beş bahşiş almak için motorsikletle barsaklarını ilk kazada refüje saçacak kuryeyi görüyorum, bir yanda eminönünde taşa oturmuş lif satan teyzeyi, diğer yanda su satan çocukları, tespih satan engellileri görüyorum.
Siha yapan, uçak gemisi yapan bir ülkede bunlar kabul edilebilir şeyler mi? Yoksa bizim değişmeyen gerçeğimiz aslında bunlar da bizler siha ve uçak gemisine bakarak mı başka dünyalarla avutuyoruz kendimizi?
İnsanların sefaletini gördüğüm her gün, yaşadığım ülkede şükrediyor ama onların bu sefaleti kanıksadığını, bunu yücelttiğini, bunu gelenek ve dinimizle meczedip kutsallaştırdıklarını görüyorum.
Toplum, kendilerine Allah'ın indirdiği emirler ile insan gibi yaşamak yerine sünni rahiplerin diliyle, fakirliği ile "sahabe" gibi yaşadığını sandığı sürece bu toplum da daha iyi şeyleri hak etmiyor.
Bu sebepten bu günlere dek kendimi sürekli sorumlu hissettiğim topluma ve gelecek nesle karşı daha az sorumlu hissediyorum. Başımıza sizler için bela alıyoruz farkında mısınız? Her konuşmamız ya mobbing ya bir yüksek yerden azar ya da "laflarına dikkat etsin" gibi şeylerle ödüllendiriliyor.
Buna ne kadar tahammül edebiliriz? Biz neyse, bizim gibiler neyse... geleceklerini bize yaslamış olan ailelerimiz, ağzının tadı bozulmasın diye buna tahammül etmeli mi?
Bu toplum için risk almak,konuşmak, problem yaşamaya değer mi? Rahat otur yerinde say paranı, ısır bifteğini paşam!
Bir yanda 30 derece sıcağın altında balyalar ve koliler yüklü arabasını sultanhamam ve mercan yokuşlarından çıkaran adamlar, bir yanda Anadolu'da taşra bürokratı olmak için parti yaygarası yapan tipler ve her geçen gün daha da azalan çiftçilerimiz ve kendisini besleyemeyen bir ülke olma gerçeğimiz?
Bir diğer yanda ise tüm yukarıda saydığım kişilerin tersine alın teriyle para kazanmak nedir hayatında hiç bilmemiş, öğrenmemiş cüppeli tiplerin demeçleri ve toplumda gördükleri saygıya bakıyorum. Hayır efendiler. Saygının adresi bu tipler değil. Saygının adresi "tensipleriyle" bir yerlere gelmiş tipler de değil. Saygıyı bu geleceği çalınmış millete göstereceksiniz.
Aslında o milletin de genelinin beyin ve düşünce dünyasındaki fakirliği, yozluğu ve çölleşmeyi görünce ona da saygı duymak için motivasyonunuz kalmıyor
Lakin soruyorsunuz bu sefer "Peki beni bu topraklara ait kılan ne kaldı? Bu ülke, bu vatan dediğim topraklara sadece coğrafi bir bağlılık mı hissediyorum? Bu siyasi sınırlar içerisinde egemen kalabilmiş bir ülkenin ve ona sembol olan ve şu ana dek stresten başka bir şey vermemiş değerlerini ne kadar taşıyabilirim?" Diyorsunuz. Bayrağın ağır bir tarafı yoktur. Değer görmemek ağırlaştırır o bayrağı... bu duygular iter insanı ihanete. Tüm bunların ağır geldiği bir yüzyılda insanları ihanete iten bir liyakatsizlik, cıvıklık, üretilen her şeyi değersizleştiren bir çöküş psikolojisi ve cehaletin prim yaptığı ve cahillerin koltuk aldığı ortamlarda kim ülkesi için ne üretmek isteyebilir ki?
Ümmet bilincinin cemaat bilincine yenildiği, vatanseverliğin partizanlığa, ilmin cehalete, ahlakın fırsatçılığa, liyakatin sadakate yenildiği her toprak, ahlaklı ve dürüst insanın hapishanesidir.
Dürüst bir insanın korkak olmasını da anlayabilirim. Dürüstlük ve cesaret nadiren aynı kişide buluşur.
Hatta dürüst, cesur ve zeki kimseler en azlarıdır. Bunların da çoğu eceliyle ölmez.
Çünkü bunlar tüm rantçıların, tüm hırslı cahillerin düşmanıdır. Dünyada hırslı adamdan daha tehlikelisi ise, cahil ve hırslı olan adamdır. Çünkü hırsının, sebep olacağı distopik öngörüleri yoktur. Başkalarına ve ülkeye vereceği zararları düşünmez.
Kurduğu zenginlik ile dolu dünyadaki rüyalarına giden yolda bu tip insanların yoluna çıkıp da çiğnemeyeceği papatyalar, ezmeyeceği güller, kırmayacağı fidanlar, kesmeyeceği çınarlar yoktur.
Gözünüzün yaşına bakmaz, biçer ve geçer.
Bir anda gelişen zenginliğin dünyası acımasızdır. Çobanı zengin yaparsan herkesi koyunu gibi görür.
Zengin çobanlar, zengin rahipler, tok kötüler, aç iyiler, korkak dürüstler, itilmiş alimler, yüceltilmiş cahiller... bunların hepsi aslında tek bir ülkenin bileşenleridir. Bitik ülkelerin belirtileridir.
En mahrem dağlarını afgan çobanlara teslim etmiş bir ülke olduk. Kim bilir kaç mağarasının yerini? Bilmiyor gençliğimiz yaşadığı şehirler ve köylerde. Kaç yerde terörist gezse onun aksanını anlamayıp terörist olduğunu bile askere söylemeyecek tipleri doldurduk ülkeye çoban diye.
Geçen her gün daha az eskisi gibiyiz. Her gün yarından genç, ama yarından daha zenginiz.
Hala küçük Erbakan'ın laflarını konuşanları görüyorum. Asgari ücret 15 bin olsun, 20 bin olsun diyenleri görünce hayrete düşüyorum.
Ülkede euro belli, dolar belli. Giren doğrudan yatırım çok az. Dünya sermayesi faiz dışında ülkeye para emanet etmek istemiyor. Bu ülkede döviz belliyken istediğin kadar asgari ücreti belirle. Yine yiyeceğin ekmek, et bellidir.
İngiltere'de, Dubai'deki adam eti 120-150 liralara yerken sen niye yiyemiyorsun? Bunu soracak olan ben değilim. Etin yerine yumurta, mercimek, nohut da ikame edebilirsin. Ama bir ülkede fakirin et yemesi değil, beyin tabakasının kitap alamaması daha acıdır.
Kitabı yumurta ve nohutla ikame edemiyorsun çünkü.
Gelelim iktidara, bu iktidardan bahsetmiyorum. Genel manada dünyada iktidarlar en fazla 10 sene sürmelidir. Dünyada hiçbir GELİŞMİŞ DEMOKRASİDE 20 yıl, bir iktidar yönetimde kalamaz. Almanya'da KOHL 18 sene kaldı ama ikinci bir Kohl'e izin verilmedi. Çünkü soyadın manası gibi LAHANA misali iç içe geçmiş ilişkilerle anılırdı Helmut KOHL. Bu lahanaların içerisi böcekler, gizli ilişkiler, kuytu gözeneklerle doluydu. Almanya'daki eyalet sistemi sebebiyle sınırsız bir yetkiye sahip olamadı Kohl ama onlara birleşik bir Almanya bıraktı. Bu biraz da tarihi süreci iyi kullanmasına borçluydu. Uzun süre iktidarda kalırsanız tarihin şanslı dönemlerinde bazen topu baskete yolladığınız da oluyor, ıskaladığınız da...
Bir sene yaşamayan bebek, dört mevsimi göremez.
Görmeniz için uzun yaşamanız lazımdır. Her zaman iyi yöneterek değil bazen talihiniz iyi gider kazanırsınız bazen de talihi satın alırsınız.
Uzun iktidarlar da iyi değildir çünkü bir süre sonra halka sorumlu olduklarını unutur, İktidarın mutlak sahibi olduklarını, bunun için görevlendirilmiş olduklarını düşünürler. Kanuni döneminin Osmanlı'da çürümenin esas başladığı dönem olduğunu bir çoklarınız okumuştur.
Diğer yandan da insan doğal olarak soruyor. Kim gelsin? 20 yılda gelmesi muhtemel "cesaret, zeka ve dürüstlük" dediğimiz üç mühim bileşene sahip olup da bu günlere gelebilen kaç kişi kaldı? Kaç kişiye bu günlere gelebilmesi için "müsade edildi"?
En iyilerin bu dünyadaki kaderi ya Hz.Ali gibi suikaste uğramak, ya Hz.Ömer gibi camide hançerlenmek, veyahut Hüseyin gibi aldatılmak, halkı tarafından satılmak ve garip ölmektir...
Irak, Kufe'de 3 bin kişi mektupla davet ediyor, seni Halife istiyoruz diye çağırıyorlar Hz.Hüseyin'i... sonra Muaviye'nin oğlu Yezid'in adamları gelince biz böyle bir şey demedik, Yezid'e tabiyiz diyorlar... Hazreti Hüseyin, Kufe'ye giremiyor. 70 adamıyla 4500 kişilik Yezid ordusuna mağlup oluyor... Bu tarz bir rakam farkı için mağlup olmak kelimesi yanlış. Katliama uğruyor zavallı.
Kufe de bunu Hazreti Hüseyin'i çok sevdiği için değil, Emevilerin Başkenti Şam'a taşıması ile Kufe'nin gelirlerinin düşmesi sebepli hoşnutsuzluklarından dolayı istiyorlardı
Emevilik o dönemden sonra Müslüman dünyasının geleceğini belirlerken sünniliğin de karakterine dönüştü. İktidara gelen, Muaviye gibi "zaten bana aitti" kafasıyla her tür demokrasiyi hanedana çeviriyor. Rövanşizm olmaması için de iktidarda kalmak için ne gerekirse yapılıyordu. BenAli, Mübarek,Saddam hep böyle kaldı. Yani her sünni liderin içerisine bir Muaviye kaçıyor ve her sünni devlet, sünni dünyanın liderliği için E'muaviyye imparatorluğuna öykünüyordu
Şükür ki bunlara çok uzak, bu tür 3.dünya örneklerine yabancı, oturmuş bir demokrasiye sahibiz. Sonuçta 3 bin yıllık devlet kültürü var
Ne kadar şükretsek azdır🤲ٱلْحَمْدُ لِلَّٰه
Sayın @vekilince ben ve benim gibi birçok tanıdığım tam da bu arkadaşın düşüncesindeyiz, sizin de bugün itibariyle gerçekten vatan, memleket sevdalısıysanız amasız fakatsız bu karanlık güruhun önünü kesmek için bu kararı almanız lazım.
#İlkTurdaBitirelim. Bir oy Memleket Partisine(mecliste CHP’yi; Veba, Gelecek, Saadet, YSP gerici grubuna terk etmemek için) bir oy da Piro’ya. Muharrem İnce bugüne kadar dediği her şeyde haklı hâlâ daha gönlüm de kalbim de İnce’den yana ama realite de bu. Ülkeyi Erdoğan karanlığına, meclisi artıklarının ve kendilerinin karanlığına bırakmayalım. Seçimden sonra da muhalefete devam.
@alienengineerEE @HknLevent @albandemir Böyle Fenerlileri özlemişiz valla . Dediğin gibi çıkıp atarsanız 3 tane bizim de tebrik etmemiz boynumuzun borcu 👍🏻☺️
⭐️We will draw 10 lucky people to get 5,000 IBAX points each on Jan.11th,2022.
①Follow on LinkedIn:https://t.co/L2uMiZE9IY✅
②Follow on Discord:https://t.co/u9TPdJDMKJ✅
③Comment: What do you most want to do in 2022?✅
④Join AirDrop: https://t.co/NePHh1W3E3 ✅
Yüz yıl önce...
Sevr’i imzalayan Damat Ferit hükümetinin şeyhülislamı Mustafa Sabri, Anadolu’da işgalcilere direnenlere eşkiya demiş, Mustafa Kemal’e lanet etmişti.
Yüz yıl sonra bugün...
Vatanın camileri, onu kurtaran Mustafa Kemal’e lanet yağdırılacak yer değildir!