Geldi bizim konular o halde neden sorusuna cevabımızı verelim.
Öncelikle klasik bir intikam filmi gibi gözükür ama Kill Bill'i diğerlerinden ayıran renk kullanımı, kılıç sahnelerinin koreografisi, tek plan dövüşler, çizgi film/anime tarzı sahnelerdir. Sinemada teknik açıdan hayranlık uyandıran şeylerdir bunlar. Ayrıca Tarantino, bir çok yönetmenin o dönem cesaret edemediği şeyleri yapmıştır. Siyah beyaz sahne kullanarak sansürü aşması, kanın abartılı şekilde fışkırması, çizgi roman estetiğini sinemaya taşıması HEM DE bu tür bir film ile taşıması... ardından gelen filmlere de bu yolu açmış, bu yolda onlara öncülük etmiştir. Ana karakteri pop kültürün ikonik bir figürü haline dönüştürecek kadar iyi tasarlamıştır. Sarı kıyafetinden tut kılıcına kadar.
Ayrıca sinema tutkunu, sinefil, sinema aşığı (artık ne dersen) insanlara direkt hitap eder çünkü klasik kung-fu filmlerine, spagetti westernlere (örn. sergio leone), samuray filmlerine hatta anime gibi türlere yapılmış dev bir selam niteliği taşır. Sinema tarihine bir aşk mektubu gibidir ve bunu Tarantino kendisi de söylemektedir.
Kill Bill muazzam bir filmdir. Ancak herkese hitap etmeyebilir, kişi beğenmeyebilir. Bunda hiçbir sorun yoktur.
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.
25 senedir AKP iktidarını deneyimliyorsun ve hâlâ AKP’nin bu vatana ve millete hayırlı bir iş yapabileceğini mi düşünüyorsun?
Allah tez zamanda akıl, fikir, sağlık ve sıhhat versin.
Senin Cumhurbaşkanı adayını içeriye atmışlar mı?
Belediye başkanlarını tutuklamışlar mı?
Partine kayyum atamışlar mı?
Bunların hepsi yapıldı mı? Yapıldı.
O zaman sana bunları yapanların getirdiği yasaya EVET değil, HAYIR diyeceksin!
duyan da suudi arabistan, pakistan ve türkiye abd ve israil’in dayattığı ortadoğu modeli gereğince bir güvenlik protokolü imzalamıyor da filistinlilere sahip çıkıyorlar sanır.
Küçük çocuğum var diye bunu yapmak zorundayım demiş ağlayarak Özgür Özel ‘e .. O küçük çocuk büyüdüğü zaman bir babasına bir de Sinem Dedetaş’a bakacak .. Hayat seçimlerden ibaret .