André Comte-Sponville:
"Psikanaliz, mutlu olmaya yaramaz. Nevrotik bir acıdan, sıradan bir mutsuzluğa geçmeye yarar."
(@kitapyurducom'un katkılarıyla, @ilker_kocael çevirdi. Tamamı: https://t.co/wcLoQjp0lk)
@NejatOzonay futbolun doğası subjektif olabilir ama siz objektif olabilirsiniz Nejat bey. şampiyonluk kutlamalarında başkanın saydırdığı,taraftarları aklamaya çalışıyorsunuz. akın gürlek bunu da araştırsın bari
@KernT2K4@_geistarbeiter ayrıca mevcut dilimizle felsefe, psikoloji vs alanları okumak anlamak çok zor. olmuyor, kafamıza oturmuyor. uğraşanlar iyi bilir. anlaşılmayan türkçe kelimelerin yerine arapça kelime arıyoruz. eminim bu konularda küçümsediğimiz ortadoğuluların yanında bu konuda çok cahil kalırız
@KernT2K4@_geistarbeiter osmanlı zamanında okuma yazma oranının resmi araştırması yapılmadı. kaynaklarınızı sorgulayın. ayrıca cumhuriyet sonrası yıllar süren eğitim seferberliğine rağmen okuma yazma oranı anca % 20 lere çıkarılabildi. ta ki DP dönemine kadar. orandaki asıl sıçrama 1950 den sonra başlar.
Bugünkü yazı: Süreç, siren sesleri ve balmumu tıkaçlar
https://t.co/YrhqDsVDyG
Çözüm Süreci bu hafta en kritik boğazdan geçecek.
Çerçeve Yasa teklifinin bu hafta Çarşamba ya da Perşembe günü Meclis’e gelmesi bekleniyor.
15 maddelik yasanın İYİ Parti dışında komisyonda olan diğer bütün partilerin oylarıyla Meclis’ten geçmesi bekleniyor.
Ama yasanın çıkmasıyla her şey bitmeyecek.
Sürecin en başından beri bahsedilen Teyit Mekanizması burada devreye girecek.
MİT ve TSK, PKK’nın kamplarını, mağaralarını boşalttığını, silahlarını bıraktığını sahada teyit ve tespit edecek.
Bunu bir raporla MGK’ya bildirecek.
MGK da bu rapor doğrultusunda PKK’yı münfesih terör örgütü ilan eden bir resmi karar alacak.
Bu MGK kararının ardından 6 aylık bir takvim işlemeye başlayacak geri dönüşler için.
Irak, Suriye, İran ve Avrupa’daki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları, artık PKK varolmadığı ve üyeliği ve propagandası gibi suçlar düştüğü için bu altı ay içinde Türkiye’ye dönmeye başlayacaklar
Habur gibi toplu bir dönüş olmayacak.
PKK’nın yönetici kadrolarındaki 200’ü aşkın kişi Irak’ta kalacaklar. Bu konuda da bir uzlaşma var.
Süreç bu aşamadan geçerken her yerden “olmaz”, “güvenme”, “kandırılıyorsun”, “yapma”, “hain”, “işbirlikçi”, “daha iyi fırsatlar” var gibi aldatıcı sirenlerin sesleri artacaktır.
Kulaklara balmumu tıkaçlarla geçilmesi gereken bir aşamadayız.
@ozngndgdu@ibrahimkiras yalan yanlış bilgileri bu kadar pervasızca söylemeyin. f. altaylı’nın, o. uğur’un, h.levent’ in söylediklerine bile kanan bu kadar insan var. ayıptır insanları etkileşim için kandırmayın. osmanlı’nın bir ton zaafı var, gidin onlardan bahsedin.
7 diplomadan sonra şunu diyebilirim. derinleşemediği için olabildiğince genişleyen bir hayatı (bitmeyen bir yeni deneyim arzusu), genişleyemediği için çaresiz, küskün ve öfkeli bir şekilde derinleşen bir hayata yeğlemek lazım, çünkü en nihayetinde yanına kalan bilgi değil duygu.
anadolu'da koyu renkli köpeklere
"arap" ismi verilir. "kürt'ten olsa evliya, sakın koyma avluya" gibi yüzlerce söz dolaşır halk arasında. "ermeni" kelimesi hakaret olarak kullanılır. küfür olarak "rum dölü" demek yeterlidir. anadolu halkı o kadar kanıksamıştır ki bu durumu, ırkçılık yaptığının farkında bile değildir. rahmi koç'un ırkçı sözleri ve etrafındakilerin kahkaha ile gülmesi de biraz böyledir. bu coğrafyada ırkçılık, utanç verici bir eylem değil, bir hünermiş gibi görülür çünkü. sağcısı, solcusu, zengini, fakiri, dindarı, dinsizi ırkçılığı normalleştirmiştir, sıradanlaştırmıştır kafasında.
@Adana_Bld@AskiAdana01 başka belediyeler şehire moloz dökenleri cezalandırırken. adana büyükşehir belediyesi kendisi gazeteciler caddesinde yol kenarına döküyor. bir şehrin insanları bu kadar hayvan yerine konulabilir.
@NejatOzonay sizi tenzih ederek söylüyorum Nejat bey ama fb yi ve sol muhalefeti çok benzetiyorum. iki taraf da sürekli aynı şeyleri yapıp farklı sonuç bekliyorlar. ellerinden mağduriyet edebiyatından başka bir şey gelmiyor.
1938 Dersim Alevi soykırımına dair yanlış bilinenler;
1)Katliamın nedeni ağalık değildir. Dersimde toplam 500'e yakın köyün yüzlercesinin Seyit rıza'ya bağlı olduğu iddiası saçmalığın daniskasıdır.
Dersim Alevilerinde Ağalık sunilerden öğrenilen, iç Dersim'deki sayılı aşiret ileri geleni için kullanılan bir ünvan'dan ibarettir. Osmanlı döneminde kendilerine Sancaklar bahşedilen Sünni ağaların ise gerçekten sahip olduğu köyler vardır ve katliamda bu Ağalara asla dokunmamıştır.
Çünkü Dersim açık bir Alevi soykırımıdır.
Türkiye'de Ağalık sorunu arayanlar Orhan Kemal'in, Yaşar Kemal'in romanlarına, çukurova'daki, Harran'daki ağalara baksınlar. Bu ülke Menderes gibi bir toprak ağasını başbakan yapmış bir ülkedir üstelik.
Geçelim..
2)Dersimde, birçok kırsal bölgede görülen büyük aşiret yapıları hiçbir zaman olmamıştır. Doğal olarak bir aşiret tehlikesinden de söz edilemez. Dersimde 60 civarı aşiret vardır. 1935teki Dersim nüfusu düşünüldüğünde (90'000+) en büyük aşiretin sayısı dahi birkaç bini geçmez. Devlet bütün bu aşiretlerin nüfusunu silah tutabilecek erkek sayısına kadar bilmektedir, kayıt altındadır. Dersim ileri gelenleri ve bahsedilen aşiretlerle, devlet defalarca görüşmüş, kendilerinden Milli mücadele ve cumhuriyetin inşası için destek istenmiş, para ve insan desteği alınmıştır.
Dahası 1926'da Dersim aşiretleri ile aracısız, bizzat Çankaya'da görüşülmüştür. Bu görüşmede Dersim Alevileri kurulmak istenen laik sisteme tam destek verdiklerini açıklamışlardır.
3)Dersimde bahsedilen çapulculuk faaliyetleri az sayıdaki kriminal vakadan ibarettir. Bütün verimli topraklar sünni sancak beylerine tahsis edilmiş, sarp dağların arasına sıkıştırılmış yoksullukla mücadele eden Alevilerin yaşam şartlarından kaynaklanan münferit kriminal vakalar olmuştur. Anadolu'nun birçok yerindeki, özellikle Karadeniz'deki çapulculuk faaliyetleri çok daha fazladır. Dahası Dersim'i katleden devlet, ülkedeki bütün çapulcuları sırtını sıvazlayarak paramiliter ya da askeri faaliyetlerinde kullanmıştır. Topal Osman çapulcusu devletin göz bebeği dahi olmuştur. Halen günümüzün çapulcuları olan mafyaları kirli işlerinde kullanabilen bir yönetim aklından bahsediyoruz. Kirli işlerimizde kullanırsak Kahraman, kullanamazsak çapulcu öyle mi?
Edepsizlik.
4)Devletin Dersim'de otorite kuramadığı, vergi alamadığı, asker alamadığı yalandır. Dersim'de toplanan para, askere alınan erkek sayısı vs. hepsi kayıtlıdır. Devlet bütün köyleri, köylerdeki nüfusu, erkek sayısını, hatta Dersimdeki bütün kör, topal, çolak, sağır, kötürüm gibi engelli sayısını bile tek tek bilmektedir. Hepsi kayıtlıdır.
Dersimlilerin, memur ve hocaların tahrikiyle Sünni halk tarafından kötü davranışlara maruz kaldıkları, 5-6 aşiret lideri dışında bütün dersimlilerin müthiş bir fakirlik içerisinde çırpındıkları, gasp olaylarının bu fakirlikten dolayı meydana geldiği, 1926-29 arası Elazığ valisi olan Cemal Bardakçı'nın Dersim raporunda dahi dile getirilmiştir.
5) 1938'e kadar Dersim'de ulusal Kürt bilinci de yoktur. Seyit Rıza'nın kendisi de buna dahildir. Dersimlilerin kendilerini tanımladıkları aidiyet Kızılbaşlık, Aleviliktir. Dahası bu aidiyet fikri geçtiğimiz 20-30 yıla kadar dahi böyleydi. Baytar Nuri, Alişer gibi Kürt Teali cemiyeti ile ilişkili ve sahip bir elin parmağını geçmeyen kadrolar dışında halkın ve aşiretlerin böyle bir gündemi yoktur. Seyit Rıza'nın Türklük ile ilgili bir beyanı yoktur. Bilinen tek beyanı "evladı kerbrlayız" Aleviliğe vurgu yapan bir söylemdir
6)Bahsedildiği gibi dersimde yaşanan şey bir isyan değil, öz savunmadır. Dersimin içlerine kadar yollar yapılmış, karakollar kurulmuş, karakollarla beraber halkta baskı artmış, halk tedirgin olmuş ve askerler tarafından bir kadına tecavüz edilmesi sonrası silahlı bir tepki baş göstermiştir. Örgütlü planlı ve kitlesel bir isyanı yoktur.
Lokal bir tepki vardır.
++