2026’da emtiaları ne bekliyor?
Jeopolitik riskler, doların yönü ve Brent petrolde artan oynaklık fiyatlamaları yeniden şekillendiriyor. Altın, gümüş, bakır ve platin grubu metallerde yeni yılı belirleyecek ana dinamikleri mercek altına aldık.
→ https://t.co/dShDCkSZww
2026'da Borsa İstanbul'u ne bekliyor?
Faiz indirimleri ve dezenflasyonla gelen normalleşme, piyasayı daha öngörülebilir bir zemine taşıyor. Düşen risk primi, artan yabancı ilgisi ve toparlanan bilançolar odağında yeni yılı mercek altına aldık.
→ https://t.co/t69KjDjUFt
2026’da piyasalarda risk algısı yeniden şekilleniyor.
Para politikası, yapay zeka yatırımları ve jeopolitik dengeler varlık fiyatlarını daha yapısal biçimde yönlendiriyor.
Bu yıl ABD borsalarında öne çıkan tema ve yatırım fırsatlarını inceledik.
→ https://t.co/jqSVqBAEIl
Siz de bazen eski konuşmaları açıp “o zamanlar hangi hisselerdeymişim acaba” diye inceliyor musunuz?
2020: ASELS satıp PEKGY aldığım için pişmanlık
2026: İkisini de elimde tutamadığım için pişmanlık 😅
Noel Baba takvimi açıldı.
Yeni yıla yaklaşırken Wall Street’te alışıldık bir sessizlik var: hacimler düşüyor, haber akışı zayıflıyor ve “Noel Baba Rallisi” yeniden masaya geliyor.
Tarihsel olarak aralık ayının son beş işlem günü ile ocak ayının ilk iki günü, hisseler için yılın en pozitif dönemlerinden biri.
Peki 2026’ya girerken bu hikâye hâlâ çalışıyor mu?
Noel Baba Rallisi, 1950’lerden bu yana S&P 500’de ortalama %1,3 civarında getiri sağlamış durumda.
Bunun arkasında birkaç temel dinamik var: yıl sonu vergi amaçlı satışların bitmesi, fon yöneticilerinin portföy dağılımlarını gözden geçirerek güçlü hisselere yönelmesi ve tatil dönemi nedeniyle piyasadaki likiditenin zayıflaması.
Likidite düşünce de nispeten küçük alımlar bile fiyatları yukarı taşıyabiliyor.
Ancak 2025 noel rallisi farklı bir arka planla geliyor. 2024’te yaşanan sert sektör rotasyonları ve dönemsel düzeltmeler yatırımcıyı daha temkinli yaptı. Bu da rallinin “sessiz ama hızlı” olma ihtimalini artırıyor. Özellikle yapay zeka, finans ve tüketim gibi yıl boyunca güçlü performans göstermiş alanlar, bu dönemde yeniden öne çıkabilir.
Opsiyon tarafında ise tablo dikkat çekici.
Aralık ayının son haftasında genelde beklenen volatilite düşer; bu da opsiyon primlerini baskılar. Bu ortam, yüksek kaldıraçlı agresif stratejilerden ziyade kontrollü ve disiplinli pozisyonları öne çıkarır.
Yükseliş beklentisi olan yatırımcılar için doğrudan call opsiyonları, Noel Baba Rallisi’nden sınırlı maliyetle faydalanmanın pratik bir yolu olabilir.
Daha temkinli yatırımcılar için ise covered call ve cash-secured put stratejileri öne çıkıyor. Güçlü hisselerde covered call yazmak, yatay veya sınırlı yükseliş senaryosunda ek getiri yaratabilirken; düşüş beklenmeyen ama alım yapmak istenen hisselerde cash-secured put, primi peşin toplama avantajı sunabilir.
Her iki strateji de düşük volatilite ortamında zaman değerinden faydalanmayı sağlar.
Ancak zayıf hacim bu dönemin en önemli riski. Düşük likidite, küçük haberlerin bile sert fiyat boşluklarına neden olabilir. Bu yüzden pozisyon boyutlarını sınırlı tutmak, vade tarihlerini kısa seçmek ve tek bir senaryoya aşırı yüklenmemek kritik.
Yani Noel Baba Rallisi bir garanti olmasa da doğru risk yönetimiyle fırsatlar sunabilir.
Noel Baba Rallisi genelde sessiz gelir; hazırlıksız yakalananlar için ise beklenenden gürültülü bitebilir.
Balon mu, fırsat mı: Michael Burry yeniden gündemde
“The Big Short” filmiyle tanınan efsanevi yatırımcı Michael Burry, geçtiğimiz günlerde yaptığı “Bazen balonlar görürüz” paylaşımı ardından fon dağılımını açıkladı.
Burry’nin fonu Scion Asset Management, son çeyrekte Nvidia ve Palantir hisselerine karşı devasa satım opsiyonları aldı. Portföyde, Nvidia’da yaklaşık 186 milyon dolar, Palantir’de ise 912 milyon dolar değerinde pozisyon görünüyor. Bu iki işlem, Scion’un portföyünün %80’ine yakınını oluşturuyor.
Ancak burada dikkat çekici olan, Burry’nin geçtiğimiz çeyrekten bu yanan ralliye karşı aldığı pozisyonlarda ısrarcı olması.
O dönemde Nvidia’da satım pozisyonu taşımasına rağmen Meta, ASML, UnitedHealth ve Regeneron gibi güçlü bilançolu hisselerde alım opsiyonları bulunan fon, bu çeyrekte yönünü tamamen tersine çevirdi.
Artık neredeyse tüm pozisyonlarını teknoloji hisselerine karşı açan Burry’nin bu “balon” ısrarı, son 3 ayda Nvidia’nın %15 ve Palantir’in %30 yükseldiği düşünüldüğünde, fon üzerinde kayda değer bir zarara işaret ediyor.
Öyle ki, sadece bugün 5 Aralık vadeli bir Palantir alım opsiyonu 2.300% getiri sağlamış durumda.
2023 yazında Burry, S&P 500 ve Nasdaq 100 endekslerine karşı yaklaşık 1,6 milyar dolarlık satım opsiyonu açmış, ancak endekslerin rekor kırmasıyla pozisyonlarını sessizce kapatmak zorunda kalmıştı.
Şimdi aynı senaryo, bu kez Nvidia ve Palantir üzerinden tekrarlanıyor olabilir.
Peki neden “balon”?
Burry’ye göre piyasa, özellikle yapay zekâ etrafında dönen “dairesel yatırımlar” yüzünden bir teknoloji balonu oluşturdu. Büyük teknoloji şirketlerinin hem birbirlerine yatırım yapması hem de kendi ürünlerini birbirine satması, ona göre 2000’lerin başındaki telekom balonunu andırıyor.
Fakat burada kritik fark, bugünkü şirketlerin gerçekten kârlı ve nakit üreten yapılar olması.
Nvidia’nın veri merkezi gelirleri bir yılda üçe katlanmış, Palantir ise hem savunma hem kamu sözleşmeleriyle büyümesini hızlandırmış durumda.
Dolayısıyla Burry’nin “balon” görüşü, mantıksal olarak doğru ama zamansal olarak erken olabilir. Nitekim Nvidia bu yıl %54, Palantir %170 yükseldi; bu da Burry’nin opsiyon pozisyonlarında ciddi zarar anlamına geliyor.
Burry bir kez daha “kalabalığa karşı” duruyor ama bu kez hikâye farklı. 2008’de haklı çıkmıştı çünkü sistem çürümüştü; bugünse piyasa aşırı iyimser olsa da çürümüş değil.
Bu nedenle Burry’nin yeni hikâyesi “The Big Short”tan çok, “The Big Wait” olabilir. Balon varsa bile, patlaması düşündüğünden çok daha uzun sürebilir.
Eylül ayına ilişkin kritik enflasyon verisi aylık %2,60 olan piyasa beklentisinin oldukça üzerinde, %3,23 olarak açıklandı.
Hatırlatmak gerekirse geçen ay açıklanan enflasyon verisi de piyasa beklentisi olan %1,75'in üzerinde %2,04 açıklanmış, fakat yıllık olarak baz etkisi nedeniyle %33,52'den %32,95'e gerilemişti.
Şimdi ise yıllık enflasyonun %32,95'ten %33,29'a yükselmesi piyasa algısını olumsuz etkiliyor. Dezenflasyonist sürecin bozulmasına ilişkin endişeler, TCMB'nin faiz indirim beklentilerini törpülerken borsadaki para girişlerini sınırlayabilir.
Özellikle bugün açıklanan verinin İTO'nun açıkladığı İstanbul Enflasyonundan beri yüksek gelmesi, risk iştahında belirgin bir bozulmaya işaret ediyor.
Aylık enflasyonu %17,9 artışa yukarı çeken eğitim kaleminin tek seferlik olması ise TCMB beklentilerinde büyük bir değişikliğe neden olmayabilir. Ancak bu veri sonrası 23 Ekim'de gelecek PPK kararında faiz indiriminin pas geçilme ihtimali de artık masada.
BIST 100 endeksi, güne pozitif başlamış olsa da veri sonrasında seyrini negatife çevirdi.
Piyasalar kritik bir eşiğe geldi.
Bugün açıklanacak ABD Ağustos TÜFE verisi, borsaların son haftalardaki “altın çağ” havasını bozabilecek en önemli katalizör olarak görülüyor.
Çünkü endeksler tarihin en yüksek seviyelerinde, yatırımcıların beklentisi Fed’den gelecek faiz indirimlerine kilitlenmiş durumda.
Ama JPMorgan uyarıyor: Bu iyimserlik, enflasyon verisiyle kolayca sarsılabilir.
JPMorgan’a göre S&P 500, kısa vadede %5–8 arasında bir düzeltme yapabilir. Bu da endeksi 6.500’ün üzerinden 6.200 hatta 6.000 puana kadar çekebilir. Yani bugünkü zirveler, JPMorgan’ın en temkinli öngörülerinden bile daha yukarıda.
Peki, dikkatler neden bu kadar enflasyona çevrilmiş durumda?
Çünkü piyasalar hâlâ “Goldilocks” hikâyesine inanıyor: Büyüme çok yavaşlamıyor, enflasyon çok hızlanmıyor ve Fed faiz indirimleriyle destek oluyor.
Bu tabloyu bozacak tek şey, enflasyonun beklenenden yüksek gelmesi. JPMorgan da zaten yılın geri kalanında fiyat baskılarında artış görebileceklerini belirtiyor. Yani bugünkü veri, sadece bir istatistik değil, piyasanın kısa vadeli yönünü tayin edecek kırılma noktası.
Piyasa, önümüzdeki iki yıl içinde altı faiz indirimi fiyatlıyor. Eğer enflasyon yeniden hızlanırsa, Fed’in bu kadar agresif gevşemesi mümkün olmayabilir. Üstelik Trump yönetiminin tarifelerinden kaynaklanan ek maliyetler, fiyatlara yavaş yavaş yansımaya başlıyor.
Yani kısa vadede “faiz indirimi + yapay zeka rüzgârı” hikâyesi çok parlak görünse de enflasyonun kontrol altında kalmaması hâlinde bu hikâyenin hızla değişmesi işten bile değil.
Dolayısıyla bugünkü TÜFE verisi yatırımcılar için bir “gerçeklik testi” niteliğinde.
Eğer veri beklenti altı gelirse, 17 Eylül’de 25 baz puanlık faiz indirimi neredeyse kesinleşecek ve belki 50 baz puan bile masaya gelebilecek. Ama beklenti üstü gelirse, bu yıl için öngörülen üç faiz indiriminin ikisi rafa kalkabilir.
Halka arz sonrası ilk bilanço, sadece rakamlardan ibaret değildir.
Şirketin halka açık piyasada anlattığı büyüme hikâyesinin ne kadar sürdürülebilir olduğunu test eden ilk gerçek sınavdır. İlk günlerde coşkulu bir karşılamayla yükselen hisse, kısa sürede soğuyan yatırımcı ilgisiyle bambaşka bir tabloya dönüşebilir.
Nitekim henüz yeni borsaya adım atan Bullish’in performansı bunu hatırlattı: 37 dolardan arz olan hisse, 90 dolardan işleme açıldı, gün içinde 118 dolara kadar yükseldi ve günü 68 dolarda, yani 84% primle kapattı.
Ancak yatırımcıların asıl sorusu şu: “Bu tempo devam eder mi?”
Yani mesele sadece “Bu çeyreği tutturdular mı?” değil, “Şirketin hikâyesi halka açık piyasada da taşınabilir mi?”
S&P 500 rekorlar kırıyor ama ya bu ralli sağlıksızsa?
S&P 500 endeksi geçtiğimiz haftalarda üst üste rekorlar kırarken, dikkatli gözler bu yükselişin altındaki temel dinamikleri sorgulamaya başladı.
Çünkü bu defa tablo biraz farklı: Endeks yükseliyor ama eşit ağırlıklı versiyonu geride kalıyor. Yani yükseliş, piyasanın geneline yayılmış değil.
Son grafikler açık bir ayrışmayı gösteriyor. S&P 500 yılbaşından bu yana %7’nin üzerinde yükselmişken, eşit ağırlıklı S&P 500 sadece %5 seviyelerinde artış göstermiş durumda.
Makas açılıyor ve bu farkın temel nedeni çok net: Yalnızca birkaç dev teknoloji hissesi endeksi sırtlıyor.
Momentum düşüyor:
Görünürde yükselen bir piyasa var, ama teknik göstergeler arka planda farklı şeyler söylüyor.
S&P 500 yeni zirvelere ulaşsa da RSI indikatörü bu zirveleri teyit etmiyor. Yeni fiyat zirvelerinin daha düşük RSI değerleriyle eşleşmesi ise klasik bir negatif uyumsuzluk örneği. Bu da piyasada momentumun zayıfladığına ve olası bir düzeltme riskine işaret ediyor.
Yani teknik tablo, "Bu kadar coşku biraz fazla olabilir" diyor.
Özellikle Nasdaq 100 endeksinin 60 işlem günü boyunca 20 günlük ortalamasının altına sarkmaması gibi dikkat çekici istatistikler, piyasada bir tür “yorulma” sinyali veriyor. Bu, en son 1999’daki dot-com balonu öncesinde görülmüştü.
Endeksin %33’ü sadece 7 şirkete ait:
Bugünkü rallinin lokomotifi olan Muhteşem 7’li hisseleri S&P 500’ün toplam piyasa değerinin üçte birini oluşturuyor. Bu kadar yoğunlaşmış bir endeks yapısı, aynı zamanda kırılganlık riskini beraberinde taşıyor.
Yalnızca bu yedi hissenin toplam değerinde %10’luk bir düşüş yaşansa, S&P 500’ün toplam değerinden 1.85 trilyon dolar silinebilir. Yani, bu ralli güzel ama üzerinde yürüdüğü zemin çok da sağlam değil.
Bilanço sezonu kritik olabilir:
Bu haftadan itibaren teknoloji devlerinin bilançoları açıklanıyor. Bu hisseler yalnızca fiyat değil, aynı zamanda beklenti anlamında da çok yükseldi.
Beklentileri karşılamayan her bilanço, bu kırılgan yapıyı sarsabilir.
Eğer teknoloji hisselerinde bir zayıflama görürsek, S&P 500 ile eşit ağırlıklı endeks arasındaki makasın kapanması şaşırtıcı olmayacak.
Bu senaryo aynı zamanda, teknoloji dışındaki sektörlerin yeniden göreli olarak öne çıkabileceği bir düzeltme evresini de tetikleyebilir.
Wall Street mutfağının yeni tarifi TACO 🌮
Raporda oldukça hareketli geçen ilk yarıyı değerlendirip ikinci yarı beklentilerimizi paylaştık, keyifli okumalar 🙏🏻
Yeni dönem, eski dinamikler.
2025’in ilk yarısında Trump’ın politikaları, volatilite ve tematik fiyatlamalarla dalgalı seyreden Wall Street’te ikinci yarı nasıl geçecek?
Yeni raporumuzda fırsat alanlarını ve riskleri değerlendirdik.
→ https://t.co/AuVw4kTLvA
Piyasalar yeni bir hikâye arıyor.
2025’in ilk yarısında yüksek faiz ve belirsizliklerle boğuşan BİST'te gözler artık ikinci yarıya çevrildi.
Yeni raporumuzda faiz indirimi süreci, yabancı ilgisi ve sektör bazlı fırsatları mercek altına aldık.
→ https://t.co/gcQEnjzj1v
Nvidia bilançosu öncesi sis hiç olmadığı kadar yoğun.
28 Mayıs'ta seans sonunda açıklanacak bilanço, yapay zekâ rüzgârını arkasına alan bu dev için bir dönüm noktası olabilir.
Yatırımcılar heyecanlı, analist beklentileri yüksek.
Ancak bu kez tablo net değil.
ABD-Çin gerilimi nedeniyle Nvidia’nın bu çeyrekte 5,5 milyar dolarlık stok zararı yazması bekleniyor.
Aynı anda Blackwell mimarili GB200 NVL sistemlerine olan talep patlama yaptı. Nisan ayında 1.500 adet sistem sevk edildi. Bloomberg’e göre bu sistemlerin toplam gelir katkısı 21 milyar dolara ulaşabilir. Yıl sonuna kadar 30 bin adet sevkiyat yapılması ihtimali, arz fazlası tartışmalarını şimdiden rafa kaldırdı.
Bu zıt sinyaller arasında öne çıkan soru şu: Nvidia bir kez daha beklentileri aşarak sahneyi domine edebilir mi, yoksa ilk kez yönünü mü kaybediyor?
Gelir tahmini 43,2 milyar dolar, hisse başı kâr beklentisi ise 45% artışla 0,87 dolar. Ancak Bank of America gibi kurumlar, şirketin vereceği rehberliğin konsensüsün 10% altında kalabileceğini ve ikinci çeyrekte daha zayıf bir tablo oluşabileceği uyarısında bulunuyor.
Piyasa ikiye bölünmüş durumda:
1) Meta, Microsoft, Amazon gibi devler veri merkezi harcamalarını artırıyor.
2) Jeopolitik riskler artıyor; Çin etkisi ve yeni kısıtlamalar baskı yaratıyor.
Ama hikâyenin tamamı bu değil.
CoreWeave gibi sağlayıcılardan gelen 400%’ün üzerindeki gelir artışları, TSMC’nin 40 milyar dolarlık üretim yatırımı ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin agresif yapay zekâ alımları Nvidia’nın pazar payını destekliyor.
Şirketin ileri F/K oranı yaklaşık 27, PEG oranı ise 1’in altında. 55%’in üzerindeki kâr marjı, yüksek büyümenin güçlü kârlılıkla desteklendiğine işaret ediyor.
Opsiyon piyasaları, hisse fiyatında yukarı veya aşağı yönde yaklaşık 8,9%’luk bir hareket fiyatlıyor. Bu, son 11 çeyreğin ortalamasıyla uyumlu.
Yani dev bir sürpriz değil, temkinli bir bilanço bekleniyor.
Kritik eşik ise şu: CEO Jensen Huang ikinci çeyrek için nasıl bir rehberlik sunacak? Güçlü büyüme devam mı edecek, yoksa ilk kez bir hız kesiş mi göreceğiz?
Sis kalktığında yalnızca Nvidia’nın değil, yapay zekâ piyasasının da yönü netleşmiş olacak.
Trump gerçekten geri vitese mi taktı, yoksa sadece şerit mi değiştirdi?
Geçtiğimiz hafta sonu Trump yönetimi, tüketici elektroniğine yönelik tarifeleri “geçici” olarak erteledi.
Akıllı telefonlardan dizüstü bilgisayarlara kadar birçok ürünü kapsayan bu adım, kısa vadede piyasaları rahatlattı.
Ancak asıl soru şu:
Bu, bir yumuşama mı yoksa yeni bir ticaret hamlesinin hazırlığı mı?
Trump ve Beyaz Saray yetkilileri, söz konusu muafiyetin geçici olduğunu ve yakında daha “sektörel” ve hedefli tarifelerin devreye gireceğini belirtiyor. Özellikle çipler ve elektronik ürünler radar altında.
Piyasalara kısa süreli bir “umut” verilse de politikalardaki zikzakların yatırım kararlarına etkisi belirsiz.
Trump yönetimi, yaklaşık 390 milyar dolarlık ithalatı kapsayan bu muafiyetin çoğunlukla Çin menşeli ürünleri içerdiğini söyledi; yine de %125’lik genel tarife hâlâ yürürlükte.
Yani “muafiyet”, gerçekte başka bir sepete taşınan geçici bir mola.
Teknoloji devleri bu durumu yakından izliyor.
Apple şimdilik rahatladı ama uzun vadede üretim merkezlerini çeşitlendirmek zorunda kalabilir. Nvidia ve Intel gibi çip üreticileri ise planlanan sektörel tarifelerin hedefinde olabilir. TSMC gibi şirketler de ABD yatırımları ve Çin’le olan bağımlılıkları arasında sıkışmış durumda.
ABD Ticaret Bakanı Lutnick, nihai hedefin bu ürünlerin yerli üretime çekilmesi olduğunu söyledi.
Yani büyük hamle henüz gelmedi.
Çin ise bu kararı “küçük ama yetersiz” bir düzeltme olarak nitelendiriyor ve ABD ısrar ederse karşılık vereceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, elektronik ürünlere yönelik tarifelerin askıya alınması kısa vadeli bir manevra mı yoksa daha büyük bir planın parçası mı?
Yatırımcılar için asıl mesele, bu geçici rahatlamanın ne kadar süreceği ve daha hedefli, daha yıkıcı tarifelerin ne zaman devreye gireceği.