Allah'ım kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana çevirdim. İşimi sana emanet ettim. Sırtımı sana dayadım .Bizi korktuklarımızdan emin,umduklarımıza nail eyle.
Zulmün,hayasızlığın,sapıklığın her türlüsünün yaşandığı şu Ahir zamanda, kalbime inşirah veren tek şey, Mahmud Efendi Hazretleri ve Recep Tayyip Erdoğan’ la aynı çağda, aynı topraklarda ve aynı zaman diliminde yaşamış olmak...
Hırsızı,arsızı tacizcisi,sapığı partilerinde ve boğazına kadar B.k'a batmışlar, şimdi bize üzerinizde çamur var diye bizi eleştiriyorlar...Biz o çamuru siler atarız, siz önce o foseptik çukurundan çıkmaya bakın..
Gerçi kime anlatıyoruz ki,bu kitle alışık böyle yaşamaya..
Azerbeycanın'da aynı 2002 öncesi Türkiye yaşanmaya başladı ve baştakilerin kimin kuklası olduğunu aşikar oldu..ve oranında artık bir Erdoğan'a ihtiyacı olduğu var..
Yolculuk zamanı,yolumuz Berlin e nasipse ..
Gece yolculukları farklı oluyor..
Sessizliğin içinde insan, kendini daha iyi duyuyor.
Bazen sadece yola değil, kendi içine doğru da ilerliyor insan.
Allah bazen fazlasıyla verir..
Makam verir, itibar verir, imkân verir..
Hırs uğruna haramı helali birbirine karıştırmak, emanete ihanet etmek, insanların hakkına girmek ve sonunda hem dünyada rezil olup hem de ahireti tehlikeye atmak…
Gerçekten değer miydi?
"En çok da yağmur yağdığında seviyorum bu şehri. Herkesin yüzü ıslak, başı öne eğik… Sanki herkes suçunu kabullenmiş gibi.(Alıntı)
Sokaklar susuyor, şehir ağırlaşıyor.
Ve ben, o an anlıyorum;
bazı şehirler yağmurla değil, insanın içindeki suçlulukta ıslanıyor.
Bu ülkede
Yorgun görünüp de
Gerçekten yorgun olan
tek bir adam var.
O da
RECEP TAYYİP ERDOĞAN.
Oy vereniyle, vermeyeniyle...
Seveni ve sevmeyeniyle
hakkı ödenmeyecek
bir devlet adamı.
BEN SENDEN RAZIYIM.
ALLAH DA
SENDEN RAZI OLSUN, REİS.
Reis içteki ve dıştaki bunca alçakla gece gündüz demeden uğraşırken, onun yanında görünüp cebini doldurmaya çalışan kim varsa Rabbim burunlarından fitil fitil getirsin.