My forthcoming take on constituent power theory, now on SSRN: https://t.co/31Y8lkZKco
Either it fixes what counts as an authentic act of the people's will and inevitably licenses authoritarian rule, or it collapses into constitutionalism. I make the case through a re-interpretation of Turkey's constitutional history, in a chapter for the Cambridge Handbook on Constituent Power and its Limits (eds Fasel and Vinx). As talk of a new constitution returns amid deepening authoritarianism, perhaps there is more to the story than the well-worn narratives of populism and tutelage.
Kanun her zaman haklı mıdır?
Bilim Kenti’nde bu hafta Çağrı Gürkanlı ile hukuk felsefesi hakkında konuşacağız! 🤩
Her hafta çarşamba günü 19.00-20.00 saatleri arasında 96.6 frekansından, https://t.co/sAHoVY4iLk'dan veya Bilim Kenti YouTube kanalından bizi dinlemeyi unutmayın!
We are delighted to announce a special event this coming Monday (28/10, 16:00) in the Senior Parlour, Gonville & Caius College and online. @ValentinJeutner (@OxfordLawFac) will be presenting his new book, "The Reasonable Person: A Legal Biography".
Honored to be presenting this Thursday at Cambridge's Legal Theory Discussion Group (@cambridgeltdg).
Excited for the engaging discussion ahead.
See you then!
Paper: https://t.co/FD6hIhyHRi
Anayasal değişmezliği ve bunun denetimini, istisnai bir uygulama ve bariz biçimde hukuka aykırı saymak gerçekten de mümkün değil.
Bizim anayasa tarihimizin hâkim anlatısı Kemalist hegemonya tezlerine aşırı bir biçimde odaklanmış durumda olduğu için, anayasal değişmezlik, yargısal aktivizmin siyasal bir temeli veya nedeni olarak istisnai ve bariz bir yetki aşımına indirgeniyor basit ve asılsız bir şekilde.
Oysa, küresel ölçekte ne anayasal değişiklik, ne de onun denetimi, hele günümüzde, olağanüstü bir durum sayılabilir. 19. Yüzyılda ABD'deki Dodge v. Woolsey gibi örneklerden savaş sonrası Alman ve Hint Anayasa Mahkemelerinin uygulamalarına kadar, 20. yüzyılın ortalarından itibaren anayasa teorisi, anayasa değişikliklerinin denetimi konusunda oldukça yaygın bir tartışmaydı.
Bilhassa Avusturya ve Almanya’da, Kelsen ve Otto Bachof 1930lardan bu yana anayasal değişmezliğin hukuken geçerli bir uygulama olacağını savunuyordu zaten. Brezilya'dan eski Çek Cumhuriyeti'ne, Avusturya'dan Pakistan'a, 20. Yüzyılın başından bugüne dek anayasa değişikliklerinin denetimi uygulamalarının istikrarlı bir şekilde arttığı da önemli bir gerçek.
Avrupa’da Alman Anayasasının Tolga Hocanın zikrettiği kararlarından Türkiye’ye, Hindistan’a ve Bangladeş gibi pek çok Güney Asya ülkesine uzanarak gelişen bir anayasal eğilim var. Ne yazık ki, bizdeki anayasa değişikliği tartışması, bu küresel doktrinlerin bir parçası olarak değil, kendine has ve hukukilikten uzak bir juristokrasi tartışması gibi ele alınıyor. Bunu siyaseten suistimal eden pek çok siyasetçi de var tabii.
Halbuki, bilhassa Almanya ve Hindistan ile incelemeye değer pek çok paralelliklerimiz var, ve değişmezlik iddiası uluslararası literatürde bizde olduğundan çok daha muteber sayılıyor hukuki açıdan. Bizim içtihadımızın bazılarının sandığı gibi bir fanteziden bir ibaret olmadığı iddiasına yönelik ilginç bir atıfı da bırakayım buraya vesileyle. Tayvan Anayasa Mahkemesi, anayasal değişmezliğe ilişkin 2000 yılında verdiği bir kararda, AYM’nin anayasal değişmezlik tezine atıfta bulunuyor (Ernst Hirsch’in konuya dair yazdığı iki makale üzerinden, her ne kadar Hirsch içeriksel değişmezlik denetimine karşı çıksa da): https://t.co/txmqhVFd19
Kimileri bu içtihadın Türk AYM’nin bir fantezisinden ibaret olduğunu ileri sürdü.
Hiç değil!
Hatta bu çıkarımın dünya hukukunda da güçlü bir yeri var.
Örneğin, Alman Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında benzer yaklaşımları görebiliriz (Meraklısı için bkz. BVerfGE 84, 90, 120; BVerfGE 89, 155, 180). Öyle ki Mahkeme, Nazizm geçmişini akılda tutarak, böyle bir değişikliğin referandum yoluyla bile mümkün olmadığını söyledi.
Alman anayasa literatüründe de baskın görüş bu yöndedir (Bkz. Dreier, Hesse, Kirchhof, Pieroth, Rubel, Vismann ve Stern'in çalışmaları).
Bu yazarlara göre; değişme yasağı getiren bir hükmün değiştirilebilir olduğunu savunmak, hükmün mantığına ve eşyanın tabiatına aykırıdır. Böyle bir girişime karşı tüm Almanların direnmesi bir haktır.
Şu ifade özellikle dikkat çeker:
“Bir devrim gerçekleşmedikçe, bu hüküm insan haysiyetinin dokunulmazlığına düşman olanlara meşruluk örtüsü sunmaz.”
Kişisel görüşüm:
Bugün, değiştirilemezlikle ilgili akademik olasılıkları siyasete taşıma zamanı değil. Aksi tutum, bu dengesiz ve örgütsüz iklimde ülkemize ve toplumumuza ağır zararlar getirir.
Şu koşullarda Anayasa’nın değişmez maddelerine dönük girişimlere karşı durmak, ironik bir şekilde devrimci ve ilerici bir duruştur.
In a week’s time (24/10, 17:00), join us for our first meeting, a discussion on a paper by @FJorgeGaxiola (@nyulaw), “Actual Malice, Truth, and the Social Dimension of Reputation.” The comments will be provided by @DiegoRomeroR.
We are opening Michaelmas Term submissions!
If you would like to present a paper, please send an abstract up to 500 words by the 25th of September to [email protected].
Tomorrow (6/06, 17:30) we will hear from Tsampika Taralli (@UoELawSchool@EdLegalTheory) on 'Is Conceptual Analysis a Reliable Method of Legal Philosophy?'
We are calling for submissions for the Easter term! 🧵
If you would like to present a paper, please send an abstract up to 500 words by the 14th of April to [email protected].
Tomorrow (14/03, 17:00) we will be hearing from @SebastianLewisR (@LawAtSurrey@SurreyCentreLP) on 'Grounding Equitable Powers', with a reply from @ASamartzis.
Next week (6/03, 17:00) we will host our first Special Event. We are excited to welcome Professor Dan Priel (@OsgoodeNews) as our speaker, presenting a paper entitled '"What Is Law?" as a Political Question'.