Hatay ilimizin Yayladağı ilçesinde yakın geçmişte, otlamadan dönerken yağmur suyu birikintisinden su içen 43 hayvan telef olmuştur. Bu toplu telef, hukuk devleti ilkesinin sınandığı bir hadisedir. Hayvanların telef olma nedeninin tam olarak tespit edilememesini çiftçi aleyhine yorumlayarak, gerçek failleri bulup hak ettikleri yaptırıma çarptırmayan zihniyeti kınıyoruz. Büyük Devletimizden beklentimiz, vatandaşın tüm zararını tazmin etmesi ve vergilerimizle ödenen bu meblağı gerçek sorumlulara rücu etmesidir.
Tarım Ekonomisi Zayıflıyor: Üretim Kaybı ve Dışa Bağımlılık Büyüyor
Ne Oluyor?
Tarım üretimi %12,7 küçüldü; bu 300 milyar TL daha az üretim demek.
Tarım ithalatı %21,6 arttı, yani 170 milyar TL daha fazla ürünü dışarıdan aldık.
Tarım ihracatı %1 düştü, bu da 9,3 milyar TL daha az ihracat anlamına geliyor.
Üretim azalırken ithalatın artması, Türkiye’nin tarımda hızla güç kaybettiğini ve dışa bağımlılığın büyüdüğünü gösteriyor.
Tarım–gıda–içecek sektöründe yılın ilk 10 ayında ihracat gerilerken ithalat sert biçimde yükseldi; tarım dış ticaret fazlamız 9,4 milyar dolardan 3,7 milyar dolara düştü.
Aynı süreçte üçüncü çeyrekteki %12,7’lik daralma, tarımsal üretimde yaklaşık 7 milyar dolarlık kayba yol açtı.
Tarımın milli gelirdeki payı da bunu doğruluyor:
2002’de %16,4 olan pay bugün %8,8 seviyesine indi.
Bu tablo; üretimin zayıfladığını, maliyet baskısının arttığını, kırsalın boşaldığını ve Türkiye’nin kendi kendine yetme kapasitesinin hızla kaybolduğunu gösteriyor.
Arz azalırken maliyet yükseldiği için gıda fiyatlarının düşmesi de beklenemez.
⸻
Çözüm Çok Net: Birlikte Üretim Modeli ve Bilimsel Planlama
İşte bu tablo yüzünden ısrarla diyoruz ki:
• Devlet kooperatif aracılığıyla üreticiye ortak olmalı; girdiyi vermeli, mahsulü almalı.
• Kamu + üretici + sanayici + ihracatçı + perakendeci + üniversite bir araya gelerek Havza Koordinasyon Kurulu kurmalı.
• Ne ekilecek, nerede ekilecek, kim üretecek, kim işleyecek bilimsel olarak planlanmalı.
• Üretici mutlak kâr ile çalışacak bir sistem kurulmalı.
• Boşalan köyler, ancak birlikte üretim modeliyle yeniden üretim merkezine dönüşür.
• Herkes şehirde ise üretimi kim yapacak?
Bu rakamlar; uyarılarımızı ciddiye almayan hükümetin açık karnesidir.
“Her şey yolunda” diyen bakanlık yetkililerinin karnesi budur.
Ve milletimiz bu karneye göre oy verecek.
Çözümü olmayan partiler, sorunları çözmek bir yana yenilerini üretir.
Vatandaşlarımız, siyasi partilerden ikna edici, uygulanabilir, etki analizi olan çözümler istemelidir.
Üretici artık her şeyi görüyor; işine hâkim, kimin çözüm ürettiğini kimin üretmediğini ayırt edecek kadar da tecrübeli.
@anahtarim0@hhuseyindemiroz
Her engelli vatandaşımız, bu ülkenin eşit ve onurlu bir ferdidir.
Engelleri büyüten, çoğu zaman hayatın kendisi değil; ihmal edilen sorumluluklardır.
Erişilebilir şehirler, adil hizmetler ve kapsayıcı politikalar; bir tercih değil, devletin görevidir.
Biz, her vatandaşımızın hayatı kolaylaşana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz.
3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nü tüm farkındalığıyla idrak ediyor;
her bir kardeşimizin yanında olduğumuzu saygıyla ifade ediyoruz.
🗝️ #AnahtarSenOl
📌 Bu toprakların yükünü hep birlikte taşıdık. Şimdi geleceğini de birlikte kuralım. #YarınımızBir
📌 Türk Milleti’nin yarınlarında senin #YerinHazır
👉 Anahtar Parti’ye üye olmak için: https://t.co/5ZVNoIeqAH
🗝️ #AnahtarSenOl
📌 Bu toprakların yükünü hep birlikte taşıdık. Şimdi geleceğini de birlikte kuralım. #YarınımızBir
📌 Türk Milleti’nin yarınlarında senin #YerinHazır
👉 Anahtar Parti’ye üye olmak için: https://t.co/So9XnteZna
#anahtarparti
Karanlıkları aydınlatmak için cesarete, cesareti büyütmek için birlikte olmaya ihtiyacımız var.
#AnahtarSenOl
Yarınlarımız için, bugün sorumluluk alma vakti.
#YerinHazır#anahtarparti̇
🗝️ #AnahtarSenOl
📌 Bu toprakların yükünü hep birlikte taşıdık. Şimdi geleceğini de birlikte kuralım. #YarınımızBir
📌 Türk Milleti’nin yarınlarında senin #YerinHazır
👉 Anahtar Parti’ye üye olmak için: https://t.co/54nQD4qJzM
Sınır komşularımıza yönelik israil’in bölgesel işgal azgınlığı, soykırım ve insanlık suçuna dönüşmüş durumda.
İran’ı hedef alan son saldırılar da göstermektedir ki, israil terör devleti, bölgesel terör örgütlerine alan açarak işgal planlarını tek tek harekete geçirmektedir.
Bilinmesini isteriz ki, komşularımızın toprak bütünlüğünün korunması en önemli önceliğimizdir.
Ancak bundan daha öncelikli ve önemli olan husus, bu ülkelerdeki Türk varlığıdır.
Tebriz, İsfahan, Urumiye ve Erdebil gibi bin yıllık Türk yurtları bu süreçte ağır bombardıman altındadır.
israil’in bu azgınlığı karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, gerekirse nüfusunun yarısı Türk olan İran’ın, Türk Devletler Teşkilatına özel statü ile çağrılmasına ilişkin adımları atmalıdır.