Halkın geçim sıkıntısına, haksızlıklara ve hak gasplarına karşı sokakta büyük protestolar yapmasını Kılıçdaroğlu bizzat engelledi. 'Aman provokasyon olur, sandığı bekleyin' diyerek insanları evine kapattı. Kemal Kılıçdaroğlu muhalif enerjiyi sistem içinde niye eritti artık belli.
Deniz Zeyrek'ten, Kılıçdaroğlu'na
🔥Benim çocuğumun kaderiyle oynama hakkı sizde yok Kemal Kılıçdaroğlu
🔥Delikanlıysanız, çıkarsınız er meydanına
🔥Bu ülkenin gençlerinin yarınla ilgili umutlarını tüketmeye hakkınız yok ‼️
Gazeteci İsmail Arı :
"Erdoğan ailesi 20 (Yirmi) civarı vakfın yöneticisi. Bu vakıfların önemli kısmı Bilal Erdoğan’ın yönetiminde. Bu vakıflarda kamu kaynakları üzerinden milyarlarca liranın döndüğünü söyleyebiliriz."
SÖNMEZ İÇİMİZDEKİ ATEŞ
Tam tahmin ettiğim gibi #ButlanKemal bir süre sonra yurttaşların içindeki öfkenin dineceğini düşünüyordu. Çünkü bugüne kadar hep böyle olmuştu. #Ekmeleddin ‘e öfkelendik. Sonra sakinleştik. Mühürsüz
oylara öfkelendik ve yatıştık. Kılıçdaroğlu da bu hep böyle sürecek sandı.
Şimdi tane tane anlatalım bu tepkinin neden dinmeyeceğini.
Bugüne kadar yaptıklarını korkaklığına ve beceriksizliğine verdik. Ama bugün gördük ki hepsini bilerek yapmışsın. Hepimiz sırtımızdan hançerlenmiş gibi hissettik.
Tamam beceriksizdin, belki yaşın gereği pek hareket etmiyordun. Elbette içimizden genç, dinamik bir başkan gelse diye geçiriyorduk yine de ülkede demokrasi adına sığınılacak en büyük çatı #CHP olduğu için oy verdik.
Öylesine demokrat bir tablo çizdin ki iktidarın bir twit yüzünden millete açtığı davalar, hapislere attığı insanları gördükçe “aman destekleyelim ülke daha kötüye gitmesin” dedik.
Enis Berberoğlu için yürüdüğünde de yazmıştım ve sormuştum; Böylesi büyük bir yürüyüşü niye Berberoğlu için yapıyorsun?
Kurultaylara tek başına girdin, kazandın ve ben karşına çıkmadıkları için #CHP ‘ye öfkelendim. Ortaokul arkadaşımla bu delege sistemi yüzünden tartıştım ve aylarca konuşmadık. O’na dediğimi burada da yazmıştım o zaman; her genel başkan kendi delegeleriyle geliyor ve delegelerin imzası alındığında kurultaya gerek kalmıyor, sonuç belli oluyor, demiştim. Ama bir mucize oldu ve senin delegelerin sokağın sesini dinleyip halkın delegesi olmayı seçtiler ve siz kurultayı kaybettiniz. Sizden beklediğimiz, hatta size tek güvendiğimiz nokta tam burasıydı; demokratlığınız. Ne de olsa 13 seçim kaybetmiştiniz ve öfke bile duymamıştınız.
Çok uzatmayacağım. Dün birkaç haftaya yatışıp size #oy verenler bugün niye yatışmıyor? Meğer karşımızda bir demokrat değil bir diktatör ruhu taşıyan genel başkan varmış. Biz muhalefet lideri olduğunu düşünürken anladık ki #Cumhurİttifakı ‘nın bir parçasıymışsınız. Polis, biber gazı eşliğinde binaya girip #bayram öncesi işten attığınız emekçiler sayesinde vicdanınızın olmadığını da gördük. Dün kendi içimizde yaptıklarınıza hafifletici sebepler bulmaya çalışırken bugün gördük ki hepsini bilinçli yapmış ve size oy veren milyonları sırtından bıçaklayıp umutlarını ellerinden almışsınız. Size #ButlanKemal , #AkpninUmuduKılıçdaroğlu #UmutHırsızıKılıçdaroğlu dediğimizde şaşırmayacaksınız. Ne ektiyseniz onu biçiyorsunuz. Her şeye rağmen 78 yaşında saygın bir siyasetçi olarak hayatınızın son dönemlerinde başınız dik yaşayabilecekken siz sokağa bile çıkamayacak hale gelmeyi seçtiniz. Herkes seçimlerinin sonucunu yaşar. Biz de yaşıyoruz. Size verdiğimiz her oy yüzünden kendimize öfke doluyuz. Kendimizi affedemiyoruz ki sizi affedelim. Boşuna beklemeyin. Bu ülkeye bir iyilik yapmak istiyorsanız derhal #istifa edin. Sizden ne köy olur ne kasaba
ONUNCU KÖY
***
1- Eğer Tayyip gözlerimi kaparım , işimi yaparım dese bile;
2- SEÇSİS ile seçim hileleri önlenebilecekse,
YENİ ANAYASA VE BAŞKANLIK HEVESLİLERİNE ONURSAL CUMHURİYET BAŞSAVCISI
SABİH KANADOĞLU'NDAN UYARI
***
Kimse kendi kendine gelin, güvey olmasın!
***
YENİ ANAYASA
***
Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'nun Yeni Anayasa konusundaki görüşleri:
***
1. Bu meclis; dört yıl için yasama yetkisi almıştır.
2. Meclis üyeleri mevcut anayasaya sadakat yemini etmiştir.
3. 1. ve 2. maddelerde belirtilen nedenlerle bu meclisin bir yeni anayasa yapma yetkisi yoktur.
4. Yeni bir anayasa yapma şartları oluşturmak için,
a. Önce halkın yeni bir anayasa isteyip istemediği halkoylamasına sunulur.
b. Nitelikli çoğunlukla kabul edildiği takdirde barajsız bir seçimle bir kurucu meclis oluşturulur.
c. Bu kurucu meclisin hazırlayacağı yeni anayasa taslağı yeniden referanduma sunulur.
***
EĞER; ÜLKENİZİ SEVİYOR VE KORUMAK İSTİYORSANIZ , BU YORUMUN YAYILMASINA PAYLAŞARAK YARDIMCI OLUNUZ ...
(ALINTÍ)
Kemal Kılıçdaroğlu'nun okuduğu bilinen BirGün gazetesinde yayımlanan açık mektuplara şair Şükrü Erbaş da katıldı.
"Kaymakla dibi bulmak arasında uzun mesafe yoktur. Siz dibi buldunuz ama yine de kulağınızda olsun istedim.
Size birileri 3000 yıl sonra Truva Atı görevi verdi. Bu hile 3000 yıl önce zekiceydi ama bugün Truva Atı'nın içinde yalnızca siz varsınız ve bu çok zavallı bir hile.
Kaldı ki siz bu zeki hileye bile itibar etmeden akıl almaz bir kaba şiddetle 'evinize' girmeye çalıştınız! Ne büyük utanç!
13 yıl boyunca arkanızda 100 yıllık bir büyük yapı varken yapamadığınız ne var da şimdi yanınızda üç muhteristen başka kimse yokken yapacaksınız?
Benim ve çocuklarımın geleceğini siz nasıl hırslarınız için, bir başka kötülük örgütlenmesine peşkeş çekmeye cüret edebiliyorsunuz?
Toplum ve partinizin tabanı sizi istemedi. Hepsi bu. Bunda anlaşılmayacak ne var?
İçinde büyüdüğünüz o olağanüstü kültürün dünyaya öğrettiği en yüce erdem utanma duygusu iken siz nasıl böyle düşkün birisi oldunuz?
Bir başka basit soru, ölümü hiç düşünüyor musunuz?
Siz, yaşınız gereği '68 kuşağı'ndan sayılırsınız. Zerre kadar fikretseydiniz, bugün yaptığınızın Deniz-Yusuf-Hüseyin'i bir daha asmak olduğunu görürdünüz. Bu nasıl bir kör bilinç!
Bir başka tuhaflık da siyasi hayatınız boyunca sizi aşağılayan herkes şimdi alkışlıyor. Nasıl olur da bunu size verilmiş bir değer sanırsınız?
İnebileceğiniz çukurları düşündükçe bu kayıtsızlık ürküntü veriyor.
Sizinle hiçbir sorunum, ilişkim yok, olamaz.
Sorun, ülkenin temel demokrasi-özgürlük-adalet ve insan hakları sütunlarına baltayla saldıranlarla sizin de saldırmaya başlamanızdır.
Siz 'koçbaşı' olmaya talip oldunuz ama bu çok acıklı bir seçim.
Hem gücünüz yok, hem yıkacağınız sur çok sağlam, hem de o surun içinde oturarak bu yapılamaz.
Koçbaşıyla dışarıdan içeriye saldırılır değil mi?
Sizin durumunuz için siyasi ölü kavramı kullanılır bilirsiniz.
Ölümünüz hayırlı olsun!"
(BirGün)