Cehennem bekçisinin isminin Mâlik olması, ama cehennemliklerin “Ey Mâlik, Rabbin işimizi bitirsin” feryadına “siz burada kalıcısınız”dan başka bir cevap verememesi bizlere çok ders vermektedir.
İsmi “sahip olan” olan bir memur, hiçbir şeye sahip değildir. Çünkü o gün mülk tektir: Li-meni’l-mülkü’l-yevm?
Bizim elimizdeki de mülk değil, emanettir.
İnsan iradesi ile ne üzerine konuşuyorsa, ne üzerine düşünüyorsa, kalbi, ruhu, vicdan unsurları bunlardan kendi hisselerine düşeni alır.
Devamlı olumsuzluğa odaklanmış bir kişi zamanla her şeyde bir negatif yön bulmaya temeyyüllü hale gelir.
Bir süre sonra güzel düşünmenin yolları o kişi için zorlaşır ve huzur bulabileceği durumlarda bile kendisini huzursuz edecek düşünceleri kendi üzerine çeker.
Dolayısı ile insan İRADİ olarak iyiyi ve güzeli görmeye çalışmalı ve bu konuda alıştırmalar yapmalı ki bu temayül bir meleke halini alsın.
Hayattan lezzet alacağı güzel düşüncelere, güzel bakma ile erişmiş olur.
Kimin neyi tam olarak hakkettiğinin hükmü Allah cc a aittir.
Bazen kendi aklımız ile hem kendimiz hemde çevremizdeki insanlar hakkında hak ettikleri veya haketmedikleri şeyler konusunda çok fazla yorum yaparız, bu aslında ilahi takdiri kendimize göre paylaştırma ameliyesinden başka bir şey değildir.
Zahiren o kişi o muameleyi hak etmese de, gerek imtihan perspektifinden, gerekse geçmiş hayatına terettüb etmesi açısından o kişi kaderi olarak o şey ile muhatap edilmiştir/ölçülendirilmiştir.
Mekke rüesasının efendimiz sav e ait olan peygamberliği hak etmediğini ve kendi içlerinden olan iki zenginden birisi olması gerektiğini düşünmeleri gibi.
Sözün kısası; Taksimat ALLAH CC a aittir.
Bize düşen takdiri takdir etmektir, ve hikmetini anlamaya çalışmaktır.
En doğrusunu Allah cc bilir.
Bir arkadaşım ile konuşurken bana;
“Samimi bir mümin, AVM ve büyük alışveriş merkezlerine gittiğinde kendisini oraya ait hissetmez ve hemen ordan uzaklaşmak ister, çünkü aynı dünyevi düşüncelerin temerküz ettiği bir yerdir ve ahiret düşüncesi güçlü olan bir müminin ruhu orda sıkışır. O yüzden çok mecbur olmadıkça sadece vakit geçirmek için bir mümin oralara gitmez…”
demişti.
“Sen islamı iyi yaşarsan,herkes islamı yaşar” ifadesi mübalağalı bir ifadedir ve kur’anın realiteleri ile bağdaşmaz.
Belki denilebilir ki;
Sen islamı hakkı ile yaşarsan, çevrendeki insanlara da tesir edersin ve çok insanlar islama dahil olurlar”
Zira islamın iyi yaşanması ile herkes islamı yaşasaydı bu peygamber efendimiz sav zamanında olurdu, ama herkese nasip olmadı.
Bir suç işlenmeden, suç sonrası tevbeyi planlama ve tevbe etme, tevbe değildir.
Tevbenin şartı pişmanlıktır ve suç işlenmeden pişmanlığı olmaz.
Şeytanın önemli hilelerinden birisidir !
Bir Kürt olarak söylemeliyim ki, Kürtlerin bir kısmında hala cahiliye izleri var, bu bahsettiğim kısmın imanını bilmem ama müslümanlığı tartışmalıdır.
Boşandığından dolayı ailesi tarafından öldürülen çok kadın haberi aldım şimdiye kadar.
Allah ıslah etsin, hidayet etsin…
Türk televizyonlarını takip etmiyorum ama şahit olduğum bir gerçeği yazmak istiyorum.
LGBTQ+ ın en iyi işlendiği yapım Güldür Güldür isimli yayın olabilir.
Takip edenler varsa dikkatli olmalarını ve çocukları ile veya çocuksuz izlemelerini tavsiye etmem.
Çocukların da ayrıca bu konu ile alakalı yeteri derecede makul ve mantıklı açıklamalar ile aydınlatılmalı diye düşünüyorum.
Münafıkların, özellikle müminlere karşı kinlerini içlerinde saklayanların, ses tonundan veya konuşma üslubundan anlaşabileceğini biliyor muydunuz ?
Tabi ehli anlar, her ne kadar kendilerini gizleseler de !
Muhammed süresi 30. Ayette geçen, لحن القول ses tonunu ve üslubu ifade eder.
Saklanabilirsiniz ! Ama uzun süre kaçamazsınız !
Bizler birisine borcumuz olsa ve haksız bir şey elde etsek, geceleri uyuyamayız, adamlar milletin alın teri ile, yardımları ile misket oynar gibi oynamışlar ve bunları yaparken pervasızca yapmışlar.
İnsanın iç dünyası çürümeye görsün bir kere !
Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz, vicdan ehli, Allah cc korkusu olan fertler yetiştirme !
Yoksa, biz daha çoook sihirbazları kahraman diye alkışlarız ! Alkışlatırlar bize…
Münafıklığın mantığı şudur;
hiçbir tarafa tam bağlanma, her tarafla bir bağ tut, kazanan belli olunca ona yaslan.
Bu açıdan, itikadi münafıklığın yanısıra, ciddi manada bir ameli münafıklık da vardır maalesef ülkemizde !!!