Yüzünüz, vücudunuzun içinde olup bitenlerin görsel bir temsilidir.
Yani alnımda sivilce varsa; ince bağırsak, idrar torbası temiz değildir.
Kaşlarımın ortasında sivilce varsa, bu karaciğerimdir.
Göz altı bölgesi stresliyse, bilirsiniz, şişkinse, böbreklerin stresli olduğu anlamına gelir.
Bir gece alkol aldıktan sonraki gün ilk etkilenen yerin göz altı olduğunu hiç fark ettiniz mi?
Yanağın üst kısmı; mide temiz değildir.
Yanağınızın alt kısmı; akciğerleriniz kendini temizlemiyordur.
Dudağınızın üst kısmı, burnunuzun ucu; kalp.
Ve çenenin alt kısmı nedir? Kistik sivilce, hirsutizm (tüylenme), kıl büyümesi... Bu her zaman jinekolojik sağlığınızdır.
Çenenizin alt kısmı temiz değilse, bu jinekolojik sağlığınızla ilgilidir.
Rus bir doktorun hazırladığı sırt ve disk ağrılarını ameliyatsız olarak ortadan kaldıran özel egzersizler.
Günde 15 dakikanızı ayırmanız yeterli olacakt
Evde uzun süre işsiz güçsüz oturmak, insanı kaygıya sürükler.
Bir erkek olarak, işin yoksa bile evde boş boş oturma.
Yorgunsan yat, uyu, dinlen ona bir şey demiyorum.
Ama dinlenmek başka, boşlukta çürümek başka.
Çünkü boş zihin, kendi kendini yer.
Harekette her zaman bereket ve ferahlık vardır.
İnsan boş kaldığında, zihni durmaz çünkü zihin çalışmak için yapılmıştır.
Ona bir iş vermezsen, o kendine iş bulur.
Boş kalan zihnin bulduğu iş, her zaman en kötüsüdür. eski hatalar, yaşanmamış korkular, abuk sabuk senaryolar, gereksiz kaygılar.
Eskiler "şeytan boşluk kaldırmaz" derken tam bunu anlatmıştır.
Meşgul olmayan el, meşgul olmayan zihin ikisi de tehlikelidir.
Çünkü doldurulmayan boşluk, kendini karanlıkla doldurur.
O yüzden kalk, dışarı çık.
İnsanlara selam ver, yeni insanlarla tanış, gerekirse bağlantı kur.
Yürü, hareket et, dünyanın içine karış.
Bizim işimiz dört duvar arasında oturmak değil dünyayla yüzleşmek, hareket halinde olmak, risk almak, zorluklarla boğuşmaktır.
Bir erkek, ancak hareket ettiğinde kendini iyi hisseder.
Mücadele etmek için yaratıldın boş oturmak için değil.
Boşlukta oturan adam, önce kaslarının eridiğini hisseder, sonra iradesinin.
Ama harekete geçen adam, her adımda biraz daha güçlenir.
Boş durma.
Boşluk seni dinlendirmez çürütür.
Kalk, bir şey yap.
En küçüğü bile, hiçbir şeyden iyidir.
Hayata bakış açınızı büyük ölçüde değiştirecek 30 film:
1. Ölü Ozanlar Derneği
2. Amelie
3. Billy Elliot
4. Paramparça: Aşklar ve Köpekler
5. Dangal
6. Bir Rüya İçin Ağıt
7. Karanlıkta Dans
8. Kefernahum
9. Leylanın Kardeşleri
10. Mona Lisa Gülüşü
11. Kalandar Soğuğu
Soru soran insanlar daha çok sevilir:
Çünkü sorular, karşı tarafın kendini açmasını sağlar; insanlar bu deneyimden keyif alır ve bu olumlu duyguyu soru soran kişiye atfeder. Hatta ilk buluşmalarda daha fazla soru soranların 2. randevu alma olasılığı daha yüksektir.
Eyvah eyvah!
Mahallede işler karıştı. Kedi, anne köpekten süt emdi; yavru köpek tepki gösterdi.
O sırada köpekten süt emmek için gelen yavru kediye, yavru köpek müdahale etti.
Yaşanan karmaşaya bir insanoğlu son verdi. 😊
Allah kimseyi açlıkla imtihan etmesin...
KENDİNE YAPABİLECEĞİN EN BÜYÜK KÖTÜLÜK BU
James Clear’ın söylediği çok derin ve çok rahatsız edici bir şey var:
Hayatta kendine yapabileceğin en büyük kötülüklerden biri, bir şeyi istemeye devam ederken o şeyi elde etmek için yapman gerekenleri yapmamaya devam etmektir.
Çünkü bu durum insanı sadece başarısız yapmaz. İçten içe çürütür. Bir yandan daha fit olmak istersin ama o hayatın gerektirdiği disiplini göstermezsin. Daha çok para kazanmak istersin ama o sonucu doğuracak sistemi kurmazsın. Daha huzurlu bir hayat istersin ama seni yoran insanlara, alışkanlıklara ve düzensizliğe aynı şekilde devam edersin. Yani arzun başka yöne bakar, hayatın başka yöne akar. İnsanı yoran da tam olarak bu iç çelişkidir.
Bir şeyi gerçekten istiyorsan, onun bedelini de istemen gerekir. Çünkü sonuçla süreç birbirinden ayrı değildir. İnsanların çoğu zirveyi istiyor ama tırmanışı istemiyor. Kası istiyor ama antrenmanı istemiyor. Saygıyı istiyor ama karakterin bedelini istemiyor. İşte bu yüzden yıllar geçiyor ama hayat değişmiyor. Çünkü istek var, ama o isteği taşıyacak davranış yok.
Bence insan bir noktadan sonra kendine karşı dürüst olmak zorunda. Ya o şeyi gerçekten istiyorsundur ve artık gereğini yapmaya başlarsın, ya da istemeyi bırakırsın. Çünkü istemeye devam edip gereğini yapmamak, umut gibi görünen ama aslında insanın enerjisini emen bir işkenceye dönüşüyor.
Kısacası, istediğin şey seni heyecanlandırıyor olabilir ama seni değiştirecek olan şey, onun uğruna tekrar tekrar yapmayı seçtiğin küçük davranışlardır. Gerisi sadece zihinsel oyalanmadır.
Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanında dediği gibi:
"İki insanın birbiriyle karşılaşması kadere, tanıştıktan sonra yan yana kalmaları ise onların gayretine bağlıdır."
İyi bir aileye gelin/damat gitmek önemli ama daha önemlisi, kendi ailesi dahil kimsenin sana kötü davranmasına izin vermeyecek biriyle evlenmek. Partnerin bu sınırı koyduğunda insanlar hayatını zorlaştıramayacaklarını anlar.
Değerli vaktini para kazanmak için harcıyorsun.
Bunda utanılacak bir şey yok.
Hayatta kalmak, faturalarını ödemek ve ihtiyaçlarını karşılamak zorundasın.
Ama bütün ömrünü zamanını satarak geçirmek istemiyorsan, bunu ileride yapmamak için bugünden bir plan kuracaksın.
“Bütün gün çalışanın para kazanacak zamanı yoktur.”
John Rockefeller
Çünkü bütün enerjini yalnızca günlük işlerine harcadığında, seni o işten kurtaracak sistemi inşa edecek gücün kalmaz.
Sabah işe gidersin.
Akşam yorgun dönersin.
Biraz telefona bakar, birkaç video izler, zihnini uyuşturur ve uyursun.
Ertesi gün aynı döngü yeniden başlar.
Ay sonunda maaşını alırsın ama bir ay daha hayatından gitmiştir.
Buradaki mesele çalışmamak değildir.
Mesele, çalışırken aynı zamanda çıkış yolunu da inşa etmektir.
Sadece paraya değil, kendine de saygın olacak.
Emeğinin yıllar boyunca aynı yerde dönüp durmasını istemiyorsan boş zamanlarında kendini eğiteceksin.
Yatırımı öğreneceksin.
Birikim yapmayı öğreneceksin.
Ticareti öğreneceksin.
Satış, pazarlama, sistem kurma ve para yönetimi gibi becerilerini geliştireceksin.
Çünkü ileride şunu anlayacaksın:
Asıl mesele senin sürekli çalışman değildir.
Asıl mesele, sen çalışmadığında da işleyebilen ve sana değer üretmeye devam eden bir sistem kurmaktır.
Bir işletme olabilir.
Bir yatırım olabilir.
Dijital bir ürün olabilir.
Bir ekip, marka veya otomasyon olabilir.
Biçimi değişebilir ama kural değişmez.
Sen sistemin içinde sürekli koşturuyorsan bir sistem kurmuş değilsin. Kendine yeni bir iş yaratmışsındır.
Finansal özgürlük bir gecede elde edilmez.
Her ay yaptığın küçük birikimlerle, öğrendiğin yeni becerilerle ve aldığın kontrollü risklerle yavaş yavaş inşa edilir.
Sandığından çok daha fazla boş vaktin var.
Ama o vakit parçalanmış durumda.
Biraz sosyal medya.
Biraz gereksiz tartışma.
Biraz başkalarının hayatını izleme.
Biraz da “Bugün çok yoruldum.” bahanesi.
Sonra kendi hayatını kurmaya zamanın olmadığını söylüyorsun.
Zamanın yok değil.
Zamanının yönetimi sende değil.
Sosyal medyanın gözlerini bürümesine izin verme.
Başkalarının bir gecede kazandığı paraya, aldığı arabaya veya kurduğu hayata bakıp kendi sürecinden nefret etme.
Sen onların sonuçlarını görüyorsun.
Geçtikleri yılları, yaptıkları hataları ve sessizce çalıştıkları dönemleri görmüyorsun.
Kendi yolculuğuna bak.
“Hemen olsun.”
“Yarın olsun.”
“Altı ay içinde her şey değişsin.”
Bu çocukça mentaliteden vazgeç.
Gerçek bir şey kurmak zaman ister.
Gerekirse beş yıllık plan yap.
Belki üç yılda başarırsın.
Belki altı yıl sürer.
Ne fark eder?
O altı yıl zaten geçecek.
Mesele, o yılların sonunda yine aynı yerde mi olacağın; yoksa adım adım kendi özgürlüğünü mü inşa edeceğindir.
Sürecin en büyük ödülü yalnızca kazandığın para olmayacak.
En büyük ödül; sabretmeyi, plan yapmayı, dürtülerini yönetmeyi ve gerektiğinde kendini kontrol etmeyi öğrenirken dönüştüğün insan olacak.
Para senden alınabilir.
Bir iş batabilir.
Bir yatırım ters gidebilir.
Ama kendini yeniden inşa etmeyi öğrenmiş bir adam tekrar ayağa kalkar.
Çünkü onun gerçek sermayesi yalnızca hesabındaki para değildir.
Zihni, becerileri, disiplini ve sistem kurma kapasitesidir.
Adam akıllı bir plan yap.
Her gün küçük de olsa uygula.
Kendini eğit.
Paranı yönet.
Becerilerini artır.
Sistemini kur.
Şikâyet etmekten, ağlayıp zırlamaktan ve hayatın sana bir fırsat vermesini beklemekten bin kat daha iyidir.
Bugün zamanını paraya satabilirsin.
Ama bütün ömrünü satmamak için bugünden bir sistem kuracaksın.
Prof. Dr. Acar Baltaş'tan anne ve babalara altın değerinde uyarılar:
🔷 Anne babalara söyleyeceğim bir tek şey var; çocuklarınızın yapabileceği hiçbir şeyi siz yapmayın.
🔷 Çocukluk, kişinin ihtiyaçlarının annesi ve babası tarafından karşılanamayacağını anladığı zaman biter.
🔷 Eğer bu süreç tamamlanmaz ve çocukluk bitmezse, çocuk hayatındaki tüm başarısızlıklardan annesini ve babasını sorumlu tutar.
🔷 Yetişkinlik ise tam olarak yaşadığı hayat sebebiyle annesini ve babasını sorumlu tutmamaya başladığı zaman başlar.
🔷 Eğer siz bu birinci adımı atmaz ve çocuğun ihtiyaçlarını hep karşılamaya devam ederseniz, emin olabilirsiniz ki ileride memnun olmadıkları hayattan sizi sorumlu tutacaklar.
🔷 O gün geldiğinde anne ve baba da çaresizce "Ben daha ne yapayım, ne yapsaydım?" diyecek.
🔷 Bize hep "Daha ne yapayım ben bu çocuğa?" diyorsunuz ya; yapmayın, onun yapabileceği hiçbir şeyi siz yapmayın.