Terörsüz Türkiye; milletimizin huzurunu, devletimizin güvenliğini ve ortak geleceğimizi esas alan millî bir devlet politikasıdır.
Bu tarihî iradeye liderlik eden Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye, katkı sunan siyasi partilere, paydaşlara ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Kanun teklifinin ülkemize, milletimize ve ortak geleceğimize hayırlı olmasını diliyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında gerçekleştirilen 2026 yılı Yüksek Askerî Şûra toplantısında alınan kararların devletimiz, aziz milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum.
Bir üst rütbeye yükseltilen, görev süreleri uzatılan ve yeni görevler tevdi edilen general, amiral ve albaylarımızı tebrik ediyor; taşıdıkları büyük sorumluluğu vatan sevgisi, disiplin ve liyakatle yerine getireceklerine inanıyor, üstlendikleri görevlerde başarılar diliyorum.
Görev sürelerini tamamlayarak emekliye ayrılacak komutanlarımıza, milletimize ve devletimize sundukları değerli hizmetler için teşekkür ediyor; kendilerine ve ailelerine sağlık, huzur ve esenlik temenni ediyorum.
Cumhurbaşkanımız ve Başkomutanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türk Silahlı Kuvvetlerimiz; vatanımızın güvenliğini korumaya, millî menfaatlerimizi savunmaya ve ülkemizin caydırıcı gücünü daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam edecektir.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında yürütülen mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu
— Başta FETÖ olmak üzere milletimizin birliğini, devletimizin bekasını, demokrasimizi ve hukuk düzenimizi hedef alan tüm yapılara karşı mücadelemizi tavizsiz bir iradeyle sürdüreceğiz
— Dünyanın neresine firar ederlerse etsinler, bu ihanet şebekesinin mensuplarını adaletin önüne çıkarmakta kararlıyız
https://t.co/KKOfSRnpet
Merhum Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Sayın Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki heyetin 25 Mart 2009 tarihinde meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybetmesine ilişkin yürütülen soruşturma, milletimizin vicdanında derin yer edinmiş, yıllardır aydınlatılması beklenen dosyaların başında gelmektedir.
Bu dosyanın tüm yönleriyle aydınlatılması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması ve sorumluluğu bulunan herkesin hukuk önünde hesap vermesi için yargı makamlarımız ile kolluk kuvvetlerimiz, güçlü bir koordinasyon ve eşgüdüm içerisinde çalışmalarını sürdürmektedir.
12 Haziran 2026 tarihinde Kahramanmaraş’tan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilen soruşturma kapsamında; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızın koordinasyonunda, Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar neticesinde bu sabah harekete geçilmiştir.
Soruşturma kapsamında, silahlı terör örgütü kurmak, yönetmek ve üye olmak ile tasarlayarak kasten adam öldürme suçlarını işledikleri değerlendirilen 29 şüpheli tespit edilmiş; Ankara, İstanbul, İzmir, Balıkesir, Adana, Antalya, Çanakkale, Bursa, Isparta ve Afyonkarahisar’da bulunan 30 adrese eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir.
Operasyon kapsamında 25 şüpheli yakalanmış; 2 şüphelinin cezaevinde, 2 şüphelinin yurt dışında bulunduğu belirlenmiş olup firari şüphelilerin yakalanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Soruşturmanın geldiği bu önemli aşamada titiz çalışmaları dolayısıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımıza, Ankara İl Emniyet Müdürlüğümüze ve operasyonda görev alan tüm emniyet mensuplarımıza teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın tevdi ettiği görev ve sorumluluk çerçevesinde, milletimizin adalet beklentisine yanıt vermek bizim için en büyük sorumluluktur. Aradan kaç yıl geçerse geçsin; hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına ve hiçbir şüphenin cevapsız bırakılmasına müsaade edilmeyecektir.
Başta merhum Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere, bu elim olayda hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyor; ailelerinin ve aziz milletimizin yüreğinde yer eden bu acının tüm yönleriyle aydınlatılması için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takip edileceğini kamuoyunun bilgisine sunuyorum.
Avrupa Parlamentosu’nun ideolojik yaklaşımlarla ve çarpıtılmış bilgilerle hazırladığı, Türkiye’nin gerçeklerini yansıtmayan raporunu en sert şekilde reddediyoruz.
Raporda yer alan Mavi Vatan’a ilişkin dayanaksız ve hakkaniyetsiz değerlendirmeler, Yunanistan’ın maksimalist taleplerine verilen destek ve Kıbrıs meselesindeki yanlı tutum, raporun ne denli taraflı hazırlandığını açıkça göstermektedir. Terör örgütlerinin ve Türkiye karşıtı çevrelerin söylemlerine alan açan bu anlayışın, yapıcı diyaloga değil, ayrışmaya hizmet ettiği açıktır.
Bağımsız Türk yargısına yönelik mesnetsiz ithamları ve Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’i hedef alan siyasi nitelikli değerlendirmeleri kabul etmiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde yargı süreçlerini kendi kurumları eliyle yürütmektedir.
Türkiye-AB ilişkilerinin ortak çıkarlar temelinde ilerlemesine katkı sunması beklenen çevrelerin, ön yargılar yerine gerçekleri, siyasi saikler yerine hakkaniyeti esas alan yapıcı bir yaklaşım benimsemesi en doğru yol olacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk devleti ilkesine bağlı, köklü devlet geleneğine sahip, bağımsız ve egemen bir ülkedir. Türk yargısı, kararlarını anayasa, kanunlar ve milletimiz adına sahip olduğu yargı yetkisi çerçevesinde verir.
Türkiye’de devam eden yargı süreçlerini çarpıtarak, henüz kovuşturması devam eden dosyalar üzerinden siyasi kampanya yürütmek; Türk yargısına ve şahsıma yönelik mesnetsiz ithamlarda bulunmak, ancak ideolojik ön yargılarla izah edilebilir bir tutumdur.
Avrupa Parlamentosu’nun bazı çevrelerince körüklenen bu siyasi içerikli yaklaşım, bu kişilerin temsil ettiği kurumların güvenilirliğini zedelemektedir. Bizim için asıl olan, Aziz Milletimizin vicdanı ve bağımsız Türk mahkemelerinin kararlarıdır.
Avrupa Parlamentosu raporları ise tavsiye niteliğinde siyasi metinlerdir. Bu metinler üzerinden Türkiye Cumhuriyeti’nin yargı kurumlarını hedef almak, milli iradeye ve devletimizin egemenlik haklarına yönelmiş beyhude bir çabadır.
Belediyecilik döneminden seçim kampanya süreçlerine kadar farklı başlıklarda tartışma konusu olmuş bir Avrupa Parlementosu üyesinin, kendi siyasi kariyerine ilişkin kamuoyuna yansıyan şeffaflık, etik ve hesap verebilirlik tartışmalarına bakması da yerinde olacaktır.
Türkiye; terörle, organize suç örgütleriyle, yolsuzlukla ve her türlü hukuksuzlukla mücadelesini kararlılıkla sürdürmektedir. Bu mücadele ne içeriden ne de dışarıdan yürütülen siyasi baskı kampanyalarıyla sekteye uğratılamaz.
Hiç kimse, Türkiye Cumhuriyeti yargısını baskı veya vesayet altına alabileceği zehabına kapılmasın. Milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve hukuk düzenimizin korunması için görevimizi yapmaya devam edeceğiz.
Ceza infaz kurumlarımızda ve denetimli serbestlik müdürlüklerimizde gece gündüz demeden, büyük bir fedakârlık ve sorumluluk bilinciyle görev yapan tüm mesai arkadaşlarımın 6 Haziran Ceza İnfaz Personeli Günü’nü kutluyorum.
İnsan onurunu önceleyen bir anlayışla; hükümlü ve tutukluların ıslahı, topluma kazandırılması, kamu düzeninin korunması ve milletimizin huzuru için özveriyle çalışan tüm personelimize teşekkür ediyorum.
Adalet teşkilatımızın çatısı altında fedakârca hizmet eden her bir çalışma arkadaşımızla gurur duyuyor; kendilerine aileleriyle birlikte sağlık, huzur ve başarılar diliyorum.
Sosyal medya platformlarında yer alan paylaşımlarda bir iş insanı tarafından bir açılış programında kadınları ve belirli bir etnik kimliğe mensup vatandaşlarımızı hedef aldığı değerlendirilen ifadeler üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından resen soruşturma başlatılmıştır.
Adaletin terazisi kimsenin servetine, unvanına veya statüsüne göre tartmaz; yargı, daima insan onurunu ve hukuku korur. Kadınların onurunu zedeleyen, haysiyetini inciten ve toplumsal hassasiyetlerimizle bağdaşmayan ifadeler, kim tarafından söylenirse söylensin asla kabul edilemez.
Bu tür sözlerin bir "fıkra" veya mizah adı altında sarf edilmesi, kadınlarımıza ve toplumumuzun belirli bir kesimine yönelik sergilenen bu nezaketsizliği hafifletmez. Toplumumuzun temel direği olan kadınlarımızın onuruna ve vatandaşlarımıza yönelik her türlü ayrımcı yaklaşımın karşısında durmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Fenerbahçe Spor Kulübü futbol takımına yönelik olarak 4 Nisan 2015 tarihinde Trabzon’da gerçekleştirilen silahlı saldırı, milletimizin hafızasında derin izler bırakmış, sporun ruhuna ve toplumsal huzurumuza yönelmiş kabul edilemez bir eylem olarak kayıtlara geçmiştir.
Aradan geçen zamana rağmen olayın tüm yönleriyle aydınlatılamamış olması ve soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanması, kamu vicdanını rahatsız etmeye devam etmiştir. Vatandaşlarımızdan gelen haklı tepkileri ve adalet beklentisini dikkatle takip ettik.
Bu kapsamda, Bakanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Faili Meçhul Suçları Araştırma Dairesi tarafından söz konusu dosya yeniden ve titizlikle incelendi. Yapılan inceleme neticesinde, dosyaya ilişkin “kanun yararına bozma” kararı dün itibarı ile alındı.
Bu karar ile birlikte, daha önce verilen takipsizlik kararının hukuki yönden yeniden değerlendirilmesinin önü açıldı. Amacımız; bu menfur saldırının tüm yönleriyle aydınlatılması, varsa ihmallerin ortaya çıkarılması ve sorumluların hukuk önünde hesap vermesinin sağlanmasıdır.
Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın verdiği vazife doğrultusunda adaletin tecellisi için sürecin sonuna kadar kararlılıkla takipçisi olacağız. Hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına izin vermeyecek; kamu vicdanını yaralayan hiçbir olayın üzerinin örtülmesine müsaade etmeyeceğiz.
Fikirleriyle nesillerin ruhunu inşa eden, kaleminden damlayan sarsılmaz imanla düşünce dünyamıza yön veren büyük şair, mütefekkir ve dava adamı Üstad Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının yıl dönümünde rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyorum.
Gülistan Doku dosyasında adaletin tecellisi için yürüttüğümüz kararlı mücadele, bugün uluslararası ölçekte önemli bir aşamaya ulaşmıştır. 21 Nisan 2026 tarihinde hakkında kırmızı bülten çıkarılan firari şüpheli Umut Altaş, Interpol başta olmak üzere dost ve müttefik ülkelerin güvenlik birimleriyle yürüttüğümüz çok katmanlı ve titiz iş birliği neticesinde Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Şüphelinin ülkemize iade süreci derhal başlatılmış; adalet önünde hesap vermesi için gerekli tüm diplomatik ve hukuki mekanizmalar devreye sokulmuştur.
Şüpheli hakkında hazırlanan kırmızı bülten ve geçici tutuklama talebi, ilgili uluslararası mercilere vakit kaybetmeden iletilmiş; süreç boyunca elde edilen tüm teknik veriler ve soruşturmaya katkı sağlayabilecek bilgiler anlık şekilde ilgili ülke makamlarıyla paylaşılmıştır.
INTERPOL, FBI ve ABD İç Güvenlik Soruşturmaları Birimiyle yürütülen eş zamanlı koordinasyon neticesinde firari şahsın hareket alanı adım adım daraltılmış; New York bölgesindeki varlığı tespit edilerek gözaltı süreci hızla sonuçlandırılmıştır.
21 Nisan 2026 tarihinden itibaren yürütülen uluslararası koordinasyon kapsamında ABD INTERPOL birimi, FBI irtibat görevlileri ve ilgili güvenlik makamlarıyla sürekli temas sağlanmış; firari şüpheliye ilişkin elde edilen bilgiler düzenli olarak paylaşılmıştır. Devam eden çalışmalar kapsamında şahsın bazı medya kuruluşlarına verdiği röportajlar ve açık kaynaklarda tespit edilen görüntüler de ilgili birimlerle paylaşılmış; sürdürülen koordinasyon neticesinde Umut Altaş Amerika Birleşik Devletleri’nde gözaltına alınmıştır. Bu gelişme doğrultusunda iade işlemleri yeniden hızlandırılmıştır.
Bu gelişme, yalnızca bir operasyonel başarı değil; aynı zamanda devletimizin suç ve suçluyla mücadelede ulaştığı küresel kapasitenin, teknolojik yetkinliğin ve kurumsal kararlılığın somut bir göstergesidir. Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve Jandarma Genel Komutanlığımızın gelişmiş teknik imkânları, yeni nesil kriminal analiz sistemleri, daraltılmış baz çalışmaları, dijital veri inceleme yöntemleri ve uluslararası istihbarat koordinasyonu sayesinde artık hiçbir suçlu, zamanın akışına ya da ülke sınırlarına güvenerek adaletten kaçamayacaktır.
Güvenlik birimlerimiz tarafından yürütülen açık kaynak araştırmaları, dijital iz sürme faaliyetleri, sosyal medya analizleri, finansal hareket incelemeleri ve uluslararası veri paylaşım mekanizmaları sayesinde firari şüphelinin izleri hassasiyetle takip edilmiştir. Soruşturmaya katkı sağlayabilecek her veri titizlikle değerlendirilmiş; sosyal medya paylaşımlarından saha bilgilerine kadar tüm unsurlar adli süreçlerle koordineli şekilde analiz edilmiştir.
Devletimizin kararlı mücadelesi neticesinde yalnızca 1 Ocak – 22 Mayıs tarihleri arasında 329 firari suçlunun yurtdışından ülkemize iadesi sağlanmıştır. Bu tablo, suçlular açısından dünyanın hiçbir yerinin güvenli bir sığınak olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bu süreç, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yalnızca kendi sınırları içerisinde değil; uluslararası alanda da suç ve suçluyla mücadelede yüksek koordinasyon kabiliyetine sahip olduğunu bir kez daha göstermiştir. Cezasızlık algısını besleyen hiçbir yapıya, hiçbir ihmale ve hiçbir suskunluğa müsamaha göstermeyeceğiz.
Toplumsal vicdanı derinden yaralayan hiçbir dosyanın karanlıkta kalmasına müsaade etmeyeceğiz. Devletimizin hafızası güçlüdür; adalet iradesi sarsılmazdır. Suçlu nerede olursa olsun, hangi ülkeye saklanırsa saklansın, devletimizin nefesi ensesinde olmaya devam edecektir.
Başta Gülistan Doku’nun ailesi olmak üzere yıllardır adalet bekleyen tüm vatandaşlarımız şunu bilmelidir ki; hiçbir annenin gözyaşı, hiçbir babanın sessiz bekleyişi zamanın içinde kaybolmayacaktır. Maddi gerçek er ya da geç mutlaka ortaya çıkarılacak, hukuk önünde gereken hesap mutlaka sorulacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, vatandaşının hakkını ve hukukunu koruma iradesinden asla vazgeçmeyecektir.
“Sumud"; Gazze’de ablukaya ve zulme karşı toprağına kök salan Filistin halkının sarsılmaz direniş iradesidir.
Bu onurlu duruşun sesi olmak için Akdeniz’e açılan Küresel Sumud Filosu’nun parçası olan ve Antalya'nın Kumluca ilçesindeki Yardımcı Burnu’nun Türk Arama Kurtarma Bölgesi içerisinde sürüklenmeye başlayan “Family” isimli tekneye Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerimiz anında müdahale etti.
Gazze’ye insani yardım ulaştırma amacıyla seyir halinde bulunan ve içerisinde 27 aktivistin yer aldığı teknede, pervaneye halat dolanması nedeniyle yardım çağrısında bulunulmasının ardından; 3 Sahil Güvenlik Gemisi ve 1 Sahil Güvenlik Botu süratle bölgeye sevk edildi.
Kahraman personelimiz kısa sürede teknenin bordasına geçerek gerekli emniyet tedbirlerini aldı. Sahil Güvenlik unsurlarımız tarafından güvenliği sağlanan “Family” isimli tekne, üzerindeki aktivistlerle birlikte yedeklenerek güvenli şekilde Adrasan Koyu’na intikal ettirildi.
Gazze’nin sarsılmaz iradesi Akdeniz’de yalnız değildir. Türkiye; insanlık onurunun, mazlumun yanında duran vicdanın ve haklı mücadelenin her zaman en güçlü destekçisi olmaya devam edecektir.
Filistin’in özgürlüğü için denizlerde umut taşıyan tüm aktivistlere geçmiş olsun dileklerimi iletiyor; Akdeniz’in zorlu şartlarında görevini fedakârca yerine getiren kahraman Sahil Güvenlik personelimizi yürekten kutluyorum.
Peygamber Efendimizin hadisine mazhar olmuş bu milletin ordusuna; Rabbim bir kez daha bu şerefi yaşatsın.
Bizlere; İstanbul’u fethederken ortaya konulan aynı inanç, cesaret ve ilimle Garkad ağacı hadisesine de mazhar olmayı nasip etsin.
🚩Selçuk Bayraktar'dan Sürü Teknolojisi Açıklaması: Sivrisinek ve Kamikaze İHA'lar
BAYKAR Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisinin hava savunma sistemlerine karşı sahip olduğu stratejik üstünlükleri değerlendirdi.
Selçuk Bayraktar, teknolojinin ilerlemesiyle birlikte dünyaya damgasını vuracak olan yeni nesil yapay zeka destekli kamikaze sürü teknolojisinin gücünü "sürü sinerjisinden" aldığını ifade etti. Bu sistemlerin temel amacının, çok sayıda hava savunma sistemini doygunluğa uğratmak olduğunu vurgulayan Bayraktar, araçların kolay üretilebilir ve maliyet etkin olmasının büyük önem taşıdığını belirtti.
Sistemin çalışma prensibine dair örnek veren Selçuk Bayraktar, taarruz paketinin üç aşamadan oluşabileceğini açıkladı. Buna göre en önde "Sivrisinek" olarak adlandırılan grubun yer alacağını, hemen arkasında 500-600 adet "Mızrak Kamikaze İnsansız Hava Aracı" bulunacağını, en arkada ise 300-400 adetlik K2 taarruz paketinin yer alacağını ifade etti.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve beraberindeki öğrenciler 1920 yılında yapıldığı şekliyle I. TBMM'nin temsili açılış törenini gerçekleştirdi.
Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde cuma namazını kılan Bakan Tekin ve öğrenciler, mehter takımı eşliğinde 1. TBMM Binası’na yürüdü.
Tarihi Meclis binası önünde düzenlenen törende dualar eşliğinde kurdele kesildi.