bu kız özyeğin iletişim tasarımı bitirmedi mi bu ne havalar gören de odtü boğaziçi sanacak yok güvenini kaybetmiş yapamayacağını düşünmüş zaten berkcan'dan yardım edersen zorlanırsın tabii
dün yazdım sildim aynısını zeynep de yapıyor twitterdan cıkın telefonu bırakın ve biraz nefes alın abi her seye alınmak ve cevap vermek zorunda değilsiniz esine aylarca neler yapıldı ki hala yapılıyor kız bi sey yazmıyor
biraz uzun olacak ama bu sefer de böyle olsun napym.
aslında hiç suç olmayan bir şey yaptığını düşün. ortada bir suç yok, sen de biliyorsun, seni eleştirenlerin büyük bir kısmı da biliyor. ama yaptığın şey yeterince görünür olduğu için ve yeterince birilerini hoplattığı için, hakkında dava açılabiliyor.
oysa sen bu ihtimale karşılık avukatlara danışmışsın, hazırlanmışsın, hukuken elinden geleni yapmışsın. öyle ki şort tişört elini kolunu sallayarak dönüyorsun ülkeye. çünkü ortada korkacak bir şey olmadığını biliyorsun. haklısın da. hukuken de vicdanen de haklısın.
ama mesele tam da burada başlıyor.
eğer ortada standartları belli, kişiye göre eğilip bükülmeyen bir hukuk yoksa, haklı olmak tek başına çok da bir şey ifade etmiyor. günün sonunda seni alıp bir 'kuyu'nun dibine atabiliyorlar.
sonra insanlar davayı konuşmaya başlıyor. "hakim şu soruyu hiç sormamış bile", "savunması çok güçlüydü". bunları okuyunca bazen yabancılaşıyorum herşeye. çünkü sanki ortada normal işleyen bir düzen var da herkes onun detaylarını tartışıyor gibi.
deniz göktaş bütün bunların böyle sonuçlanabileceğini düşünmemiş olamaz. zaten riskin farkında olmadan o sahneye çıkacak biri değil. ama benim aklıma takılan başka bir şey var.
evet gerçekten haklıydı. evet ortada gerçekten suç denebilecek hiçbir şey yoktu. e sonra? n'olacak? kaç gün konuşacağız bunu? bir hafta mı, iki hafta mı? sonra n'olacak?
bence hepimizin cevabını bildiği soru tam olarak bu.
ortaçag avrupasında meydanlarda kurulan sehpaları düşün. bir mahkum asılıyor. kalabalık toplanıyor, olan biteni izliyor. konuşuyor, tartışıyor. kimi üzülüyor, kimi alkışlıyor, kimi sessiz kalıyor. sonra kalabalık dağılıyor. ertesi gün dükkanlar açılıyor, insanlar işine gidiyor, hayat devam ediyor. meydanda olan meydanda kalıyor.
bugün yöntemler değişti ama refleks çok da değişmedi. birkaç gün öfkeleniyoruz, birkaç gün konuşuyoruz, birkaç gün dayanışma mesajları görüyoruz. unutursak kanımız kurusunlar falan sonra başka bir gündem geliyor ve dönüp ona bakıyoruz. kuyunun dibindeki insan ise hala aynı yerde duruyor.
o yüzden mesele insanların tepki göstermemesi değil. insanlar zaten tepki gösteriyor. kızıyorlar, üzülüyorlar, paylaşıyorlar, tartışıyorlar. ama bir süre sonra herkes kendi hayatına dönüyor.
belki de bu yüzden bu ülkede herkes birbirini tanıyor ama kimse kimseyi koruyamıyor.
kalabalığız ama topluluk değiliz.
aynı şeylere sinirleniyoruz ama aynı yerde duramıyoruz. birkaç gün sonra dağılıyoruz. dağıldığımız anda da hikaye bitiyor.
sonra yeni bir tivit geliyor. onu konuşuyoruz. sonra bir yenisi geliyor. onu konuşuyoruz. tweetler hafıza üretmiyor. birkaç günlüğüne dikkat üretip sonra akışın içinde kayboluyor.
biz asla örgütlü bir topluluk olamadık. olsaydık o zaman tek tek insanların sesini ortak bir sese dönüştürebilirdik belki. bunu başaramadıkça da her olay aynı şekilde sonlanıyor. kalabalık toplanıyor. gösteri izleniyor. yorumlar yapılıyor. kalabalık dağılıyor. ve geriye yalnızca kuyunun dibindeki insan kalıyor.
ve hayat, sanki hiçbir şey olmamış gibi, kaldığı yerden devam ediyor.
belki de bu ülkenin en güçlü refleksi bu. her şeyi normalleştirmek, her şeyi unutmak ve her şey yolundaymış gibi yapmak.
tivit biter çocuk kuyuda unutulur.
olmasın
Bu ülkede nefes alamıyorum artık. Tepedekimden en diptekine her yer dolandırıcı, sahtekar, aşağılık insanlarla dolu. Trendyoldan ev için bir ürün aldım. Ürün kargosu geldi paketi bi açtım üstünde bir kart “ürünümüze olumlu yorum yapıp bu numaraya fotoğrafını atın size hediye gönderelim” diye. Adamlar alenen hiç utanmadan rüşvetle yanıltıcı bilgi dileniyor. Alın size olumlu yorum
Eğlendiğimiz, kendimizi ifade edebildiğimiz, bir araya gelip duygularımızı paylaştığımız her şeye bir zincir vuruluyor.
Maalesef otoriteler "belli" konularda 2 yaşında çocuk gibi alınganken bazı konularda 90 yaşında ihtiyar gibi duymamazlığa geliyorlar. Bunun acısı da işi komedyen olan bir insana yıkılıyor.
"Komik değil" mi diyorsun kardeşim, o zaman bırak bunun cezasını izleyicisi kessin. Sen değil. Bir komedyen esprisini yapar, toplumda karşılığı yoksa zaten komedyenlik vasfını yerine getiremez.
Maalesef Deniz Göktaş'ı yakında tanıma şansım olmadı (bir kere halı saha maçı yapmıştık). Ama gösterilerini uzun yıllardır canlı izlemiş biriyim. Hiçbir zaman bir şeyleri aşağılayayım da laf olsun kafasında bir insan olduğunu düşünmedim.
Umarım bu süreçten de güçlü bir şekilde başı dik çıkar.
Önemli bir not: Kendisi bir gösterisinde "bana mahallede Iniesta Deniz" derler demişti de şaka sanmıştım. Adam hakikaten iyi top oynuyor. İnşallah en yakın sürede tekrar oynama imkanımız olur.
Saatci firma arz oluyor diye bi infial bi histeri krizleri. goren de diyecek ki bist spacex nvidia dolu aq. gercek katma deger uretenleri tenzih ederim tabi ama saatciye laf eden adamin takim tutar gibi tuttugu sirketin yaptigi max iş allahin altinini topraktan cikarip satmak
en çok korktuğum şey şu: birkaç gün sonra herkes işine gücüne dönecek, yıllık iznine çıkacak, başka bir gündem konuşacak. ama bugün cesaret, fedakârlık ve mücadele üzerine ahkam kesenlerin çoğu hayatına kaldığı yerden devam ederken, gencecik bir insan devletin insafına bırakılmış olacak.
örgütsüz toplumlarda bireysel çıkışların toplumsal karşılığı, çoğu zaman hayal edildiği kadar büyük olmuyor. bu yüzden bir başkasının ödeyeceği bedeli romantikleştirmeden önce iki kere düşünmek lazım.
başkalarının hayatı üzerinden kahramanlık yapmak kolaydır. bedeli paylaşmaya gelince kimse ortada olmayacak.
Erdoğanı hiç tanımamışsın Deniz;
Kendini hapse attırmaya oradan da belki irticaya çabalıyorsun veya başka bir bagajın var bilemem ama Erdoğan yemez bunu.
Ortalıkta gündem varken sana dokunmaz hiç konuyu açmaz hiçbir gazeteci ise soramaz.
Sen de acaba Türkiye’de böyle konular konuşulabiliyor muymuş Allah Allah der şaşırırsın.
Birkaç ay herkes unutur bir gece 5’de ünlülere yönelik operasyonlardan birine ismin dahil olur evinden alırlar.
Sonra kimse n’oluyor diyemeden hakkındaki suçlamayı okur hakketmiş der sende birkaç yıl çıkamazsın.
Diğer örnek Hades 2, hani indie bir oyunu da fiziksel almaya ne gerek var diyor insan ama içinden oyunun OST'nin kodu ve mini bir artbook çıkıyor, oyun da tamamen kartuşun içinde.