@medyaskop_kale Bu kadar oda yaptin hic Gazeteci gelip seninle Raportaj yapmadi , beni Kabul edersen seninle genis bir söyleyis yapmak isterim .Medyascop kimdir nasil yatar nasil Kalkar Hobyleri nelerdir neden bu kadar Aktif sosyal medyada ? Daha Baska sorular
Elon Musk u siddetle kiniyorum. EBU Hansa ve benzeri cemaatlere kayum Atamis Adanan Hocanin Eski ve Yeni kediciklerini Acilen Hastag calismasi baslatirlarsa EBU Cebrahil tarafindan buyuk bir Mukafata Nayil olacaklar.
Sayın @Akingurlek_ bakan bu yazım sizin adaletinize bir isyandır...
Ey vicdanını ekranlara satan şarlatanlar.
Ey bir çocuğun tabutu üzerinde kariyer yapanlar şeytanlar.
Ey bir annenin gözyaşından reyting devşiren vampirler.
Size Narin'i değil,kendinizi anlatacağım_
Ahmet Davutoğlu, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'ya seslendi:
📍"Nasıl oluyor da Trump, 'Şara'ya Lübnan'da görev verdim' diyebiliyor."
📍"Kimsenin uydusu olmayın. İsrail'e karşı, gerekirse Amerika'ya karşı başınızı kaldırın. Türk halkı yanınızdadır."
@halktvcomtr Bu haberi herkes farkli yorumliyecak. Bence en dogru yorum Demirtas Klicdaroglunun CHP Genelbaskanligini mesru gornedigi icin Gorusmeyi redetti.
Bu Ailenin sesi Mecliste olmak uzere bir Cok Platform da Etkin ve yetkin olan Vicdan sahibi insan tarafindan dile getirildi ve getiriliyor. X odalarinda kendi sesinden Baska ses duymak istemiyen bir kalabaligin linc Odalari acarak Adalet savunuculugu yapmasi Tam bir Trajedi.
Sadece Adalet Bakanına değil, 2025 yılı sonunda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında orada bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a da tutanaklara geçirmek üzere seçim bölgemdeki büyük haksızlığı sormuştum. Akabinde onunla ve sonraki günlerde de Adalet Bakanıyla yüz yüze görüşmüş, Narin vakasındaki skandal yargı sürecini ve kamuoyu baskısını anlatmıştım. Dosyaya giren yeni bilirkişi raporlarından da söz etmiştim. Görüşmelerde sadece bu sahipsiz aileyi bu linçten kurtaracak biçimde adil bir yargılamanın sağlanması gerektiğinden söz ettim. Yargı süreci üzerindeki baskının kaldırılmasını istedim. Talepleri üzerine, bir dosya hazırladım. Dar baz ve telefon imaj kayıtları ile iyileştirilmiş kamera görüntüleri hakkındaki ilgili bilirkişi raporlarını, ombudsman Faruk Bildirici ve hukukçu-gazeteci Ali Duran Topuz ile kendi çalışmalarım da dahil olmak üzere, dosyayla ve yeni gelişmelerle ilgili bütün bilgi ve belgeleri içeren iki büyük klasörü kendilerine kargo ile gönderttim... Sonraki günlerde bu dosyaların ulaştığını da teyit ettim.
Maalesef Yargıtay süreci başka bir skandal olarak sona erdi. Yargıtay kararıyla, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına esas teşkil eden Nevzat Bahtiyar'ın son ifadesinin de (tümüyle değiştirdiği öncekiler gibi) yalan olduğunu tescil eden bir karara imza atıldı.
Çocuğun eve varır varmaz ahır bölgesinde bir şeye tanık olduğu ve bunun üzerine öldürüldüğü ve cesedinin eve çağrılan Nevzat Bahtiyar'a dakikalar içinde teslim edildiği iddiasından da tümden vazgeçilmiş oldu.
Bu konuda hiç ama hiçbir yeni veri yokken Yargıtay, bu kez ailenin önceden bu cinayeti tasarladığını ve çocuğu öldürmek için dördüncü kişiye (!) ihtiyaç duyarak Nevzat Bahtiyar'ı çocuk eve gelmeden önce haberleşerek bilgilendirdiğini ve eve çağırdığını varsaydı. Aileden Nevzat'a yönelik gerçekleşen, hiçbir hts arama kaydı vs. yokmuş ne gam? Soran kim? Hakikati arayan kim?
Böyle yazıldı karar... Çünkü başka türlü o aile üyeleri o cezaevlerinde bir gün bile tutulamazdı.
Düşünün, 8 yaşında bir çocuk tasarlanarak aile ve yabancı birinin işbirliği ile öldürülecek ne biliyor olabilir? Böyle bir şey biliyorsa o gün ve önceki gün nasıl rahatlıkla evden dışarı çıkarılabilir ve saatlerce kursta, sokakta başkalarıyla temasına izin verilebilir?
Bu ailenin ve
Narin'in hakkını umursadık, bir avuç insan elimizden gelen her şeyi yaptık...
#NarinveAilesiİçinAdalet istedik.
Tarih her şeyin tanığıdır.
"Aile y��lında" bir aile bir cani tarafından katledilmiş evlatlarıyla birlikte diri diri mezara gömüldü... Kimse duymadık, görmedik, bilmiyorduk demesin.
@_cevdetyilmaz
@yilmaztunc
@MahinurOzdemir
@NumanKurtulmus
@AvOzlemZengin
@TCYargitay
Sadece Adalet Bakanına değil, 2025 yılı sonunda TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında orada bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a da tutanaklara geçirmek üzere seçim bölgemdeki büyük haksızlığı sormuştum. Akabinde onunla ve sonraki günlerde de Adalet Bakanıyla yüz yüze görüşmüş, Narin vakasındaki skandal yargı sürecini ve kamuoyu baskısını anlatmıştım. Dosyaya giren yeni bilirkişi raporlarından da söz etmiştim. Görüşmelerde sadece bu sahipsiz aileyi bu linçten kurtaracak biçimde adil bir yargılamanın sağlanması gerektiğinden söz ettim. Yargı süreci üzerindeki baskının kaldırılmasını istedim. Talepleri üzerine, bir dosya hazırladım. Dar baz ve telefon imaj kayıtları ile iyileştirilmiş kamera görüntüleri hakkındaki ilgili bilirkişi raporlarını, ombudsman Faruk Bildirici ve hukukçu-gazeteci Ali Duran Topuz ile kendi çalışmalarım da dahil olmak üzere, dosyayla ve yeni gelişmelerle ilgili bütün bilgi ve belgeleri içeren iki büyük klasörü kendilerine kargo ile gönderttim... Sonraki günlerde bu dosyaların ulaştığını da teyit ettim.
Maalesef Yargıtay süreci başka bir skandal olarak sona erdi. Yargıtay kararıyla, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararına esas teşkil eden Nevzat Bahtiyar'ın son ifadesinin de (tümüyle değiştirdiği öncekiler gibi) yalan olduğunu tescil eden bir karara imza atıldı.
Çocuğun eve varır varmaz ahır bölgesinde bir şeye tanık olduğu ve bunun üzerine öldürüldüğü ve cesedinin eve çağrılan Nevzat Bahtiyar'a dakikalar içinde teslim edildiği iddiasından da tümden vazgeçilmiş oldu.
Bu konuda hiç ama hiçbir yeni veri yokken Yargıtay, bu kez ailenin önceden bu cinayeti tasarladığını ve çocuğu öldürmek için dördüncü kişiye (!) ihtiyaç duyarak Nevzat Bahtiyar'ı çocuk eve gelmeden önce haberleşerek bilgilendirdiğini ve eve çağırdığını varsaydı. Aileden Nevzat'a yönelik gerçekleşen, hiçbir hts arama kaydı vs. yokmuş ne gam? Soran kim? Hakikati arayan kim?
Böyle yazıldı karar... Çünkü başka türlü o aile üyeleri o cezaevlerinde bir gün bile tutulamazdı.
Düşünün, 8 yaşında bir çocuk tasarlanarak aile ve yabancı birinin işbirliği ile öldürülecek ne biliyor olabilir? Böyle bir şey biliyorsa o gün ve önceki gün nasıl rahatlıkla evden dışarı çıkarılabilir ve saatlerce kursta, sokakta başkalarıyla temasına izin verilebilir?
Bu ailenin ve
Narin'in hakkını umursadık, bir avuç insan elimizden gelen her şeyi yaptık...
#NarinveAilesiİçinAdalet istedik.
Tarih her şeyin tanığıdır.
"Aile yılında" bir aile bir cani tarafından katledilmiş evlatlarıyla birlikte diri diri mezara gömüldü... Kimse duymadık, görmedik, bilmiyorduk demesin.
@_cevdetyilmaz@yilmaztunc@MahinurOzdemir@NumanKurtulmus@AvOzlemZengin@TCYargitay
Arif Baba nin ilk Eylemi Adalet Nobeti ile basliyan cigligiydi, Paralelinde basliyan Adalet Nobeti odalari Arifin sesiydi. Bu Odalari Sabote edeni sorgulamiyanlar. Arif Babanin Adalet Arayisina ses olmasinin samimiyeti sorgulanir. Sorun sahislar degil Adalet Nobeti bir Tavirdi.
siyasi sadakate dönüşür; herkes için isteniyorsa adalet olur.” Not Narin Guran davasini Gorenler Adalet aramadi. Narin ve Ailesi icin Adalet diyenlerde istisna Haric Adalet degil kendilerini Ariyorlar.
Adalet talebi, farklı gruplardan geldiğinde farklı etiketlerle karşılanabilir.
Bu bakış açısından hareketle dile getirilen eleştiri şu cümlede özetlenebilir:
“Adalet, benim gibi düşünenler için isteniyorsa ve benim gibi dusunenler istiyebilir denildiginde.
Ancak siyasetin kutuplaştığı toplumlarda sık görülen bir durum da şudur: İnsanlar çoğu zaman adalet ilkesini evrensel bir değer olarak değil, kendi yakın oldukları kesimler söz konusu olduğunda savunma eğiliminde olabilirler.
Demokratik hukuk devleti anlayışında temel ilke, bir kişinin veya grubun siyasi görüşünden bağımsız olarak adalet talebinin meşru kabul edilmesidir. Bir davadaki hukuksuzluk iddiasının doğruluğu; kimin dile getirdiğine göre degil
hukuka göre değerlendirilmelidir.
Turkiye de Adalet Arayisi Trajik komik: Eğer bir muhafazakâr, Selefi, İslamcı veya hilafet yanlısı grup bir davada hukuksuzluk olduğunu söylediğinde “hak arayan aktivist” olarak görülebiliyorsa;
aynı şekilde solcuların, liberallerin, feministlerin, Kürt hareketine yakın çevrelerin veya başka grupların adalet talep ettiğinde otomatik olarak “ideolojik”, “sapkın” ya da “terörist” olarak damgalanması çifte standart olarak değerlendirilebilir.