Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılı Dünya Gıda Güvenliği Günü teması “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda�� olarak belirlenmiştir.
Gıda güvenliği; halk sağlığı, ekonomik kalkınma, çevresel sürdürülebilirlik ve toplumsal refahın temel unsurlarından biridir. Güvenli gıdaya erişim ise, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez koşullarından biri olup her birey için temel bir haktır.
Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerine göre her yıl yaklaşık 866 milyon insan, başka bir ifadeyle dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda biri, güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalanmakta ve 1,52 milyon kişi yaşamını yitirmektedir. Gıda kaynaklı hastalıklar, bakteri, virüs, parazit ve kimyasal tehlikeler aracılığıyla 200’den fazla hastalığınortaya çıkmasına neden olmakta; sağlık sistemleri üzerinde büyük bir yük oluştururken aynı zamanda iş gücü kayıpları ve ekonomik zararlarla ülkelerin kalkınmasını da olumsuz etkilemektedir. Güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyetinin 310 milyar ABD dolarını aştığı da bildirilmektedir.
Bu durumdan en fazla etkilenen kesimin başında da ne yazık ki çocuklar gelmektedir. Dünya genelinde gıda kaynaklı hastalıklara bağlı sağlık yükünün yaklaşık yüzde 29’u beş yaş altı çocuklar üzerinde oluşmakta, her yıl yüz binlerce çocuk güvenli olmayan gıdalar nedeniyle yaşamını kaybetmektedir. Çocukların sağlıklı büyümesi ve gelişmesi açısından güvenli ve besleyici gıdaya erişimin sağlanması gelecek nesillerimizi korunmanın öncül koşuludur.
Öte yandan dünya, bir yandan açlıkla mücadele ederken diğer yandan gıda güvenliği sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Birleşmiş Milletler verilerine göre 2024 yılında yaklaşık 673 milyon insan açlıkla karşı karşıya kalmış, buna karşın milyarlarca insan sağlıklı beslenme için gerekli nitelikte gıdaya ekonomik olarak erişememiştir. İklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar, göç hareketleri, artan üretim maliyetleri ve küresel ekonomik kırılganlıklar, güvenli ve yeterli gıdaya erişimi her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır.
Son yıllarda yaşanan küresel gelişmeler, gıda sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde göstermiştir. İklim değişikliğine bağlı aşırı hava olayları, su kaynaklarındaki azalma, biyolojik çeşitlilik kaybı ve yeni ortaya çıkan hastalıklar, gıda güvenliği açısından önemli riskler oluşturmaktadır. Özellikle hayvansal üretimde görülen salgın hastalıklar ve antimikrobiyal direnç sorunu, insan sağlığını da doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle gıda güvenliği politikalarının; insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren Tek Sağlık yaklaşımı çerçevesinde ele alınması zorunluluktur.
2026 yılı temasının temel mesajı, gıda kaynaklı hastalıkların oluşturduğu yükün yalnızca rakamlardan ibaret olmadığıdır. Her vaka; kaybedilen bir sağlık, bozulan bir yaşam kalitesi, artan bir ekonomik maliyet ve toplumsal refahta meydana gelen bir azalma anlamına gelmektedir. Bu nedenle amaç sorunları tespitinin ardından elde edilen bilimsel verileri, etkin denetim sistemlerine, güçlü mevzuata, sürdürülebilir üretim modellerine ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan koruyucu uygulamalara dönüştürmektir.
Gıda güvenliği zincirinin her halkasında veteriner hekimlerin sorumluluğu ve katkısı hayati öneme sahiptir. Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden süt ve et işletmelerine, yem güvenliğinden gıda denetimlerine kadar uzanan geniş bir alanda görev yapan veteriner hekimler; toplum sağlığının korunmasında vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir.
Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli hayvansal gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut çıktılarından biridir. Öyle ki veteriner hekimler gıda güvenliğinde dört önemli noktada katkı sağlarlar; bunlar bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar.
Gıda güvenliğinin sağlanabilmesi için üretimden tüketime kadar tüm süreçlerin bilimsel esaslara göre yürütülmesi, risk temelli denetim sistemlerinin güçlendirilmesi, kayıt dışılığın önlenmesi, taklit ve tağşişle mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve yeterli sayıda uzman personel ile etkin kontrol mekanizmalarının desteklenmesi gerekmektedir. Unutmamalıyız ki güvenli gıda, tesadüflerin değil; bilimsel bilgiye dayalı planlama, denetim ve sorumluluk anlayışının sonucudur.
Güvenli gıdanın sürdürülebilir bir şekilde üretilebilmesi, halk sağlığının korunması ve gelecek nesillere sağlıkl�� bir yaşam bırakılabilmesi için veteriner hekimlerin gıda güvenliği sistemindeki stratejik konumunun güçlendirilmesinin büyük önem taşıdığını bir kez daha vurguluyoruz.
7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü vesilesiyle; Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, bilimin ışığında, toplum sağlığını önceleyen, şeffaf ve sürdürülebilir bir gıda güvenliği sisteminin inşasına katkı sunmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
Ali EROĞLU
Türk Veteriner Hekimleri Birliği
Merkez Konseyi Başkanı
#7HaziranDünyaGıdaGüvenliğiGünü
Yükten Çözümlere: Her Yerde Güvenli Gıda!
Çiftlikten sofraya uzanan zincirin ilk halkasında, gıda güvenliğinin temelindeyiz.
Hayvan sağlığı korunmadan, insan için güvenli gıda zinciri kurulamaz.
Tek Sağlık yaklaşımı çatısı altında, sağlıklı ve güvenli gıda arzı için kesintisiz hizmet veren tüm meslektaşlarımızın Dünya Gıda Güvenirliği Günü kutlu olsun.
#VeterinerHekimSendeyiz
#DünyaGıdaGüvenirliğiGünü
Bugün Gazi Magosa'da Çocuk Festivaline denk geldik. Adıyaman depreminde hayatlarını kaybeden Kıbrıs'lı öğrenciler için saygı duruşu yapıldı. Resimleri pek görünür yerde değildi ama biz yine de onları gördük . Bir kez daha üzüldük. Mekanları cennet olsun.
"Bizi en iyi biz anlar, sorumlarımızı da en iyi biz anlatırız! "diye boşuna demiyoruz.
Kamu Veteriner Hekimlerin, tekniker ve teknisyenlerinin mağduriyetlerini, halk-hayvan-çevre sağlığındaki önemini her yerde vurgulayacağız!
#VeterinerHekimSendeyiz
🩺📈 Hayvancılıktaki yol haritamızın ve sürdürülebilir üretimin en büyük destekçisi veteriner hekimlerimizdir.
🐾 Hayvan sağlığını koruyarak insan sağlığına hizmet eden, her türlü zor şartta görevini aşkla yapan tüm veteriner hekimlerimizin Dünya Veteriner Hekimler Günü'nü kutluyorum.
İyi ki varsınız.
Sizlere nesli tükenmek üzere olan bir yerli sığır ırkımızı tanıtmak istiyorum. Adı karasığır kendisi ithal ırklara göre yarı yarıya az süt verir ama sütünden iki kat fazla yağ elde edersiniz çünkü süt yerine su vermeye programlanmamış gerçek süt veren doğal bir ırktır. En önemli özelliklerinden biri doğaya salarsınız yer içer kendini her türlü tehlikeye karşı korur, soğuğa ve sıcağa dayanıklıdır. Kendi kendisine sabah ahırlarından çıkar otlar ve akşam saatlerinde tekrar geri dönüp ahırlarına girerler modern ırklar gibi hiçbir ek yeme ihtiyaç duymazlar uygun meralarda sıfır maliyetle yetişirler, belli ki bu sebeple de pek sevilmiyorlar. İmkanı olanın alıp ahırında hem sağlıklı beslenme için hem de neslini korumak için bakması gereken bir sağlık ve tabiat dostu inek. Bu inekleri genetiği değiştirilmiş ineklere tercih ede ede yok ediyoruz. Peki bunların nesli tükenince bu inekleri tekrar meydana getirilebilecek bir teknoloji var mı? Röntgen çekseler kalbinin yerinde dolar işareti çıkacak şahıslara dünyanın geleceğini teslim etmeyecegiz