Ekrem İmamoğlu:
“Millet şahidimdir, inanın geride bırakacağım hiçbir soru işareti yoktur. Dünya tarihinde ve Türkiye tarihinde bu kadar didik didik edilen, ailesiyle, kendisiyle bu kadar zalimlikle yüzleştirilen bir insan yoktur ama yaradana şükür ki bunu yapanlardan bin kat daha dimdik ayaktayım. Bin kat daha özgürüm, bin kat daha huzurluyum, tarifsiz kat daha da geleceğe umutla bakıyorum.”
CANLI BLOG | Mehmet Mandacı'nın avukatı Vefa Bostan'ın savunması devam ederken mahkeme başkanı araya girdi ve "10 dakikanız var" dedi. Avukat Bostan savunmasının kesilmemesi gerektiğini söyledi ve sözlerine devam etti. Mahkeme başkanı 10 dakika dolunca, Bostan'ın mikrofonunu kapattırdı. Bunun üzerine avukat Vefa Bostan itiraz etti. Mahkeme başkanı, "Anayasa Mahkemesi'ne hak ihlali başvurusu yaparsınız" dedi ve Mehmet Faruk Baştürk'ü sanık kürsüsüne aldı.
'Makam arabası' davası
İmamoğlu savunmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur. Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır. Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve bunu yapanların adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum"
https://t.co/1YobkIcOO8
Şu an itibariyle 100. duruşmadayım ve yürüme mesafesinde 99. duruşmaya katıldığım bir duruşmadan buraya, 100. duruşmaya katılmak için geldim.
Ülkemizin siyasete bulaşmış yargı eliyle nasıl, esasen telafisi güç zararlar gördüğünü her ortamda ifade ettim.
Siyasetin güdümüne girmiş bir yargının yalnızca hukuku değil, anayasayı, yasaları, devlet düzenini, kurumları, ekonomiyi, toplumsal güveni ve nihayet siyasetin kendisini nasıl tahrip ettiğini, her mahkemede anlatmaya çalıştım.
Bu feryat, aynı zamanda hem ülkem içindi, hem devletim içindi, vatanım içindi ve aynı zamanda gelecek içindi.
Yani bu yaşanan kötülüklerin, siyasi davaların, siyasi saiklerle yürütülen bu kötü saldırıların hiç kimsenin başına gelmemesi için bu mücadeleyi verdim ve vermeye devam ediyorum.
Murat Taylan: AFAD'ın bütçesi 243 milyar. 242 milyarını harcamış. Sayıştay mevzuatta olması gereken, yapılması gereken birçok şeyin yapılmadığını kayda geçmiş.
Bu ülkenin bir kamu kurumu, 243 milyar bütçesi olan bir kurum, bunu niye mevzuata uygun yapmıyor
İmamoğlu'nun makam aracının görevi kötüye kullanmaktan onu hakim karşısına çıkardığı bir memlekette?
"BUGÜN OLSA YİNE AYNI İMZAYI ATARIM"
makam aracı davasında dönemin Hukuk İşleri Müdürü Orhan Yılmaz kürsüdeydi.
Yılmaz: ne yazık ki bugün için şunu söylemem lazım. tabii Taşıt Kanunu'nu biliyorum. daha önce belediyede yabancı menşeili araçlar meclis kararıyla bağış aldım. ben Beylikdüzü Belediyesi'nin Sayın Ekrem İmamoğlu gelmeden önce 2 başkanla daha çalıştım. yani o geldi. bizim tesadüf Büyükçekmece Başsavcısı ile bir yemekte karşılaştığımızda "hemşehrilerini topluyorsun" ithamıyla espri şeklinde yaklaşmıştır kendisine. o da "ben geldiğimde Orhan Yılmaz burada vardı" dedi. evet, ben 40 yılı aşkındır kamu avukatıyım. 1979'da ben devletten maaş aldım. yani kamu avukatları arasında ismim de bilinir. belki sizler tanımıyorsunuz. burada bizi izleyen arkadaşlarımız çoğu beni bilir. yani ben yanlış işi başkan da söylese hem yapmam, hem de yaptırmamaya çalışırım. ama öyle bir teklifle geldi ki yani bu bizim belediyenin yararına bir iş. bugün bunun örneğini vereceğim, çok tesadüf. sayın Ekrem İmamoğlu ikimiz Trabzon Akçaabatlıyız. ben sülalesini tanırım, o da beni tanır. ama biz tesadüfen belediyede buluştuk.
şu anda bizim mensubu olduğumuz ve gurur duyduğumuz Akçaabat Belediye Başkanlığı'nın kullandığı araba belediyeye ait değildir. ismini vermek istemediğim bir bankaya ait bir araçtır ve o aracın yakıtını kullanıyorduk. daha önce daha fazla araçtı, bugün itibarıyla da söylüyorum. ve o aracın yakıtını kullanmaktan dolayı denetimde sorulduğu zaman 1 araca indirmiştir, halen devam ediyor. ve haklarında hiçbir şey yok kardeşim. böyle bir ülke olabilir mi ya? bizim yaptığımız iyi niyetli bir hiçtir. iyi niyetten dolayı ben nasıl kötüye kullanmış olabilirim? yani benim hukuk mantığım almıyor. bize fakültelerde demek başka şeyler öğrettiler yani.
söyleyeceğim kısa öz budur. ayrıca ben böyle teknik olarak dosyaların ayrıntısına girmeyeyim daha önce bilirkişi raporları vardı kamu zararı var mıydı? bunun ceza hukukuyla bir ilgisi de yok. bu olsa olsa belki mali denetim yani mali sorumluluk olabilir o da Sayıştay'ın işidir. bunun müfettişle bir ilgisi yoktur. yani yetkili işlem yapmış mıyım yapmamış mıyız az önce meslektaşlarım söyledi hizmet alımı yoluyla temin edemiyorsan başka yollardan da temin edilebilir dendi. biz buna da baktık dedik ki ya böyle bir şeyi yapabiliriz. bunda bir sakınca yok. kızarsam şunu da söylemem lazım, bugün de olsa yine aynı imzayı atarım evet. yani bunda belediyenin bir zararı yok. niye biz bu zarardan dolayı sanık oluyoruz? burada mali bir sorumluluk varsa zaten ödenmiş. bundan dolayı bu insanların burada olması bence CMK açısından sayın mahkemeden istirhamımdır yani bu incelemenin bir an önce yapılıp yani bunun için bilirkişiye de gitmeye gerek yok kamu zararı diye bir şey yok yani bizim hakkımızda beraat kararı verilmesini diliyorum. 123'e 9'a göre.
Fon vurgununda adı geçen Kemal Akkaya ve Enver Çevik'in şirketlerinin ikisi şunlar:
Çalışan sayısı:
Ufuk Yatırım: O (sıfır)
Lydia Yeşil Enerji: 0 (sıfır)
Piyasa değerleri:
Ufuk Yatırım: 42.9 milyar TL
Lydia Yeşil Enerji: 15.9 milyar TL
Üstelik geçen aya göre hisseler %49 düştü... Yasadışı bahisçiler bunlardan daha namuslu!
#Ekremİmamoğlu Makam aracı Davası'nda beyanda bulundu.
"Az önce Avcılar Belediye Başkanvekilini burada gördüm.
Avcılar’da Belediye Başkanı, birisi araba tahsis edildi diye, rüşvetten aylarca burada hapis yattı.
Bir araç tahsis edildi diye… Seçimde, seçimde tahsis edildi diye aylarca burada hapis yattı.
Evet, 42 araç.
Aynı zamanda daha da kötüsü, 2017'den itibaren bir belediye, bir belediye, bir siyasi partiye, kendi siyasi partisine 59 tane araç tahsis etti.
59 araç. 1 değil, 2 değil.
AK Parti'ye tahsis etti.
Ekrem İmamoğlu ne Beylikdüzü’nde ne Büyükşehir Belediyesi'nde mensubu bulunduğu partiye tek bir araç bile tahsis etmemiştir.
Çünkü yanlıştır, yanlış olduğuna inandığı için tahsis etmemiştir.
Aynı zamanda yine 2019 öncesi Cumhurbaşkanlığı makamına, Cumhurbaşkanlığı korumalarına, yakın aile fertlerine onlarca arabanın İBB tarafından tahsis edildiği belgelendi.
Bunların ya soruşturmaya, kovuşturmaya gerek yoktur kararı çıktı ya İçişleri Bakanlığı tarafından el konularak, bizim soruşturmalarımızın önü kesildi.
Onun için yüzlercesini anlatırım, yüzlercesini.
Yani millet geçim derdiyle mücadele ederken, işsizlik ve yoksullukla boğuşurken, kamu kaynaklarının makam araçlarına, lüks konutlara, ayrıcalıklı yaşam alanlarına harcanmasını, elbette sorgulamak zorundayız.
Benim suçum varsa da o suçun da cezasını çekmekle yükümlüyüm Sayın Hâkim.
50 liralık benzin eğer suçsa onun da yükümlülüğünü çekmekle yükümlüyüm ve bunun da sorumluluğunu taşırım.
Ama önümüze konan bu absürt davanın yanı sıra, bunu sürükleyen zihniyetin ülkeyi nelere tabi tuttuğunu da hatırlatmak zorundayım.
Yani bu ülkede bir yargı mensubunun lojmanına 100 milyona yakın para harcanmasından mı bahsedelim,
İstanbul'da lüks banyolarla, jakuzilerle donatılmış belediye başkanı makam odalarını mı konuşalım, yoksa yine devletin seçilmiş bir insanın yerine gönderdiği kayyım tarafından gider gitmez Diyarbakır'da, Sur'da makam odaları yaparak şatafatlı bir ortam kazandırmanın gayretinden mi bahsedelim?
Nasıl bir zihniyet?
Ne zaman yerleşti bu topraklara?
Bu topraklarda böyle bir zihniyet ne zaman oluştu?
Ama Diyarbakır'da orada milletin seçtiği bir belediye başkanı tutuklanıp hapse atılıyor, 7 sene hapis yatıyor ama onun yerine atanan kayyım, kayyım ise orada o şatafatlı makamı yapabiliyor.
Bu vesileyle Selçuk Mızraklı'ya da tekrar geçmiş olsun dileklerimi iletmek isterim."
İmamoğlu'nun bugünkü savunmasında dikkat çekici kuvvette "Cumhuriyet" vurgusu vardı:
-Cumhuriyet, çok kıymetlidir. Cumhuriyet’e olan inanç, benim şu andaki direncimin en büyük kaynağıdır.
-Çünkü Cumhuriyet, bize itaati değil sorumluluğu; korkuyu değil hakikati; biatı değil, yurttaşlığı öğretmiştir.
-Çünkü Cumhuriyet’te insan, iktidarın tebaası değildir.
-Hele hele bir kişinin tebaası asla değildir. Devletin eşit yurttaşıdır ve yurttaşın görevi, yalnızca seçimden seçime oy vermek değildir.
İmamoğlu savunmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Bu dava adeta hukuk yolsuzluğudur. Kendi siyasi vurgunlarının üstünü kapatma çabasıdır. Bu sürecin eninde sonunda aydınlığa çıkacağını ve bunu yapanların adil süreçlerde hesap vereceklerini ben net biliyorum"
“Makam gereği el öptürenleri sevmem” diyen Ekrem İmamoğlu, “Benim için makam, milletin verdiği geçici bir görevdir. Seçimle gelen, seçimle gider” ifadelerini kullandı.
Makam aracı suçlamasına tepki gösteren İmamoğlu, şunları söyledi:
O dönemde kiralanmış, kirası, kira işlemi yapılmış bir ihalede önüme getirdikleri aracın bedelini öğrendiğimde, “Ya bu aracın daha iyisi bende var, ben kullanıyorum” diyerek bir daha bedeli o aracı kamuya tahsis etmekle ilgili bir süreçten dolayı buradayım. O dönem KDV dahil, yanlış hatırlamıyorsam 7 bin 200 lira, ihale 2024 rakamlarıyla — ki ben 2025’te arabayı tahsis ettim — o günün rakamlarıyla 3 bin dolara tekabül eden, aylık kirası 3 bin doları aşan bir aracın kira artması yerine, “Ya bu arabadan bende de var. Ben bu arabamı kullanmaya devam edeyim. Buna gerek yok. Geri iade edin bu arabayı belediyeye, bedava tahsis edelim, şirketimin arabasıdır” diyerek yapılan işlerden “Ekrem’e suç çıkarma” girişimidir.
Yüzbinlerce mağduru olan FON VURGUNU SKANDALI her yönüyle aydınlatılmalıdır.
Siyasette ve bürokraside bu skandal ile ilişkisi olanlar açığa çıkarılmalıdır.
12 gizli ismin %10000 kâr ettiği ve ortadan kaybolduğu iddiaları şeffaflıkla aydınlatılmalıdır.
Endişem; kıyamet koparırcasına yapılan kara para ve holding operasyonları sonrası herkesin tahliye edildiği durumun tekrarıdır.
Bu tarihi skandal, bugünlük “kurban” seçilen isimlerin birkaç ay sonra tahliye olması ile soğutulmamalıdır.
40 tane kabzımalla sözde gıda pahalılığı ve 40 belediye ile sözde kamu yolsuzluğu operasyonu yapanlara söylüyorum:
ASRIN GERÇEK YOLSUZLUĞU FON VURGUNU soruşturmanızı bu millet titizlikle takip edecektir.
Gerçeklerden kaçış ise mümkün olmayacak, millet iktidara geldiğinde bütün sorumlular hukuk önünde hesap verecektir.
Milletin hakkı, sizin hakkınızdan büyüktür.
Timur Soykan: "Şubat 2025'te Destek Faktoring'i halka arz ediyorlar, arz sırasında hisse değeri 47 lira, şirketin değeri, 438 milyon dolar.
Temmuz 2026'da hisse değeri 47 liradan 3.960 liraya çıkıyor. Halka arz sırasında, 47 lirayken 100.000 lirayla sen bu hisseyi aldığın zaman, 100.000 liran 8,4 milyon TL oluyor.
Şirketin değeri Temmuz 2026'da 28 milyar dolar. O dönemde Tüpraş'ın, Türkiye'nin en büyük sanayi şirketinin değeri 11,5 milyar dolar.
Bu, göz göre göre işlenmiş bir cinayet. Herkesin bildiği bir cinayet."
📌Diyanet'in komedyen Deniz Göktaş’ın gözaltına alınmasına tepki gösteren ve ailesine dayanışma mesajı gönderen imam Yusuf Kılıç’a soruşturma açtığı ortaya çıktı
📌BirGün’ün edindiği bilgilere göre, “Bir imam olarak yanındayım Deniz Kardeşim..." diyen imam Kılıç Ankara’ya çağırıldı ve savunması alındı
Her çocuğun sağlıklı beslenme, temiz suya erişim ve güvenle büyüme hakkı var. Hiçbir çocuk sınıfa aç girmemeli; hiçbir aile yetersizlik hissiyle baş başa kalmamalı. #ÜcretsizOkulYemeği bir haktır.
Çocukların ne yiyemediği kadar ne yiyebildiği de önemli https://t.co/0FLOPJz2IB
4 lastik, biraz benzin bahane; siyaset şahane…
Didik didik ediliyoruz. Her hesaba cevap verildikçe yeni bir iddia, her iddia açıklığa kavuştukça yeni bir gerekçe karşımıza çıkarılıyor. Bu ülke böylesi bir adaletsizlik ve hukuksuzluk silsilesi görmedi.
Bugün tartışılan konu: 4 lastik ve benzin.
Kamu kaynaklarını korumak için kendi aracını hizmete sunan, makamı gösteriş değil, millete emanet sayan Ekrem İmamoğlu'nun yolunu asılsız davalarla kesemezsiniz.
Peki mesele gerçekten bunlar mı?
Hukukun herkes için eşit işlemesini, yargının adil ve şeffaf olmasını ve millet iradesine saygı gösterilmesini istemeye devam edeceğiz.
Gerisini milletimizin vicdanına bırakıyoruz.
#EkremİmamoğluSerbestBırakılsın
#EkremİmamoğluSiyasiTutsaktır
Bu yılın başında 100 bin lira brüt ücret ile işe başlayan bir çalışanın Ocak ayında eline net 75.953 lira geçerken, Eylül ayında net 67.156 lira geçmektedir. Bu çalışandan tek başına bir yılda 183.119 lira vergi kesilmektedir. Özel jetlere, yatlara binen, kolunda milyonluk saati ile gezen bazı iş insanları böylesine gösterişli hayatlarına rağmen şirketlerinde bu kadar vergi ödüyor mudur bilemiyorum…
İmamoğlu:
-Sözlerim öfkeden değil sorumluluktandır. Devleti yıkan hakikat değil, hakikatten korkmaktır. Cumhuriyet çok kıymetlidir.
-Cumhuriyete olan inanç, bugünkü direncimin en büyük kaynağıdır.
-Cumhuriyet biat değil sorumluluk gerektirir. İtaat et rahat et Türk milletine yakışmaz.
-Ülkemizde zalimlerin çok minnacık azınlık olduğunu düşünüyorum. Onların bu pervasızlığı karşısında susacak birisi değildir.
-Yalçın Küçük, korkuyu ahlakın silicisi olarak tanımlar. Hapis korkusu, tutsak korkusu güvenlik korkusu ölüm korkusu, korku büyüdükçe insanın doğru bildiğini söylemesi zorlaşabilir. Ben korkmayan bir Türkiye istiyorum.
-Ben kula kulluk etmedim. Edeni de sevmem. Yalakayı da hiç sevmem. Makam için el öpenleri de el öptürenleri de sevmem.