Tek ifadeyle tutuklanan Ulaş Yılmaz, “Bizim bölmede iki kişi öldü. Elimde bir kişi öldü. Kalp krizi geçirdi. Dilini yuttu. Önümüzde öldü adam. Götürdüler. Çöp poşeti ile eşyaları kapıya kondu. Biz bunları niye yaşıyoruz? Hiç kimsenin bu muameleyi hakettiğini düşünmüyorum. Çok ağrıma gidiyor, umarım sizin de başınıza gelmez” dedi, salonda bulunan kimi tutuklu isimler gözyaşları içinde savunmayı dinledi.
Ulaş Yılmaz yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Sayın Heyet, benim burada olmam, 6 aya yakındır hapiste olmam hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Özgürlüğümden mahrum bırakılmanın tek nedeni özensiz bir soruşturma. Gerçekten çok özensiz. Ben Savcı Bey'e de uzun uzun anlattım. Yani mesela o kadar işlevini anlattım, yaptığımızı anlattım. İkna olmuş gibi görünüyordu ama ikna olmamış. Zaten odadan çıkar çıkmaz tutuklanır haberi gördüm. Nasıl nasıl şey oluyorsa; ailemden, sevdiklerimden, 2.5 yaşındaki kızımdan uzak bırakılmak ve vicdanlara sığmamak. Kızım beni şeyde sanıyor, yani iş yeri burası sanıyor. Gardiyanları da iş yerinden arkadaşlarım sanıyor. Zaten bu 10 dakika görüşme oluyor. Öyle saçma; yani örgüt lideri ve üyeleriyle beraber burada saatlerce birlikteyiz, aşağıda birlikteyiz ama ben kızımla 10 dakika konuşamıyorum. Ya bu ceza bana değil ki, bu kızıma, eşime. Ya tamam, kiminle görüşeceğiz? Mesela niye 10 dakika? Zaten her hafta mutlaka da bir sorun çıkıyor. Böyle sistem kilitleniyor. O gün konuşamadınız konuşamadınız, gitti. Dilekçe veriyorsun, 'Bugün ben konuşamam' diye konuşamıyorsunuz. Kapalı görüşlere getirmiyoruz çünkü cam rahatsızlık verici çocuk açısından. Yani psikolojisi de etkilendi. Yani ne kadar konuşabiliyorsanız orada. Bu ceza çocuklara, bu ceza eşlere.
Ya CC’ye konmak suç mu olur? Yani Savcı Bey kızmayın da şimdi bana ceza koşullarından bahsedeceğim. Şimdi biz Vatan Emniyeti zaten pisliği çok meşhur; burada geçici koğuşta kalıyorsunuz. Ben 4 gün kaldım. 25-30 kişi 8 tane yatılacak yerde duruyor. Ben bir çeteyle beraber kaldım. Tek derdiniz ne biliyor musunuz? Tahtakuruları başınız, gözünüz, her tarafın her tarafını ısırıyor. 4 günde sizi kırmızı bir varlığa dönüştürüyor. Sonra hücrelerinize şeyiniz biliyorsunuz asıl koğuşunuza gidiyorsunuz. Geçici koğuşu olduğu için iki tane tabak 25 kişiyi bekliyor. Sabun yok, kaşık yok, hiçbir şey yok. Sonra asıl koğuşunuza geçiyorsunuz. Tamam. Ben iki aydan fazla yerde yattım. Ya bu meşhur bir şey, ya sıradan bir şey. Ya bize özel bir şey değil bu. Yani İBB tutuklularına kötü davranalım diye bir şey değil, burada rutin bir şey bu; çünkü haddinden fazla mahkum var. Direkt yerde yatıyorsunuz. Ve şurayı görebiliyor musunuz? Burada biz 10 kişi yattık, iki aydan fazla. 10 kişi. Ve bütün eşyanız çöp poşetinde. Her şeyimiz; kıyafetiniz, kağıdınız, kaleminiz derseniz çöp o şekilde.
Bu çöp poşeti bende bir travmaya yol açtı. Onun sebebi de şu; ben bizim b��lgeye girdiğimden beri bizim bölümden iki kişi öldü. İyi ki ben geldiğimde götürülmüştü, soğuk algınlığından. Sonra da bir gün geldiler, 'Eşyasını teslim edin' dediler. Koğuşun kapısına çöp poşetiyle eşyaları konuluyor. Diğer kişi benim elimde öldü; kalp krizi geçirdi, dilini yuttu, morardı, damarları şişti. Şimdi yapabileceğimiz şey dilini çıkarmak, çıkarmaya çalışmak. Butona hızla basıp kapıyı yumruklayarak bu demir kapının ardından birilerinin gelmesini istemek. Önümüzde öldü adam. Götürdüler. Çok cazip şunlar bunlar... Bir süre sonra çöp poşetiyle eşyaları kapıya koyduk. Biz bunları niye yaşıyoruz? Bu bana ne öğretecek? Sayın Savcım, bu bize neyi öğretiyor? Ben niye gittim bu kadar kamuyla ilgili şeyi öğrendim? Ben niye bu kadar konuyla ilgili şeyler çalıştım, ettim? Ne öğretecek bize bu? İBB çalışanlarına ne öğretecek? Allah kimseyi düşürmesin. İki ay sonra şey oldu. Bu çok rencide edici, çok kırıcı bir şey. Hiç kimsenin ama hiç kimsenin bu muameleyi hak ettiğini düşünmüyorum. 10 kişi şurada yatar mı? Ve çoğu hasta. Yaşlıları biz koruyoruz cezaevinde. Duşların�� yapamıyorlar, ilaçlarını alamıyorlar.
İçinde bulunduğumuz durumda, bu soruların hiçbirinin yanıtı yok. Yanıtı yok gerçekten. Yani olmadığını biliyorum. 6 aya yaklaşan esaretin telafisinin mümkün olmadığını da biliyorum. Yani ben kızımın en iyi zamanlarında onunla değilim. Hakkımdaki mesnetsiz iddialara, isnatlara karşı yaptığım savunmalar göz önüne alınarak; adaletin tecelli etmesini, adil yargılanma hakkının, hukuk devleti ilkesinin bu kitaplarda yazılı kavramlardan ibaret kalmamasını diliyorum. Aileme ve işime kavuşmak istiyorum, kızıma kavuşmak istiyorum, eşime kavuşmak istiyorum, sevdiklerime kavuşmak istiyorum. Bu çerçevede tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum. Bilmiyorum atladığım bir şey olduğunu sanmıyorum. Geniş kapsamlı açıkladığımı düşünüyorum. Yani İBB Hanem ifadesi de zaten kamuda her yerde olan bir koddan bahsediyoruz. Benim neyle ilgili olmadığını çok iyi anlatabildiğimi düşünüyorum. Ama gerçekten çok ağrıma gidiyor. Yani bunun sizin de başınıza gelmesin."
@doganburak29 Normali zaten herkesin girip duruşmayı izleyebilmesi haksız kısıtlama karşısında herkes sizin gibi peki tamam giremiyormuşum madem mi desin
BASINA VE KAMUOYUNA;
Herkese Merhabalar
Ben Dr Larin Kayataş.Türkiyenin ilk açık kimlikli trans kadın doktoruyum. Sağlık Bakanlığı tarafından “mahkeme kararına” rağmen 2.defa devlet memuriyetinden men edilip,kamudaki doktorluk görevime son verildi.Bununla da yetinilmedi,hemen ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına hakkımda suç duyurusunda bulunuldu,adıma ceza davası açıldı ve bugün hapis istemiyle yargılanıyorum.
Yalnızca doktorluk mesleğim değil;��zgürlüğüm,geleceğim,varlığım kısaca hayatımın bütünü hedef alındı.
4 yıl Vehbi Dinçerler Fen Lisesi, 6 yıl Çapa Tıp Fakültesi olmak üzere en az 10 yıllık çok ciddi bir emekle elde ettiğim doktorluğumun kamudaki görevine tek taraflı ve hukuksuz biçimde son verildi.
Ben bir trans kadın,bir doktor ve bir insan olarak bütün bunlar karşısında çok öfkeliyim! Çünkü burada yalnızca bir idari işlemden söz etmiyoruz.Burada çalışma hakkının gaspı,sistematik dışlama,kurumsal cezalandırma ve insanlık onurunu zedeleyen çok ağır bir süreç söz konusu. Bunun adı açıkça zulüm!
Üstelik yaşadığım süreç yalnızca idari yaptırımlarla sınırlı kalmadı,Sağlık Bakanlığı tarafından atanan bir müfettiş ile hakkımda 10 ay boyunca eklerle birlikte 924 sayfa rapor hazırlandı. Kişisel verilerime erişilmeye çalışıldı.Çalıştığım kurumda çok sayıda sağlık personeliyle benim hakkımda görüşmeler yapıldı.Etek boyuma dair ifadeler rapora geçirildi.Özel hayatım ciddi bir mesai harcanarak incelendi ve bütün bunların ardından ceza süreci başlatıldı.Bana yönelik bu yaklaşım:sistematik,ısrarlı ve ağır sonuçlar doğuran bir dışlama,yıldırma pratiğine dönüşmüş durumda.
Sağlık Bakanlığının görevi bir doktorun özel hayatını ciddi bir mesai harcayarak incelemek değil,bu ülkenin sağlık politikalarını geliştirmektir.
Bu mesele yalnızca beni ilgilendirmiyor,bu mesele başta translar olmak üzere tüm Lgbti+ları,bu ülkenin doktorlarını,kadınlarını ve hak ihlaline uğrayan herkesi ilgilendiriyor.
Bu açıklamayı yalnızca yaşadıklarımı anlatmak için değil,gerçeği görünür kılmak için yapıyorum. Kamuoyunun bu hukuksuzluğu bilmesini,buna sessiz kalmamasını ve dayanışmayı büyütmesini istiyorum.Çünkü bana yapılanların normalleşmesini kabul etmiyorum.Çünkü bu ülkede bir hekimin,bir trans kadının ve bir insanın hayatı bu kadar kolay hedef alınmamalıdır.Önümüzdeki günlerde bu süreç nedeniyle uğradığım hak kayıpları ve işsiz bırakılmam karşısında maddi desteği de içeren bir dayanışma kampanyası başlatacağım.Bu hukuksuzluk karşısında sesini,dayanışmasını ve imkanı olanlar için maddi desteğini esirgemeyen herkese şimdiden teşekkür ederim.
Saygılarımla
Dr Larin Kayataş
#drlarinkayataş #standwithdrlarinkayatas
Sn. @omerrcelik, Genel Başkanımız Özgür Özel’in bugün kamuoyuyla paylaştığı belgeler üzerine "Belgesi varsa yargıya gitsin" şeklinde bir açıklama yapmışsınız. Partimizin nicedir hukukçu kurmayıyım; size eksik bırakılan bir bilgiyi ilk elden vereyim istedim. Biz bu konular için belgelerimizle defalarca yargıya ve HSK'ya gittik.
Bir haber daha vereyim, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün açıkladığı belgeleri de yargıya taşıdık.
📌 07.11.2025 tarihinde, Akın Gürlek'in Lüksemburg merkezli ETIMINE SA şirketindeki kanuna aykırı yönetim kurulu üyeliği belgeleriyle HSK'ya,
📌 17.12.2025 tarihinde, Tema İstanbul 2 ve Senfoni Etiler'deki hayatın olağan akışına aykırı astronomik gayrimenkul trafiğini (Haksız Mal Edinme) delilleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,
📌 26.01.2026 tarihinde ise reddedilen dosyamız için (Karar No: 2025/23972) yeniden inceleme talebiyle tekrar HSK'ya başvurduk.
Ancak belgeleriyle yargıya yaptığımız her başvuru bir biçimde ya hukuka aykırı şekilde kapatıldı ya da HSK'da beklemeye alındı. İşin en trajikomik yanı ise, şikayetlerimizi değerlendirecek olan HSK'nın başında şimdi Adalet Bakanı sıfatıyla bizzat şikayet edilen kişi, yani Akın Gürlek oturuyor.
Baktık ki yargıya giderek, yargıyı kilitleyenlerden bu gerçeğin hesabını sormak fiilen imkansızlaştırdı; Genel Başkanımız da bu durumu halka götürdü ki kararı milletimiz versin.
Belgeler savcılık ve HSK raflarında duruyor, dileyen bakabilir.
Takdir yüce milletimizindir.