CUMHURİYETE SAHİP ÇIKMAK
Prof Dr Can Ceylan
…….
Her rejim içerisinden, halk düşmanları, çıkarcı güruhlar, işbirlikçi hainler çıkacaktır. Önemli olan bu şer odaklarına fırsat vermeyecek, göz açtırmayacak bir sistemi, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yurttaş bilincini rejime eklemeyi başarmak, cumhuriyeti ve değerlerini korumaktır. Başka bir deyişle, halkın egemenliğine ve eşitliğine dayanan cumhuriyeti, başka bir yönetim şekline devşirmeye çalışmak gaflet, dalalet ve hıyanetten başka bir şey değildir.
https://t.co/LHz5pqYszx
Tarihçi Prof. Dr. Justin McCarthy’nin demografik çalışmalarında yer alan verilere göre, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı döneminde Bulgaristan bölgesindeki Türk nüfusunun yüzde 17’si hayatını kaybetmiştir. Rus ordularının ilerleyişi ve Bulgar düzensiz kuvvetlerinin eylemleri sonucunda yüz binlerce Müslüman, başta Türkler olmak üzere, katliamlara uğramış, köyleri tahrip edilmiş ve kitlesel göç dalgalarına maruz kalmıştır. McCarthy’nin hesaplamalarına dayanan analizler, bölgedeki Müslüman nüfusun yarıdan fazlasının ya ölüm ya da sürgünle ortadan kalktığını ortaya koymaktadır.
Söz konusu savaşın ardından Balkanlarda yükselen ulusçuluk akımları, bölgedeki Osmanlı mirasını ve Müslüman varlığını tasfiye etme eğilimini güçlendirmiştir. Bağımsızlıklarını pekiştirmek isteyen Bulgar, Sırp ve Yunan milliyetçi hareketleri, Rus İmparatorluğu’nun Slav halklarını destekleyen politikalarıyla birleşince, çatışmalar etnik temizlik boyutuna ulaşmıştır. 1877-1878 olayları, sonraki yıllarda yaşanacak daha büyük ölçekli trajedilerin öncülü niteliğindedir. Bu dönemde yaşananlar, sadece askeri yenilgilerle sınırlı kalmamış; sivil nüfusun sistematik olarak hedef alınmasıyla sonuçlanmıştır. McCarthy’nin “Death and Exile” adlı eserinde detaylandırdığı üzere, bu süreç Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki nüfus yapısını kökten değiştirmiştir.
1912-1913 Balkan Savaşları ise bu tarihsel zincirin en yıkıcı halkasını teşkil eder. McCarthy’nin ifadesiyle, “1877-78 Bulgar savaşında Türklerin %17’si ölmüştü. 1912-13 Balkan Savaşları’nda Türklerin %27’si öldürüldü ya da Türkler hastalıktan, açlıktan öldü. Balkanlarda Türklerin başına gelenler, insanlığın başına gelen en kötü şeylerden biriydi.” Bu dönemde Balkan İttifakı (Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan, Karadağ) güçlerinin Osmanlı Avrupa topraklarına yönelik saldırıları sırasında, fethedilen bölgelerde Müslüman sivil nüfusa karşı yaygın şiddet olayları yaşanmıştır.
McCarthy’nin demografik verilerine göre Balkan Savaşları sırasında Osmanlı Avrupa topraklarındaki Müslüman nüfusun yaklaşık 632 bini hayatını kaybetmiş, 800 binden fazlası ise mülteci konumuna düşerek Anadolu’ya sığınmıştır. Toplam etkilenen Müslüman nüfusun 1,5 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Bu kayıplar, modern Avrupa tarihindeki en yüksek sivil ölüm oranlarından birini temsil eder. Fethedilen bölgelerde etnik homojenlik yaratma çabası, Müslüman-Türk varlığının büyük ölçüde tasfiyesiyle sonuçlanmıştır. Uluslararası raporlar ve arşiv kayıtları, bu eylemlerin planlı ve sistematik niteliğini doğrulamaktadır.
Bir Zülfü Livaneli, Selda Bağcan, Suavi gibi halka mal olmuş gerçek sanatçılar var. Bir de bu arkadaş gibi şovmen, tribünlere oynayan artistler. Sana mı soracaklardı şarkılarını kimin kullanıp kimin kullanamayacaklarını.
Verdikleri konserler için fatura almalarını eleştiriyorsun, fatura almadan mı sahneye çıkacaklardı. Emeklerinin hakkını alıyorlar. İhaleye fesat mı karıştırıyorlar, onun bunun malına mı çöküyorlar, ne idüğü belirsiz vakıflara, tarikatlara para mı aktarıyorlar, bankadan kredi çekip çektikleri krediye mi çöküyorlar.
Bölge idare mahkemesinin CHP hakkında mutlak butlan kararını açıklamasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Mutlak butlan kararını tanımıyorum bu konuda yetki sahibi olan yüksek seçim kuruludur ve kararları tartışılamaz. Mutlak butlan kararı son yerel seçimlerde birinci olan ve genel seçimler içinde anketlerde birinci olan CHP’yi iktidara getirmemek için düzenlenmiş siyasi bir oyundur, saray ve AKP bizi bu oyuna alet edemez” deseydi;
bugün daha farklı bir süreç işlemez miydi.
SAYIN MUHARREM İNCE’ye:
Bölge idare mahkemesinin CHP hakkında mutlak butlan kararını açıklamasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Mutlak butlan kararını tanımıyorum bu konuda yetki sahibi olan yüksek seçim kuruludur ve kararları tartışılamaz. Mutlak butlan kararı son yerel seçimlerde birinci olan ve genel seçimler içinde anketlerde birinci olan CHP’yi iktidara getirmemek için düzenlenmiş siyasi bir oyundur, saray ve AKP bizi bu oyuna alet edemez” deseydi;
bugün daha farklı bir süreç işlemez miydi.
Bölge idare mahkemesinin CHP hakkında mutlak butlan kararını açıklamasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Mutlak butlan kararını tanımıyorum bu konuda yetki sahibi olan yüksek seçim kuruludur ve kararları tartışılamaz. Mutlak butlan kararı son yerel seçimlerde birinci olan ve genel seçimler içinde anketlerde birinci olan CHP’yi iktidara getirmemek için düzenlenmiş siyasi bir oyundur, saray ve AKP bizi bu oyuna alet edemez” deseydi daha farklı bir süreç işlemez miydi.
Bölge idare mahkemesinin CHP hakkında mutlak butlan kararını açıklamasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Mutlak butlan kararını tanımıyorum bu konuda yetki sahibi olan yüksek seçim kuruludur ve kararları tartışılamaz. Mutlak butlan kararı son yerel seçimlerde birinci olan ve genel seçimler içinde anketlerde birinci olan CHP’yi iktidara getirmemek için düzenlenmiş siyasi bir oyundur, saray ve AKP bizi bu oyuna alet edemez” deseydi daha farklı bir süreç işlemez miydi.
Bölge idare mahkemesinin CHP hakkında mutlak butlan kararını açıklamasından sonra Kemal Kılıçdaroğlu çıkıp “Mutlak butlan kararını tanımıyorum bu konuda yetki sahibi olan yüksek seçim kuruludur ve kararları tartışılamaz. Mutlak butlan kararı son yerel seçimlerde birinci olan ve genel seçimler içinde anketlerde birinci olan CHP’yi iktidara getirmemek için düzenlenmiş siyasi bir oyundur, saray ve AKP bizi bu oyuna alet edemez” deseydi daha farklı bir süreç işlemez miydi.
Sayın Yavuz, haklısınız ama sarayın asıl istediği tam da bu. CHP’yi bölerek birkaç puan da olsa alacağı toplam oyları zaafiyete uğratmak. Diyeceksiniz ki butlan yönetiminin de kurultaya gitmek gibi bir niyeti yok, nasıl olacak. Bana kalırsa Özgür Özel yönetimi umutları çok az da olsa yasa dışı butlan yönetimini kurultaya son ana kadar zorlayarak yeni bir parti kurma seçeneğini henüz açık açık dillendirmiyor. Ama butlan yönetiminin kurultaya gitme niyetlerinin olmadığını kesin olarak gördükleri zaman yeni parti kurma seçeneğini değerlendirmekten başka çareleri kalmayacağı da açık.
@HamdiCelikbas Emekli başsavcı kendini hala mahkeme salonunda sanıyor .Belli ki vatandaşa bağırıp çağırmaya, tepeden bakmaya, sindirmeye alışmış. Eleştiriye, karşı fikre tahammülü yok. “Kalk bu masadan, git burdan” demesi tam bir komedi.
Şarkılarımın eylemlerde ve mitinglerde kullanılmasına bugüne kadar hiç engel olmadım. Ancak mahkemenin vermiş olduğu butlan kararıyla yönetime gelenlerin herhangi bir şekilde eserlerimi kullanmasına izin vermediğimi altını çizerek belirtmek isterim.
Kurultay sürecini başlatıyorum diyor, ama sürecin ucu açık. Aklınca karşıtlarına yarın gelin bana destek verin, tıpış tıpış takılın peşime, çıkmaz ayın son perşembesi kurultayı yapmazsam bana da Dersimli Kemal demesinler demeye getiriyor. Ama artık o eski tıpış tıpış gitmeleri rüyasında görür.
Sayın Adıgüzel, sosyalist şair Adnan Yücel’in “saraylar saltanatlar çöker” dizelerini paylaşmışsınız. Burada kastettiğiniz saray gücünüzün kaynağı saray mıdır. Bahsi geçen çökecek dediğiniz “saltanat” hangi saltanattır. Açıkçası Adnan Yücel’in kemiklerini sızlatıyorsunuz. 6 sene önce ki idealleriniz şimdilerde bayağı mutasyona uğramış.
Sayın Adıgüzel, siz milletin aklı ile alay mı ediyorsunuz. “Temiz toplum”, “temiz siyaset” diyerek aklınızca 38. kurultayın meşru yönetimine laf atıyorsunuz. 47 yıl sonra partiyi yerel seçimlerde birinci parti konumuna getirmiş Özgür Özel gibi çalışkan, mücadeleci, son anketlerde partisini birinci sıraya yerleştirerek seçmene umut olmuş bir genel başkan dururken; 13 seçim kaybetmiş, partiden ulusalcı, Atatürkçü isimleri tasfiye etmiş, başkanlığı süresince Atatürk ilke ve devrimleri ile ters düşmüş, 39 AKP’ye yakın ismi CHP listelerinden milletvekili seçtirmiş, 2017 referandumunda 2.500.000 mühürsüz oy kullanılmasına göz yummuş yetersiz bir genel başkanla neyin mücadelesini yapacaksınız. Sizin gideceğiniz tek yer iktidarın değirmenine su taşıyan muhalif kisveli truva atlarının yer aldığı tarihin karanlık çöplüğü olacaktır.
Siz milletin aklı ile alay mı ediyorsunuz. Üst üste 13 seçim kaybetmiş bir genel başkanla hangi yeni geleceğe doğru beraber yürüyorsunuz. 47 yıl sonra partiyi yerel seçimlerde birinci parti konumuna getirmiş Özgür Özel gibi çalışkan, mücadeleci, son anketlerde partisini birinci sıraya yerleştirerek seçmene umut olmuş bir genel başkan dururken. Sizin yürüyeceğiniz tek yer iktidarın değirmenine su taşıyan muhalif kisveli truva atlarının yer aldığı tarihin karanlık çöplüğüdür.