Butlancılar seçilmiş CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e Diyarbakır ve Gaziantep'te gösterilen muazzam ilgiyi görünce, tansiyonları tavan yapmıştır.
Daha durun.
Dip dalganın butlancıları adeta tsunami gibi önüne katıp, siyaset dışına savuracağı günleri göreceğiz...
76 yaşında Richard Gere'in söylediği, yalnızca yaşlanmaktan korkanların değil, herkesin duyması gereken sözler…
Yaşlılık sadece kırışıklık değildir.
Sadece beyaz saç da değildir.
Kimlikte yazan bir sayı hiç değildir.
Asıl yaşlılık, hayatın peşinden durmadan koşmak yerine onu yaşamayı öğrendiğiniz andır.
Evet, beden değişir.
Yüz, gençlikteki gibi kalmaz.
Hareketler yavaşlar.
Ayna ise gerçeği her zamankinden daha açık gösterir.
Ama zamanın elinden alamadığı bir şey vardır:
Kalp.
Çünkü kalp, beden gibi yaşlanmaz.
İlk sevgiyi, ilk hayali, ilk acıyı, ilk kaybı ve dünyayı kucaklamak istediğiniz o ilk sevinci hep hatırlar.
Ruhun yaşı yoktur.
Yıllar geçtikçe belki de en önemli gerçeği anlarız:
Her yaş, yaşanması gereken doğru yaştır.
• 20'li yaşlar cesaret verir.
• 30'lu yaşlar inşa etme gücü kazandırır.
• 40'lı yaşlar insanı kendisiyle dürüst olmaya götürür.
• 50'li yaşlar derinlik kazandırır.
• 60'lı yaşlar bilgelik getirir.
• 70'li yaşlar ise artık kimseye bir şey ispat etme ihtiyacı duymayan huzuru sunar.
Her yaşın kendine özgü bir armağanı vardır.
Yaş almak bir yenilgi değil, bir ayrıcalıktır.
Çünkü herkes saçlarının beyazladığını göremez.
Herkes çocuklarının büyüdüğüne tanıklık edemez.
Herkes yeni bir baharı karşılayamaz.
Herkes sabah uyanıp, "Ben hâlâ buradayım." diyemez.
Çoğu zaman zamana karşı savaşırız.
Kırışıklıkları gizleriz.
Yaşımızdan utanırız.
Eski fotoğraflarla kendimizi kıyaslarız.
Oysa gerçek zafer, dışarıdan genç görünmek değil; içten yaşlanmamaktır.
Merakını koruyabilmek…
Nezaketini kaybetmemek…
Hayata hâlâ şaşırabilmek…
İçtenlikle gülebilmek…
Korkmadan sevebilmek…
Küçük şeylere şükredebilmek…
Sessiz günlerde bile güzelliği görebilmek…
Çünkü genç görünmenin değil, son güne kadar canlı bir ruha sahip olmanın sırrı önemlidir.
O zaman geçen her yıl bir kayıp olmaktan çıkar, bir armağana dönüşür.
Yaş almaktan korkmayın. Asıl korkulması gereken, hayatı gerçekten yaşamadan ömrü tüketmektir. Çünkü yaşlanmak solup gitmek değil, bazen insanın içten içe parlamaya başlamasıdır. 🌿✨
@akiluno_a
“Bana küfür edenlerden aldığım tazminatla 17.000 ağaç diktim. Avukatım ise Mercedes S400 aldı. Ben o leş ve haram insanların parasını cebime sokmam; onlar ağaçları kesiyorlar, ben de o paralarla ağaç dikmeye devam edeceğim.”
Az önce beni şoka sokacak bir olay dinledim. 6 Şubat depremi sürecinde Türkiye'deydim ve deprem olduğu gibi Trabzon'a gelen depremzedelere elimizden geleni yaptık. O süreçte Adıyamanlı bir aile bizim ikinci ailemiz oldu. Birlikte yedik içtik, dertleştik.
Seher'le o zaman tanıştım. Annesini 16 yaşında kaybetmiş. Teyzeleri büyütmüş onu. Bi abisi var onu da depremde kaybedeli 10 gün olmuştu. Yaşayan ölü gibiydi.
Depremden önce sınava girmiş, ne torpil ne bişesi var, hakkıyla Adıyaman Gelir İdaresine atandığı haberini aldık. Yemin ediyorum kendim atansam o kadar sevinmem. Sarılıp ağlaşıp vedalaştık havalimanında.
Üç sene o kurumda verilen tüm işleri hakkıyla yapmış ve bir gün müdür çağırmış. "Senin belgelerin eksik biz D1 ehliyet istiyoruz sen B1 vermişsin" deyip hakkında yazı yazmış. İki saatte kızı görevden atmışlar. Dava açmışlar ama hiçbir sonuç olmamış. Belgeleri komisyon inceliyor ama fark etmiyor, komisyon da suçlu bulunmuyor.
Seher şimdi annesiz, abisiz ve işsiz. Psikolojisi tekrar çökmüş.
Ya soruyorum yetkililere sizin hiç vicdanınız yok mu? Hayata tutunmaya çalışan gencecik bir kadına bunu neden yaptınız?
Adıyaman'daki devlet erkanı bu işe el atın yazıktır günahtır, yapmayın bu kıza işini geri verin! Bu kızın tek suçu dürüst olmak ve torpili olmamak. Eminim bu tweetten sonra Seher'in sorununu hep beraber çözeceğiz. Lütfen rt edin, yetkililere ulaştıralım!
40 yıl sonra 1.parti olan partinin başına 13 seçim kaybeden eski başkanını resmen kayyum olarak getirdiler ..
şeytan bunları görse ceketini ilikler yolunu değiştirir valla ..
Küçük bir pastanem var.
İşler bir süredir durgun. Kira arttı. Kapatmayı düşünüyordum.
Geçen cuma bir genç içeri girdi. Biraz gergindi. Bir kurabiye almak için bozuk paralarını saydı. 50 kuruşu eksikti.
“Önemli değil,” dedim. “Alabilirsin.”
Masaya oturup kurabiyesini yerken matematik ödevine bakıyordu. Takılmış gibiydi.
Eskiden matematik özel ders verirdim.
Yanına gittim.
“İkinci dereceden denklemler mi?” dedim.
Başını salladı.
“Anlamıyorum.”
Oturdum, yaklaşık 20 dakika birlikte çalıştık. Anladı. Gülümseyerek çıktı.
Ertesi gün iki arkadaşıyla geri geldi. Kurabiye aldılar.
Bir sonraki gün beş çocuk geldi.
Meğer okulda şöyle demiş:
“Pastanedeki abla ödevlere yardım ediyor.”
Şimdi pastanem okul çıkışı buluşma noktası.
Gürültülü. Dağınık.
Her yerde sırt çantaları var.
Dün bahşiş kavanozunda bir not buldum.
200 tllik bir banknota sarılıydı.
“Oğlumun matematiği geçmesine yardım ettiğiniz için teşekkür ederim.
— Bir anne”
Pastaneyi kapatmıyorum.
Sanırım sonunda neden burada olduğumu anladım.
Bu kurabiye değil.
Bu, bir topluluk.
Makam dedim saygı gösterdik ama hak etmiyorsunuz bu saygıyı. Düpedüz yalancısınız. Perşembe çiftliğime BASKIN yapıldı! Personelimin ahırlara girmesine izin vermediler. Biz yapacağız dendi! Biz kanı alacağız dediler. Bizim personelimize hiç bir müdahale yapmasına izin vermediler! Pis yalancılar sizi! Rutin falan değil! 2 gün önce tarım il müdürlüğünün aldığı kanı kabul etmeyip yine kan almaya çalıştılar! Bizden başka kimden kan aldınız?
Nevşin Mengü, Demirtaş’ın son yazısını değerlendirdi:
• Selahattin Demirtaş benim gördüğüm kadarıyla bu yazdığı kısa yazıyla diyor ki;
• Yani bir şey yapacağınız varsa benim çizgim belli.
• Hani ben bunca yıl yatmışım.
• Bu saatten sonra çıkıp da sizin dediklerinizi söyleyip de serbest kalacak halim yok.
• Benim çizgim belli.
• Ben demokrasi diyorum, haklar diyorum. Kimseye de saygısızlık etmiyorum.
• Yani Erdoğan da, Bahçeli de seçilmiş liderlerdir. Kendilerine göre politik çizgileri vardır.
• Tamam ama benim de var.
• Ama bu böyle mutlak butlan atamayla, kayyum atamayla, muhalefeti yok etmeyle falan buradan hayırlı bir yol çıkmaz.
• Arada böyle haber yaptırıp da “Demirtaş serbest mi kalacak?” falan diyerek beni tavlayamazsınız demiş.
• Adam defteri kapatmış yani.
Erdoğan'ın ahlaklı nesli;
1-Torbacı ile aşk yaşayan AKP'li hakim
2-Karısına fakir kartı çıkaran AKP'li milletvekili
3-Kendi bakanlığını dolandıran AKP'li bakan
4-Yönettiği şehri Parsel Parsel satan AKP'li Belediye Başkanı
5-Terörist başı Öcalan'a ünvan vermeye çalışan AKP'li RTE.
Vallhi ben hayatımda ilk kez valinin sözüne inanıp Gezi parkına giderken gözaltına alındığımda 62 yaşındaydım...Çıplak arama da dahil felaket koşullarda geçen 4 günlük gözaltı süreci süreci sonucunda polise mukavemetten ifademi alan savcı bana uzun uzun baktı ve sen dedi polise mukavamet ettin mi? Dedim ki : "Sayın Savcı, eğer gencecik polisimiz bu yaşımda onlara mukavemet ettiğimi söylüyorsa bu benim için oldukça karizmatik bir durum olur..." "O ne demek" dedi... "Benim yaşımdaki kadın arkadaşlarım anca torun bakıyor, bana baksanıza..." dedim... Bana ters ters baktı yaz kızım dedi; "Polise mukavemet etmemiştir..." Sonra suç örgütü kurmak ve yönetmek iddiası ile yargılama sürecini başlattı... Yıllarca yargılandım ama tutuksuz...Üç beraaten sonra 71 yaşında hüküm giydim...18 ay sonra gönlümü ve aklımı Bakıköyde tutsak bırakarak dışarıdaki gözaltı dünyasına katıldım...
Şimdi bu distopik ve kara mizah gibi suçlamaları ve tutuklulukları duyunca içim yanıyor...
Bir de bir ricam olacak lütfen hala hayatla mücadele etmekte olan bizlere şefkatle bile olsa bir "Teyze" demeyin...Adımız var bizim...
@ajansmuhbir1923 Hiç şaşırmıyor insan bu ülkede diplomasız ülke yöneten 25 ğünde prof olan banka yöneten güreşci üstelik sahte diplomalı daha neler neler
Muhalif seçmenin Kemal Kılıçdaroğlu'na tüm seçim kayıplarına rağmen saygı duymasının en büyük sebebi onun “temiz ve dürüst” bir insan olduğuna inanmasıydı. Yıllarca ilmek ilmek ördüğü dürüstlük ve ahlak algısını kendi eliyle tasfiye etmesi hazin. Artık sokakta karşılığı sıfır.
Az önce İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun oldum. Mezuniyet töreninde bölüm birincisi değil, seçilmiş bir AKP’li öğrenci konuşturuldu. Ardından bir AKP’li veli konuşturuldu. Ardından AKP’li bir öğrencinin müstakbel kayınpederi AKP’li bir milletvekili konuşturuldu. Dekan ve rektör zaten AKP’li.
Bu şekilde üniversitede egemen olduklarını sanıyorlar ama sadece bir üniversiteyi daha mahalledeki parti kahvehanesine çeviriyorlar.