Mevcut durumda bir değişiklik olmazsa hakkı gasp edilen 4 yatırımcı türü mevcut. Hakkı gasp edilen kişileri ve bu kişiler için emsal kararları paylaşayım:
1) PBLK statüsünde olan öncelikli fon alacaklıları (dava hakları mevcut)
Emsal Karar:
Danıştay 4. Dairesi’nin 17.06.2010 tarihli ve E: 2010/548, K: 2010/3688 sayılı kararında; "Fon tarafından yatırımcıların hakları ödendikten sonra vergi dairesi ve diğer kamu borcu ödemeleri yapılacaktır."
2) 17 Eylül 13.30 öncesi Emir veren fakat Tefas tarafından iptal edildiği için PBLK statüsünü kaybedenler (dava hakları mevcut)
Emsal Karar:
Yargıtay 11. HD, 30.03.2022, 2020/5562 E., 2022/2600 K:"Forex işlemlerinde sistemin hatalı fiyat üretmesi nedeniyle yatırımcının işlemlerinin iptal edilmesi incelenmiştir. Yargıtay, hatalı fiyatlardan elde edilen kazancı korumamış; ancak yapılan iptaller nedeniyle yatırımcının başlangıçtaki pozitif bakiyesinin kayba dönüştürülmesini hakkaniyete aykırı bulmuştur."
3) 17 Eylül 13.30 öncesi emir vermesi sebebiyle PBLK statüsünde olması gerekirken aracı kurum ihmali sebebiyle emir dahi veremeyenler (dava hakları mevcut)
Emsal karar:
Yargıtay 11. HD, 30.03.2022, 2020/5562 E., 2022/2600 K.: "Aracı kurumların işlemlerin güvenli yürütülmesi için yeterli teknik altyapıyı, organizasyonu ve iç kontrol sistemlerini oluşturmakla yükümlü olduğu vurgulanmaktadır. Emir iletiminde yaşanan sistemsel aksaklıklardan kaynaklanan sorumluluk, gerekli altyapıyı sağlama yükümlülüğünü ihlal eden aracı kuruma aittir."
4) Hiç emir vermeyen ve 1 milyonun üstünde yatırıma sahip olan kişiler (dava hakları mevcut)
Emsal Karar:
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nin 17.06.2020 tarihli ve E: 2019/2764, K: 2020/1057 sayılı kararında aktarıldığı üzere;
"Aktiflerden öncelikle müşteri alacakları ödenir. Müşteri alacaklarının tamamının karşılanamaması hâlinde garameten ödeme yapılır."
Bu 4 grup türünde bulunan yatırımcıların hakları (eğer açıklamalar ve taslak metin nezdinde kanun yasalaşırsa) gasp edilmektedir! Bu gruplarda bulunan kişilerin dava hakları mevcuttur fakat dava açmak için şu an 1 ve 4. grupta olanlar için acele hareket etmeye gerek yok kanunun çıkmasını ve bu kanun doğrultusunda SPK'nın kurul kararını beklemek daha doğru fakat 2 ve 3. grupta olanlar için dava hakları başlamıştır. Zaten SPK'nın kararı ve duyurusu doğrultusunda hakları gasp edilmiş bu sebeple de dava hakları doğmuştur.
#PBLK #TLY #THF #TMV #TP2 #FonMağdurları #TeraFonMağdurları #TMSF #SPK #Takasbank #MKK #YatırımcıHakları #AnaParamızıGeriVerin #paramıznerede #anapara #TeraPortföyELKoyulsun #HalkınSesiAnaPara #SPKöncePBLKödemelisin
Danıştay’ın bir kararında hizmet kusuru, zamanında önlem almamaktır. "...Dosyadan; Kurul'ca Bankanın aracılık faaliyetlerinde bulunma yetkisinin 21.11.1990 tarihli kararla iptal edildiği, ancak DİBS alım-satımında yetkili olmayan Banka'nın çeşitli gazete ve televizyonlarda ilan ve reklamlar verdiği ve 1990 tarihinden itibaren yatırımcılara DİBS sattığı, SPK'nun ise bu konuda herhangi bir işleminin bulunmadığı ve SPK'nun Kanunun kendisine verdiği gözetim ve denetim görevini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, SPK kararı ile borsa üyelik ve aracılık faaliyetlerinde bulunma yetkisi kaldırılan Banka'nın, yetkisi olmadığı halde ilan ve reklam vererek yatırımcılara gerek DİBS satışı gerekse bu ad altında satış yapmasını zamanında önlem alarak engel olmayan ….. SPK'nun olayda kusurlu davranışları bulunduğu kuşkusuz olduğundan anılan idarelerin davacının dosyada bulunan ve Banka'dan DİBS aldığını gösteren belgedeki yatırdığı tutar miktarındaki zararının hizmet kusuru bulunduğunun tespit edilmesi nedeniyle ödemeleri gerekmektedir...." (DANIŞTAY 13. DAİRE, E.2005/2625, K.2005/5753)
🚨 KAMUOYUNA DUYURU | IOSCO’YA BAŞVURU ÇAĞRISI
Türkiye’de 7 portföy yönetim şirketine bağlı 131 yatırım fonunun tasfiye süreci ve bu süreçte gerçekleştiği iddia edilen varlık transferleri ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
CPMI-IOSCO’nun 8. İlkesi (Settlement Finality – Takasın Kesinliği) kapsamında olası ihlallerin, yatırımcı haklarına yönelik risklerin ve sistemik etkilerin uluslararası düzeyde incelenmesi amacıyla bir başvuru metni hazırlanmıştır.
⚖️ Takasın kesinliği, hukuki güvenlik ve yatırımcı haklarının korunması sermaye piyasalarının temel güvenceleridir.
📢 IOSCO’YA BAŞVURUDA BULUNMAK İSTEYENLER İÇİN:
📄 Hazırlanan İngilizce başvuru metni:
https://t.co/VGlATDvR4z
1️⃣ Yukarıdaki bağlantıdan başvuru metnini açıp inceleyin ve uygun buluyorsanız kopyalayın.
2️⃣ IOSCO’nun resmî iletişim sayfasına girin:
https://t.co/BLFwGdjlkx
3️⃣ Metni Message (Mesaj) alanına yapıştırın.
4️⃣ Adınızı, soyadınızı ve e-posta adresinizi doldurun.
5️⃣ Department bölümünden Investor Alerts (Yatırımcı Uyarıları) seçeneğini tercih edebilirsiniz.
6️⃣ Başvurunuzu gönderin.
❗ Talebimiz açık:
Yatırımcı haklarının korunması, tasfiye süreçlerinin şeffaf biçimde incelenmesi ve olası düzenleyici ihlallerin uluslararası standartlar çerçevesinde araştırılması.
Hukuki güvenlik herkes için geçerli olmalı, yatırımcıların hakları korunmalıdır!
📢 Konunun daha geniş kitlelere ulaşması için lütfen paylaşalım. Desteğiniz için şimdiden teşekkürler. 🙏
#ÖncePBLKtamÖde
@spkgovtr@isbankasi@ziraatbankasi@iletisim@memetsimsek@abakingurlek@burhanduran@_cevdetyilmaz
#IOSCO #SPK #Borsaİstanbul #YatırımcıHakları
📌 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sayın Cevdet Yılmaz ve Ak Parti Grup Başkanı Sayın Abdullah Güler’in bahsettiği “lekelenmeme hakkı” sadece Ak Partililere uygulanan bir hak mıdır?
📌 Şimdiye kadar muhalif olan herkesin kişilik haklarını hiçe saydınız.
📌 Ailesini, onurunu, haysiyetini, sosyal hayatını, işini, ekmeğini, aşını yerle yeksan eden hiçbir söylem ve eylemden imtina etmediniz.
📌 Bu vebali boynunuzda taşıyarak dâr-ı bekâya irtihal etmenin kolay olduğunu mu zannediyorsunuz?
@_cevdetyilmaz@avabdullahguler
Boşuna Noter Masrafı Ödemeyin! İhtar ve İhbarlarınızı KEP Sistemi Üzerinden Gönderin
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Beyanlar, belgeler ve senetler başlıklı 1525. maddesinin 1. fıkrasına göre “Tarafların açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak şartıyla, ihbarlar, ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu, iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlenebilir, yollanabilir, itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder.”
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Tacir olmanın hükümleri başlıklı 18. maddesinin 3. fıkrasına göre de “Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmedendönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.”
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 1525. maddesine dayanılarak 25.08.2011 tarih ve 28036 no’lu Resmi Gazete’de yayımlanan Kayıtlı Elektronik Posta Sistemine İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliği düzenlenmiştir.
Bu yönetmeliğin 11. maddesine göre “KEP sistemi, bir elektronik iletinin tarafları veya muhatapları arasında KEP hesabı vasıtasıyla hukukî ve teknik güvenliğe sahip bir şekilde gönderilip alınmasını sağlamak ve güvenli iletişimde bulunmak gibi amaçlarla kullanılır.”
12. maddesine göre “Hesap sahibinin ya da işlem yetkilisinin, KEP hesabına erişerek gelen iletileri kontrol etmesi esastır. Mücbir sebep hâlleri dışında KEP hesabına erişilmemesi durumunda o işgünü içinde gelen iletinin ertesi işgünü hesap sahibine ulaştığı ve okunduğu kabul edilir.”
Hukuki sonuçları ise 15. maddede düzenlenmiş olup, “KEPHS (Kayıtlı elektronik posta hizmet sağlayıcısı)’nin KEP sistemi üzerinden sunduğu hizmetlere ilişkin olarak oluşturduğu kayıtlar ile KEP delilleri senet hükmündedir ve aksi ispat edilinceye kadar kesin delil sayılır. KEP hesabı kullanılarak gerçekleştirilen tüm işlemlere ilişkin hukukî sonuçlar hesap sahibi üzerinde doğar.”
Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, KEP sisteminin yalnızca elektronik iletişim sağlayan bir araç olmadığı; gönderilen iletilerin hukuki sonuç doğurması, muhatabın iletiden haberdar olmuş sayılması ve iletişimin ispatı bakımından önemli sonuçlar doğurduğu anlaşılmaktadır. Nitekim mücbir sebep bulunmadıkça #KEP hesabının kontrol edilmemesi, iletinin mevzuatta öngörülen zamanda ulaşmış ve okunmuş sayılmasını engellememekte; KEP delilleri ise #senet hükmünde olup, aksi ispat edilinceye kadar kesin delil niteliği taşımaktadır.
🚨 #SONDAKİKA | FON MAĞDURLARI İÇİN KRİTİK TARİH BELLİ OLDU!
Fon tasfiyelerine ilişkin kanun teklifi 14 Ekim Çarşamba günü saat 10.00’da TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek!
#TP2, #TLY, #THF ve diğer mağdur fon yatırımcıları için önemli bir aşamaya gelindi.
Artık beklentimiz net: Düzenleme bir an önce yasalaşsın, ödemeler başlasın ve herkes parasına kavuşsun!
Gündemden düşmeyelim! Süreci birlikte takip etmek için hesabı takip edin.
📌 Kaynak: TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu – 10 Ekim 2026
#TMV #DOH #SKP #SPK #TEFAS #TeraPortföy
AK Partili arkadaşlar: Mağduriyet seansınız ve fon vurgunu için verdiğimiz araştırma önergesini reddetmenizin rehaveti bittiyse okuyabilirsiniz:
-Otoriter rejimlerin sonunda hep yağma baş gösterir. Haramiler kontrol edilemezler. Bu fon vurgunu da bir tür yağma… Biz de bir yılı aşkın bir süredir bu vurgunun sorumlularını araştırıp bu milleti soyanları açığa çıkarmaya çalışıyoruz.
-Herkes biliyor ki AK Parti, siyasetçisiyle, bürokratıyla, iş insanlarıyla bu yağmanın tam ortasında. Neredeyse her zanlının AK Partiyle bir bağı var. Ayrıca bu vurgunun karanlıkta bırakılmak istenen isimleri var. Biz bu isimlere ulaşmayı bir ölçüde başarıyoruz. Bu süreçteki kaynaklarımızdan biri de AK Parti’nin içinden uçurulan belgeler.
-Bize belgeler geldiğinde kamuoyunun önünde sorular soruyoruz. Dün TBMM’de, bugün de Parti Genel Merkezi’nde kabinedeki iki mevcut Bakana ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı’na sorular sordum. Dün Sayın Cevdet Yılmaz sorumuza yanıt verip bizdeki bilginin doğru olduğunu teyit etti ve bir açıklama getirdi.
-Bugün de iki bakan ile ilgili sorularımızı MKK işlem kayıtları üzerinden sorduk. Üstüne basa basa söylüyorum: Bu MKK belgeleri sahte değil. İsimler de meblağ da doğru. Sayın Mahinur Özdemir Göktaş “geçmiş olsun” dileklerini kabul ettikten sonra AK Parti’nin içinden kendisiyle ilişkilendirilen bir dosyanın neden hazırlanıp bize ulaştırıldığını düşünebilir.
-Bir başka dikkat çekici nokta ise sorumuzu yönelttikten on dakika sonra iki kişinin TCKN bilgilerini de içeren bir açıklama yapılabilmesidir. Demek ki Sayın Bakan, dolayısıyla ilgili bakanlıklar ve tabii ki Cumhurbaşkanı, fon vurgunu yapan kişileri yaptıkları işlemler ve TCKN detayında biliyor. Bu kişilerin içinde AK Parti ile bağlantısı olanlar hakkında Sayın Cumhurbaşkanı’nda bir klasör olduğunu da biliyoruz. Bizim de derdimiz bu klasördeki isimlerin kamuoyuyla paylaşılması ve suçluların cezasını çekmesi. Aslında basit ama AK Parti için yapması bir o kadar da zor.
-Sayın Özdemir Göktaş ile ilgili bir mağduriyet kampanyası başladığını görmek şaşırtmadı. Kimse kusura bakmasın ama aileleriyle beraber 2 milyon vatandaşın mağdur edildiği bir fon vurgununda Sayın Bakana sorduğumuz soruların yaşattığı mağduriyet kocaman bir hiç kalır. İki senedir çirkin iftiralarla tutukladığınız arkadaşlarımıza ve onların ailelerine yaşattığınız zulmün, mağduriyetin yanında Sayın Bakana PR yapma fırsatı da veren bu bir günlük incinmenin esamesi okunmaz. Sayın Bakanın da çok iyi bildiği Yunus Emre’den alıntılayacak olursak “Sen sana ne sanırsan, ayrığa da onu san”. Yani, kendin için ne istiyorsan başkası için de onu iste. Bizden özür mü bekliyorsunuz, o zaman ilk önce gerçekten mağdur ettiğiniz hak sahiplerinden, sonra da yıllardır hak mahrumiyeti yaşattığınız, zulmettiğiniz arkadaşlarımızdan özür dileyin. Gerisi kolay.
-Ben bir yıldan beri bu fon vurgununu çalışıyorum ve halkımı dolandıranları ve nasıl dolandırdıklarını ifşa ediyorum. Vicdanım rahat, veremeyeceğim bir hesap da yok. Partimle, çalışma arkadaşlarımla ve bu konudaki hassasiyetimizle de gurur duyuyorum.
-Son söz: Biz bu soygun çetesini ifşa etmeye ve bu vurgunun siyasi ayağını temize çıkarmaya ilk günkü heyecanımız ve enerjimizle devam edeceğiz. Bu halkı soyanlardan, onları koruyanlardan ve denetim görevini yerine getirmeyenlerden de hesap soracağız.
⚠️ “SPK dışında herkes her şeyin farkındaymış...”
Fatih Altaylı: “Tera’nın yöneticileri ve sahipleri bir yıl kadar önce çok ciddi bir trol ordusu kurmuşlar.
Bana aktaran kişinin ifadesi ile ‘Seçim döneminde AK Parti ile çalışan bir trol grubu’ ile anlaşılmış.
Bunların iki görevi varmış;
• Birincisi, bazı öne çıkarılacak hisseler ile ilgili sosyal medyada algı yaratmak ve özellikle asıl işi borsacılık olmayan küçük yatırımcıları manipüle etmekmiş.
Bunlara talimat veriliyor, yönetimin belirlediği bazı hisseler hakkında sosyal medyada manipülatif haberler yayılarak yatırımcıların hisselere ilgisi çekiliyormuş ya da tersi yapılıyormuş.
• İkinci ve en az ilki kadar önemli bir başka görev ise, Tera, Pusula, Bulls gibi firmaların aleyhine haber yapan, bunların değerleri ya da piyasadaki konumları ile ilgili eleştirel haberler, yayınlar yapan gazeteci ve ekonomistleri hedef alıp, bunları itibarsızlaştıran sosyal medya paylaşımları yapmak ve hedef göstermekmiş.
Kaynak ‘Bunlar hâlâ görevdeler ve bunlara hâlâ ödeme yapılıyor olabilir, çünkü dikkat edin, bu meselenin üzerine giden gazetecilere yönelik sosyal medyada bir karalama kampanyası sürdürüyorlar.
Siz de bunların arasındasınız. Elbette fonla ilgili yazdıklarınızdan dolayı değil, başka söylemlerinizi, eski söylemlerinizi bulup oralardan saldırıyorlar’ diye anlattı.
Tera’nın, işlerin kötüye gittiğini ve denizin bittiğini anlayınca attığı bir başka adım da avukat ordusu kurmak olmuş.
Bilgiyi veren ‘Son zamanlarda şirketin merkezinde analistten daha fazla avukat vardı. Sayıları 50’ye ulaşmıştı. Bunlar öyle ahım şahım hukukçular değildi. Çoğu yeni mezun, düşük maaşlı avukatlardı.
Bunların işi de fonlarla ilgili haber yapanlara ya da sosyal medyada bu fonlarla ilgili olumsuz görüş paylaşanlara dava açmaktı. Yüzlerce, belki binlerce kişiye böyle davalar açarak sindirmeye çalıştılar.
Normalde şirketlerin hukuk işleri dışarıdan hizmet veren, nispeten iyi ve çoğu Cumhur İttifakı’na yakın avukatlık bürolarına verilirdi. Ama son dönemde bunların pek çoğu ile yollar ayrıldı ve şirketin içinde neredeyse bir avukat ordusu kuruldu’ diye aktardı vaziyeti.
Yani anlayacağınız SPK dışında herkes her şeyin farkındaymış ve mesele artık kapatılamayacak kadar büyük.”
Savcılıktaki ifadelerinde.
Fatma Betül Sayan Kaya, Nisan ayında 250 bin lot Özata hissesi aldığını, bir kısmını Ağustos’ta, kalanını Eylül’de sattığını söylemiş.
Eşi İlyas Kaya da aynı şekilde Nisan ayında 150 bin lot Özata hissesi aldığını, bir kısmını Ağustos’ta, kalanını Eylül’de sattığını anlatmış.
İkisi de eş zamanlı aynı hisseden satın alıp eş zamanlı fondan çıkmışlar.
İkisi de hisse alımlarında yönlendirmenin olmadığını, mevzuata uygun hareket ettiklerini iddia etmişler.
İkisi de soruşturmanın kamuoyuna yansımasından sonra “vicdani rahatsızlık” duydukları için kazançlarını iade ettiklerini savunmuşlar.
Peki bundan sonra ne olacak?
Savcılık, bu ifadelerden tatmin olmuş değil.
Hisse alım/satım dönemlerindeki HTS ve baz kayıtları incelenecek, ilgili fon yöneticilerinin ifadelerine başvurulacak.
Yani, soruşturma derinleştirilerek devam edecek.
İzleyelim bakalım, takibe devam.
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk, Deniz Lisesi ve Deniz Harp Okulu komutanlığı yaptı. Türk ordusuna subaylar yetiştirdi.
Çeşitli savaş gemilerinde komutanlık üstlendi.
Yaşamı boyunca, Türk çıkarlarını, Montrö Sözleşmesi ile elde edilen stratejik üstünlüğümüzü savundu.
Türker Amiral’in Türk dünyasına hizmetlerinden ötürü şeref madalyaları var.
Biri 9 yıl önce -süre aşımı- , diğeri 3,5 yıl önce yapılmış iki konuşması nedeniyle hapse atıldı.
Duruşması 5 Ekim’de. Özgürlüğüne kavuşmalı. Destek verilmeli, dayanışmalı.
#türkerertürkeözgürlük
#türkerertürk
Hırsızlıkla biriktirdiği milyonları dolandırıcılıkla milyar yapan AKP’lilerin kimse kılına bile dokunamaz!
Şu “polis” gidip onların kapısını bile çalamaz!
Ama hıncını göz göre göre katledilen madencilerin çocuklarının öfkesini duyurmak isteyen gençlerden döve döve alır!
Çünkü Saray Rejimi tam da budur!
“Yürekliyseniz Meclis’te bir komisyon kuralım; 2 milyonluk saatlerle, 20 milyonluk arabalarla gezen o vekiller o paraları nereden bulmuş tek tek araştırılsın” der Sera Kadıgil.
Lakin böyle bir önergenin sonucu belli.!!
“Akp ve mhp
oylarıyla REDDEDİLDİ.!!”
Bu bir bedduadır!
Allah, ailelere uzanan bu zulmü yapanları aileleriyle sınasın!
Mehmet Pehlivan:
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Fon vurgunu soruşturmasında bugün çok ilginç bir durum yaşandı…
Eski basketbolcu Burak Sevindik bugün tutuklandı. Peki ne yapmış Burak Sevindik? Selçuk Ecza Deposu yani #SELEC hissesinden 16 eylül tarihi öncesi çıkış yapmış ve 1 milyar 126 milyon TL kazanç sağlamış.
Peki Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası İlyas Kaya ne yapmıştı?
Bu hanfendi ve kocası da Özata Denizcilik yani #OZATD hissesinde 2.2 Milyar TL'lik vurgun yapmıştı.
Bu her iki hissede de Tera’nın pay sahipliği var.
Suç aynı suç.
Burak Sevindik bu suçtan dolayı tutuklanıp cezaevini boylarken Fatma Betül Sayan Kaya ve kocası henüz ifade bile vermedi! Ha hanfendi ceza olarak WhatsApp gruplarından çıkarılmış haklarını yemeyelim!
Neydi? Hazreti Ömer’in adaleti mi diyorduk? Ya hak…
2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi