Şimdi lütfen kendinizi benim yerime koyun. Beraat ettiğiniz bir dava var. Yargı ve siyaset oyunlarıyla, bu davada tekrar hakim karşısına çıkarılıyorsunuz.
Üstelik hakim sadece ifade alacak. Çünkü dava, ifade alınmadığı için bozulmuş. Yani esas değil usül meselesi.
Bu esnada, beraat veren hakim hemen değiştiriliyor. Yeni atanan hakim beraat kararını yok sayıyor ve 2 yıldan fazla hapis cezası veriyor ki siyaset yasağı da gelsin.
Tuzla davasının özeti budur ve tam bir skandaldır.
Bu asla tesadüf değildir. Bütün davalarımda hakimler değiştirildi. Müdahale edilen mahkemelerin “Türk Milleti adına” değil, siyaset ve bir kişi adına karar verdiğine artık şüphe yoktur.
Tuzla skandalı; bunun son, açık ve sarih kanıtıdır. Böyle bir düzenden kimse adil bir yargılama beklemesin.
Yüksek yargı camiasını, hakim ve savcıları tarihi bir sorumlulukla düşünmeye davet ediyorum.
Millet şahidimdir!
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Size bu satırları hemen yan hücremden gelen “Aşkın mapushanee, i��indee ben mahkum” dizeleri eşliğinde yazıyorum.
Bir düzeltmeyle başlayayım; tanımadığım ve görüşmediğim bir avukat “Deniz bizi unutmayın dedi ” gibi bir bilgi yaymış. Ne böyle bir duygum var ne de öyle bir talebim oldu. Aksine sürekli beni paylaştığını öğrendiğim arkadaşlarıma şu mesajı yolladım: “Abartma be king, yaz böyle geçmez.” Hazır hayatımın ilk tekzibini yapıp kendimi bir şey sanmışken hız kesmeden ikinciyi de yapayım. Biraz gecikmeli olacak ama tutuklandığımı öğrenince söylediğim “neşemizi çalamazlar” mesajını tırnak içinde olduğunu vurgulayarak söylemiştim. Nöşömözü çolomozlor gibi. Ama adliyeden Twitter’a ulaşana kadar yolda ironik tırnaklar kaybolmuş. Bana bu haberler geç geldiği için özetle şöyle diyebilirim; romantik, arabesk ya da talepkar bir cümle duyarsanız bilin ki doğru değildir. Çünkü ruh halim — olumlu anlamda — üçünden de uzak.
Evet, Çorlu’da birinci ayımı doldurdum. Ankara, Çorum, Antalya ve İstanbul’dan sonra en çok vakit geçirdiğim şehir Tekirdağ oldu. Beş Şehir’i tamamladım. Gelirseniz gezdiremem ama şehrimizin en çok ziyaret edilen noktası olan cezaevine çoğu Tekirdağlıdan daha hakimim. En iyi köfteciyi herkes bilir.
Moralim yerinde, sağlığım iyi. Bir ay boyunca kötü hissettiğim tek bir an bile olmadı. Tabii ki cezaevi romantize edilebilecek bir yer değil. Bunu herkes bilir. Monopoly’de bile kodese girince sinir krizi geçiren arkadaşlarım oldu. Yine de adettendir, benden de duyun; cezaevine girmeyin mecbur kalmadıkça.
Aile, arkadaşlar, iletişim ve seyahat özgürlüğü, gözetlenmediğim bir oda, güneş, sahne, sokakta yürümek gibi mahrumiyetlerin yanında önemini burada anladığım şeyler de oluyor. Klavye ve bıyık makası benim için önemliymiş. Klavyeye hazırlıklıydım ama bıyık makası sürpriz oldu. Berber prosedürünü öğrenene kadar bıyıklar ağzımı kapattı. Kantin listesinde olmamasına rağmen şansımı deneyip “Bıyık makası?” diye dilekçe yazdım; cevap verilmeyen tek dilekçem oldu. Bir filmde dev makası olan bir adam gördüm. Çok özendim. Hayatımda ilk kez canım makas çekti. Neyse ki bıyığım Türkiye’de övgü alabileceği en kritik kişiden övgü aldı; ziyarete gelen Erkan Baş’tan.
Özetle cezaevine girmemeye çalışın ama işinizi olması gerektiği gibi yapmanın karşılığı buysa en huzurlu uykular burada uyunuyor. Sonraki gün yapacak işinizin ya da verilmiş sözünüzün olmaması da cabası.
Kaldığım cezaevi “Kuyu Tipi” olarak biliniyor. Bu konuda uzmanların, avukatların ve uzun süre tecrübe etmek zorunda kalmış insanların yazdıklarını okumanızı tavsiye ederim. Benim kısa süreli gözlemim; güneşsizlik, havasızlık ve sosyal izolasyonun kalıcı fizyolojik ve psikolojik zararlar vermesi kaçınılmaz. Sayımlar dışında insan sesi duymadan günleri, haftaları geçen mahkumlar var. Cezaevi deyince aklımızda canlanandan çok daha yalnızlaştıran bir sistem.
Ben belki kısa süreli olacağını umduğum için dışarıda da bazen yaptığım goblin moduna geçerek şimdilik uyum sağladım. Ama öğlen 7 metrelik duvarları olan avluda yüzüme gelsin diye güneşle köşe kapmaca oynamam gerekiyor. Yolu bir şekilde bu kuyuya düşen güvercin* ve dev çekirgeler duvarları aşamadıkları için benimle beraber kalıyorlar, haklarında CİMER şikayeti olmamasına rağmen. Yalnız hissettirmiyorlar. Gönderdiğiniz kitap kargoları ve şimdiden plastik komodinimin iki çekmecesini dolduran mektuplar hayatımdaki en kalabalık zamanımı yaşamamı sağladı hücrede. Hepsini okudum mektupların, kalışım uzarsa cevap da yazacağım. Yakın arkadaşlarımdan “Niye cevap yazmıyorsun şerefsiz, bu sefer turnede olmadığını hepimiz biliyoruz” tarzı mektuplar gelmeye başladı. WhatsApp’tan kurtuldum, bu sitemden kurtulamadım. Kitap hediyeleri ve mektuplarla memurlara ek mesai çıkardık. Size de, şikayet etmeden hızla yardımcı olan memurlara da teşekkürler.
Düzenli ziyarete gelen avukatlar da nefes oluyor. Cezaevinin yıldızları onlar. Ton balığını cezaevi kantinine ekleten avukatla tanıştım, çok heyecanlandım. Burada Oğuzhan Uğur’dan daha popüler. Dışarıya dair haberleri de onlardan alıyorum.
Okul arkadaşlarım başta olmak üzere dışarıda destek olan, dayanışma gösteren herkese de çok teşekkürler. Sabah 8 sayımlarında memurlar gelene kadar uyanık kalabilmek için “Bugün kim tutuklandı” temalı programlar izlemeye alışmışken, bir sabah ODTÜ Mezuniyet pankartlarıyla uyandım. Gözlerim doldu ilk kez. İyi ki varsınız. Athena Gökhan’ın törende benle ilgili yaşadığı kafa karşılığına çok güldüm. Sansürcü Punkçı da Türkiye’ye kısmetmiş.
Anarchy in THE UK
AcunMedya in Turkey
Böyle diyorum ama NATO ve Dünya Kupası bittiğinden beri Masterchef izliyorum. Açar açmaz orada da bir Karadenizli kazandı. Bütün ülkeyi kısık ateşte karadenize ettiler. (Deniz içerde şimdi ne şaka malzemesi biriktirmişsindir? Aynen kardeşim ful böyle notlar alıyorum, özür.) Burçin ve Tol��a favorim.
İlk hafta ülkeme dair moral tazelemek için Aktroll kanalları izledim; NATO Zirvesi Özel. Programlarda önce bana sövüp ahlak dersi veriyorlardı, sonra Donald Trump övüyorlardı, Türkiye için büyük şansmış varlığına duacılar. Ben de dersimi aldım.
“Değerleri aşağılayan komedyen” den, “Değerli dostum”a terfi etmek için eksiklerim:
- Epstein ile kanka olmak
- Gazze’yi Netanyahu ile birlikte tatil köyü yapma vaadi
Bir kelime şakası ve bir didaktik çıkış yaptığıma göre aylık güncellememi sonlandırabilirim. Hala kararlıyım, Moby Dick’i bitireceğim. Geçen öyle yazdım ama elime geçmedi henüz. Diğer kitaplar geldi, Moby Dick hala kontrolde. Cezaevi okuma komisyonu da bitiremiyor, bela bir kitap. Aslında cezaevi kütüphanesi çok iyi, Chomsky bile var. Belki o da Epstein kontenjanından girmiştir.
(*) 2 haftadır benimle yaşayan güvercin Leo ile tanıştığımız günün öyküsünü yazdım, Uğur Gürsoy Uykusuz Ağustos sayısında çizdi. Benim yerime de okuyun, buraya Uykusuz sokamıyormuşuz.
Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarl��k ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Artık 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık tahkim cezasının ödenmesi için geri sayım başladı!
Peki süreç nasıl gelişti?
13 Şubat 2023’de Uluslararası Tahkim Mahkemesi aldığı kararla;
AKP’nin, 21 Mayıs 2014 – 30 Eylül 2018 tarihleri arasında, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında;
Irak Merkezi Hükümetinin izni olmaksızın⬇️
1.) Irak’a ait petrolü usulsüz olarak taşıdığı,
2.) Ceyhan Limanı’nda yüklemesini yaptığı,
3.) Irak devletinin satış fiyatının altında bu petrolün satılmasına neden olduğu gerekçesiyle,
Türkiye’nin Irak’a net 1 Milyar 471 Milyon Dolar tazminat ödemesine hükmetmişti.
277 sayfalık Nihai Tahkim Kararını ilk kez kamuoyuna belgeleriyle biz açıklamıştık.
AKP ise verdiği yanıtta;
Bu cezayı içeren tahkim kararının iptali için Paris’te dava açtıklarını açıklamıştı.
Yaptığımız araştırma neticesinde;
AKP’nin, uluslararası tahkim kararına karşı Paris İstinaf Mahkemesinde açtığı ‘Kararın İptali Davasını’ kaybettiğini tespit ettik.
Sonuç⬇️
1 Milyar 471 Milyon Dolar tutarındaki ceza ödemesi için geri sayım başladı!
Bu devasa ceza tutarı, mutlaka Tayyip Erdoğan’ın ve ilgili AKP’li yöneticilerin mal varlıklarından tahsil edilmelidir!
İşte resmi belgeler⬇️
Kaynak: 10 Mart 2026 tarihli Paris İstinaf Mahkemesi Kararı (Fransızca Orijinali, Türkçe Çevirisi)
🔴 Özgür Özel küplere bindi! Kosova'dan ani planla döndü; "Mafya mısınız lan siz?"
"Mafya mısınız lan siz? Mafya mısınız? 31 Mart'ın tam yıl dönümünde Bursa'ya operasyon. Çünkü belediye meclis çoğunluğunun AKP'de olduğu tek büyükşehir orası."
Sevgili dostum Pedro,
ABD ve İsrail’in saldırganlığına karşı gösterdiğiniz onurlu duruşu kutluyoruz.
Bu tutumunuz, Türkiye ve İspanya’yı daha da yakınlaştırdı.
Trump y��netiminin tüm tehditlerine karşı yanınızdayız!
Un abrazo fraternal. @sanchezcastejon 🇪🇸 🇹🇷
💬 "Dolmabahçe'de ilk gol Onursal Başkan Süleyman Seba'dan gelmişti. Süleyman Seba'nın bir söylemi vardır: 'Bir gün bir martı olarak İnönü'ye geleceğim.' demişti. Hemen o sözler akıllara geliyor."
🗣️ Spikerimiz Murat Yenersoy'dan, Beşiktaş x Samsunspor karşılaşması öncesi Tüpraş Stadyumu çimlerine konan martı hakkında gönderme...
#BJKvSAM #beINSPORTS
Muazzez Abacı’yı kaybetmişiz. Şu videodaki asaletle rahmet dilemek istiyorum kendisine. Beşiktaş’ın 1995 şampiyonluk kutlaması. Usta mikrofon Cenk Korayla birlikte efsane Başkan Süleyman Seba’nın yanına gidişi. Tansu Çiller’i bile neredeyse sempatik gösteren bir tablo. Bok gibi bir dönemdeyiz. Yeniden çiçek gibi olmak zorundayız. Mekanınız cennet olsun üç dev isim🖤
Mustafa Kemal Atatürk ; cılız nehirlerin karşısında, bir deniz gibidir. Fırtınalı havalarda bu deniz , kabarmış ve coşmuştur...
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun!
Sayın @AliYerlikaya,
Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığı, devletin en icracı makamlarından biridir. Vatandaşın gözünde devlet denince akla gelen ilk otorite; köyde jandarma, şehirde polis, sahada mülki idare amiridir. Böyle bir makamın sahibinden beklenen, sosyal medya üzerinden edebi sözlerle polemik yürütmek değil; icraat üretmek, sorunlara çözüm bulmaktır.
Göreve geldiğin günden bugüne:
•Suç ve suçluyla mücadelede sokaklarımız her gün yeni bir cinayet haberiyle sarsıldı. Organize suç örgütleri 18 yaş altına kadar indi, mahalle çeteleri ülkenin dört bir yanını sardı.
•Kadın cinayetleri sistematik olarak devam ediyor ve her geçen gün artıyor.
•Uyuşturucuda Türkiye artık sadece transit ülke değil, aynı zamanda hedef ülke! Uyuşturucu kullanımı 11-12 yaşındaki çocuklara kadar düştü, kırsaldan kentlere kadar yayıldı. Siz bu tablo karşısında etkisizsiniz!
•Göç politikasında Suriye’de dengeler değişmesine rağmen hâlâ milyonlarca Suriyeli ülkemizde. Geri dönüş için gereken hiçbir adım atılmadı, yasadışı göç hız kesmeden devam ediyor.
•Terörle mücadelede sosyal medya mesajlarını takip etmekle övünen birimler, terör örgütlerinin internet üzerinden örgütlenmesini, 16 yaşındaki çocukları aralarına katmasını engelleyemiyor. İzmir’de kahraman polislerimizi şehit verdik, günlerdir acısını yüreğimizde yaşıyoruz. Hesabını veren yok!
•Polis ve Jandarma intiharları artıyor, teşkilatlarda moral çöküntüsü her geçen gün derinleşiyor.
“Bakan” olarak tüm bu konulara sessizliğiniz de “asaletinizden” değil acziyetinizden.
Sizin göreviniz on binlerce polisi ana muhalefet partisinin il binasına yığmak değildir!
Yasadışı göçmenleri sınır dışı etmek yerine milletin vekillerine barikat yaptırmak değildir!
Kanuna aykırı şekilde sicilsiz, numarasız, siyah tişörtlü kişileri toplumsal olaylarda görevlendirmek hiç değildir!
İçişleri Bakanı, bir sosyal medya fenomeni değildir. Onun kişiliğini ve ahlakını gösterecek olan edebî sözler değil, icraatlarıdır. Siz, Cumhuriyet tarihinin en başarısız İçişleri Bakanlarından biri olarak tarihe geçeceksiniz!
Bu makamlar kimsenin şahsi koltuğu değildir. Devletin makamı, milletin emaneti olan görevlerdir. Kimse bu makamlarda kalıcı değildir. Gün gelir, bu koltuk da gider. Siz de bilmelisiniz ki; siyasi ahlaktan, hukuktan ve devlet ciddiyetinden uzak davranışların hesabı, günü geldiğinde mutlaka sorulur.
Sevgili AK partili arkadaşlar,
20 Ekim 2003,
11 Kasım 2006,
3 Ekim 2009,
30 Eylül 2012,
27 Ağustos 2014,
12 Eylül 2015,
22 Mayıs 2016,
21 Mayıs 2017,
18 Ağustos 2018,
24 Mart 2021,
7 Ekim 2023,
23 Şubat 2025
tarihlerinde yapılan tüm AK parti kongrelerine hep tek adayla girildi.