📢 Gülseren Budayıcıoğlu
▪️Çok okumuş, çok bilen, başarılı annelerin çocukları çok sorunlu. Baktım en sağlıklı çocuklar aşağı yukarı lise mezunu, hiç üniversite okumamış annelerden geliyor. Çok bilince doğal halinizi kaybediyorsunuz.
▪️Çocuk erkil aileyi de geçtik artık. Çocuklar hiç travma görmeden, her istekleri yerine getirilerek büyütülüyor. Evden kral gibi yetişmiş çocuk dışarı çıktığında kimsenin onu takmadığını görüyor. Korumacı aile çok yanlış; bu çocuklar hem başarısız hem mutsuz oluyor.
▪️Aman ben yemedim ona yedireyim, benim yaşadığımı yaşamasın derken çocuklara kötülük mü yapıyoruz? Hayat acısıyla tatlısıyla, engelleriyle var. O evde o çocuk bunları az çok yaşamadan çıkıyorsa en küçük engelde çok büyük yara alıyor."
Milli Takım Kaptanı Hakan Çalhanoğlu’nun maçlara çıkmadan önce eski İl Emniyet Müdürü PÖH Metin Alper’in efsane konuşmasını dinleyerek motive olduğu öğrenildi.
Alper’in konuşması:
• Ne diyor şair; ‘Aylardan Ağustos, günlerden cuma. Gün doğmadan evvel iklim-i Rum’a. Bozkurtlar ordusu geçti hücuma…’
• ‘Kürşad’ın narasıyla indik Tanrı Dağı’ndan. Ruhumuzu kandırdık Orhun’un kaynağından. Bu kaynaktan içenin yürekleri tunç olur. Türk’e kefen biçenin ölümü korkunç olur.’
• İşte biz bu dizelerle büyüdük.
• Yarimiz şehadetti, şehit olduk.
• ‘Hilal bıyıklı bozkurtlar, bizim çocuklar…”
• Bu çocuklar sizlersiniz. Sizler bu vatanın evlatlarısınız. Vatan sizden görev bekler, vatan sizden hizmet bekler. Vatan sizden şehadet bekler!
"Si los israelies no donan su propia piel ni sus órganos, por motivos religiosos, ¿como es posible que tengan el mayor banco de piel y órganos del mundo? ¿De donde lo sacan? Están expoliando a un pueblo hasta llegar a quitarles la piel".
La activista turca Aycin Kantoglu, miembro de la flotilla humanitaria Sumud, se cuestiona de donde salen los órganos y la piel que compone el banco donante más grande del mundo de "Israel".
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
🔴Seçimde bankaları satıp para dağıtacaklar, halk geçici refahla her şeyi unutacak ve seçim sonrası kriz kaldığı yerden sürecek!
🔴Kendi kaderimizi elimize alıp disiplinli bir program uygulamazsak bu sarmal torunlarımıza kalacak.
🔴Bu şatafat ve ahlaki ç��küş sebep değil, göz göre göre gelen bir sonuçtur!
➡️Emekli Tümgeneral Ahmet Yavuz anlattı.
@Handanturank @yvzah
@casperhan23@acunilicali öyle bir ada konseyi fragmanı yayınladı ki bu olay ilk patladığında... Gerçekler ile kurgu arasındaki farkı kızın haysiyetini hiçe sayarak geçtiler...
Saadettin Saran'ın Fenerbahçeyi düşürdüğü bu durum çok hazin! P
ek çok skandal bir yana Fenerbahçe Başkanının yasadışı bahisten ceza alması Fenerbahçeliler için çok üzücü.
Mahkemenin bu tarihte olduğu biliniyordu peki kongre bir ya da bir kaç hafta önce yapılamaz mıydı?
Bir dakika geçirmeden, Fenerbahçeye daha fazla zarar vermeden ve spekülasyonlara yol açmadan Saadettin Saran Başkanlığı yardımcısına devretmeli!
https://t.co/0HRgxEiXLb
Doç. Dr. Onur Alp Yılmaz, ekonomik krizle ilgili konuştu:
🔹Dünyanın hiçbir ülkesinde 8 yıl süren ekonomik kriz diye bir şey olmaz.
🔹İktidar bunu bilinçli bir politika olarak uyguluyor.
🔹Siyasal iktisatta buna döngüsel ekonomik model denir.
🔹Bu şöyle bir modeldir; bakın dikkat edin 2018 seçimlerinden beri iktidar bir şey yapıyor.
🔹Seçimlere giderken faizleri düşürüyor, seçim bittiği anda faizleri artırmaya başlıyor.
🔹Çünkü iktidar şunu biliyor; belli bir süre zenginleri mutlu etmeli ki seçim döneminde onlardan fedakarlık isteyebilsin.
🔹Şunu da biliyor ki Türk toplumunda şöyle bir şey var: Türk toplumu oy verirken iktisadi olarak son bir yılına bakıyor.
🔹Son bir yılında cebine giren para arttıysa iktidara oy vermeye eğilimli oluyor, azaldıysa muhalefete oy vermeye eğilimli...