Bu gibi olaylara bizler "Vay be koskoca Cumhurbaşkanı eşi torpil yaptırmamış" diye bakıyoruz ama Anadolu'da bu işin yansıması böyle değil.
Anadolu'da kendi eşinin bile işini halledemeyen bir kamu görevlisine "Ne ilkeli, ne ahlaklı adam" diye bakılmaz, "Amma kıl adam" denir iyi ihtimalle, kötü ihtimalle ise "Eşine bile faydası yok beceriksizin" denecektir.
Akrabalarınızı, çevrenizi düşünün. Anadolu ortalamasına yakın bir akrabanız, sizin yetkinizde olan bir şey istese ve açıkça yapmayacağınızı söylediğinizde, akrabalarla dedikodunuzu yaparken "Bizim oğlan da çok ahlaklıymış, biz ondan istediğimiz için utandık" mı der, yoksa "40 yılın başı bir işimiz düştü, onu da yapmadı" mı der?
Tersinden düşününce de yolsuzlukla zenginleşen bir kamu görevlisi tanıdığınız varsa onu gözünüzün önüne getirin. Mesela gümrükçü tanıdıklarınız varsa, eskiden onlar çalışırken biraz zenginleşirlerdi. Hiçbir komşusu, akrabası da, o gümrükçüye kötü gözle bakmazdı.
Ahmet Necdet Sezer'inki gibi davranışları elbette yüceltmek, övmek, desteklemek lazım. Ama bunlar ne yazık ki Anadolu'da çok geçerli davranışlar değil. Toplumun çoğunluğu da bu hikayelere bizim gibi yaklaşmıyor.
La posición del Gobierno de España ante esta coyuntura es clara y consistente. La misma que hemos mantenido en Ucrania y Gaza.
No a la quiebra de un derecho internacional que nos protege a todos, especialmente a la población civil.
No a asumir que el mundo solo puede resolver sus problemas a base de bombas.
No repitamos los errores del pasado.
NO A LA GUERRA.