Türkiye’de dere ve nehir yataklarını “taşkın önleme” projeleri adı altında rekreasyon alanına dönüştüren uygulamalar 10 önce çok popüler oldu.
Eski Bakan Veysel Eroğlu memleketi Afyonkarahisar’daki Akarçay’da da benzer proje uygulandı. Sonuç, ağır koku yayan bir kirlilik. ⬇️
🇹🇷 Türkiye’nin dijital egemenliği için yeni uzmanları göreve çağırıyoruz.
Siber Güvenlik Başkanlığı olarak; siber tehdit istihbaratından adli bilişime, yapay zekâdan kritik altyapı güvenliğine uzanan 47 farklı görev alanında sözleşmeli uzman personel alımı gerçekleştiriyoruz.
Türkiye’nin dijital varlıklarını ve kritik altyapılarını korumak, siber tehditlere karşı ulusal kapasitemizi geliştirmek ve yerli kabiliyetlerimizi güçlendirmek üzere alanında yetkin profesyonelleri Türkiye’nin dijital geleceğinde görev almaya davet ediyoruz.
📍 Ankara & İstanbul
📅 Başvuru Tarihleri: 21 Ağustos – 11 Eylül 2026
🔗 https://t.co/iDwe4gu9us
Dijital egemenliğimiz için sen de aramıza katıl.
#SiberGüvenlik #DijitalEgemenlik
Gençler bu ilanı kaçırmayın !
Siber Güvenlik Başkanlığı sözleşmeli 275 uzman bilişim personeli alıyor.
Siber Güvenlik Başkanlığı Kariyer Portalı üzerinden başvuru yapabilirsiniz.
https://t.co/znV34VRemU
YKS’de dikkat çeken iki kritik veri!
📉 Lise son sınıf öğrencilerinin yükseköğretime yerleşme oranı 2015’te %53 iken 2026’da %28’e geriledi.
📈 Aynı dönemde, sınava girip yerleştirme puanı hesaplanan lise son sınıf öğrencileri içinde tercih yapmama oranı 2022’de %40,62’den 2026’da %54,3’e yükseldi.
2026’da puanı hesaplanan 766.971 adayın yalnızca 350.354’ü tercih yaptı.
416.617 aday ise tercih yapmadı.
Bu tablo, gençlerin yükseköğretime geçişte neden giderek daha fazla tercih yapmadığını kapsamlı biçimde araştırmamız gerektiğini gösteriyor.
🎓 2026-2027 ÖĞRENİM ÜCRETLERİ BELLİ OLDU
🔵FAKÜLTE VE PROGRAMLAR
▪️ Veteriner Fakültesi: 15.844 TL
▪️ Havacılık ve Uzay Bilimleri: 31.694 TL
▪️ Teknik Eğitim Fakültesi: 8.520 TL
▪️ Mühendislik, mimarlık, ziraat ve teknoloji: 11.348 TL
▪️ Deniz bilimleri, denizcilik, güzel sanatlar ve tasarım: 14.286 TL
▪️ Fen, fen-edebiyat ve temel bilimler: 9.510 TL
▪️ Hukuk, iktisat, işletme, siyasal bilgiler ve finans: 8.574 TL
▪️ Eğitim, sağlık, hemşirelik, spor, turizm ve sosyal bilimler: 7.625 TL
▪️ Edebiyat, sosyoloji ve iletişim: 7.140 TL
🟢YÜKSEKOKUL VE MESLEK YÜKSEK OKULU
▪️ Devlet Konservatuvarı: 31.694 TL
▪️ Sivil Havacılık (Pilotaj/Hava Trafik): 31.694 TL
▪️ Meslek Teknolojisi ve Bilişim Teknolojisi: 14.279 TL
▪️ Sivil Havacılık Yüksekokulu: 11.348 TL
▪️ Bankacılık, sağlık, turizm, spor ve benzeri: 8.574 TL
▪️ Engelliler Entegre Yüksekokulu: 14.286 TL
▪️ MYO programları: 5.712 TL
▪️ Denizcilik Y.O. ve MYO: 7.140 TL
▪️ Açık ve Uzaktan Öğretim Fakültesi: 5.315 TL
👉EN YÜKSEK: 31.694 TL
👉EN DÜŞÜK: 5.315 TL
👨🏫Mahkemeden lisansüstü eğitim yapan öğretmen lehine karar
Yüksek lisans yapan rehber öğretmenin ders programı talebini reddeden İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün kararı yargıdan döndü.
Mardin 2. İdare Mahkemesi, lisansüstü eğitime devam eden öğretmenlerin çalışma saatlerinin akademik takvime göre esnetilmesi gerektiğine karar verdi.
https://t.co/sOSTX8EEkc
@ogretmensitemiz Bir ÇPL de aynı sınıfa kültür öğretmenleri 15 saat maaş karşılığı, meslek/bölüm öğretmenleri 20 saat.
Sınıf aynı,
Öğrenci aynı,
Ders daha mı kolay? Uygulamalı dersler?
Biri klasik öğretim yaparken diğeri bilgisayar başında tek tek gösteriyor gerekirse ve İSG her zamankinden zor
@mebpgm@tcmeb Geçen sene her okula atanabilen meslek lisesi bilişim öğretmenlerini bir karar ile bu haktan mahrum bıraktınız! Şimdi de çağın bölümünü norm fazlası yapacaksınız!
Bu kararı alırken tekrar açık Bilişim - Böte tercih sistemini de bari Teknik Öğretmenliği bırakalım
Bu çalışma geçen dönem duyurulmuştu.
Dönüp dolaşıp çağa hizmet eden temel bölümlerden biri olan #bilişim e el uzatıyorlar.
Yazık!
4 okuldaki bilişim alanı kapattın, 1 okula yönlendirdin.
O kapanan 4 okulun diyelim 4 sınıfını, bu okulda 5 sınıf olacak m? Hey
MESLEK LİSELERİNDE YENİ DÖNEM: BİLİŞİM BÖLÜMLERİ MERKEZ OKULLARDA TOPLANACAK
Habere göre Milli Eğitim Bakanlığı, mesleki ve teknik eğitimde istihdam odaklı yeni bir yapılanmaya hazırlanıyor. Yeni dönemde meslek liselerindeki alan ve dalların, bulundukları bölgedeki sektörlerin güncel iş gücü ihtiyacına ve mezunların istihdam olanaklarına göre yeniden değerlendirilmesi planlanıyor.
Bu kapsamda öğrenci talebinin ve sektör karşılığının düşük olduğu bazı bölümlerin kapatılması, birleştirilmesi veya başka okullara taşınması gündemde.
Dikkat çeken düzenlemelerden biri ise Bilişim Teknolojileri alanıyla ilgili.
Planlamaya göre Bilişim Teknolojileri alanının her meslek lisesinde bulunması yerine, teknik altyapısı ve öğretmen kadrosu güçlü olan belirli sayıdaki merkez meslek liselerinde toplanması öngörülüyor. Böylece öğrencilerin daha gelişmiş laboratuvarlarda eğitim alması ve kaynakların belirli merkezlerde yoğunlaştırılması amaçlanıyor.
Ancak bu düzenlemenin öğretmenler açısından önemli sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Bilişim Teknolojileri alanının bazı okullarda kapatılması veya başka okullarda birleştirilmesi halinde mevcut öğretmenlerin norm kadrolarında azalma yaşanabileceği, bazı öğretmenlerin norm fazlası durumuna düşebileceği ve bunun sonucunda okul ya da ilçe değiştirmek zorunda kalabilecekleri ifade ediliyor.
Konunun bir başka önemli boyutu ise bugüne kadar yapılan yatırımlar.
Birçok meslek lisesinde Bilişim Teknolojileri alanları için bilgisayar laboratuvarları, ağ altyapıları, donanım sistemleri ve uygulama sınıfları oluşturuldu. Bu alanlara yıllar içerisinde ciddi miktarda kamu kaynağı harcandı.
Bölümlerin kapatılması veya başka okullara taşınması durumunda mevcut laboratuvarların, bilgisayarların ve teknik altyapının ne olacağı da önemli bir soru olarak karşımıza çıkıyor.
Merkezileştirme doğru planlanmadığı takdirde yıllardır yapılan yatırımların atıl kalması veya yeterince verimli kullanılamaması riski bulunuyor.
Ayrıca dünyanın hızla dijitalleştiği bir dönemde Bilişim Teknolojileri alanının yaygınlığının azaltılması da tartışılması gereken bir konu.
Yapay zeka, yazılım geliştirme, siber güvenlik, veri bilimi, robotik, otomasyon ve dijital dönüşüm gibi alanların her geçen gün daha fazla önem kazandığı günümüzde, öğrencilerin bilişim eğitimine erişiminin azaltılması bana çok doğru bir yaklaşım gibi gelmiyor.
Elbette her okulda aynı bölümün bulunması yerine güçlü merkezler oluşturulmasının eğitim kalitesini artırabileceğini savunanlar da olabilir. Ancak burada önemli olan yalnızca bölümlerin sayısını azaltmak değil; öğrencilerin bilişim eğitimine erişimini korumak, öğretmenlerin mağduriyetini önlemek ve mevcut yatırımların boşa gitmesini engellemek olmalı.
Dışarıdan bakan bir göz olarak, öğretmenlerin yaşayabileceği norm kadro ve tayin mağduriyetleri bir yana, yıllardır yapılan laboratuvar ve altyapı yatırımlarının atıl kalma ihtimalinin de ciddi bir sorun oluşturabileceğini düşünüyorum.
Üstelik teknoloji çağında, yapay zeka ve yazılımın hayatın hemen her alanına girdiği bir dönemde Bilişim Teknolojileri alanını daraltmak yerine bu alanların içeriklerini güncellemek daha doğru olmaz mı?
Belki de yapılması gereken bölümleri azaltmak değil; yapay zeka, siber güvenlik, yazılım, robotik ve yeni teknolojilerle bu bölümleri daha güçlü ve güncel hale getirmek olmalı.
Peki meslek liselerinde görev yapan öğretmenler bu konuda ne düşünüyor?
Kararın sahadaki yansıması nasıl olacak?
Norm kadro açısından ciddi mağduriyetler yaşanır mı?
Merkez meslek lisesi modeli eğitim kalitesini artırır mı, yoksa öğrencilerin bilişim eğitimine erişimini zorlaştırır mı?
Özellikle meslek öğretmenlerinin görüşlerini merak ediyorum.
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, Süleyman Demirel’in öğütlerini toplamış.
İşte o çok güzel öğütler:
1-Hiçbir suyun derinliğini iki ayağınızla birden yoklamayın.
2- Kederde de mutlulukta da “Bu da geçer” demeyi unutmayın.
3- “Daha fazla daha iyidir” diye kendinizi kandırmayın.
4- “Her gecenin sabahı olduğunu” daima hatırlayın!
5- Hayat maçını kaybettiren golleri en çok “Kendinizi en güçlü hissettiğiniz anlarda” yiyebileciğini aklınızdan çıkarmayın.
6- Konuşmaya başlamadan önce şu
4 cümleyi anımsayın:
*Söylediklerimin gereği var mı?
*Anlattıklarım iyilik ve şefkat içeriyor mu?
*Söylediklerim birini incitiyor mu?
*Söz ettiklerim sessizliği bozacak kadar
değerli mi?
7- Huzurlu bir yaşam için dinleten değil dinleyen, yargılayan değil anlayan, eleştiren değil hoş gören, kavga eden değil affeden olun.
8- Hakiki dost iyi günde davetle, kötü günde kendiliğinden gelir.
9- Yıllarınızı nasıl geçirdiğiniz, o yılların içine
ne kadar çok hatırlanabilir ve güzel an ve anı sığdırdığınız, sizin kaç yıl yaşadığınızdan
çok daha önemli ayrıntılardır.
10- Kaybettiklerinin bazen kazancın da olabileceğini unutma.
11- Mutluluk, küçük şeyleri büyük fırsatlara çevirenilme becerisidir.
12- Sabır öfkeden, nezaket nefretten iyidir.
13- Basit ve anlaşılabilir ifade edemiyorsanız yeteri kadar anlamamışsınız demektir.
14- Her tohum kendi toprağında yeşerir, tohum çiçeğini, çiçek meyvesini göremez.
15- Geçmiş pişmanlık, gelecek endişedir.
Huzur ise sadece şu anda ve bugündedir....
ALLAH rahmet eylesin...
Alıntı
Uzun süredir üzerinde çalıştığım bir projeyi bugün duyurmanın mutluluğunu yaşıyorum.
Bilge ve Yonga: 7-12 yaş çocuklar için 32 kitaplık bir bilgisayar mimarisi serisi. Tamamı ücretsiz, bugün yayında.
Yıllardır üniversitede bilgisayar mimarisi anlatıyorum. Öğrencilerin çoğu bir işlemcinin içinde ne olup bittiğini ilk kez ikinci ya da üçüncü sınıfta duyuyor. Oysa bu konuların özü, doğru anlatıldığında bir çocuğun rahatlıkla kavrayacağı şeyler: bir anahtar açılır ve kapanır, her şey sıfır ve birle yazılır, işlemci bir buyruğu alır, anlar ve yapar.
Seride meraklı bir çocuk olan Bilge ile küçük robot arkadaşı Yonga var. Bilge sorar, Yonga anlatır. Kumdan yonga nasıl çıkar, bilgisayar neden ısınır, önbellek ne işe yarar, bir program nasıl makine diline dönüşür. Her kitabın sonunda kısa bir "Bugün Ne Öğrendik?" özeti var.
426 sayfa, her sayfanın kendi çizimi var. Kapaklarla birlikte 458 özgün görsel. Tarayıcıda okunuyor, isteyen PDF ya da EPUB indiriyor.
Bir şeyi de açıkça söyleyeyim. Bu seriyi birkaç yayınevine anlattım, destek çıkan olmadı, çoğundan yanıt bile gelmedi. Açık erişimi ilke olarak zaten tercih ediyorum, kitaplar bu yüzden ücretsiz. Ama çocukların kitabı eline alıp sayfasını çevirme deneyimini yaşayamıyor olması benim için bir eksiklik.
Ülkemizde yayıncılığın mürekkep ve kağıt masrafını hesaplamanın ötesine geçmesi gerekiyor. Bir eserin değeri satacağı kopya sayısıyla ölçülmüyor.
Basmak isteyen bir yayınevi çıkarsa kapım açık. Tek koşulum, kitapların dijitalde ücretsiz kalması.
https://t.co/o5sHPrIwzT
Gs partizanları bu söylemi duymadığım halde görünen yorumu duymazdan görmezden geliyorlardı adam söylemiş. Koç varken fener dünya tersine dönse şampiyon olamazdı. Görünen netti bakın ifade edilmiş https://t.co/1MlUTwfKwN
Neden Koç Üniversitesi’ni tercih etmedik?
Geçen yıl biz de tercih sürecinin tam içindeydik. Kızımın sıralaması yüksek gelince, doğal olarak Koç Üniversitesi gibi prestijli bir kurum tam burslu seçeneğiyle gündemimize girdi. Seçenekler genişti; ama karar vermek sanıldığı kadar kolay değildi.
Bu yazı bir yönlendirme veya tavsiye değil; tamamen bir ailenin yaşadığı gözlemleri ve kendi süzgecinden geçirdiği süreci aktaran bir deneyim paylaşımıdır.
Şunu da en başta belirtmek isterim: Ülkemizde hem devlet hem de vakıf tarafında gerçekten harika işler yapan, vizyoner ve son derece nitelikli üniversitelerimiz var. Her birinin öğrencilerine sunduğu imkanlar, açtığı kapılar çok kıymetli. Kimsenin hedefini veya hayalini kurduğu okulla ilgili hevesini kırmak istemem; burada amaç sadece bir ailenin kendi önceliklerini nasıl belirlediğini paylaşmak.
Bu süreçte hem uzmanlardan destek aldık hem de kendimiz detaylı bir araştırma yürüttük. Tanıtım günlerine gittik, rektörlerin konuşmalarını dinledik, bölüm akademisyenleriyle birebir görüştük, sahada okuyan öğrencilerle sohbet ettik. Yani bu karar masa başında değil; yerinde inceleyerek, dinleyerek ve karşılaştırarak şekillendi.
Bizim için mesele “Koç iyi mi kötü mü?” değildi; kızımızın hedefiyle en çok hangi ekolün örtüştüğü sorusuydu.
Koç’un güçlü yanlarını elbette yok saymıyoruz. Tıp, bilgisayar, elektrik-elektronik, endüstri gibi alanlarda Koç gerçekten güçlü bir marka. Ancak Türkiye’de hiçbir üniversite her alanda “en iyi” değil; her kurumun odaklandığı kültür ve ekol farklı. Bizim için de mesele kurum ismi değil, alan uyumu oldu.
Teknik kimlik bizim için belirleyiciydi.
Kızımın hedefi teknik bir alandı. Bu nedenle hem üniversitelerin genel dünya prestijine hem de doğrudan mühendislik alanındaki performanslarına baktık.
Biz tercihi 2025 yılında yaptığımız dönemde masamızda o günün verileri vardı. Bu yazıda ise tabloyu en güncel haliyle göstermek adına QS 2026 Genel Dünya Sıralaması verilerini kullandım:
İTÜ: 279
ODTÜ: 305
Koç: 329
Boğaziçi: 345
Sabancı: 357
Bilkent: 454
Hacettepe: 570
Genel tablo üniversitelerin toplam kapasitesini gösterse de bizim asıl odak noktamız mühendislik altyapısıydı. Bu nedenle alan özelindeki QS Engineering & Technology verilerini de inceledik:
ODTÜ: 281
İTÜ: 321
Boğaziçi: 401–450
Koç: 451–500
Sabancı: 501–550
Her iki veri seti de Türkiye’de köklü teknik kültürün ODTÜ ve İTÜ çizgisinde yoğunlaştığını gösteriyordu. Bu, Koç’un güçlü olmadığı anlamına gelmiyor; sadece teknik odağın tarihsel olarak farklı bir yerde konumlandığını gösteriyor. Biz de kızımızın geleceğe dönük hedefleri doğrultusunda bu teknik ekolü merkeze almayı daha rasyonel bulduk.
Akreditasyon konusunu da değerlendirdik
Mühendislik hedefleyen bir öğrenci için akreditasyon önemli bir güvence. Koç Üniversitesi’nin mühendislik programlarında doğrudan ABET (ABD merkezli uluslararası mühendislik akreditasyonu) bulunmuyor; bazı bölümleri ise MÜDEK (Türkiye Mühendislik Akreditasyon Kurulu) tarafından akredite edilmiş durumda. MÜDEK, Washington Accord üyesi olduğu için diploması uluslararası alanda denk kabul edilen son derece saygın bir kuruluş. Yine de doğrudan ABET akreditasyonu, özellikle ABD merkezli teknik başvurularda ve kabul süreçlerinde hala farklı bir görünürlük sunabiliyor. Kızımızın uzun vadeli planları açısından bu detay da masamızdaydı.
Diploma konusunu tek bir pencereden okumadık
Koç’un diploması özellikle uluslararası iş dünyasında ve küresel lisansüstü kabullerde çok güçlü.
Boğaziçi temel bilimlerde ve sosyal ağlarda öne çıkıyor.
İTÜ ve ODTÜ teknik ve sanayi çevrelerinde devasa bir mezun ağına sahip.
Sabancı disiplinlerarası yapısıyla yurt dışı süreçlerinde esneklik sağlıyor.
Yani herkes için en iyi diploma diye tek bir doğru yok; hedeflenen sektöre göre değişen öncelikler var.
Barınma ve ulaşım kararın pratik tarafıydı
Kampüsün şehirden izole konumu, yurt imkanlarının her yıl yeniden değerlendirilmesi ve çevre şartları İstanbul’da ciddi bir planlama gerektiriyor. Eğitim hayatının sadece dersten ibaret olmadığını, şehirle temas kurmanın ve zamanı yollarda tüketmemenin öğrenci psikolojisine etkisini hesaba kattık.
Kampüs içi sosyal doku ve akademik esneklik politikalarını da sahada inceledik
Sahada dinlediğimiz deneyimler doğrultusunda; burslu öğrencilerin akademik beklentileri, sosyal çevre uyumları, çift ana dal ve bölüm değişikliği şartlarındaki esneklik sınırları gibi başlıkları kızımızın yapısı ve beklentileriyle yan yana koyduk. Bu deneyimler herkes için geçerli değil; biz sadece kendi çocuğumuzun karakteriyle yan yana koyarak değerlendirdik.
Bu süreç bize ne öğretti?
Özel ya da devlet, vakıf ya da köklü fark etmiyor: Sahaya inmeden, kapsamlı araştırma yapmadan, akademisyenleri ve tercih yapılacak bölümdeki öğrencileri dinlemeden tercih yapılmamalı. Biz bunu yaşayarak öğrendik.
İlerleme alanı ve hedefi net olan bir öğrenci için karar süreci nispeten daha kolay yönetiliyor. Ancak “Şimdi bu puanla ne yapacağım, yönüm tam olarak neresi olmalı?” noktasına geliniyorsa, bu aşamada tarafsız ve profesyonel bir destek almak süreci çok daha sağlıklı kılacaktır. Tercih dediğimiz şey, dışarıdan görüldüğü kadar puan eşittir yerleşme değil; bir öğrencinin kendine uygun iklimi bulma yolculuğu.
Sonuç olarak:
Koç Üniversitesi şüphesiz Türkiye’nin en nitelikli kurumlarından biri. Biz, puanımız yettiği için masaya gelen bu seçeneği detaylıca değerlendirdikten sonra; akademik amaç birliğinin yüksek olduğu, teknik altyapısı köklü ve kampüs yaşamı kızımızın beklentilerine daha uygun bir iklimi tercih ettik.
Bu yazı bir kurumu övmek veya eleştirmek için değil; bir ailenin kendi önceliklerine göre nasıl bir yol çizdiğini paylaşmak için yazıldı. Çünkü her öğrencinin doğru okulu tamamen kendine özeldir. Bizim doğrumuz başkasının doğrusu olmak zorunda değil.
Peki okul seçimiyle her şey bitti mi?
Hayır. Asıl süreç şimdi başlıyor. Yapay zekanın iş dünyasını hızla dönüştürdüğü bu dönemde, hangi üniversitenin kapısından girdiğiniz kadar, orada hangi yetkinlikleri inşa ettiğiniz de belirleyici olacak. Biz de tercih maratonunu geride bıraktıktan sonra “Peki bundan sonra hangi becerilere odaklanacağız?” sorusunu masaya yatırdık.
Bu konudaki gözlemlerimi de sonraki yazılarda paylaşmaya devam edeceğim.
2021 yılında kurduğumuz TÜBİTAK Fen Lisesi ilk mezunlarını verdi.
5 yıl boyunca Bilim Olimpiyatları ve Proje Yarışmalarında muhteşem başarılar elde eden öğrencilerimiz, YKS’de de elde ettikleri derecelerle gururumuz oldu.
Millî Eğitim Bakanlığı’mızla iş birliği içinde, TÜBİTAK’ın bilim ve teknolojideki bilgi ve birikimi ile hayata geçirdiğimiz TÜBİTAK Fen Lisesi’nde her öğrencimize;
📌 Burs ve yurt imkânı
📌 Uzman akademik kadrodan ders alma ve TÜBİTAK Laboratuvarlarını kullanma fırsatı
📌 Yabancı dil eğitimi
📌 Bilimsel araştırmalara yönelik staj programları
sunmaya devam edeceğiz.
Sadece bir fen lisesi kurmanın ötesinde, yeni bir ekol inşa etmenin sorumluluğuyla, geleceğin bilim insanlarını yetiştirmek için çalışmaya devam edeceğiz.
@Tubitak_fenlise