54 yıl önce bu saatlerde infaz ettiler ÜÇ FİDANIMIZI…
ABD emperyalizmi işbirlikçisi 12 Mart (1971) faşist cuntasının Nemrut Mustafa Divanı benzeri düzmece sıkıyönetim mahkemesinde kırdılar kalemlerini...
Onlar; 68 Kuşağı’nın Devrimci Gençlik Önderleri, “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” mücadelesinin yılmaz neferleri, ABD 6. filosuna namaza duranlara inat emek ve halk düşmanı vahşi kapitalizmin emperyal sömürü düzenine karşı vatanın bağımsızlığını, milletin özgürlüğünü ve toplumun refahını savunan gözü pek yiğitlerdi...
Sevgili Deniz Gezmiş’i, Yusuf Aslan’ı, Hüseyin İnan’ı saygıyla ve özlemle, anıyorum.
Ruhları şad olsun.
mahur beste
şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız/o mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız/gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız/yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız/o mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı/güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı/hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı/gittiler akşam olmadan ortalık karardı
bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra/sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara/simsiyah bir teselli olur belki kalanlara/ geceler uzar hazırlık sonbahara
Attila İlhan
#DenizYusufHüseyin
#üçFidan
#6Mayıs1972
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Emperyalizm iş birlikçisi faşist cuntaya kurban verdiğimiz, “Tam Bağımsız ve Gerçekten Demokratik Türkiye” mücadelesinin 68 kuşağı devrimci önderleri Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’ı saygıyla anıyoruz. #DenizGezmiş#YusufAslan#Hüseyinİnan#6Mayıs
BASINA VE KAMUOYUNA
EMEK EN YÜCE DEĞERDİR!
İşçi Bayramı'dır, emeğin sermaye sömürüsüne karşı insanca yaşam mücadelesini yükselttiği gündür 1 Mayıs.
1 Mayıs 1886'da 8 saatlik iş günü talebiyle greve çıkan Şikagolu işçilere yönelik polis saldırısı sonucu meydana gelen ve 4'ü işçi, 7'si polis 11 kişinin hayatını kaybettiği Haymarket Olayı anısına 140 yıldır bütün dünyada bayram olarak kutlanmaktadır bu anlamlı gün.
Türk toplumu ise, ilk kez Osmanlı döneminde 1911 yılında Selanik’te, ardından 1912'de İstanbul’da kutlamıştır 1 Mayıs'ı. 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanından önce çıkarılan bir yasa ile ülkemizde de resmî bayram ilan ve kabul edilmiştir.
Türkiye’de; demokrasi, hukuk, adalet ve insan hakları talepleri gibi emekçi hakları ve İşçi Bayramları da hep yasaklarla, baskılarla, şiddetle engellenmeye çalışılmıştır. Zaman zaman şiddet o boyutlara varmıştır ki, tarihe "Kanlı Pazar" adıyla geçen 16 Şubat 1969 (FKF öncülüğündeki devrimci üniversite gençliği ile çoğunluğu DİSK üyesi devrimci işçilerin 6. Filo protestosu) ve 1 Mayıs 1977 (DİSK öncülüğündeki işçilerin ve devrimci kitlelerin 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlaması) Taksim Katliamları bile yaşanmış, canlar yitirilmiş, ağır bedeller önlenmiştir. Bunun son örneği ise, Eskişehir Doruk Madencilik işçilerinin, işverenin aylarca ödemediği ücret ve tazminatlarını alabilmek için kilometrelerce yürümek, polis cop ve gazına maruz kalmak, tekme tokat gözaltına alınmak, bozkır ayazında üstleri çıplak oturma eylemi yapmak, dondurucu soğukta sokaklarda sabahlamak ve nihayet açlık grevine yatmak zorunda kalmaları olmuştur.
Bunca acıdan sonra herhalde artık anlaşılmış olmalıdır; ülkemizde (bütün mazlum ülkelerde de) demokrasi güçlendirilmedikçe, Kuvvetler Ayrılığı ve Yargı Bağımsızlığı ilkelerine ödünsüz bağlı bir Hukuk Devletigerçekleştirilmedikçe, nüfus ve insan kaynağı planlanması yapılmadıkça, bütün yer altı ve yer üstü ulusal kaynaklara sahip çıkılmadıkça, çağdaş, laik, bilimsel, kamucu ve ücretsiz eğitim sağlanmadıkça ve tabii sermayenin kâr hırsının ücretleri minimize edip açlık sınırı altına itmesine izin vermeyen, emeğin de, sermayenin de haklarını karşılıklı güvence altına alan akılcı ve gerçekçi bir üretim ekonomisi yürürlüğe sokulmadıkça ne sömürü bitecektir, ne emek düşmanlığı son bulacaktır, ne çalışma hayatı huzura, barışa ve yüksek verimliliğe kavuşacaktır, ne de topyekûn kalkınma sağlanıp "Bolca Üretim-Hakça Bölüşüm" hedefine ulaşılabilecek, yoksulluktan kurtulunabilecektir.
O halde, Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yoktur, yol ve yöntem bellidir; Atatürk Cumhuriyeti'nin başarısı kanıtlı, “4 Denge Kuramı” esaslı [Bütçe (Gelir-Gider), Dış Ticaret ve Ödemeler (İthalat-İhracat ve Döviz Giriş-Çıkış), Ekonomi (Üretim-Tüketim) ve Yatırım (Devlet-Özel Sektör) Dengeleri], yüksek teknolojili ürün üretme hedefli ve özgün (moda deyişle yerli ve milli) "Kemalist Karma Üretim Ekonomisi" modeli günümüz koşullarına uyarlanarak uygulanmalı, emekçilerin sarı sendika tuzağından, iktidar ve işveren baskılarından korunup sınıf bilincine sahip gerçek sendikalarda örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalı, iş ve işçi güvenliği yasal güvencelere kavuşturulmalıdır.
“… ve elbette ki sevgilim, elbet/dolaşacaktır elini kolunu sallaya sallaya/dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle: işçi tulumuyla/bu güzelim memlekette hürriyet…”
1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ
Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubemizin düzenlediği törenle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mızı Genel Başkan Vekilimiz B. Safa Yenice başkanlığında, GYK Üyelerimiz ile Çankaya Şube Başkanımız ve üyeleri, demokratik kitle örgütleri ve siyasi parti temsilcilerinin katılımıyla Sıhhiye Zafer Anıtı’nda Büyük Atatürk ve aziz şehitlerimize saygılarımızı ve minnet duygularımızı sunarak kutladık. #23Nisan
Atatürkçü Düşünce Derneği Çankaya Şubemizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda düzenlediği kutlamada Genel Başkan Vekilimiz B. Safa Yenice'nin Sıhhiye Zafer Anıtı’ndaki konuşması.
Atamızın bilinmeyen görüntülerinden. 📽️
Küçük bir çocuk, Atatürk’ü şapkasıyla selamlıyor. Gazi Paşa bunu fark edip kendisini işaret ediyor. Bir diğer çocuk da Gazi Paşa'nın elini yakalayıp öpüyor. (20 Mayıs 1926)
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızı Anıtkabir'de resmi törenle kutladık. Değişmez Önderimiz Büyük Atatürk’e saygılarımızı sunduk.
Genel Başkan Vekilimiz Şeref Defteri’ni imzaladı ve heyetimiz 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’yü ziyaret etti...Bayramımız kutlu olsun!
BASINA VE KAMUOYUNA
YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ
MANİFESTOSU (3)
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; demokratik kitle örgütlerimiz ve siyaset kurumumuzun da dikkate alması dileğiyle milletimize seslenerek ilkini 23 Nisan 2022’de, ikincisini 23 Nisan 2023'de yayınladığımız “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti Manifestosu”nu son gelişmeler bağlamında bu yıl tekrar yayınlamamız gerektiğini düşündük. Arz ederiz.
AZİZ TÜRK MİLLETİ!
Yaşadığımız toprakları vatan yapan Atatürk ve Kemalist Devrimciler, akıl ve bilimden koptuğu için çökmekte olduğunu gördükleri, cepheden cepheye koşarak kurtarmaya çalıştıkları, yıkılışını tarifsiz acılarla izlemek zorunda kaldıkları devletlerinin enkazı üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yoktan var ederken hamuruna bir maya kattılar. Devletimizi ayakta tutan o mayanın adı namus’tu, eksilmesine izin verilmemelidir.
Bölgemiz kana bulanır, rejimler ve sınırlar değiştirilip haritalar yeniden çizilir, dünya tek kutupluluktan çok kutupluluğa evrilme sancıları çekerken ülke olarak bütün kalmak ve barış içinde yaşamak için bütün ilke, eser ve politikalarıyla dünyaya örnek olmuş Atatürk Cumhuriyeti’nin en doğru yol, Kemalizm’in en şaşmaz pusula, laik üniter ulus devlet yapımızın, dil birliğimizin, millet tanımımızın ve bölünmez bütünlüğümüzün de en vazgeçilmez esaslar olduğu herhalde artık herkes tarafından anlaşılmış olmalıdır.
ATATÜRK CUMHURİYETİ; aydınlanma devrimleriyle ulusuna çağ atlatan bir eğitim, kültür ve kadın devrimi, sanat ve bilim özgürleşmesi, bütüncül bir uygarlık projesidir, bir Türk Rönesansı’dır, değeri bilinmelidir. Anadolu’nun on binlerce yıllık kültürü ile bütünleşen Cumhuriyet kültürü en değerli kazanımımızdır, titizlikle korunmalı, geliştirilmelidir.
LAİKLİK; demokrasinin olmazsa olmazı, aklın özgürleşmesi, yurttaşın “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” birey olmasıdır. Tarihten ders alınmalı, tarikat, cemaat adlı emperyalizm taşeronu dinci-gerici yapılanmalar için yasalar uygulanmalı, bunların dernek ve vakıflarına kamuda alan açılmamalıdır.
Bilinmelidir ki devlet taş binalardan değil, görevli yurttaşlardan oluşur, o yurttaşlar laik bireyler ise laiktir. Ve laiklik; 103 yıldır gölgesinde güvenle yaşadığımız Cumhuriyet kubbemizin kilit taşıdır, dokunulmamalıdır.
YARGI; ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın temel unsurudur. Mutlaka bağımsız ve mutlaka anayasal düzenden yana taraf olmalıdır. Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler tarafından millet adına kullanılır ve hiçbir koşulda başka bir otoriteye devredilemez. Yargı erki bağımsızlığını yitirir, iktidarların veya paralel yapılanmaların güdümüne girer, talimat ve baskılarla hüküm kurarsa, demokrasi ortadan kalkar, seçimler anlamsızlaşır, ekonomi kriz bağımlısı olur, toplum yozlaşır, “ahlak ölür, millet bölünür, mülkün (devletin) temeli adalet çöker, devlet yıkılır!” (Fatih Sultan Mehmet) Nazi Almanyası’ndan Mussolini İtalyası’na tarihte örneği çoktur, ibret alınmalıdır.
ULUSUMUZ; 1961 Anayasası’nı esas alan bir “Demokratik Anayasa”ya ve “Hukukun Üstünlüğü” ile “Kuvvetler Ayrılığı” ilkelerine tam bağlı gerçek bir Hukuk Devleti’ne kavuşturulmalıdır.
PARA; ilk çağlardan beri bir diğer ulusal egemenlik ve bağımsızlık unsurudur. Üretimden kopmuş, hukuk güvencesini yitirmiş, nepotizme, yolsuzluğa, rüşvete ve israfa batmış devletlerin parası pul, yurttaşı kul olur. Üretim artırılmalı, az kazananın az, çok kazananın çok ödeyeceği, dolaylı vergilerin değil gerçek vergilerin esas olacağı adil bir vergi sistemi kurulmalı, kayıt dışı ekonomi önlenmeli, gelir dağılımı adaleti sağlanmalı, imar ve vergi afları gibi haksızlıklar son bulmalı, kamu maliyesi naslar ya da kerameti kendinden menkul saplantılarla değil, akıl ve bilimle yönetilmelidir.
Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.” tanımı doğrultusunda ulus olma bilincimiz ve ulusal birliğimiz güçlendirilmeli, Türklüğü anayasadan çıkarma sapkınlığının dillendirilmesine dahi izin verilmemelidir.
Emperyalizmin “böl-yönet!” taktiği enstrümanı mikromilliyetçilik ve mezhepçilik tuzaklarına düşülmemeli, müellifi kendini sömürge valisi sanan pedofiller ve devlete isyan etmiş bebek katili hainler olan “çok dilli, çok uluslu, çok hukuklu, teokratik temelli federasyon” talebi hadsizliklerine hak ettiği yanıt verilmelidir.
DIŞ POLİTİKA; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi ve bölge merkezli karşılıklılık esaslı, büyük devletlerle dengeli ve onurlu ilişkiler temelli Kemalist anlayışla yürütülmelidir. Atatürk’ün; Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni gerçekleştiren, Hatay’ı anavatana katan akılcı politikaları ile SSCB (Rusya), Orta Doğu ve Avrupa ilişkilerindeki prensipleri hep akılda tutulmalı, uluslararası antlaşmalarda ve büyük devletler siyasetinde bağımsızlığımızı zedeleyecek adımlardan kaçınılmalıdır.
BOP, 21. yüzyıl Sevr’idir. Bu projeyle bölgemizi perişan eden ve son olarak İran’a saldıran ABD’nin harita ile sabit nihai hedefinin ülkemizi bölmek olduğu görülmeli, önlem alınmalıdır.
Cumhuriyetimiz antiemperyalist ve tam bağımsızlıkçı KURULUŞ AYARLARINA dönmeli, yeniden “kimsesizlerin kimsesi” olmalı, Türkiye Türkiye’den yönetilmelidir.
TBMM’ye neden GAZİ MECLİS denildiği, devletimizin “Meclis Hükümeti” esası ile kurulduğu, meclisin milli iradenin tecelligâhı olduğu hatırlanarak Tek Adam düzeni terk edilmeli, tekrar meclis merkezli bir yönetim sistemi kurulmalıdır.
EĞİTİM; yeniden laik, bilimsel, kamucu ve ücretsiz olmalı, 4+4+4 yanlışından dönülmeli, temel eğitimin kesintisiz 12 yıl olması sağlanmalı, köy okulları açılmalı, çocuklarımız dünya çocukları ile yarışabilecekleri bilimsel bilgi ile donatılmalı, müfredat hurafe ve dogmalardan arındırılmalı, okullarımız tarikat ve cemaat adlı dinci-gerici yapılanmaların cirit attığı kurumlar olmaktan kurtarılmalı, Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) yasası ödünsüz uygulanmalı, öğretmen yeniden hak ettiği saygınlığa ve yaşam düzeyine kavuşturulmalıdır.
Üniversitelerimizin bilimsel ve idari özerkliğe sahip irfan yuvaları olacağı bir ÜNİVERSİTE REFORMU ivedilikle yapılmalı, akademik unvanlar bilimsel yeterlik ve liyakat esasıyla verilmeli, ara eleman yetiştirecek meslek okulları Köy Enstitüleri modeliyle hayata geçirilmeli, gençlerimiz geleceklerini yurt dışında arama utancından kurtarılmalıdır.
SAĞLIK; sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Hastayı müşteri, hastaneyi ticarethane olarak tanımlayan, sağlık emekçisinin emeğini sömüren, halk sağlığını vahşi kapitalizmin çok uluslu şirketlerinin talanına terk eden neoliberal sağlık politikalarına son verilmeli, Cumhuriyetin “Koruyucu Tıp öncelikli Toplumsal Kamucu Sağlık Sistemi” yeniden kurulmalı, ilaç, aşı ve tıbbi malzeme üretimi yerli kaynaklara dayandırılmalıdır.
KADININ; insan olarak eşitliği kâğıt üzerinde bırakılmamalı, çalışma hayatının ve sosyal yaşamın içinde olması sağlanmalı, medyadan sokağa, iş yerine ve eve kadar kadına ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın her türü sözlüklerimizden çıkarılmalı, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmeli, “çocuk” ile “gelin” ve “işçi” sözcüklerinin birlikte kullanılması ayıbı tarihe gömülmelidir.
SANAT VE BİLİM özgürlüğü sınırsız olmalı, uygar toplum olmanın, toplumsal gelişimin ve kalkınmanın itici gücünün bilim ve sanat olduğu unutulmamalı, sanatçı ve bilim insanı el üstünde tutulmalıdır.
İstihdam yaratamayan, sosyal güvenlik sistemini çökerten, sürekli cari açık ve işsiz üreten, dışa bağımlı, emekçisini, emeklisini süründüren, bir avuç mutlu azınlığa ve faiz lobilerine hizmet eden “Serbest Piyasa Ekonomisi” adıyla pazarlanan “Neoliberal Soygun Düzeni”ne derhal son verilmeli, üretimsizliğin sebep, faiz, enflasyon, işsizlik ve açlığın netice olduğu gerçeği unutulmamalı, yüksek teknolojili ürün üretme ve 4 Denge Teorisi (Bütçe, Üretim-Tüketim, Dış Ticaret ve Kamu-Özel Sektör Dengeleri) esaslı “KEMALİST KARMA ÜRETİM EKONOMİSİ” yeniden devletimizin temel ekonomi politikası olmalıdır.
DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) yeniden devreye sokulmalı, akılcı planlama ve gerçekçi teşvik politikaları ile kamu ve özel tüm güçlerin katılacağı bir üretim seferberliği başlatılmalı, kooperatifçilik ihya edilmelidir.
ÇALIŞMA YAŞAMI; işsizliğin ücretleri baskılamasına ve emeğin sermayenin kâr hırsına kurban edilmesine izin verilmeksizin üretim eksenli emek-sermaye birlikteliği sağlanarak geliştirilmeli, kredilendirme ve teşvik uygulamalarında tercihler gerçekçi olmalı, sınıf sendikacılığı güçlendirilmeli, “Sigortasız İşçi” ve “vergisiz kazanç” gibi kavramlar yok edilmelidir.
Çağımız BİLİŞİM, SANAYİ 5.0 ve YAPAY ZEKÂ çağıdır, kaçırılmamalı, yatırımlarda bu alanlara öncelik verilmelidir.
TARIM VE HAYVANCILIK desteklenmeli, en zor koşullarda kendini doyuran 7 ülkeden biri olmamızı sağlayan çiftçimizi toprağından koparan uygulamalar terk edilmeli, kamuya ait Tohum Islah İstasyonları ve Tarım Üretim Çiftlikleri ile diğer üretim tesisleri yeniden faaliyete geçirilmelidir.
NÜFUS ve insan kaynağı planlaması ihmal edilmemeli, eğitimsiz kalabalıkların iş gücüne ve üretime katılamayacaklarından topluma yük olacağı bilinmelidir.
MÜLTECİ, sığınmacı ya da ensar kılıflarıyla meşrulaştırılmaya çalışılan ve milyonlarla ifade edilen yabancılar sorununun, demografik yapımızı tarumar ederek iç çatışma çıkarma amaçlı ve ırkçılık suçlamaları ile örtülemeyecek kadar ciddi yeni bir emperyal saldırı olduğu görülmeli, gelenler uygun yol ve yöntemlerle ülkelerine gönderilmelidir.
ORDUMUZ; siyasetin etkisinden soyutlanmalı, komuta bütünlüğü yeniden sağlanmalı, kendi sağlık, eğitim, yargı ve terfi sitemlerine sahip kılınmalı, paramiliter yapılanmalar dağıtılmalı, bireysel silahlanma çılgınlığı önlenmeli, NATO kolordu ve üsleriyle ulusal egemenliğimizin ve Montrö’nün aşındırılmasına izin verilmemeli, “Parti Ordusu” gibi kabulü olanaksız algılar kırılmalı, halkımızın bütün güvenlik güçlerimize tereddütsüz güveneceği bir düzen kurulmalıdır.
BASIN; Atatürk’ün “Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine basın hürriyetidir.” sözü ışığında özgür, bağımsız ve tarafsız olmalı, basın organları sahiplerinin tek işlerinin basın olması sağlanmalı, iktidar medyası yaratma yanlışından uzak durulmalıdır.
SİYASİ PARTİLER VE SEÇİM YASALARI mutlaka demokratikleştirilmeli, lider sultası ortadan kaldırılmalı, her türlü aday belirlemede ön seçim tek kural olmalı, örgütlü toplum olmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalı, tırnak boyası, seçim kurulları ve seçmen kütükleri dâhil seçim güvenliği tartışılır olmaktan çıkartılmalı, propaganda eşitliği ile her türlü seçim harcamalarının ve siyasetin finansmanının denetimi sağlanmalı, SİYASİ ETİK YASASI mutlaka çıkarılmalıdır.
ULAŞIM; demir ve deniz yolları öncelikli olarak geliştirilmeli, enerji ve diğer stratejik alanlardaki dışa bağımlılığımız en aza indirilmeli, özelleştirilen stratejik tesisler devletleştirilmelidir.
Lantan ve lütesyumdan skandiyum ve itriyuma kadar toplam 17 elementten oluşan, yüksek teknoloji, savunma sanayi ve yeşil enerji dönüşümünde yaşamsal rol oynayan NADİR TOPRAK ELEMENTLERİMİZ (NTE) ve bor, toryum, lityum, nikel, kobalt gibi KRİTİK MİNERALLERİMİZ başta olmak üzere sularımız ve ormanlarımız dâhil Beylikova’dan Bigadiç’e, Akbelen’den Kaz Dağları’na, Salda’dan Ergene’ye tüm yeraltı ve yer üstü kaynaklarımıza, sahip çıkılmalı, son 20 yılda 386 bin gibi inanılmaz bir sayıya ulaşan maden ruhsatları gözden geçirilmeli, vatanımız çok uluslu şirketlerin talanından korunmalıdır.
ÇALIŞMA yaşamından banka ve sigorta sistemine, turizmden spora, emekli ve yaşlılarımızdan engelli yurttaşlarımıza her alanda uygulanacak akılcı politikalarla halkımızın barış, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir düzen kurulmalıdır.
TÜRKİYE; sınırlarını ve “Mavi Vatan”ını koruyamayan, 20 adasındaki Yunan işgalini tepkisiz seyreden, tescilli rüşvetçilerce temsil edilen, saraylarda itibar arayan, yöneticileri kapılarda bekletilen, terör örgütleri ile pazarlık yapan ve meşruiyet verme hadsizlikleri ile karşı karşıya bırakılan bir ülke olarak anılmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti büyük doğmuştur, onurlu insanlar ülkesidir, büyüklüğüne ve insanına layık yönetilmelidir.
Ulusumuz bunların tamamını yüz yıl önce yaptı, namus ve liyakatle yöneten doğru kadrolarla, akıl ve bilim rehberli doğru yol haritası ile bugün de yapacak güçtedir, milletimize güveniyoruz!
Dünyanın en bereketli topraklarında, dünyanın en fedakâr ve en çalışkan milletini açlığa mahkûm eden BU DÜZEN DEĞİŞMELİDİR!
Biz Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri ve milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan Mustafa Kemal’in Askerleri; bilgili olacağız, cesur olacağız, kararlı olacağız, çok çalışacağız ve Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacağız, söz veriyoruz!
Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun!
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ
Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkan Vekilimiz Sayın B. Safa Yenice başkanlığında GYK Üyelerimiz ile Şube Başkanlarımız ve üyelerimizden oluşan heyetimiz 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'mızı Anıtkabir'de resmi törenle kutladı. Kurtarıcımız, Kurucumuz, Değişmez Önderimiz Büyük Atatürk’e saygılarımızı sundu.
Genel Başkan Vekilimiz Şeref Defteri’ni imzaladı ve heyetimiz 2. Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’yü ziyaret etti.
Bayramımız kutlu olsun!
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; demokratik kitle örgütlerimiz ve siyaset kurumumuzun da dikkate alması dileğiyle milletimize seslenerek ilkini 23 Nisan 2022’de, ikincisini 23 Nisan 2023'de, üçüncüsünü ise son gelişmeler bağlamında bu yıl tekrar yayınladığımız “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti Manifestosu”, https://t.co/suAbP09pOg'de. #BasındaADD #YenidenAtatürkCumhuriyeti #ATATÜRKTEBİRLEŞMEZAMANI
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Yeni Şafak gazetesi köşe yazarı Yusuf Kaplan adlı şeriatçı hadsizin, “Zihni işgal: Türkiye'nin içeriden teslim alınma ve yok edilme süreci” başlıklı sapkın hezeyanları ürünü makalesinde, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş illerimizde yaşanan vahim okul saldırıları üzerinden “Laiklik bu toplumun boynuna vurulmaya çalışılan bir prangadır.” gibi ifadelerle Atatürk’e, Laik Cumhuriyet’e ve anayasa ile belirlenmiş devletimizin temel niteliklerine saldırması nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
Atatürkçü Düşünce Derneği önceki Genel Sekreteri, yol arkadaşımız, ödünsüz Atatürkçü, şair ve psikolog Çetin Örgen’in vefatından derin üzüntü duydum.
Değerli Genel Sekreterimize rahmet, ailesine, sevenlerine ve örgütümüze sabır ve başsağlığı dilerim.
Ruhu şad, ışıklar yoldaşı olsun.
#çetinörgen
#AtatürkteBirleşmeZamanı
#YenidenAtatürkCumhuriyeti
@add_genelmerkez
Atatürkçü Düşünce Derneği Önceki Genel Sekreterlerimizden Çetin Örgen aramızdan ayrılmıştır. Üzüntümüz çok büyük. Kederli ailesine ve ADD örgütümüze sabır ve başsağlığı diliyoruz...