13 yıl önce doğan bir ruhu var Gezi’nin, bir hikayesi, bir anlamı var..
Birbirini hiç tanımayan insanların düştüğü yerden elele kalktığı, bir ağacın gölgesinde koca bir ülkenin vicdanının buluştuğu günlerin ruhu gezi..
Birlikte gülmenin, birlikte direnmenin, birlikte umut etmenin hikayesi..
Özgürlüğün, eşitliğin, onurlu bir yaşamın ve herkes için adaletin yalnızca bir talep değil, uğruna yan yana durulacak bir değer olduğunu hatırlatan büyük bir anlamı var.
Bu yüzden Gezi, geçmişte kalmış bir anıdan çok daha fazlası bizim gibiler için, her karanlık zamanda yeniden hatırlanan bir umut biçimi.. şimdiki gibi..
#Gezi13Yaşında
Ankara Barosu Başkan Yardımcısı olarak tüm meslektaşlarımıza çağrıda bulunuyorum:
Bugün ülkenin kurucu partisinin kapısı kırılarak iktidar eliyle halkın iradesi gasp edilmiştir. Ülkede hiçbir zaman bu kadar ağır demokrasi krizi yaşanmamıştır. Bu kriz yalnız bir siyasi partinin iç ilişkisi olarak değerlendirilemeyecek kadar vahim bir sürece işaret etmektedir.
Bu nedenle; demokrasinin ve hukukun üstünlüğünü savunan tüm meslektaşları meclis parkında dayanışmaya bekliyoruz.
2013 yılından bu yana onurla üstlendiğim Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkez Avukatlığından, bu sabah saatlerinde aldığım bir tebligatla, meslektaşlarım Av. Mehmet Can Keysan ve Av. Hazar Kardaş ile birlikte azledildiğimizi öğrendim.
13 yıl boyunca, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucu değerlerine duyduğum inançla; partimize yönelik her türlü hukuksuzluğa, baskılara, siyasi operasyonlara ve yargının araçsallaştırılmasına karşı meslektaşlarımla birlikte hukuki mücadele vermeyi görev saydım.
Mutlak butlan kararı, siyasi iradeyi ve parti hafızasını hukuk dışı yöntemlerle yeniden dizayn etmek için verilmiştir. Demokratik meşruiyetin yerine fiili dayatmayı koymaya çalışan hiçbir anlayışın ve hukuk dışı yöntemlerle tesis edilen hiçbir tasarrufun benim nezdimde meşruiyeti yoktur.
Bu süreçte atılan ilk adımlardan birinin, yıllardır partinin hukuk mücadelesini yürüten avukatların görevden alınması olması tesadüf değildir. Bu müdahalenin amacı Cumhuriyet Halk Partisi’nin hukuksuzluğa karşı yürüttüğü hukuk mücadelesini etkisizleştirmek, savunma iradesini zayıflatmak ve itiraz yollarını susturmaktır.
Bu nedenle şahsıma yönelik bu müdahaleyi bir mesleki kayıp ya da kişisel bir hüsran olarak algılamıyorum. Aksine, hukuksuzluğa boyun eğmemenin bedeli olarak bir onur nişanı olarak görüyorum. Ömrüm boyunca da bunu aynı kararlılıkla ve gururla taşıyacağım.
Çünkü bizim mücadelemiz ve avukatlık makamlarla, unvanlarla ya da resmi sıfatlarla sınırlı değildir. Bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’ni demokrasi mücadelesinin, halk iradesinin ve Cumhuriyet değerlerinin baba ocağı olarak kabul eden insanlarız.
Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da hukukun üstünlüğünü, demokratik meşruiyeti, halkın iradesini savunmaya devam edeceğim. Bunun için herhangi bir vekâlet ilişkisine, resmi sıfata ya da görevlendirmeye ihtiyaç duymadım, bundan sonra da duymayacağım.
Bu hukuksuzluğun parçası olan, imza atan, görev alan, sessiz kalan, meşrulaştırmaya çalışan herkese açık çağrıda bulunuyorum: Hiçbir makam, hiçbir geçici güç ilişkisi, hukukun ve vicdanın üstünde değildir. Tarih, hukuksuzluk karşısında direnenleri de bu sürece ortak olanları da ayrı ayrı kaydedecektir. Bugün verilen her kararın, atılan her imzanın ve alınan her tutumun yarın hem hukuk hem de toplum vicdanı önünde bir karşılığı olacaktır.
Başta partimizin seçilmiş Genel Başkanı Özgür Özel olmak üzere, demokrasi ve hukuk mücadelesinden geri adım atmayan tüm yol arkadaşlarımla hukuksuzluğa karşı dayanışma içinde olmaya devam edeceğimi de beyan ediyorum.
İnanıyorum ki, sonunda mutlaka halkın iradesi kazanacaktır.
19 Mayıs; köhnemiş saraylara karşı Anadolu’yu savunanların ve tam bağımsızlık ateşini yakanların günüdür. Bu ateş, Cumhuriyet devrimlerinin, laikliğin ve çağdaş bir toplum inşasının ilk adımıdır.
107 yıl sonra bugün; hukukun üstünlüğünü, kadınların özgürlüğünü, emeğin yüceliğini ve adil bir yarını savunma mücadelemizi ileri taşımaktaki en büyük gücümüz, o ilk adıma duyduğumuz sarsılmaz inançtır.
Umudu, gençliği ve direnişi var eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve tüm yol arkadaşlarını saygı ve minnetle anıyorum.
BİLGİLENDİRME
Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’ın, “etkin pişmanlık” kapsamında verdiği ifadede; 38. Kurultay sürecinde Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e oy verilmesi karşılığında Kahramanmaraş ve Gaziantep delegelerinin çocuklarının belediyelerde işe alındığı yönündeki iddiaları tamamen gerçek dışı, mesnetsiz ve açık bir iftiradır.
• Kahramanmaraş delegesi olduğu öne sürülen Hülya D.’nin başka bir ilde parti üyeliği bulunmaktadır.
• Diğer kişinin ise bırakın delegeliği, partimize herhangi bir üyeliği dahi yoktur.
• Mevcut kurultay delegelerimizin çocuklarından hiçbirisi belediyelerde işe başlamamıştır.
Gaziantep delegelerimize yönelik iddialar da aynı şekilde gerçekle bağdaşmamaktadır:
• Delegemiz Cennet Şervan’ın çocukları ya da birinci ve ikinci derece yakınlarından hiçbiri herhangi bir belediyede çalışmamaktadır.
• Delegemiz Zehra Eltan’ın çocuğu söz konusu tarihte yalnızca 5 yaşındadır.
• Delegemiz Elif Berfin Aksu’nun çocuğu bulunmamaktadır.
• Fatma Müge Düşün ise ilgili tarihlerde yurtdışında olduğu için kurultayda oy dahi kullanmamıştır.
Siyasi operasyonlara malzeme üretmek adına ortaya atılan bu tür dayanaksız iddiaların amacı; kurultay iradesini tartışmalı hale getirmek ve kamuoyunda algı oluşturmaktır. Ancak isimler, tarihler ve somut bilgiler incelendiğinde ortaya çıkan tablo nettir: Ortada ne iddia edildiği gibi bir işe alım ilişkisi ne de oy karşılığı bir menfaat bulunmaktadır. Gerçek dışı beyanlarla partimizi ve delegelerimizi hedef alan bu girişimlere karşı gerekli tüm hukuki süreçler titizlikle yürütülecek, kamuoyu bilgilendirilmeye devam edecektir.
Değerli meslektaşlarım;
Uzun soluklu bir emeğin, ortak aklın ve birlikte yürütülen samimi bir mücadelenin ardından, baro başkanlık aday adaylığımızı ve yol arkadaşlarımızla birlikte oluşturduğumuz listemizi siz değerli meslektaşlarımızın takdirine sunuyoruz.
Bu listede yer alan her bir meslektaşımız; yarım asrı aşan Demokratik Sol Avukatlar geleneğinin birikimini, meslek onurunu, savunmanın bağımsızlığını ve hukukun üstünlüğüne olan inancı temsil etmektedir.
Elbette bu liste yalnızca görünen yüzdür. Asıl gücümüz; sürecin en başından itibaren yan yana yürüdüğümüz, fikirleriyle, eleştirileriyle, desteğiyle bu mücadeleyi büyüten ve bundan sonra da Baromuzun geleceğinde söz sahibi olacak binlerce meslektaşımızdır. Birlikte kurduğumuz bu dayanışma; şeffaflıkla ve ortak yönetim anlayışıyla sürdürülebilirliğin en büyük güvencesidir.
Ankara Barosu’nun yalnızca bugününü değil, yarınını da birlikte inşa etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Meslektaşlarımızın haklarını koruyan, genç avukatların yanında duran, savunmayı hiçbir baskı karşısında yalnız bırakmayan ve Baromuzu yeniden güçlü bir ortak iradenin merkezi haline getiren bir yönetim anlayışı için yola çıkıyoruz.
Bu yolculukta desteğinizin ve birlikte üretme iradenizin en kıymetli güç olduğuna inanıyor; hep birlikte daha güçlü, daha bağımsız ve daha onurlu bir meslek geleceğini kuracağımıza yürekten inanıyoruz.
Saygılarımla.
Av.Elçin Özge ŞİMŞEK ÇAĞLAYAN
Anayasa Mahkemesi, daha önce Tayfun Kahraman hakkında verdiği ihlal kararının uygulanmaması üzerine yapılan başvuruda da bireysel başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.
Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca AYM kararları tüm yargı organlarını bağlar ve derhal uygulanmak zorundadır. Hakkında iki ayrı ihlal kararı bulunan Tayfun Kahraman’ın tutukluluğunun sürdürülmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu birkez daha ortaya çıkmıştır.
Bir süredir adım adım ilerleyen anayasasızlaştırma pratiği karşısında, bu karar yalnızca bireysel özgürlüğün değil, anayasal düzenin bağlayıcılığının yeniden hatırlatılması bakımından da kritik önemdedir. Bu nedenle kararın derhal ve eksiksiz uygulanması anayasal bir zorunluluktur.
Kosova karşısında aldığı galibiyetle 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılma hakkı kazanan A Milli Futbol Takımımızı yürekten kutluyorum.
Bize bu gururu ve mutluluğu yaşattığınız için teşekkürler 🙏 #BizimÇocuklar
Sn. @omerrcelik, Genel Başkanımız Özgür Özel’in bugün kamuoyuyla paylaştığı belgeler üzerine "Belgesi varsa yargıya gitsin" şeklinde bir açıklama yapmışsınız. Partimizin nicedir hukukçu kurmayıyım; size eksik bırakılan bir bilgiyi ilk elden vereyim istedim. Biz bu konular için belgelerimizle defalarca yargıya ve HSK'ya gittik.
Bir haber daha vereyim, Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün açıkladığı belgeleri de yargıya taşıdık.
📌 07.11.2025 tarihinde, Akın Gürlek'in Lüksemburg merkezli ETIMINE SA şirketindeki kanuna aykırı yönetim kurulu üyeliği belgeleriyle HSK'ya,
📌 17.12.2025 tarihinde, Tema İstanbul 2 ve Senfoni Etiler'deki hayatın olağan akışına aykırı astronomik gayrimenkul trafiğini (Haksız Mal Edinme) delilleriyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,
📌 26.01.2026 tarihinde ise reddedilen dosyamız için (Karar No: 2025/23972) yeniden inceleme talebiyle tekrar HSK'ya başvurduk.
Ancak belgeleriyle yargıya yaptığımız her başvuru bir biçimde ya hukuka aykırı şekilde kapatıldı ya da HSK'da beklemeye alındı. İşin en trajikomik yanı ise, şikayetlerimizi değerlendirecek olan HSK'nın başında şimdi Adalet Bakanı sıfatıyla bizzat şikayet edilen kişi, yani Akın Gürlek oturuyor.
Baktık ki yargıya giderek, yargıyı kilitleyenlerden bu gerçeğin hesabını sormak fiilen imkansızlaştırdı; Genel Başkanımız da bu durumu halka götürdü ki kararı milletimiz versin.
Belgeler savcılık ve HSK raflarında duruyor, dileyen bakabilir.
Takdir yüce milletimizindir.
Şu aşağıdakilerin hepsini 6-7 aya sığdıran bir kulübün 2. olması bile bence büyük başarı
Haziran'da seçim yapmaz, gider Ekim'de seçim yapar, sonra da kaybeder
İlk kez şamp olamayan bir hocanın sözleşmesini uzatacağı tutmuştur, onu da sezon başladıktan bir ay sonra kovar
Kerem'e talip olur, 3-4 milyon dolar için son ana kadar bekler. Bu sırada Kerem'in golüyle ŞL'den elenir. Sonra o 3-4 milyonu da verip Kerem'i alır.
Kerem'in golüyle elenince hocasını kovar. Sonra o kovduğu hocası kendisini eleyen Benfica'ya gider. Bu arada takım yaz kampını Portekiz'de yapılmıştır.
Bu arada yöneticilerinden biri Kerem transferinde şöyle böyle oldu diye bir şeyler söyler, kulüp UEFA'dan soruşturma yer.
Yeni yönetim gelir. Tam işler biraz yoluna girecekken önce başkanı uyuşturucu vs. suçlamalarla karşı karşıya kalır. Sonra özel mesajları ortaya çıkar.
Ara transfer dönemi gelir, gider 3 santrforunu da satar. Sezon sonunda bonservissiz alacağı oyuncuyu sezon ortasında almak için son santrforunu satar.
GS her puan kaybettiğinde o da kaybeder. Kazara 96. dkda gol atarsa 98'de yemenin bir yolunu bulur.
4 stoperi aynı anda sakatlanır. Ama bu yetmez. Sezonun en kritik dönemecine girilirken son deplasmanlardan birinde hocası grip olur, maça çıkamaz.
Dünyanın en garip kulübü hakikaten.
Adalet Bakanı’nın, tutuklu avukat görüşmeleri, görüşme süreleri görüşme usulüyle ilgi yasal boşluk bulunduğu ve bu nedenle düzenleme yapılacağına ilişkin açıklamaları; ceza muhakemesinin temel ilkeleri ve anayasal güvenceler bakımından ciddi sakıncalar doğurmaktadır. Daha da önemlisi, tutuklulara yönelik bir düzenlemenin dolaylı biçimde avukatları hedef alan bir çerçevede sunulması, savunma makamını tartışmanın odağına yerleştirmektedir.
Savunma hakkı ve müdafi ile mahrem iletişim, adil yargılanma hakkının özünü oluşturur. CMK m.154 uyarınca şüpheli veya sanık, müdafii ile her zaman ve başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir; müdafi ile yazışmalar denetime tâbi tutulamaz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları da savunma ile iletişimin ancak istisnai, zorunlu ve ölçülü koşullarda sınırlandırılabileceğini ortaya koymaktadır. Yargılama sürerken savunma imkanlarını sistematik biçimde daraltan her yaklaşım, mahkûmiyet hükmü verilmeden fiilî bir cezalandırma etkisi doğurur.
Savunma hakkı yalnızca bireyin değil; adil yargılamanın ve hukukun üstünlüğünün güvencesidir.
Savunma zayıflatılarak adalet güçlendirilemez.
8 Ekim 2023’te yapılan 38. İstanbul İl Kongremize ilişkin iki yıl sonra açılan davada İl Başkanımız Özgür Çelik, belediye başkanlarımız ve yol arkadaşlarımızın yargılandığı İstanbul İl Kongresi davasını takip etmek için bugün Silivri’deydik.
İstanbul Barosu’nun Başkan ve yöneticilerinin yargılandığı davanın duruşmasını Silivri’de takip ettik.
İstanbul Barosu’na açılan dava savunma kurumuna, avukatlık mesleğine, baroların tüzel kişiliğine yöneltilmiştir.
Bir kez daha tekrar ediyoruz İstanbul Barosu’nun yanındayız.
8 Ekim 2023 tarihinde gerçekleştirdiğimiz İstanbul İl Kongremize ilişkin dava Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından esas yönünden bozulmamış, usul yönünden ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Kararın niteliği gereği, istinaf başvurusunda bulunanların istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığı ise açıkça ifade edilmiştir.
Bu değerlendirme; yargılamanın uygun şekilde yapıldığı, delillerin eksiksiz toplandığı ve tarafların iddialarının tam olarak ele alınıp hüküm kurulduğunu bir kez daha kanıtlamış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kongre süreçlerinin hukuka uygunluk, şeffaflık ve örgüt iradesi temelinde yürütüldüğünü açık biçimde ortaya koymuştur.
Parti içi demokratik işleyişimizin yargısal denetime konu edilmesi sürecinde, hukukun evrensel ilkelerine uygun bir değerlendirme yapılması, hukuk devleti açısından ise olmazsa olmazdır.
Cumhuriyet Halk Partisi, kuruluşundan bu yana siyasal faaliyetlerini Anayasa ve yasalar çerçevesinde sürdürmüş; parti içi demokrasiyi güçlendiren her adımı kararlılıkla hayata geçirmiştir. İstanbul İl Kongremiz de bu anlayışın somut bir tezahürü olarak, örgütümüzün iradesiyle ve hukuki güvence altında gerçekleştirilmiştir.
Sürecin bundan sonraki aşamasında da, yargılamanın hukuka uygun biçimde sürdürülmesi yönündeki inancımız tamdır. Cumhuriyet Halk Partisi, hukukun üstünlüğüne olan inançla ve demokratik siyasetten aldığı güçle yoluna kararlılıkla devam etmektedir.