Yarın yakılarak katledileceğinden habersiz, o son konserini veriyor...🕊️
1 Temmuz 1993 günü Sivas’ta sahneye çıktığında henüz 22 yaşındaydı. Bağlamasının tellerine son kez dokunduğunu, sesinin son kez yankılandığını bilmeden türkülerini söyledi!
#UnutMADIMAKlımda
33 yıl önce bugün 1 Temmuz'daki etkinlikte, Pir Sultan Abdal Semah Ekibi semah dönüyor.
Ertesi gün 12 kişilik ekipten 8 kişi kalacak çünkü ülkenin yazarları, şairleri, araştırmacıları, ozanları, karikatürcüleri, tiyatrocuları, semahçıları. Sekiz saat süren bekleyişin sonunda katledildi ..ne hesap soruldu ne de yapanlar yargılandı insanlık suçu olarak hafızalarda ..
#unutMADIMAKlımda
#2Temmuz1993
“öldüğümde doğduğum yere gidiyorum
yıllarca süren bir hasret
ve bilinmezliği işte böyle yeniyorum”
(Yakılarak katledilen Uğur Kaynar'ın Madımak Otelinde ölümü beklerken bir peçeteye yazdığı ve evine çok sonradan ulaşan son şiiridir.)
unutma! unutturma!
Kaddafi’nin Katledilmeden Önce Türkiye İçin Yazdığı Mektup
“Biz dostuz, arkadaşız. Gerçekten mükemmel ilişkilerimiz var. Anlaşmalarımız var. Vizeleri kaldırdık, Türk şirketlerinin her zaman önceliği var. Tabii gelen açıklamalarla ilgili ben Türkiye’yi mazur görüyorum. Olanlardan etkilendi, duyduğu haberlerden etkilendi. İşçilerin çekilmesi iyi bir tutum değildi. Fakat Türkiye olayların gerçek yüzünü öğrendiğinde, kargaşa olmadığını anladığında tutumunu değiştirecektir.”
Libya lideri, birçok inşaat projesinin Libya’da devam ettiğini de belirterek, kısa süre içinde Türk işçilerinin geri dönmesini sağlayacak güvenceler sunacağını ifade etti.
Kaddafi’nin Türk halkına başka mesajları da vardı:
“Türkler kardeşimiz. Tarihimiz bir. Yüzlerce yıl birlikte yaşamışız. Hepimiz Osmanlı’yız, tarihimiz bu, bundan kurtulamayız.”
İki ülkenin ortak tarihine dikkat çeken Kaddafi, Barbaros Hayrettin Paşa hakkındaki benzetmesinin arkasında durmuş ve eğer Libya’daki çatışmalar durdurulmazsa Barbaros’un Akdeniz’de yeniden “korsanlık” yapacağını söylemişti.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
162 yıl önce bugün (21 Mayıs 1864) “Büyük Çerkes Soykırımı ve Sürgününde” ölümle yüzleşerek ölümsüzleşen atalarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum!
Ruhları şad olsun!
Resim: @farukkutlu_
Emperyalist işgale ve çürümüş saltanata karşı verilen büyük mücadelenin ilk adımı, 19 Mayıs’ı selamlıyoruz!
Bundan 107 yıl önce 19 Mayıs 1919’da başta Mustafa Kemal Atatürk Kurtuluş Savaşı’na öncülük eden kadrolar Anadolu’daki işgal güçlerinin sökülüp atılması ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile sonuçlanan büyük bir adım attılar. Emperyalizm ve çürümüş saltanat halkımıza ve bağımsızlığımıza kastediyordu. Emperyalizm ülkeleri yıkıma, halkları sefalete sürükleyen bir illet, saltanat ise bir avuç asalağın menfaatleri ve zenginliği için halkı ve onun iradesini hiçe sayan aşağılık bir düzendi. Kurtuluş Savaşı emperyalist işgalle birlikte saltanat düzenine de son verdi.
Bugünse Türkiye’de holdingler ve tarikatlar düzeni hüküm sürüyor. Ülkeyi yönetenler holdinglerin menfaatlerini gözetmeyi her şeyin üstünde sayarken, bu yolda ülkenin bağımsızlık ve egemenliğini de ayaklar altına almakta hiçbir sakınca görmüyorlar.
Bir asır sonra ülkemiz tekrar aynı karanlık tabloyla karşı karşıya. Savaş ve işgallerin, sömürü ve yoksulluğun, ülkenin talanı ve halkın iradesinin hiçe sayılmasının karşısında yapılacak bellidir:
Emperyalizmin ve onun terör örgütü NATO’nun topraklarımızdaki varlığına son verilmeli, NATO’dan çıkılmalı, NATO üsleri kapatılmalıdır.
Çokuluslu tekellerin, holdinglerin, tarikatların saltanatı sonlandırılmalıdır.
Türkiye bağımsızlık ve egemenliğini bir Emekçi Cumhuriyeti ile, Sosyalist Cumhuriyet ile yeniden ve mutlaka kazanacaktır.
Kurtuluşu yaratan halkımıza, mücadeleye önderlik eden kadrolara ve Mustafa Kemal Atatürk’e saygıyla.
Saye, Farsçada “gölge” demektir. Sayende ise “senin gölgende” anlamına gelir.
Sayende özgürüz,
sayende karanlıkta kalmıyoruz.
Sayende okuyoruz,
sayende söz hakkımız var.
Her şey senin sayende🇹🇷
🚨 RASİM OZAN’I YAKAN KAYITLAR ORTADA!
50 milyon TL değil…
Sinan Engin, Aziz Yıldırım, Nagehan Alçı’ya uzanabilecek ifadeler… Telefon şifresi bile verilmedi!
Tam 128 kişi gözaltında, sayı artıyor. Bu sadece buzdağının görünen yüzü.
• Spor kulüpleri üzerinden kara para aklama
• Eski Merkez Bankası başkanlarının görev yaptığı ödeme kuruluşları
• Ahlatçı Holding ve altın rafinerisi bağlantıları
• Spor dünyasından birçok isim
• Ve daha nice bilinmeyen detay…
#RasimOzanKütahyalı #YasadışıBahis #KaraParaAklama #Ahlatçı
".......İŞTE GİDİYORUM ÇEŞM-İ SİYAHIM......."
23'ncü Ölüm yılında,
Büyük halk ozanı Mahsuni Şerifi Rahmet ve saygıyla anıyorum
Ruhu şaad mekanı cennet olsun...
17 Mayıs 2002'de kaybettiğimiz büyük Halk Ozanı Aşık Mahzuni Şerif'in
Asıl adı Şerif Cırık olan Mahzuni Şerif,
17 Kasım 1939'da Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinin Berçenek köyünde doğdu.
Berçenek’te ilkokul olmadığı için Elbistan’ın Alembey Köyü’nde, Lütfü Efendi Medresesinde Kur’an eğitimi aldı. Ancak, 1956 yılında kendi köyüne ilkokul gelmesiyle birlikte birlikte buradan mezun oldu.
Bağlamaya amcası Aşık Fezai (Behlül Baba) sayesinde merak saldı.
1955 yılında, sonradan Ankara'ya nakledilen Mersin Astsubay Okulu'na kaydoldu. 1959'da okulu bitirerek ordonat tekniker sınıfına ayrılarak Ankara Ordonat Tekniker Okulu'nda eğitim almaya başladı. Burada okurken yapılan bir arama sonucu çantasında Alevi-Bektaşi ozanlarının şiirleri ve Marksizm ile ilgili kitaplar çıkmasıyla okuldan kaçtı ve bir daha geri dönmedi. 1961'da Kuleli Askerî Lisesi'nde gitti fakat maddi zorluklardan ötürü eğitimini yarıda bıraktı.
Mahzuni Şerif özellikle 60'lı yıllarda yükselişe geçti. Ankara'da, Fikret Otyam, Feyzullah Çınar, Nesimi Çimen, Aşık Daimi, Kul Ahmet gibi ozanla bir araya gelmeye başladı. Otyam'la ilişkileri baba oğul gibiydi.
Bu dönemden sonra Mahzuni Şerif hakkında soruşturmalar başlatıldı. Kısa aralıklarla birkaç kez hapiste yattı.
68'in devrimci önderlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idam edildiği dönemde başbakan olan Nihat Erim için yazıldığı iddia edilen "Erim erim eriyesin" türküsünü plağa okuması yüzünden hapse atıldı. Türkü sözleri şöyleydi: Köşkün sarayın yıkılsın / Erim erim eriyesin / Umudun suya dökülsün / erim erim eriyesin / Sürüm sürüm sürünesin
2001 yılının Kasım ayında kendisine, "Elhamdülillah Kızılbaş'ım ve laikim. Ben değil, yedi sülalem Kızılbaş'tır. Bir suç varsa o da dedemdedir." dediği için, DGM tarafından aleyhinde dava açıldı. Duruşma 27 Aralık 2001 tarihinde DGM'de yapıldı.
Evli, sekiz çocuk, dört torun sahibi olan Mahzuni Şerif 17 Mayıs 2002 tarihinde Almanya Köln'de vefat etti. Vefat ettiğinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi'ndeki davası henüz sonuçlanmamıştı. Vasiyeti üzerine Nevşehir'in Hacı Bektaş ilçesine gömüldü.
Aşık Mahzuni’nin 453 plağı, 58 kasedi ve yayımlanmış 8 kitabı bulunuyor. Ayrıca TRT tarafından hakkında çekilmiş 2 belgeseli var.
Aşık Mahzuni Şerif, 1989-1991 yılları arasında Halk Ozanları Federasyonu tarafından dünyanın en büyük 3 ozanı arasında gösterildi.
Aşık Mahzuni'nin türküleri pek çok sanatçı tarafından seslendirilmiştir.