“Geçiyor abim, geçmez sanıyorsun ama geçiyor... Bitmiyor tabi, biter mi... Sonra başka biri çıkıyor karşına, çıkmaz diyorsun ama çıkıyor, seviyorsun, sevmem diyorsun ama seviyorsun abim bak doğru söylüyorum...”
@ftfurkantuna Yani. Ayrı boş hareketler. Had bilmek önemli. Saygıyı eksik etmemek yine önemli. Sosyal medyada kolayca biri veya birileri hakkında yazabiliyor olmak yazmayı gerektirmiyor. Azmi Karamahmutoğlu da öyle. Farklı partiler olabilir. Siyaseti buralara indirgememek lazım.
Cihat Yaycı :
Madem bu model “Türkiye’nin projesidir”, o halde soruyorum:
SDG/PKK’nın silahlarını teslim etmemesi, kadrolarını ve komuta yapısını koruması Türkiye’nin istediği sonuç mudur?
Örgüt mensuplarının tasfiye edilmek yerine kendi komutanlarıyla tugaylar halinde Suriye ordusuna yerleştirilmesi Türkiye’nin hedefi midir?
SDG/PKK elebaşı Mazlum Abdi’nin cezalandırılmak yerine Cumhurbaşkanlığı makamına yakın bir göreve getirilmesi, İlham Ahmed’in Suriye Meclisine taşınması ve diğer örgüt yöneticilerinin devlet kademelerine yerleştirilmesi Ankara’nın özel talebi midir?
YPG’nin kadın teröristlerden oluşan silahlı yapılanması YPJ’nin dağıtılmayarak İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel ve örgütlü bir güç halinde korunması Türkiye’nin istediği sonuç mudur?
Haseke’de üç, Kobani’de ise ayrı bir SDG/PKK tugayının varlığını sürdürmesi Türkiye’nin “tek devlet, tek ordu” anlayışı mıdır?
Elbette değildir.
Bütün bunların arabuluculuğunu Türkiye mi yapmıştır?
Hayır!
SDG/PKK ile merkezi Şam yönetimi arasındaki süreci ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack yürütmüştür.
Anlaşmayı “tarihi” diye öven ve ortaya çıkan sonucu ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğine bağlayan da Tom Barrack’tır.
SDG/PKK’yı yıllardır silahlandıran ABD…
Şam yönetimi ile terör örgütü arasında arabuluculuk yapan ABD…
Süreci yürüten Tom Barrack…
Ortaya çıkan sonucu sahiplenen Trump yönetimi…
Ama proje Türkiye’nin!
Ne güzel bir mantık!
“Bizi sevindiriyorsun; huzurumuz kaçar öyle. Huzurumu bozuyorsun; sen mahvediyorsun, etme!”
O nasıl bir ses tonu be dayı :) ağzına sağlık.
https://t.co/R98gDy5y4b
AK Parti, DEM Parti, MHP ve CHP’nin “Evet” lehine kampanya yürüttüğü; Yeni Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi ve Yeniden Refah Partisi’nin “Hayır” lehine kampanya yürüttüğü bir Terörsüz Türkiye (Çerçeve Yasa) referandumu senaryosunda parti tabanlarının eğilimi.👇🏻
Özgür Özel’in Tutuklanma Senaryosu
AKP tabanında tam onay %67’de kalıyor. Yani her üç AKP seçmeninden biri “hukukun normal işleyişi” ifadesini benimsemiyor. Bir hükümet tabanı için mutlak konsolidasyon sayılmaz; iktidar bloğunun bu tür operasyonlarda taşıdığı yumuşak karın burada.
Asıl bulgu YRP. Muhafazakâr blokta olmasına rağmen tam onay %49’a düşüyor, %44’ü ise itiraz kanadında (%20 zamanlama + %24 tamamen siyasi). Bu, “yargı operasyonu” meselesinin sağ tabanı homojen tutmadığını, YRP’nin iktidardan bağımsızlaşma alanını tam da bu tür konularda bulduğunu gösteriyor. MHP’nin AKP’den 9 puan geride olması (%58) aynı eğilimin daha zayıf hali.
Muhalefet tarafında olağanüstü bir yakınsama var: CHP %77, İYİ %79, DEM %76. Üç farklı seçmen sosyolojisi neredeyse aynı noktada. İYİ’nin CHP’yi geçmesi dikkate değer: burada CHP savunusu değil, kurumsal/rejim itirazı çalışıyor.
Günlere bakarsın katı katı
Üzerine çekersin perde
Yoldan geçenler var da
Her akşam gelenler nerde?
Kara yazı yazıldı sanma
İnsanın da kaderi böyle
Öyle bir geçer zaman ki
Dediğim aynıyla baki
Bir cevap buldun mu sorulara?
Yiğitlik de var yine serde
…
https://t.co/zVaq3HLq4Q