@JeanPFournier Debriding necrotic tissue in Fournier’s gangrene is difficult, but possible. Unfortunately, the necrosis in some people’s understanding of history appears to be irreversible.
@Greekfilelenew@vonderleyen@RTErdogan 1914te ülkemizi işgale kalkıp sonra tokadı yapıştırıp denize döktüğümüze bak…savaş suçlusu arıyorsan anlaşma imzaladığın müttefiklerine bak..
İki yüzlü yavşak
@serkan_sal36771@metropolmedya_ Video doğru. Belden uyuşturulsan dahi ani gelişen bir durum olduğunda (allerji gibi) genel anesteziye geçilir. Bu durumda pulmoner aspirasyon riski yine ortaya çıkar.
@ukarakullukcu@alisabanci Aynı şekilde Lizbonda mağdur olmuştuk Ugur bey. Siz otele gidin yerleşin yüm harcamalarınızın faturalarını alın. Daha sonra devlet hava meydanlarının sitesinden şikayet dilekçesi oluşturuyorsunuz ve faturaları oraya yüklüyorsunuz. Hem tazmşnat hemde harcamalarınız karşılanıyor
@LFC I'm furious just thinking about Arne Slot's ridiculous facial expressions while two of our players were about to undergo surgery. He doesn't have the maturity to be the manager of a big team like Liverpool. I hope he gets sacked.
@ESPNmx I'm furious just thinking about Arne Slot's ridiculous facial expressions while two of our players were about to undergo surgery. He doesn't have the maturity to be the manager of a big team like Liverpool. I hope he gets sacked.
@SkySportDE I'm furious just thinking about Arne Slot's ridiculous facial expressions while two of our players were about to undergo surgery. He doesn't have the maturity to be the manager of a big team like Liverpool. I hope he gets sacked.
Bildiğiniz üzere annesi tarafından şiddete uğradığı için mahkeme kararıyla geçici velayetini alıp 2.5 yıldır burda beraber yaşadığım ancak Litvanya’daki boşanma anlaşmamıza dayanarak Litvanya tarafından iadesi istenen ve çocuğun durumunu görmezden gelip Avrupa’nın bendesi gibi davranan yetkililerin geçen sene mart ayında, aşağıdaki videoda da görüldüğü üzere, orada yaşayacaklarını bildiği için dehşet içinde ve can havliyle gitmek istememesine ve bunu ısrarla ifade etmesine rağmen gayri insani şekilde icra ile zorla benden ve vatanımızdan koparılan oğlumun bu sefer de annenin kocası tarafından şiddete uğradığını, çocuğumun oradaki mahkeme psikologuna verdiği ifadeden (fotoğrafta) öğrenmiş bulunmaktayım.
Ancak ne hikmettir ki alışıp rehabilite olduğu Türkiye’den zorla koparıp şiddet uygulayan annesine iki ekip polis zoruyla koparıp gönderen yetkililer, tüm ısrarlarımıza ve şimdi orada fiziksel ve duygusal şiddete uğradığını belirtmesine rağmen kılını kıpırdatmamakta, adeta üç maymunu oynayarak küçücük Türk vatandaşını orada yapayalnız ve korumasız kalmasına göz yummaktadır.
Beni takip edenler bilir. Oğlumu asla sosyal ya da geleneksel medyaya alet etmedim, etmezdim. Nitekim bu bir yıllık süreçte Litvanya mahkemesinin tüm yanlı tutumu ile bir türlü çocuğumun benle fiziksel temas kurmasına izin vermemesine rağmen meseleyi buraya taşımadım. Ancak 7.5 yaşındaki bir çocuğun artık hayati riski söz konusu. Çünkü oradaki mahkeme kendi vatandaşı olan anneyi kollama refleksi ile hareket ederek, annenin iddia dahi olsa çocuğuma dair hiçbir fiziksel, duygusal ya da başka bir kötü davranma iddiası bile olmamasına rağmen (bana dair yegane olumsuz iddiaları oğluma oyuncak almam, oynamam ve çikolata almam, Ciddiyim şaka değil bu) benle fiziksel temas hakkından bile mahrum bırakmaya devam etmesi küçücük çocuğu daha büyük şiddet olayları açısından riske sokmaktadır. Mahkeme eliyle, sözde kaçırma ihtimali nedeniyle, bir yıldır oğlumla sadece haftanın 3 günü 30’ar dakika online görüşmemize izin verilmekte. Ancak bu görüşmeler, oğlum annesinin kocasının kendisine şiddet uyguladığını anlattığından beri annesi tarafından engellenmekte ve yaklaşık 3 aydır online konuşmamıza dahi izin verilmemekte. Bu da 7.5 yaşındaki oğlumun tamamen onların insafına kalmasına yol açmakta.
Bir yıldır süren bu hukuksuzluğa rağmen Türkiye’deki hiçbir yetkili ile Vilnius konsolosluğumuz taleplerimize rağmen kılını kıpırdatmamış, söz konusu sanki bir Türk çocuğu değil de Fransızmış gibi davranılmakta.
İşte bu nedenlerden dolayı sesimi adalet ve dışişleri bakanlıkları ile ilgili yetkililere duyurup Türkiye’de doğmuş, Türkçe konuşan ve sizlerle bu toplumu derinden seven oğlumun oradaki gayri insani şiddet ortamından kurtarılması için yardımınızı rica ediyorum.
Bu platformun bir araya gelince neleri değiştirdiğine, olmazı oldurduğuna çokça şahit oldum.
Beno, yüreği insan ve hayvan sevgisi ile dolu, dışarda dilenen insan gördüğünde bile ağlayan ve onlara her şeyiyle yardım etmeye çalışan dünya merhametlisi bir çocuktu. Lütfen şimdi biz onun elinden tutup, içinde olduğu bu karanlık kuyudan çıkarmak için sesini duyuralım. Çok geç olmadan
@volleylover2206 @bigitelif0 Kaş… diye başlayan gebenin cümlesi bitmeden açlık safra asidi istenir Türkiye’de. Bu hikaye ya çok çok eski yada alıntı dediğiniz gibi.
Yunanistan 15 Ocak’ta Fransa’dan teslim aldığı Belharra sınıfı yeni fırkateyn Kimon’u donanmasına teslim etti.
Aynı gün Türkiye TCG Anadolu amfi hücum gemisi; TCG Derya açık deniz destek gemisi ;TCG İstanbul fırkateyni ve TCG Kınalıada korveti ile 1 Amfibi Deniz Piyade Taburu ve SAT/SAS timlerimizden oluşan Anadolu Türk Deniz Görev Kuvvetinin 20 Ocak-16 Nisan tarihleri arasında NATO emrinde Akdeniz, Atlantik Okyanusu, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi’nde görev yapacağını deklere etti.
Bir gün sonra 16 Ocak’ta Yunan Dışişleri Bakanı Gerapetritis Parlementoda yaptığı konuşmada Yunan karasularının daha da genişletilmesinin beklendiğini söyledi ve şöyle devam etti:
“Bugün Ege Denizi’ndeki egemenliğimiz altı deniz miline kadar uzanıyor…Mısır’la bir anlaşma olduğu gibi, İtalya’yla da bir anlaşma olduğu gibi, karasularının (daha da) genişletilmesi yönünde de bir adım atılacaktır.”
Bu gelişmeler tesadüf değildir ve birbiriyle bağlantılıdır. Ege’de güç boşluğu algısı Atina’yı cesaretlendiriyor. Baştan beri vurguladığımız gibi Mavi Vatan söylemle değil, Eylem’le korunur. Yunanistan’ın Ege ve doğu Akdeniz’de anladığı tek dil varlık gösterme ve caydırıcılıktır.
Ulusal güvenlik çıkarlarımız gereği Anadolu Görev Grubunun NATO görevi gelişen yakıcı küresel konjonktür paralelinde iptal edilmeli, gemilerimiz milli kontrol altında tutulmalıdır.
Ayrıca Dışişleri Bakanlığımız, Yunan Dışişleri Bakanı’nın bu sorumsuz açıklamasına en sert şekilde cevap vermelidir.