Yakıp Kadri’nin Yaban romanında bir karakter vardı. Havadan düşman uçakları geçtikçe seviniyordu, bunların sesi sayesinde tarlamdan kargalar kaçıyor, iyi oluyor diye. O cehalet bugün de aynı cehalet, başedemessin.
Bana verilen vatandaşlık görevini severek yapacağım ancak 7 senedir yurtdışında yaşayan biri olarak, Türkiye’nin geleceğini etkileyecek bir seçimde oy vermeye zerre hakkım olduğunu düşünmüyorum. Ülkede yaşayanların geleceğinde yurtdışındakilerin söz hakkı olmamalı.
Babylon (özellikle ilk yarısı) bir başyapıt. Sanki Fellini günümüz teknolojisiyle Satyricon’u, La Dolce Vita’yı yeniden çekmiş gibi. Margot Robbie muhteşem oynamış, banko oscar’ı alır.
En kıral final bile olsa, hiçbiri Galatasaray maçı heyecanı vermiyor. Çok şükür Dünya Kupası bitti de 3 gün sonraki Ankara Keçiörengücü ZTK maçının heyecanı kapladı bünyeyi. 🙏
Dünya Kupası’ndan en büyük çıkarımım, bir ideolojiye saplantılı olmanın manasızlığı oldu. Politik/dini/tarihi konular üzerinden savaş kazanmış gibi tepkiler verilmesi, rakibe saygısızlık yapılması beni Dünya Kupası’ndan soğuttu.
Murat Menteş sonunda kendi romanlarındaki tuhaf karakteri gerçek hayatta bulup, onun hikayesini yazmış Fink’te. Shantaram’dan beri okuduğum en sürreel gerçek hikaye, nefisti!