Kişisel bir not defteri olarak https://t.co/NcQGsxQBWv'u bir kaç ay önce yayına aldım. Bir kaç karalama ortaya çıkınca duyurmaya karar verdim.
Bu defter, hukukun yanına felsefeyi ve fiziği koyup aralarındaki ortak gramerin peşine düşme denemesi.
Sayılamayanı tartmak üzerine - https://t.co/VVMqodoQmx
CHP kongresinin iptali için açılan bu dava "DERNEK GENEL KURUL KARARI İPTALİ DAVASI"dır ancak CHP bir dernek değil siyasi partidir ve CHP'deki seçim ise dernek genel kurul seçimi değil siyasi parti kongresidir. Parti kongreleri ve parti içi seçimler Dernekler Kanunu'na değil Siyasi Partiler Kanunu'na tabidir. Dolayısıyla bir asliye hukuk mahkemesi, dernek genel kurul iptali davası ile bir siyasi partinin kongresi hakkında hiçbir karar veremez. Parti kongreleriyle ve seçimleriyle ilgili görev seçim kurulları ve YSK'dadır. Ancak ülkede hukuk bitik durumda olduğu ve yargı fiilen yürütmeye bağlandığı için artık iktidar adeta muhalefeti dizayn etmektedir ve bunu da yargıyı maşa olarak kullanarak yapmaktadır.
Hayatını bilime adamış, Türk tarihçiliğinin mihenk taşlarından, toplumumuzun sevgisine mazhar olmuş tarihçi, akademisyen ve yazar İlber Ortaylı’nın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Merhuma Allah'tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı dileriz.
Sayın Bakan tepkisinde gerçekten haklı. İlgili hakkında disiplin soruşturmasını İzmir Barosu bence de yürütmeli. Ancak konu baro ile avukat arasında. Ne savcılığın ne bakanlığın yetki sahasında değil. Ortada soruşturma açılmasına neden olacak bir durum yok.
Avukatlık Kanunu’nun 1. maddesi, avukatlığın kamu hizmeti olduğunu; avukatın ise yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini açıkça vurgular.
Yargının kurucu unsuru olmanın yüklediği sorumluluk; avukatların yalnızca temsil ettikleri hakkı savunmayı değil, adalete duyulan güveni de güçlendirmeyi gerektirir.
Hukukun ciddiyetini zedeleyen, kanun hükümlerini keyfî biçimde yorumlayarak yanlış yönlendirmeye kapı aralayan her tutum; toplumun adalete olan inancına zarar verir.
Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatlık görevinin özen, doğruluk ve onur içinde yürütülmesini; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun davranmayı ve meslek kurallarına bağlılığı esas alır. Türkiye Barolar Birliği meslek kuralları da aynı doğrultuda; avukatın, mesleğin itibarını zedeleyecek tutum ve davranışlardan kaçınmasını, bu hassasiyeti yalnızca mesleki faaliyetinde değil özel hayatında da gözetmesini gerekli kılar.
Sosyal medya hesaplarında yaptığı paylaşımlarla avukatlık mesleğinin vakarına uygun davranış göstermeyen ve İzmir Barosu’na kayıtlı olduğu tespit edilen avukat hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmıştır.
Avukatlık Kanunu’nun disiplin hükümleri uyarınca ilgili baro tarafından da meslek kurallarına aykırılık teşkil edip etmediği yönünden inceleme ve gerekli değerlendirmeleri yapılmak üzere disiplin süreci başlatılmıştır.
Türkiye’de adalet sisteminin geldiği nokta. Normal şartlarda bu adamın kasten adam öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alması gerekiyordu.
Alkol ve uyuşturucu alıp lüks arabasıyla bir aileyi yok etti . Kazadan sonra kaçtı yerine arkadaşını bıraktı.
Kanındaki alkolü ve uyuşturucu izlerini temizlemek için hastaneye yattı.
Kendini temizlediğinde ve yakalanacağını anladığında küstah bir açıklamayla kendisini adalet savaşçısıymış gibi gösterip teslim oldu. Birkaç yıl hapis cezası için bunun çoğunluğunu da açık cezaevinde yattı.
Şimdi de imza günü yapıyor.
Ekonomiyi düzeltebilirsiniz ancak adalet duygusunu yitirdiğinde toplum bunu düzeltemezsiniz. İnsanlar kendisine hakim savcı ve polis yerine koyup başlarına gelen haksızlıklara kendi başlarına çözmeye çalışırlarsa yaşanacak şey kaos olur.,
Ogün Samast da Suça Sürüklenen Çocuktu, Cem Garipoğlu da. Çok talihsiz iki yüzlü bir açıklama.
Ahmet Minguzzi cinayetini işleyenler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Etnik temelli bu saçma çıkışa İstanbul Barosunun kendini alet etmesi de anlaşılır gibi değil.
ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ BAŞKANIMIZIN YANINDAYIZ!
İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Av. Kardelen Ateşci’nin “Suça sürüklenmiş çocuklar mağdurdur. Bu laf hoşunuza gitmese de gerçek budur.” şeklindeki ifadesi, çocuk adalet sisteminin temelini oluşturan evrensel bir gerçeğe işaret etmektedir.
Bu sözlerin bağlamından koparılarak, ötekileştirici ve hedef gösterici görseller eşliğinde sosyal medyada dolaşıma sokulması; kabul edilemez bir linç kültürünün tezahürüdür.
Unutulmamalıdır ki çocuk adalet sistemi; cezalandırma değil, onarma, koruma ve topluma kazandırma ilkelerine dayanır. Bu ilkelere yönelik her saldırı, yalnızca bireyleri değil, tüm çocukların geleceğini hedef almaktadır.
Çocukların yaşam hakkını savunmak ve onlar için güvenli bir gelecek inşa etmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. İstanbul Barosu olarak, bu sorumluluk bilinciyle çocukların her türlü suçtan korunması ve haklarının güvence altına alınması için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.
Bilimsel verilere ve insan haklarına dayalı çocuk adalet sisteminden asla taviz verilmemelidir. Çocuk Hakları Merkezi Başkanımızın yanındayız. Ayrıca, Başkanımızı ölümle tehdit eden, kişisel verilerini hukuka aykırı biçimde ifşa eden ve yayan kişiler hakkında gerekli hukuki sürecin başlatıldığını kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL BAROSU
Çünkü; canı yanan insanlar hukuka sığınırlar.
Ama canınızı hukuk yakıyorsa.
Hukukun bittiği yerdir orası.
Başınızı hangi taşa vuracaksınız?
Türk yargısı her girdiği sınavda oldukça çarpık ve başarısız sonuçlar veriyor.
Empati yoksunu ve eğitim kalitesi düşük uygulamacılar; kişiye, meşrebine, yakınlığına göre ayrı ayrı uygulanan kanunlar. Türk yargısı kritik eşiği çoktan aştı. Çok üzücü sonuçları ihkak-ı hak örneği.
3 büyükşehir belediye başkanı gözaltına alındı.
• Antalya Büyülşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek,
• Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar,
• Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere.