Nasıl hissettirdi? Bilmiyorum , tarif edemiyorum; her cümle boşa kuruluyor, boşa dediklerim daha çok acıtıyor gibiydi. Tam geçiyordu; gözlerim doluyor,boşa diyormuşum gibiydi.
Duyguların esaretinde kalıp benlik dışı tepkiler gösterilebiliyor. Bunların sorumluluklarını taşımak tamamen olgunluğa dayalı bir varoluş. Pozitif ya da negatif olguların hayata etkileri de kaçınılmaz bir son.
Varoluşsal sancıların karanlık karakterli bedenlere bürünmesi; bunu örtmeye çalışan ailelerin şımarık bir hayat doğurması üzerine hayattan ne istediği sadece belirsizlikten ibaret olan kalabalıklar güncel toplum savaşı.
Anlamsız bitişler, yıpranmış kişilikler, sıkışmışlık hissi ve yarım kalmış cümleler. Yokluğu sorguladığında cevapsız bir sürü soruyla verilen savaş. Cevap arayışında karşındaki boş bedenlerle iletişim kurma çabasıyla verilen bir yanıt alacağım inancını tatmak, bitap düşmek.
Dikte edilen davranışlar yaş kayıtsız olmaksızın saygı dışında yer alıyor. Doğru iletişim karmaşık kelimeler yerine bunları yalın ve anlaşılır şekilde paylaşılmasıdır. Kavram anlaşmazlığı sadece sözlü bir şiddettir.
Toplumsal sancılarınız, varoluşsal benlik kaygılarınız ruhani bünyenizde verdiğiniz bir mücadeledir. Çevre etkenlere bunu bağlayarak sadece durumu pembe hale getirebilirsiniz. İç dünyanıza döndüğünüzde eminim size ayna olacaktır. Karanlığı suçlamak yerine çözüm bulabilirsiniz...
Siyah, beyaz savaşına benzer bir kaotik ortamda gri olmamak için çabalarken yavaş yavaş siyahlar dokunuyor beyaza. Birbirinden ayrıldığında renkli ve hür hayat beklentisi içindeyken griye doğru yol alan bir serüven savaşı. İddialı, yıkıcı ve benlik eksikliğine yol açan gri...
Üslup iletişimde en pozitif etkenken doğru iletişimle senkron olmadığı sürece toplumda eksik noktaları tamamlamak adına saygı kavramının dışına taşmak üzere davranışlar sergilemeye yol açabiliyor. Yanlış üslup beraberinde hak arayışları çevreyi olumsuz yönde etkiliyor.
Sana kırgın kalmamak için verdiğim çaba bile senin cesaretinden fazlaydı belki. Koca keşkelerle beni yalnız bıraktığın için çok yorgunum. Yalnızlıklarımızı paylaşıp, özlem acısını geride bırakma ümidiyle. Ben artık eksiliyorum...
Bastırdığım her şey artık o kuytuda durmuyor; özlemim dinmiyor, sustuklarım çığlığa dönüşüyor, inkar ediyorum sevdiğimi ama hala yüreğime dokunuyor... Ümidim kalmıyor artık kendi benliğimin bu savaşı kazanacağına. Aşkı savaşa dönüştüren bizden vazgeçmeyi basaramıyorum.
Hayata farklı pencerelerden baktığım insanları anlamak için çok çaba gösteriyorum fakat çok değerli zamanlarınızı rica ediyorum benli sansasyonlarla doldurmayın. Ben sadece kendim için önemliyim, sizin için çok da bir şey ifade etmiyorum. Sığ düşünceleriniz lütfen sizin olsun...
Düzenleri bozulması uğruna olan korkularının bir hayatı alt üst edecek cesaretsizlikle birleşmesi, tarifi dile gelmeyen bir sızı hissine dönüşmesi, buruk bir kaygıyla adalet terazisinde karanlığa teslim ediliyor.
Kendi çıkarları doğrultusunda adalet çemberinde olan insanlara acıyorum. Toplumda adil yönünün ağır bastığı imajı çizen ve her fırsatta kendi çıkarlarını düşünen insanların bırakın toplum içinde hiç bir tabiatta saygı duyma ihtimaline göz yummak istemiyorum.
Korkak insanlar içten içe sessizliğe bürünürken cesur davranıp arkasında duran insanlar hep daha çok acıyla yüzleşiyor. Cesaretle gerçekleri görüyorsun. Kaçıp susmak yerine adil savaşı tercih ediyorsun. Vicdan rahatlatma bahaneleriyle değil de gerçekliğin acısını yaşıyorsun.