Volkan Konak, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan 19 Mart süreci ile ilgili ifadeleri: “…ne sizin hukukunuza ne sizin adaletinize, ne sizin dürüstlüğünüze, ne de sizin sevginize inanmadım, yaşadığım sürece inanmayacağım.”
“Yaşasın bilim, yaşasın sanat, yaşasın kadın, yaşasın kültür, Yaşasın Mustafa Kemal’in devrimci ışığı…”
Ben İmamoğlu haklı mıdır haksız mıdır bilemem ama şunu bilirim; bu iktidar haklı olsaydı şu geçtiğimiz 5 günde İmamoğlu’nun çarşaf çarşaf yolsuzluklarını somut delillerle bağırta bağırta tüm basında ifşalatırdı.
İmamoğlu soruşturmasında gizli tanığın, "Neva Organizasyon Şirketi belediyeye sahte fatura kesiyor" iddiasının doğru olmadığı; şirketin AKP döneminde 27 milyon dolarlık 12 ihale aldığı, İmamoğlu döneminde belediyeyle hiçbir ticari ilişkisinin olmadığı anlaşılalı birkaç saat oldu
O üniformayı çıkarınca erkeğim diye geçinirsin dimi lan. Sivil hayatındaki ezikliğini, o kıyafeti giydiğin an kamufle ettiğini ve güçlü olduğunu düşünüyosun dimi… Sen, dümdüz yürüyen kadına bile vuracak kadar eziksin oğlum, ezik.
Korkunun ecele faydası yok!
Öyle de yenileceksin! Böyle de yenileceksin.
Haklılığımıza, cesaretimize, tevazumuza, güler yüzümüze yenileceksin!
Aziz Milletim;
Asla üzülmeyin, mahzun olmayın, umudunuzu yitirmeyin.
Demokrasimize yapılan bu darbeyi, bu kara lekeyi el birliğiyle söküp atacağız.
Bu süreci yöneten insanların, hem bu dünyada hem de ahirette yüce Yaradan huzurunda hesap vereceği günler yakındır.
86 milyon vatandaşımı sandığa koşmaya, demokrasi ve adalet mücadelesini tüm dünyaya duyurmaya davet ediyorum.
Dimdik ayaktayım, asla eğilmeyeceğim.
Her şey çok güzel olacak…
Bugünkü sokak hareketlerinin Gezi eylemlerinden çok temel bir farkı var. Gezi, ekonominin, hukukun görece çok daha iyi olduğu, memleketin milyonlarca düzensiz göçmenle dolmadığı, insanların bir şekilde gelirleriyle ev, araba alıp tatile gidebildiği bir dönemde, ağaçların kesilecek olması ihtimaline karşı olarak başlayıp, moderrn yaşam tarzına müdahale endişesiyle devam eden ve kapsamı bu çerçeveyle sınırlı olduğu için de -genellikle- seküler ve eğitimli kesimin başrolde olduğu bir hareketti.
19 Mart hareketiyse toplumda çok yüksek teveccühü olan, üst üste üç seçimde oylarını katlayarak en büyük kenti yöneten, ülke çapında her kesimden karşılığı olan bir siyasetçiye yapılan sayısız yargı hamlesinin en sonuncusunda göz altına alınması ve ortaya çıkan büyük haklı mağduriyet sonucunda gerçekleşiyor. Bu nedenle de sadece belli bir kesimin değil, genç yaşlı, modern muhafazakar, esnaf beyaz yakalı, köylü kentli herkesi kapsıyor ve yine iktidarın ve hatta belki de çoğumuzun beklemediği hızda büyümesinin sebebi de -ekonomik, hukuki ve sosyal koşulların da bu sürede çok geriye gitmiş olmasının etkisiyle- bu. Ve bu mağduriyet büyüdükçe kitlesel desteğin de artarak devam edeceği aşikar.
Deniyor ki ‘iyi de ya iddialar doğruysa?’ ‘Bir siyasetçi soruşturulamaz mı?’ Pek tabi soruşturulur, hatta hep soruşturulsun bana kalırsa da, burada soruşturmaların kamu vicdanında inandırıcı olabilmesi ve destek görebilmesi için hukuk organlarının tüm siyasetçilere eşit davranması gerekir. Kendi partisinin kurucusu tarafından başkenti idare ettiği dönemde şehri parsel parsel cemaate verdiği söylenen eski bir belediye başkanına veya bakanlığı döneminde kocasının firmasından bakanlığa dezenfektan sattığı ortaya çıkan eski bakana, Kızılay’ın çadırlarını sattığı bilinen zatı muhtereme, ne hikmetse hiçbir AKP belediyesine ve daha burada sayamayacağım yüzlerce dosyaya dokunmayıp bir tek İstanbul Belediye Başkanı’nın üstüne -üstelik başkanlığında pek çok danıştay incelemesi geçirmişken- dava üstüne dava açarsanız, sizden çıkarı olan yancılarınız ve seçmen kitlenizin en fanatik kesimi dışında kimseyi ikna edemezsiniz.
Bundan sonra ne olur? Kestirmek çok güç. Benim görüşüm, eğer muhalefet partileri gerçekten yeni bir Türkiye istiyorlarsa bir olup, yanyana durup sokaktaki büyük kitleleri yalnız bırakmaz, kitlelerse muhtemelen birkaç güne aralarına karışmaya yeltenen provakatörleri anında bastırıp bu büyük sesi barışçıl ve kararlı bir şekilde çıkarmaya devam ederlerse bu hukuk garabetinden geri adım atılması ve bir nebze olsun normalleşmemiz muhtemel diye ümit ediyorum.
Bugün, Dünya Kız Çocukları Günü.
Her kız çocuğu, ayrımcılık olmadan eşit haklara sahiptir. Eşit fırsatlar, onların geleceğini ve toplumun yarınlarını şekillendirir.
Yaşam haklarının ellerinden alınmadığı yarınlar diliyoruz!
Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ve teğmenlerimizin, Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı siyaset üstüdür.
Genç teğmenler en mutlu ve onurlu günlerinde büyük bir coşku içinde ülkenin kurucusuna olan saygılarını ifade etmek istediler, hepsi bu.
Her olaydan, darbe çıkarma huyunuzdan vazgeçin, gençlerimize yazık etmeyin. Sevgili gençler ve ailelerine sesleniyorum; dün “katil” dediğine bugün “kardeşim” diyen zihniyetten, her şeyi siyasi menfaatine kullanan, milleti bölen bu akıldan milletçe ilk seçimde kurtulacağız. Yaşasın Cumhuriyet.
Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk.