Düşünsene, ergen yaşlarından beri okulda çalışıp didinip sonra iş sahibi olduktan sonra, yıllarca sabah erkenden kalkıp, onun bunun sıkıntısını çekerek kazanacağın parayı 14 saniyede kazanıyor. Böyle eşitlik ve insanlık düşmanı bir sistem.
Dört yıldır terapi alıyorum ve kaygılı bağlandığımı biliyorum. Ama çevrede bununla ilgili sürekli sanki eziklikmiş gibi bir algı var. Bana sorarsanız, dünya böyle kaygılı insanların hassasiyeti ve şefkati hatrına dönüyor.
Gördüğümüz bir kediyi aç bırakmayan, suyunu eksik etmeyen, her kış sokakta olanlar için dualar eden, kısacası eksikliği görüp kapatmaya çalışan bizleriz. Bu neden eziklik olsun?
Sürekli olarak kaygı sanki kötü bir şeymiş ve eksikmişiz gibi lanse edilmesinden çok boğuldum. Kaygılı bağlanmanın aşırısı hayat kalitesini bozuyor, doğru ama kimse bizim tarafımızdan sevildikçe sevilmedim demeyecektir. Bunu yakıt olarak kullanmak mümkün.
Kaygıyı güce çevirmek mümkün. İlişkilerde güçsüz değil asıl en güçlü taraf biziz.
Bir erkeğin aldatması zaten yeterince kötüdür. Ama daha kötüsünün ne olduğunu biliyor musun?
İyi bir insanmış gibi davranan, ama gerçekte patolojik bir yalancı, şehvetinin peşinden giden bir manipülatör ve mağdur rolünü oynamakta uzman olan bir erkek.
Biriyle ilişkini kesince yaptıklarına bakıyorsun,aslında sen varken de arayış içinde olduğunu fakat senin serbest bırakmanı beklediğini farkediyorsun sonra ne doğru bir karar verdiğini anlıyorsun,SADAKAT SADECE BİRLİKTEYKEN OLMAZ.