İnsanlar ahı, bir insanın hayatını altüst etmeyi o kadar hafife alıyor ki; katil olay mahalline geri döner derler ya, yeniden orada mı diye bakıyorlar ama bir insan yoluna bakıyorken onun hayatına tekrar giremezsiniz, girmeye de çalışamazsınız; pişmansanız konuşmayı öğrenin, pişmanlığınızı dile getirmeyi öğrenin, tahrik etmeyi bırakın, bazı insanların sizi kendi hayatında sildiğini kabul edin yaptığınız hataların bedelleri bunlar.
Herkes her şeyi istediği ve işine geldiği gibi anlamakta özgür. Beni yeterince tanıyamamış ve anlamamakta ısrar eden kimse için çaba sarf edemem. Beni tanıyan zaten sınırlarımı bilerek davranır. Anlamak isteyen sessizliğimden bile bir anlam çıkarır. Zorlamaya gerek yok bazen.
Zarif insanların en büyük yanlışı aşırı
empati kurmalarıdır.
“ne bu kötü dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de bu vasat insanlar bu kadar inceliği…”
Bu yıl öğrendiğim en büyük ders şu oldu sanırım.
Hayatta her şeyi kontrol edemiyorsun. Ne insanların kalbini, ne düşüncelerini, ne de hayatın sana getirdiklerini… Bir süre uğraşıyorsun. Anlatmaya çalışıyorsun, düzeltmeye çalışıyorsun, sabrediyorsun. Belki biraz daha anlaşılmak, biraz daha değer görmek için elinden geleni yapıyorsun. Ama bir noktadan sonra fark ediyorsun ki bazı şeyler sen ne yaparsan yap değişmiyor. İnsan bazen elinden geleni yapar ama yine de her şey istediği gibi olmaz kabullenmek lazım.
Bunu kabullendiğin an bir şey değişiyor içinde. Herkesi olduğu gibi, olduğu yerde bırakmayı öğreniyorsun. Gitmek isteyenin önüne set çekmemeyi, kalmak isteyenin zaten bir yol bulup kaldığını anlıyorsun. Zorla tutulan hiçbir şeyin gerçek olmadığını da o zaman fark ediyorsun.
Bazı şeyleri tutarak değil, bırakarak mutlu oluyorsun fark et. Çünkü bazen hayat senden bir şey almak için değil, seni rahatlatmak için bazı şeyleri senden uzaklaştırıyor. Ve şüphesiz insan bunu anladığında biraz daha sakinliyor.
Her şeyi çözmek zorunda olmadığını, herkesi yanında tutmak zorunda olmadığını kabul ediyor. O zaman hayat da, insanın içi de biraz daha ferahlıyor.