Basına ve Kamuoyuna
7 Temmuz günü Maltepe Cezaevi’ne Gönderilen Önderimiz Nurullah Efe, Adli Kontrol Şartıyla Tahliye Edildi
ABD Emperyalist Haydut Devletinin faşist, bunak, pedofil devlet başkanı Trump’ın uşaklarına emirler yağdırmak üzere Türkiye’ye geldiği gün Maltepe Cezaevi’ne gönderilen Önderimiz Nurullah Efe, Partili Avukatlarımızın yoğun girişimleri sonucu adli kontrol şartıyla tahliye edildi.
Hatırlanacağı gibi AKP’giller, ABD-AB Emperyalistlerinin kanlı katliam örgütü NATO’nun 36’ncı zirvesi için başta Laik Cumhuriyeti’mizin Başkenti Ankara olmak üzere tüm ülkemizi teröre boğmuş, aralarında Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın Karargâhı olan Birinci Meclis önünde protesto eylemi yapan 19 Yoldaşımızın da bulunduğu yüzlerce vatanseveri gözaltına almışlardı. Bununla da yetinmeyen halk düşmanı AKP’giller, NATO zirvesinin başladığı ve ABD Emperyalist Haydut Devletinin sapık, bunak, pedofil devlet başkanı Trump’ın vatan topraklarına kanlı ayaklarını bastığı gün Önderimiz Nurullah Efe’yi Maltepe Cezaevi’ne göndermişti.
Gerçek Devrimci Nurullah Efe, an itibarıyla haftada 4 gün imza vermek şartıyla serbesttir. Bedence tükenişe uğrayıncaya dek mücadeleyi sürdürmeyi devrimci kavgaya ilk adımını attığı 1967’den bu yana temel şiarı haline getiren Önderimizi, AKP’giller’in bugüne kadarki hiçbir saldırısı yıldıramamıştır, bundan sonra da yıldıramayacaktır. Kısacası Gerçek Devrimci Nurullah Efe, ABD-AB Emperyalistlerine ve onların Türkiye’deki yerli hain işbirlikçilerine karşı mücadelesini kararlıca sürdürmektedir, görevinin başındadır!
Tıpkı kendisinin Maltepe Cezaevi’nden Halkımıza ve Yoldaşlarımıza gönderdiği mesajda dile getirdiği üzere;
Nasıl yüz yıl önceki öncülleri olan hain Vahidüddin’i, Damat Ferit’i, Filozof Rıza’yı, Dürrizade Abdullah’ı, Mustafa Sabri’yi ve Nemrut Mustafa Paşa Divanlarını ABD, İngiliz, Fransız, İtalyan Emperyalist Haydutları ve onların savaş filoları kurtaramadıysa; halk düşmanı AKP’giller’i de insan soyunun başdüşmanı ABD Emperyalistleri ve onların sapık, sarhoş generallerinin komutasındaki kanlı katliam örgütü NATO kurtaramayacaktır.
Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!
9 Temmuz 2026
HKP Merkez Komitesi
https://t.co/xfzsRsVoL0
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
ABD'nin kurtuluş gününü büyük coşkuyla kutlarken, kendi ülkemizin Kurtuluş Savaşı'ndan rahatsız olanlar bize millilik dersi vermesinler.
Göreve geldiğinden beri okullarla ilgilenmeyip ideolojik takıntılar ile Atatürk ve Cumhuriyet ile uğraşan Milli Eğitim Bakanı ulusal egemenliğin ve bağımsızlık ülküsünün olmadığı, alternatif bir tarih yazımına girişiyor.
Kurtuluş Savaşı'nın adı, Mustafa Kemal Atatürk tarafından bizzat 10. yıl Nutku'nda kalıcılaştırılmıştır.
Halkımız da bu haliyle benimsemiştir.
Mazlum milletlere ilham olan Kurtuluş Savaşımızla gurur duyuyoruz!
Trump'ın Anıtkabir'i ziyaret etmeyecek olması çok net mesajlar içeriyor. Ayrıca bir protokol krizidir. Türk Devleti'nin geleneğini alenen tanımıyor ama yani kime ne anlatacaksın, iktidarın tutumu belli.