Sevgili komşularım,
Bu sabah yanınızda olamasam da her sabah olduğu gibi bugün de aklım ve kalbim Üsküdar’ın sokaklarında.
Tüm çalışma hayatımı gözden geçirdiğimde, olmayı hak ettiğim ve hayal ettiğim yer elbette nezarethane değildi. Ama sağlığım yerinde çok şükür. Sizlerin de vermiş olduğu destekleri avukat arkadaşlarımız bana ulaştırıyor, gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizden haber almak, destek almak moral veriyor.
En yakın zamanda görüşmek ümidi ve sevgilerimle.
🔴 #SONDAKİKA | YENİ PARTİ İstanbul Milletvekili Suat Özçağdaş, Üsküdar Belediyesi önünde toplanan yurttaşlara seslendi:
🗣️ “Üsküdar sana kalmadı, İstanbul sana kalmadı, Türkiye de sana kalmayacak. Seni aşacak bu ülke.”
🗣️ “Sinem Dedetaş, senin en korktuğun rüyaları temsil ediyor. Sende olmayan ne varsa onda var!”
🗣️ “Korkunun ecele faydası yok. Sinem Başkan geri gelecek. Sana bu ülkeyi bırakmayacağız.”
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
Daha ilk günde 6.000 takipçiye ulaşan X hesabımız, değişime olan inancın ve umudun en güçlü göstergelerinden biri oldu.
Bizi takip eden, paylaşan, destek veren ve sesimizi daha fazla insana ulaştıran herkese gönülden teşekkür ediyoruz.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Deniz Göktaş’ı tutuklamak nedir biliyor musunuz?
Muktedir, 86 milyonun aklıyla alay ediyor. Zeki, akıllı, üreten yurttaşına, gencine düşmanlık yapıyor. Onun için varsa yoksa dalkavuklar.
Oysa mizahın görevi budur; siyasetçiyi de, iktidarı da, muhalefeti de eleştirir.
Vatandaşın kutsalı, sandık günü çok yakın. El mi yaman bey mi yaman göreceğiz.
Son söz Deniz’e: “Neşemizi çalamazlar ya!”
Gencecik bir komedyen Deniz Göktaş…
Kimseyi öldürmedi, saldırmadı, hırsızlık yapmadı, milletin hakkını yemedi.
Ak Parti’nin kara düzeninde bir gösteri yaptı diye hakkında soruşturma açıldı. Ama kaçmayıp ülkesine dönen Deniz, bugün “kaçma şüphesiyle” tutuklandı.
Karşımızda, kendinden olmayana nefretle muamele eden bir rejim var. Halkın rızasından vazgeçmişler, dünyadaki tüm otoriterlerin yaptığı gibi zorbalıkla milleti sindirmeye çalışıyorlar.
Millette huzur da refah da bırakmadılar.
Deniz, bu kara düzenin mağdurlarından sadece biridir.
Ama artık bir dönüm noktasındayız.
Ya bu kara düzene kul olacağız ya da hep beraber Atatürk’ten miras Cumhuriyetimizin kazanımlarını savunacağız.
“Neşemizi çalamayacaklar” Deniz…
Ya otokrasi ya demokrasi!
TURKEY/Freedom of Speech: Turkish stand-up comedian Deniz Göktaş was reportedly detained at Istanbul Airport days after a clip from his latest show criticizing President Erdoğan and touching on Islam went viral, drawing more than 6 million views on X.Turkey's laws criminalizing insults against the president and religious values have repeatedly been used to investigate artists, journalists and activists. Rights groups argue the legislation has become a tool to restrict free expression and silence dissent.#Turkey #FreedomOfSpeech #HumanRights #DenizGoktas
Deniz Göktaş'ın Kur'an'ı kastederek söylediği sözler üzerine...
1- En favori kitap...
2- Benim de favorim diyor.
3- Çevirisi başarısız diyor. Her çeviren başka türlü çeviriyor ve herkes başka seyler anlıyor diyor...
4- Son kitap denilmesi çok iddialı zira o dönemde kitaplar daha yeni yeni yazılıyor diyor. (Kur'an'a inanmadığını belirtiyor aslında)
5- 1200'lü yıllarda yine böyle bir kitap yazılmalıydı diyor. (Zira insan yaşamı çok değişti demek istiyor.)
6- Ama kitabın yazarı (İslam'ın Allah'ı) Kur'an'a son kitap dediği için yenisini göndermiyor, diyor.
7- Domuz da yeneyiversinler derken de yeni kitap gelseydi bu yasağı kaldırırdı ve başka pek çok yeni düzenleme yapılırdı iddiasında bulunuyor.
Bir inançsız olarak Deniz Göktaş'ın bunları söylemesi doğal degil mi?
Biz de inananlar olarak, yanılıyorsun Deniz, bu sözlerine kesinlikle katılmıyoruz, demeliyiz. Konu işte bu denli basit. Bunda soruşturma açılacak ne var?
Bir de kimileri çıkıp dinî konularda şaka yapılmaz diyor.
İyi de Anadolu halk kültüründeki dinî konularla ilgili yüzlerce fıkrayı nereye koyacaksınız? O fıkralar hâlâ anlatılmaya devam ediyor.
Buluttan nem kapar gibi her şakadan inanç krizi çıkarmak pek sağlıklı bir tutum değil. Zira bu, inanç zayıflığına delalet eder.
Mizahtan, kahkahadan korkuyorlar! Hakaret sayıyorlar!
Bu nedenle Deniz Göktaş'ın stand-up gösterisine adli işlem başlattılar.
Önce "milli güvenlik ve kamu düzeni" gerekçesiyle erişim engeli getirdiler. Sonra “dini değerler” kapsamında soruşturma açtılar.
Bu çelişki bile tek başına hukukun nasıl keyfileştirildiğini gösteriyor.
Üstelik gösteriyi salondaki yüzlerce kişi izledi. Kahkahalar kesilmedi. Alkışlar susmadı.
Gösteriden paylaşılan görüntüleri sosyal medyada milyonlar izledi.
Yani iktidarın asıl rahatsız olduğu şey, aslında o kahkahaların arkasındaki ortak duygu!
İktidar, hoşuna gitmeyen her söze sonradan gerekçe üretmek için kanunları keyfiyetiyle kullanıyor.
Oysa hukuk özgürlüğün güvencesidir, korkunun değil!
İktidar, yapılan mizaha millet güldüğü için korkuyor. Attıkları uzun nutukların bir cümleyle altüst edilmesi alkışlandığı için korkuyor.
Ama korkunun ecele faydası yok!
Mizah da gerçeklerin cesaretle dile getirilmesi de sürecek.
Susturamayacaklar!
@gurseltekin34 Şurada bir tane bile destekleyici yorum yok. Hamaset siyaseti ile insanları kandıracağını düşünen, koltuktan başka derdi olmayan, zavallı ve aciz bir zihniyetin çırpınışları bunlar. Tarihe bir utanç vesilesi olarak geçtiler, çocuklarına bıraktıkları bedbaht miras da cabası.
Köhnemiş, eskimiş, kaybetmeye alışmış siyaseti geride bıraktık.
Önümüze bakıyoruz.
Bugün bir bankın üstündeyiz ama milletin gönlündeyiz.
Saklayın o bankı.
İktidar partisinin genel başkanı olarak geleceğim, o bankın üstüne bir daha çıkacağım. Milletime sözümdür!
RÜMEYSA EKER Hk. SUÇ DUYURUSU
Kamuoyunda geniş yankı bulduğu üzere, Samsun/ Terme Belediyesi AKP Meclis Üyesi hadsiz Rümeysa Eker tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve Kemalistlere açıkça hakaret edilmesi nedeniyle yaptığımız kamu davası açılması talepli suç duyurumuzu basınımızın ve aziz milletimizin bilgi ve ilgisine sunarız.
@horia85 When I first came to Romania, a restaurant owner told me he'd serve me a special Romanian dish. I waited impatiently, super curious. Then he brought me "sarmale." I was like, dude, this is our dish 😅 He didn't know I'm from Turkey.
🔴#SONDAKİKA | Yaptığım haberler sonrasında:
Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya; VİZE RANDEVUSU konusunda İNCELEME yaptıklarını ve yeni tedbirlerin gündemde olduğunu belirttiler.
Fransız ukala diplomatlar bana 'Biz sisteme %100 güveniyoruz, yetersiz kanıt' diyordu.
Ancak bu iş burada oldu bittiye gelmeyecek. Bu işe bulaşmış 'KİM VARSA' tüm şahıslar ifşa olacak.
Sizlerden ricam [email protected] adresine bu tür randevu satanlarla görüşme yaptıysanız lütfen iletin.
Aylardır bu konunun üstünde çalışıyorum güzel gelşimeler yaşanacak inşallah. Burada bitmeyecek.