ikbal ve ayşenur için bu cümleleri söyleyen kadın yine katledilen, isyanımızda yaşayan kadınlardan birinin, sedef güler’in annesi gülizar anne. ülke gerçekten kocaman bir kadın mezarlığı. hiçbirini unutmadık, unutmayacağız.
Adı daha önce de iş cinayetleriyle gündeme gelen Manisa'nın Soma ilçesindeki İmbat Madencilik’e ait ocakta 1 Ekim'de meydana gelen göçükte beş işçi hayatını kaybetti.
Fayn, o işçilerinden biri olan 37 yaşındaki Kerim Ören’in Manisa’nın Kırkağaç ilçesinde düzenlenen cenaze törenini takip etti.
Evli ve iki çocuk babası olan Ören’in cenazesine binlerce kişi katıldı. 2010’lu yılların başından beri madende çalışan Ören’in oğlu Yaşar Ören cenaze töreni boyunca babasının tabutunun başından ayrılmadı.
Fotoğraflar: @alidnc4
Yarın ben de "Tanık-Şahîd-Witness" isimli 15 fotoğraflık bir belgesel fotoğraf serisiyle @denefhuvaj'ın küratörlüğünde @ifsak'ın 67. Sezon Açılış Sergisi'nde olacağım🎈
Aynı günde iki duruşma
Merve Altıntaş Capra: "Kadın ve çocuk işçi; asgari ücretin, sigorta priminin, servis ve tazminat yükünün tamamen devre dışı bırakıldığı, parça başı veya harçlık usulüyle çalışan en ucuz maliyet kalemidir."
https://t.co/wZyCTFZ4Y1
Ekim 2026 Türkçe sayımız yayımlandı
Değerli Jineps okurları,
Ekim 2026 Türkçe sayımızın yayımlandığını bildirmekten mutluluk duyarız.
İyi okumalar dileriz,
JİNEPS
https://t.co/ty2PoQUQuS
tahta göğüsleri büyütmeyi, batmak hakkına da çıkmak hakkına da sahip çıkmayı, başka türlü bir “yarın”ı düşlemeyi, korkmamayı bilmeyi, yaşamakta ısrar etmeyi… bunları Tante Rosa’dan öğrendim, Ela’dan, Oya’dan, Olcay’dan… tüm bunları ben Sevgi Soysal’dan öğrendim!
iyi ki doğdun!
İyi ki doğdun #sevgisoysal
(Sevgi Soysal Mamak’ta tutukluyken...)
Bugün ayın 13’ü. Mamak’ta, 13 Temmuz’da nikâhlanmıştık. Bir yıl oldu demek, bunları düşünerek volta atıyorum güneşin altında.
Kâzime kolumu çekiyor.
“Bak, aşağı yoldan Mümtaz geçiyor.”
Gerçekten, o kimselerin geçmediği, geçmenin yasak olduğu toprak yolda yürüyen Mümtaz’ın sanki, herhangi biryerde, rasgele yürüyormuş gibi bir havası var. O kadar gündelik bir tavır içinde.
Tutukevinde değilmişim de, balkondan bakıyormuşum gibi, o da aşağıda sokaktan geçiyormuş gibi.
Ama öyle değil. Ne ben balkondayım, ne de aşağısı sokak, geçilmesi kesinlikle yasak olan bir bölge.
Şaşkınlık ve sevinçle izliyorum Mümtaz’ın geçişini.
Şöyle bir bizim tarafa bakıp geçiyor. Kimse durdurmuyor onu, öylesine doğal geçişi, öylesine rasgele bir şey yapar gibi.
Bundan âlâ evlenme yıldönümü armağanı olur mu bana? O sevinçle giriyorum içeri.
Az sonra polis odasından çağırıyorlar.
“Avukatınız geldi.”
Gelen Doğan Tanyer. Tutuklulanan can yoldaşı. Doğan’ı görünce daha da artıyor sevincim.
Doğan’ın yüzü gülmüyor, hüzünlü hüzünlü bakıyor bana. Mavi gözleri dolu dolu, sıcaktan kurumuş bir demet çiçek bırakıyor masaya.
“Bunları Mümtaz gönderdi,” diyor.
“Teşekkürler.”
Bu koşullardaki bir evlilik yıldönümünden, daha fazla ne
beklenir? Mutluluğum artıyor. Doğan’a, Mümtaz’ın geçişini söylemiyorum, ne de olsa polislerden astsubaya dinleyicilerimiz kulak kesilmiş.
“Bugün evlilik yıldönümünüzmüş,” diyor Doğan, nedenini anlayamadığım hüznüyle.
“Evet.”
“Bugün Yargıtay’da müdafaan vardı. Hakkındaki hüküm kesinleşti. Tam da evlilik yıldönümünde...”
O an anlıyorum Doğan’ın hüznünü. Doğan avukatım olarak hakkımdaki kararı, o gün bozdurmayı ummuş bize bir yıldönümü armağanı olarak.
O sıralar böylesi umudun boşluğunu bile bile.
Ama Yargıtay kararı hiç ırgalamıyor beni, bugünlük sevinç payımı aldım.
Sadece, Doğan’ın üzüntüsü azalttı sevincimi. Yine de böyle dostla olmakla yetinilebilir bugünlerde.
Doğan gidiyor. Koğuşa gidiyorum, kızlar elimdeki çiçeklere bakıyorlar.
“Evlilik yıldönümümüz,” diyorum.
Mümtaz’ın geçişi, çiçekler. Koğuşta gırgır çıktı, içerde yıl dönümü kutluyoruz.
“Nikâhlanmasaydık daha mı iyiydi ne?” diyorum. “Mamak’ta kıyılan nikâhtan adama hayır mı gelir?” “Zaten bizim nikâh geçersiz sayılır, zor altında kıyıldığına göre...”
Yıldönümü şerefine gizli çay yapıyoruz. Koğuşta çay pişirmenin yolunu bulduk. Hela aralığında gizli gizli çay demliyoruz.
Koğuşun konusu, Mümtaz’ın geçişi. Fark ettiler mi?
Fark etmişlerdir.
Sevgi Soysal
Bütün Eserleri (Beş)
Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu
İletişim, 6. Baskı, Sayfa 202-203
Sevgi Soysal vs romanını küçümseyen İlhan Berk
Soysal ve Berk bir toplantıda rastlaşıyor.
Soysal heyecanla üzerinde çalıştığı "Yenişehir'de Bir Öğle Vakti"ni anlatıyor.
Berk ciddiye almıyor kitabı, hafiften dalga geçiyor.
Ve Soysal elindeki bardağı Berk'in kafasında patlatıyor!
Deniz Göktaş kürsüde;
“3 Temmuzdan beri kuyu tipi bir cezaevinde güneş görmeden, diğer tutukluların aksine sadece haftada 1 telefonla görüşerek başka hiçbir insan temasım olmadan hücredeyim.
Harbiyede kurduğum 4 cümle ile suçlanıyorum ve kurduğum cümle başına tam 22 gündür hücredeyim.
Yazan çizen insanlara bir otosansür sebebi olduysam tek endişem budur. Lütfen öyle olmasın bilin ki sözlerimiz tahminimizden çok daha etkilidir.
Suçlandığım toplam 4 cümle var. Ben bu cümleleri Harbiye’de beş bin kişiye ondan önce de 197 KEZ Türkiye’nin her yerinde 100 binden fazla seyirciye söyledim.
Hepsinde de kahkahadan ve alkıştan başka tek bir tepki almadım.”
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar,
Yarın, 28 Eylül Pazartesi, Çağlayan Adliyesi’nde saat 10:00’da duruşmam var.
88 gün sonra ilk kez kelepçeleneceğim ve araba kornası duyacağım. Kelepçeyi özlemediğim kesin, bakalım araba kornasını özlemiş miyim?
İyiyim. Güneş olmadan da yaşanıyormuş, güneş abartılmış bir balonmuş.
Biraz da cezaevinden havadisler: Sınıf atlama heyecanı var Karatepe’de mahallemize 2 özel jeti olan komşu taşındı. Herkes bir gecede radikal seviyede artan refah seviyesine uygun davranmaya çalışıyor. Ben de buna uygun olarak bu tweette “zengin derdi” sayılacak bir konu seçtim: Cezaevi ve müzik.
“Müziksiz yaşayamam” tipi bir insan hiç olmadım, hatta epey de yaşarım ama “müziksiz 88 gün yaşayamam” tipi bir insanmışım meğer. Rüyalarımdan birinde; tahliye olduğumu fark edince hemen Peyk açıyordum ama Peyk olmayan bir şey çalıyordu. Radyo ve Dream Türk var ama hep Peyk olmayan bir şey çalıyor.
Şimdi övmeye çekiniyorum; TRT 2’yi övdüm, son 1 aydır yok. Radyo 3 sağolsun, Gojira çaldı 1 saat. Böyle mucizevi anlar dışında pek seçenek yok. Bu yüzden bu yaşa kadar ergen inadıyla taşıdığım Türkçe pop alerjimi aşmam gerekti. Bu hafta savunmama hazırlanırken 24 saat boyunca Dream Türk açıktı. Sadece yan komşum Haluk Levent, Mamak Türküsü ya da Haziran’da Ölmek Zor çaldığında TV’yi kapatıp avluya çıkıyorum. Kuyu tipinin tek iyi yanı akustiği olabilir.
24 saat Dream Türk izlerseniz 4 kere Ezhel’i görebiliyorsunuz, özledik. Onun dışında Türkçe pop. Girl Band, Boy Band ve Karışık Band salgını var, herkes dikkatli olsun. Kalabalık ortamlara girmeyin, aniden bir koreografinin parçası olabilirsiniz.
Favorilerim:
Eypio & Sibel Can – Kıyamam
Mabel Matiz – Umrumdışı
Hücremde Mabel Matiz’in “Ben büyüttüm boy boy” dansını yaparken infaz koruma memuruna yakalandım. Bir kere de derbi günü MasterChef izlerken yakalanmıştım, iki etti.
Savunma öncesi gündemden uzaklaşmak için seçtiğim bu yumuşak konuyu burada yazdığım bir rap ile bitireyim. Sabah 9’da ekmek dağıtımı oluyor. Haftada birkaç gün de ekmekle birlikte poğaça veriliyor ve kruvasan neşesi yaşanıyor. O günler önce koridorda servis tezgâhının tekerleğinden çıkan sesler yankılanıyor. Sonra dağıtımı yapan memur bozacı gibi bir nağmeyle bağırıyor: “Ekmek ve poğaçaaaa”
(Fuat Ergin tarzı bir flow’la)
Ekmek ve poğaça Vaktimiz bolca Cicibebe olmasa Halimiz n’olcak Menü ful carbo Ne peynir ne yarım kadeh Doluca Haluk, Cem, Özkan, ben D Blok dört yapraklı yonca
Görüşmek üzere.
Keşif sonrası yaptığımız açıklamayı belediye yetkililerinin avukatı İrfan Öge provake etti!
‘’15 yaşında çocuklarınızı niye gönderdiniz'' diye utanmadan bize yöneltilen soru, ‘’15 yaşında çocukların çalıştırıldığı bir yer neden denetlenmedi, neden göz yumdunuz?’' diye sorumlulara yöneltilemiyor. Keşifte sorduğumuz sorular kesiliyor keşif sonrası yaptığımı açıklamaya karşı taraf istediği gibi provakasyon yapabiliyor.
Siz ne yaparsanız yapın bizler bütün sorumlular ceza alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz!
#DilovasıİçinAdalet
Anadillerimizde Jineps eylül sayısı yayımlandı
Anavatandan Adige Psale (АДЫГЭ ПСАЛЪЭ) ve Çerkes Heku (ЧЕРКЕС ХЭКУ) gazeteleriyle ortak sayımızı yayımladık. Eylül sayımızı 4 Kuzey Kafkas dilinde (Abazaca, Adigece, Çeçence, Osetçe) sayfalarla oluşturduk.
https://t.co/RZlks9sCpf