Bildiğiniz gibi Hayalet sessizdir ve ulumaz. Ancak ACOK Jon VII’de Jon ilk kurt rüyasını gördüğünde (Hayalet’i wargladığında), onun içindeyken ulur:
“Arka ayaklarının üstüne oturup başını kararmaya başlayan gökyüzüne kaldırdı; haykırışı orman boyunca yankılandı, uzun ve yas dolu bir çığlık.”
Jon suikasta uğradıktan sonra ağzından çıkan son kelime “Hayalet”tir. Yani Hayalet’i warglar. Zaten ADWD prologunda, wargların ikinci hayat için beden seçme teması buna altyapı olarak verilmiştir.
ACOK Jon VII’ye dönersek, Hayalet’in tek uluduğu an Jon’un onu wargladığı andır. Jon ölürken kurdunu wargladığı için, Hayalet ilk kez insanların önünde uluyacaktır; bu insanların dikkatini çekecektir, özellikle Melisandre’nin.
Ayrıca Jon öldükten sonraki Dany POV’unda, Dany acılı bir kurt uluması duyar. Mesafe çok uzak olsa da bu, Jon’un ölümünün bir sembolüdür. Aynı zamanda Dany’nin bunu hissettiği vurgulanırken, Hayalet’in uluduğunu da anlamış olabiliriz.
“Uzakta bir kurt uludu. Ses Dany’yi hüzünlendirdi ve kendini yalnız hissetmesine sebep oldu.”
Kendini yalnız hissettiğinde “ejderhanın üç başı var” görüsünü düşünüp onlara ulaşırsa yalnızlığını giderebileceğini düşünen Dany’nin, Jon öldükten ve o kurt sesini duyduktan sonra “kendini yalnız hissetmesi” gerçekten manidardır.
Braavos’ta ağaç sıkıntısı var yani bu yoğun bir odun ihtiyacı doğuruyor. Nöbetin de ağaçtan bol bir şeyi yok. Özgür Şehirler’de odun ticaretini şehri çevreleyen ormanları sayesinde Qohor üstleniyor, okey Braavos Özgür Şehirlerin en tasaklısı ama yine de rakibine kazandıracağına, bu işi nöbete kitler, borcunu da kapatmış olur.
Jon Kar Kayserilileri bile imrendirecek kadar iyi bir pazarlıkçıdır. Örneğin Nöbet’in en zor döneminde, Demir Bankası’ndan gelen Tycho Nestoris’ten kredi koparmakla kalmamış, üstüne üç gemisini de ödünç almıştır. Demir Bankası ile yaptığı anlaşma bahara kadardır; kışın ne kadar süreceğini bilmediğimiz için bu kredinin oldukça yüksek olduğunu tahmin edebiliriz. Bununla da yetinmez; Yabanılları içeri alırken yalnızca çocukları rehine almakla kalmaz, onların değerli eşyalarını da toplar ve bunları Demir Bankası’na kapora olarak kullanmayı düşünür. Ayrıca gözcülere daha fazla yemek verip, aynı miktarda yemek isteyen Yabanıllara yemeğin çalışanlar için olduğunu söyleyerek onlara günlük işleri kitler.
Stannis’in, Jon’la Yabanıllar’ın kullanımı üzerine yaptığı pazarlık sırasında söylediği o sözleri hatırlayalım:
“Ringa balığı satan kocakarı gibi pazarlık ediyorsun, Lord Kar. Ned Stark seni bir balıkçı kadından mı peydahladı?”
Son olarak kırmızı ringa balığı yani red herring edebiyatta; dikkatleri asıl önemli konudan veya sorudan uzaklaştıran yanıltıcı ipucu, sahte argüman veya konu saptırma taktiği olarak kullanılır. Yani bu seri içinde Jon’un annesi hakkında anlatılan hikayelerin yalan olduğuna dair bir gönderme olabilir..
Konusu acilmisken klasik fantezi kurgular disinda bisiler önereyim
Alışageldik (sword-and-sorcery) tarzini bastan asagı ugratan beş baglantılı fantastik öyküden olusan bir derleme olan Tales of Nevèryon serisini (4) siddetle öneririm.
🎉 ÇEKİLİŞ ZAMANI! 🎉
Diğer hesaplarım kapatıldığı için çekilişlere buradan devam edeceğim.
1 kişiye Buz ve Ateşin Şarkısı (Game of Thrones kitapları) hediye edeceğim.
Katılmak için:
Beni takip et
Bu gönderiyi beğen
RT at
Yorumlara bir arkadaşını etiketle
📅 Çekiliş sonucu: 31 Temmuz
Herkese bol şans! 🍀
Mario Lemina: "Victor, kulübü ne tarafa doğru götüreceğini biliyor. Hedefleri var ve o hedeflerin peşinden devam ediyor. Biz de onun yönlendirdiği yöne doğru gidiyoruz. Genç oyuncular da tecrübeli oyuncular da hepimiz bu hedefin peşinden gidiyoruz. Onun liderliğinde devam etmekten çok mutluyuz."
Öyleyse tekrar soruya dönelim: Bu oyun canon mı? Game of Thrones: The Mad King bütünüyle canon değildir; ancak bazı bölümleri kanona dâhilken bazı bölümleri değildir. Nitekim ilk raporlar, oyunun ve yaratıcı ekibin anlatmak istediği hikâyenin ihtiyaçlarının, ister eski ister yeni olsun, canonun her bir parçasına sadık kalma çabasının önüne geçtiğini gösteren ve açıkça canon dışı olan pek çok detaya dikkat çekiyor.
Oyunun temellerinden bazıları doğrudan George'tan geliyor. Sunduğu bazı ana yanıtlar, belki farklı bir biçimde de olsa, nihayetinde kendi eserinde de ortaya çıkacak gerçekleri yansıtıyor olabilir. Ancak bu temellerin etrafında oyun yazarı, yönetmen, oyuncular ve diğer iş ortakları bir drama inşa ettiler. Bu dramanın detayları, George röportajlar gibi yollarla aksini bizzat doğrulamadığı sürece ya da kitapların kendisi konuyu nihai bir sonuca bağlayana kadar, hayal gücüne dayalı dramatik bir yorum olarak değerlendirilmelidir.
....
George'un bizimle birlikte kaleme aldığı Buz ve Ateşin Dünyası (The World of Ice and Fire) ve Ateş ve Kan (Fire & Blood) eserlerinin her ikisi de canonik çalışmalardır; ancak bu kitaplar kurgusal evrenin içindeki kişiler tarafından yazılmış tarih anlatıları olarak sunulur. Yazarları yanılıyor olabilir, hatta taraflı tutumları ya da politik gereklilikler sebebiyle kasıtlı olarak okuyucuyu yanıltıyor da olabilirler (sa Üstat Yandel). Bilgi eksikliği yaşayabilir, detayları atlayabilir, güvenilmez tanıklıklara dayanabilir ya da sadece yanlış sonuçlara varabilirler. Bu durum, söz konusu iki kitabın kurgusal tasarımının bir parçasıdır; çünkü bu yaklaşım metinlere büyük bir çeşitlilik katmakla kalmamış, aynı zamanda George'a, üstatların gerçeğin tamamını bilmediğini (ya da paylaşmamayı seçtiğini) ileride ortaya çıkarma esnekliğini de bilinçli olarak tanımıştır.
Hornwood mirasını çok seviyorum. Larence Snow’un, Halys Hornwood‘un hayatta kalan tek oğlu olarak meşrulaştırılıp Hornwood toprakları Bolton rejiminden geri alındığında lord ilan edilmesini isterim. Leobald Tallhart, eşi Berena Tallhart Halys Hornwood’un kız kardeşi olduğu için mirasın kendi çocuklarına geçmesini istiyor ama Tallhart soyunun da mevcut durumu ortada. O yüzden onları işin içine katmadan Larence üzerinden gitmek bana daha mantıklı geliyor.
Ne anlatıyor bu adam diyorsanız; evreni bilen 3-5 kişiyle oturup böyle niş konuları konuşuyorsun, mis gibi muhabbet dönüyor. Tweeti görenlerin çoğu Larence’ı görünce kim bu orospunun doğurduğu diyip geçti misal. Azor Ahai kehanet falan konuşunca kitabı okumayanlar da dahil herkes salça oluyor. Herkesin bi fikri var amk konusunda. O yüzden Murat’a katılıyorum, büyü ve kehanet mevzusu umumi tuvalet gibi. Buralardan devam biz abi marjinaliz minör severiz (bugün oyundan dolayı büyü kehanet falan zırvaladık ama olur o kadar)
Asoiafta büyü ve kehanet bence serinin en moral bozucu ve zevksiz kısmı. Bence serinin bel kemiği olan karakterlerin dinamikleri ve motivasyonu entrikalar, savaşlar, ihanetler fln bunları daha çok seviyorum.